İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka tecavüzü davasında davacı, maddi ve manevi tazminat talep ederken, davalı kasıt olmadığını ve takas yoluyla gelen iki ürünü savunuyor.
Özet: Davacı, davalının markasına ait taklit ürünlerin ticaretini yaparak marka hakkını ihlal ettiğini ve itibarını zedelediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL manevi ve şimdilik 1.000 TL maddi tazminat talep etmiş; ayrıca ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle lisans bedeli üzerinden tazminat hesaplanmasını istemiştir. Davalı ise taklit ürün satışı iddialarını reddetmiş, söz konusu ürünlerin müşterilerden takas yoluyla alındığını, kasıtlı bir marka ihlali olmadığını, delil tespit raporunun kesin olmadığını ve müvekkilinin basiretli bir tacir olarak hareket ettiğini, zararın soyut olduğunu savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2025/184 EsasKARAR NO : 2026/93DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)DAVA TARİHİ : 22/10/2025KARAR TARİHİ : 01/09/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde; TBK 49, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7., 30., 149., 151. Maddesi çerçevesinde; fazlaya ait talepler saklı kalmak kaydıyla; manevi tazminat talepleri yönünden şimdilik 50.000 TL'nin (elli bin Türk Lirası) haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini, TBK 49, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7., 30., 149., 151. Maddesi çerçevesinde; bu aşamada tespitinin mümkün olmaması sebebiyle belirsiz alacak davası niteliğinde olması göz önünde bulundurularak, ticari defter ve kayıtlarının incelenerek; şirketin, taraflar arasında bir lisans sözleşmesi olması halinde ödenmesi gereken lisans bedeli üzerinden tazminat hesaplaması yapılmasını, işbu hususların tespiti için ITO'ya müzekkere yazılmasını, fazlaya ait talepler saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 1.000 TL (bin Türk Lirası) maddi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ile yasal vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına vekâleten karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ... 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ...Değişik İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundaki tespitleri dayanak göstererek müvekkili şirketin ''...'' markasının taklitlerinin ticaretini yaptığını, markanın izinsiz kullanıldığını ve taklit ürün satışına sürekli olarak devam ettiğini iddia etmişse de, öncelikle delil tespiti olan bu dosya kesin delil niteliğinde olmadığından bu dosyada yapılan keşif ve incelemenin sayın mahkemenizce hükme esas alınmamasını talep ettiklerini, Davacı tarafın, müvekkil şirketin sürekli olarak davacı markasına ait taklit ürünlerin ticaretini ve satışını yaptığına yönelik algı yaratan tüm beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, şirket, ... gibi belki de dünyanın en yoğun kuyum alışverişlerinin gerçekleştiği noktada konumlanan ve bu konuda faaliyet gösteren bir firmadır. Dolayısıyla her gün çok fazla sayıda müşteri ile muhatap olmakta ve ticari işlem gerçekleştirdiğini, Satılan ürünler karşılığı nakit para alınabileceği gibi satılan ürünün değerini karşılayan bir ürün ile takas usulü ile işlem yapılması da söz konusu olabilmektedir. Davaya konu edilen ve davacının taklit edilerek ticaretinin ve satışının yapıldığını iddia ettiği yüzük takas yolu ile müşteriye satılan ürün karşılığı olarak müvekkil şirket tarafından teslim alındığını, ürünler, müvekkil şirket tarafından satışa konulmamış olup davacı tarafın mahkeme kanalıya gelmiş olması sebebi ile kendilerine teslim edildiğini, müvekkilinin bu 2 yüzüğü taklit etmek suretiyle satışa sunduğuna ilişkin davacı iddiaları haksız ve hukuka aykırıdır. Delil tespiti dosyasında yapılan tespitleri kabul anlamına gelmemek kaydı ile, bu dosyada yapılan yerinde incelemede yalnızca 2 adet yüzük bulunmuştur. Başka bir markanın itibarından faydalanma saiki ile hareket edecek olan bir şirketin bu markaya ait ürün satışını yalnızca 2 adet yüzük ile sınırlamayacağını, Davacı tarafın markasını ihtiva eder 2 adet yüzük haricinde hiçbir ürünün müvekkil şirket bünyesinde bulunmuyor oluşu müvekkil şirketin bu ürünleri üretmediğini ve takas yolu ile almış olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.29'da marka tecavüzü fiilleri sınırlı olarak sayılmış olup bu fiillerin varlığı için kasıt veya en azından basiretli tacire aykırı bir ihmal şarttır. Tecavüz fiilinin varlığı için markanın ayırt edilemeyecek benzerliğinin ve kasıt unsurunun somut delillerle kanıtlanması zorunludur. Tecavüz fiilinin cezai sorumluluk için kasıt gerektirdiği gibi, hukuki sorumlulukta da basiretli tacir ilkesine aykırı bir davranışın ispatı şarttır. Müvekkil şirket davalıya ait ürünleri üretmediği ve tedarik etmediği gibi takas yolu ile müşteriye satılan ürünün karşılığı olarak almıştır, başka bir anlatımla satıldığı iddia edilen ürün aslında hurdadır. Kaldı ki tecavüz fiilinin varlığı için somut zarar ve kasıt unsurlarının bir arada aranması gerekmektedir. Mevcut dosyada müvekkilin kastı olmadığı gibi zararınında olmadığını, davacı, dava dilekçesinde müvekkil şirketin davacı markasının bilinirliği ve tanınırlığından yararlanmak amacıyla kötüniyetli olarak davacıya ait markanın amblem ve logosunun bulunduğu taklit nitelikte ürün satışının yapılmış olmasının davacı markasının itibarını zedeleyerek markanın değerini düşürdüğünü, marka hakkına zarar verilmiş olduğunu iddia etmişse de davacının markanın değerinin düştüğüne yönelik zarar iddiası soyut nitelikte olduğunu, davacı, markanın değer kaybettiğine, tüketicilerin yanıltıldığına ve müvekkilin yüksek kazanç sağladığına dair herhangi bir somut delil dosyaya sunmamıştır. Varsayıma dayalı değer kaybı iddiasının hukuki mesnedi bulunmamaktadır. Kabul anlamına gelmemek kaydı ile sadece 2 adet yüzükle marka değerinin düşmüş olması hayatın olağan akışını da aykırı olduğunu, davacının, müvekkil şirketin kötüniyetli olduğuna yönelik iddiasının da kabulü mümkün değildir. Yukarıda açıklamış olduğumuz üzere 2 adet yüzüğü takas yolu ile teslim almış olan müvekkil şirketin bu ürünlerin orijinal olup olmadığını bilmesi mümkün olmadığını, Ürünlerin orjinal olup olmadığına ilişkin bir bilgisi ve görgüsü olmayan müvekkilin kati suretle marka hakkına iltibas kastı bulunmadığını, markanın taklit edildiğini bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen müvekkil şirket, bu yüzükleri direkt olarak kullanıcısından takas yolu ile teslim almış, başka bir markaya aitliğe ilişkin bir kutu içerisinde veya benzer bir yan ürün ile birlikte teslim almamış olması sebebiyle taklit ve iltibas şüphesine düşmediğini, ürünün altın olarak değerini dikkate alarak işlem gerçekleştirdiğini, Müvekkil tespit davacı şirkete ait markaya ihtiva kastı ile hareket etmemiş, bu ürünleri üretmemiş, taklit etmediğini, müvekkil şirket mücevherat sektöründe faaliyet göstermektedir. Farklı sektörlerdeki kullanımlarda iltibas tehlikesinin düşük olduğu ve kasıt unsurunun somut delille ispatlanması gerektiği açıktır. Basiretli tacirin özen yükümlülüğünün sınırlarının, sektör farkı ve iyi niyet hallerinde dar yorumlanması gerekmektedir. Müvekkil takas yolu ile almış olduğu ürünün taklit olduğunu bilmemekle birlikte Versace'nin kuyum sektöründe faaliyet gösterdiğini de bilmemektedir zira Versace markası ise ağırlıklı olarak tekstil ve moda alanında kullanılan bir markadır, kuyum sektöründe bilinmediğini, Dolayısıyla müvekkil şirketin bilerek ve kasıtlı olarak Versace markasından yararlanmak istemesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı taraf markaya tecavüz fiilinin gerçekleştiği iddiası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşsa da, müvekkil şirket tarafından ürünlerin takas yolu ile alınmış olması sebebi ile markaya tecavüz fiili gerçekleştirilmemiştir. Kaldı ki, davacı tarafça, bu 2 adet yüzüğün müvekkil şirket tarafından üretildiğine ilişkin her hangi bir somut delil dosyaya sunulmadığını, davacının bu yönde asılsız ve soyut iddialar ile tazminat talebinde bulunması açıkça kötüniyetli ve haksız olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen hukuka aykırı iddia ve beyanları kabul etmek mümkün olmadığı gibi iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde gerçeği yansıtmayan bir kısım vakıalar ileri sürerek tazminat talep edilmesi hakkaniyet ile de bağdaşmadığını, haksız davanın reddi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesi gerektiğini, beyan ve talep etmiştir.Davacı vekilinin mahkememize sunduğu 21/08/2026 tarihli dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı taraf dava dışı sulh olduğundan davadan feragat ettiklerini yargılama gideri ve vekâlet ücreti taleplerinin bulunmadığını, dosya ile ilgili feragat istemleri yönünde karar verilmesine yer olmadığında dair karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür.Davalı vekilinin mahkememize sunduğu 21/08/2026 tarihli dilekçesi ile; davacı tarafça, müvekkil şirket yönünden davadan feragat edildiğini, feragati kabul ettiklerni, feragat nedeni ile herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını bildirir, müvekkil yönünden davanın reddi ile dosyanın kapatılmasına karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür.DELİLLER VE GEREKÇE :Uyuşmazlığın; SMK'nın 149. maddesine ve TTK'nın 54 vd. maddelerine dayalı olarak marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307.maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 21/08/2026 havale tarihli dilekçe ile davalı vekili tarafından sunulan 21/08/2026 davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, feragat yargılamanın ilk celseden önce vuku bulduğundan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının 1/3'ü olan 244,00-TL'nin peşin yatırılan 870,96-TL den mahsubu ile bakiye 626,96-TL fazlalık harcın aynı Kanunu'nun 31. maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı vekilinin talebi bulunmadığından vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına,5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile, başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.01/09/2026Katip ...¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır