Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde ofis mobilyaları sektöründeki şirketin marka YİDK kararının iptali ve hükümsüzlüğü davasına ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Bu gerekçeli karar, uzun yıllardır ofis mobilyaları sektöründe faaliyet gösteren davacı şirketin, davalının "Deltaaks" ibareli marka başvurusu nedeniyle Türk Patent ve Marka Kurumu kararının iptali ve davalı markasının hükümsüzlüğü talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, davalı markasının kendi tescilli markaları ve ticaret unvanı ile yüksek derecede benzerlik ve karıştırılma ihtimali yarattığını, kötü niyetle tescil edilmek istendiğini iddia ederken, davalılar marka başvurusu kapsamındaki sınıfların farklılaştığını, benzerlik veya kötü niyet bulunmadığını, kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/356 Esas - 2025/434
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/356 KARAR NO : 2025/434....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 16/08/2024KARAR TARİHİ : 22/10/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 22/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin 1972 yılından beri faaliyet gösterdiği ofis mobilyaları sektörünün öncülerinden olduğunu, davalı şahsın .... sayılı “deltaaks furnuture ....” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın kısmen reddedildiğini, ret kararına karşı yapılan müvekkili itirazını.... .... sayılı markaları ile ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, dava konusu markanın müvekkili markaları ile iltibas yaratacağını ve ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalı şahıs aleyhine ..... sayılı dosya ile marka hakkına tecavüz konulu dava ikame edildiğini, söz konusu dava kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda müvekkili lehine görüş bildirildiğini, dava konusu markanın müvekkili markalarının tescilli olduğu sınıflarla aynı/benzer sınıflarda başvuruya konu edildiğini, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma riskine maruz kalacağını, müvekkili şirketin “...” hakim unsurlu ticaret unvanının 11.03.1994 yılında tescil edildiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanın benzer şekilde kullanılmasının kanuna aykırı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından açılan ....dosyasında davalının müvekkili markasına tecavüz ettiğinin tespit edildiğini, söz konusu kararın henüz kesinleşmediğini beyanla; .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu marka başvurusu ile davacının mesnet markası kapsamında ortak olarak bulunan 35. sınıftaki hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartıldığını, başvuru kapsamında kalan malların davacı markası kapsamında bulunmadığını, davacının tanınmışlık iddiası bakımından dava konusu marka başvurusu kapsamında kalan emtianın davacı markalarının çıkarlarına zarar vermesi ve itibarından haksız yararlanması ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispat edemediğini, kurum kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde özetle; müvekkilinin yurt içinde ve yurt dışında tanınmış ve saygınlığı olan bir iş adamı olduğunu, müvekkilinin “deltaaks mobilya aksesuarları” markasının ticari pazarda tanındığını ve bilindiğini, müvekkilinin marka başvurusunun kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu, kullanılan renklerin, harflerin, kelimelerin, yazı stilinin farklı olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının kötü niyetli olarak davalar açtığını, davacının açtığı ... sayılı markalarının farklı markalar olduğunu, davacının iddialarını destekler nitelikte delil sunamadığını, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ..... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikine, dava konusu .... sayılı marka başvurusu, 06 / 17 / 20 / 35. sınıflar için tescil edilmek üzere 08.06.2022 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu tescili talep olunan tüm sınıflar yönünden 27.06.2022 tarihli 399 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davacı şirketin yayıma itirazı .... sayılı karar ile kısmen kabul edildiği, "Sınıf Kodu 35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için kapak makası, frenli kapak makası, metal dübel, vidalar, somunlar, metal askı elemanları, karyola demir sacları, metal gizli raf tutucu, metal etejerler ve metal raf tutucular, metal flanşlar ve boru flanşı , metal askı kancaları, metal askı boruları, beşik sallama aparatı ve mekanizması, metal kravatlık , metal mobilya tekerlekleri, metal yatak tekerlekleri, çiviler , metal kulplar, menteşeler, metal çekme kolları, metal klipsler, metal tapalar (mobilyalar için), metal sürgü sistemleri, metal çekmece rayları, metal raf altlığı, metal gövdeli minifix, minifix mili, metal dübeller, metal köşe bağlantı elemanları, metal raf pimleri, metal ayaklar, allen somunları , dübelli karyola demiri sacı, hareketli mil, karyola başlık birleştirme sacı takımı, karyola demiri, metal açılı çektirme elemanları (mobilyalar için), frenli kapak makasları , kilitli kapak makasları , metal sağ sol klavuzlar, metal kapı tokmakları, kapı emniyet kelepçesi, çekme kolları, metal kapı tamponları, metal olmayan sürgü sistemleri, çekmece rayları, raf altlığı, minifix gövde, dübeller, kapaklı köşe bağlantı elemanı, masa /köşe bağlantı aparatı, vantuzlu /pvc / plastik raf pimleri, çivili /vidalı plastik başlıklı raf pimi, teleskobik raylı askılar, plastik mıknatıslı kapak çıt çıtı, plastik kilitli gömme raf pimi, plastik şerit dübel, plastik kavalye, ayna tırnağı, plastik köprü bağlantı elemanı, plastik kapaklı metal gönye bağlantı elemanı, plastik köşe bağlantı elemanı, klipsler, plastik ayaklar, plastik ayakkabılık aparatı, plastik flanşlar, plastik masa menteşesi , plastik açılı çektirme, plastik kafalı bul bağlantı elemanları , ayna tırnağı , plastik köşebent bağlantı elemanı, plastik ayaklar (baza ve masalar için) baza papucu, plastik klipsler, baza takozu, kanallı baza papucu, Plastik tapalar, yapışkanlı keçeler, yapışkanlı tapalar, yapışkanlı plastik cam altlıkları, kapak stopları, kapı ve kapı kolları stopları, kol tamponları, duvar tamponları , yapışkanlı ses stoperleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" marka başvurusu kapsamından yukarıda verilen hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, kararda benzer bulunan marka, .... sayılı markadır. Kullanım ispatı talep edilen markalar bakımından “Marka, kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır.” şeklinde karar verildiği, davacı şirketin markalar dairesi kararına itiraz ettiği, itirazlarının nihai olarak .... kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Kullanım İspatı Bakımından Değerlendirme Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1) ve aynı sebeple açılan hükümsüzlük davalarında, davaya gerekçe olarak gösterilen markanın, davaya konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde ve/veya dava tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, başvuru/dava tarihinden önceki 5 yıl içinde itiraz gerekçesi markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Dolayısıyla somut olayda benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen hükümsüzlük talebi bakımından, dava tarihinde, hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markaların en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanıldığının ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından sunulan delillerin, gerekçe olarak gösterilen markaların tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. Mevzuatta “ciddi biçimde kullanma” kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir. Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek mahiyette bir benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirmesine geçmeden önce, “kullanmama def’i” yönünden inceleme yapılacaktır. Zira kullanımı ispatlanamayan markanın, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün değildir. -YİDK karar iptali davası bakımından; Davalı şahsın,... tescil numaralı gerekçe markaların kapsamında yer alan tüm mal/hizmetler bakımından “kullanmama def’i”nde bulunduğu, Somut olayda davalı şahsa ait dava konusu..... sayılı markaların tescil tarihi üzerinden 5 yıl geçmiş olduğundan, bu gerekçe ile davalı şahsın ilgili markalar yönünden “kullanmama def’i” ileri sürebileceği, Davacı taraf .... sayılı markalarını kullandığını ispatlamalıdır. Davacı şirket, itiraz aşamasında bir kısım delilleri dosyaya kazandırmıştır. Davacı tarafça itiraz aşamasında dosyaya deliller incelendiğinde; sunulan belgelerin önemli bir kısmının ispatlanması gereken tarih aralığına ait olmadığı, bir kısmının okunamayacak derecede kalitesiz olduğu, bir kısmında tarih bulunmadığı, bir kısmının ise farklı bir markaya ilişkin olduğu, dosyada yer alan belgeler arasında yalnızca 2018 tarihli 6 adet faturada “...” ibaresine yer verildiği görülmektedir. İşbu 6 adet fatura, kullanımın ispatlanacağı tarih aralığına ilişkin olmakla birlikte, söz konusu 6 adet faturanın sayıca az olması ve yalnızca kısa bir döneme ilişkin olması sebebiyle, markanın anılan dönem içinde ciddi biçimde kullanıldığını ispata elverişli nitelikte olmadığı, ilgili markaların kullanımının ispatlanamadığı kanaatiyle değerlendirme yapılacak ve .... sayılı markalar, değerlendirme dışı bırakılmıştır. Davacı adına tescilli.... sayılı marka, kullanım ispatına tabi olmadığından, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (....) kararının iptali istemine ilişkin dava bakımından, yalnızca işbu marka, emtia benzerliğinin değerlendirilmesinde dikkate alınacaktır. Hükümsüzlük davası bakımından; Davalı şirketin cevap dilekçesinde, davacıya ait.... sayılı markaların kullanılmadığını iddia ettiği tespit edilmiştir. Somut olayda, dava tarihi 16.08.2024 olup, davacıya ait .... sayılı markalar, dava tarihinde en az 5 yıldır tescillidir. Dolayısıyla, işbu markalar hakkında kullanım ispatı talep edilebilir. Davacı taraf, .... sayılı markalarını, hem 16.08.2019-16.08.2024 tarih aralığında hem de (dava konusu markanın başvuru tarihinden önce) 08.06.2017-08.06.2022 tarih aralığında kullandığını ispatlamalıdır. Davacı taraf, dava aşamasında ....” markası kullanılmakta olup, faturalara konu ürünler, çeşitli ofis mobilyalarıdır. Davacının kullanım ispatına tabi markalarından, .... sayılı “... ofis” ibareli marka, 20. Sınıf emtiada tescilli olmakla birlikte, marka kapsamında “ofis mobilyaları” emtiası bulunmamaktadır. ...sayılı “...” ibareli marka, 35. Sınıfta tescilli olup, marka kapsamında “ofis mobilyaları” emtiası bulunmamaktadır. ... sayılı “... ofis” ibareli marka, 20. Sınıf emtiada tescilli olmakla birlikte, marka kapsamında “ofis mobilyaları” emtiası bulunmamaktadır. ... sayılı “...” ibareli marka, 35 ve 37. Sınıfta tescilli olup, marka kapsamında “ofis mobilyaları” emtiası bulunmamaktadır. .... “... ....” ibareli marka, 20 ve 37. Sınıfta tescilli olup, marka kapsamında “ofis mobilyaları” emtiası bulunmamaktadır. .... “....” ibareli marka, 20 ve 37. Sınıfta tescilli olup, marka kapsamında “ofis mobilyaları” emtiası bulunmamaktadır. Sonuç olarak, davacı taraf “...” ibareli markayı “ofis mobilyaları” emtiasında kullanmakla birlikte, kullanım ispatına tabi markalar, “.... sayılı markalar hakkında, kullanım ispatı talep edilmediğinden, hükümsüzlük davası bakımından, yalnızca işbu markalar, emtia benzerliğinin değerlendirilmesinde dikkate alınmıştır. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği TÜRKPATENT Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 06, 17 ve 20. Sınıfta tescillidir. Davacıya ait .... sayılı marka, 35 ve 37. Sınıf hizmetlerde, 2021 182411 sayılı marka ise 09, 35 ve 41. Sınıfta yer alan bir kısım mal ve hizmetlerde tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 20. Sınıf emtia, davacıya ait .... sayılı marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir” hizmeti ile benzer mal ve hizmetlerdir. Zira dava konusu marka kapsamında yer alan ürünler, nalburiye eşyası, mobilya bağlantısı niteliğinde ürünlerdir. İlgili mal ile bu malların satışı hizmeti arasında tamamlama niteliği bulunmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan 06 ve 17. Sınıf emtia ise, davacıya ait 2017 105914 sayılı marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası, mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları nın bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir” hizmeti ile benzer mal ve hizmetlerdir. Zira bu emtiaların tamamı aynı sektörde birbirini tamamlayan emtialardır. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı ; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Davaya konu marka başvurusu, “....” ifadesi, “mobilya aksesuarları” anlamına gelen İngilizce bir tamlama olup, dava konusu markanın kapsadığı emtialar bakımından tanımlayıcı niteliktedir ve bu yönüyle tali unsur olarak değerlendirilmelidir. Dava konusu markanın esas unsuru olan “...” ibaresi, .... çevrimiçi sözlüğünde “Yunan alfabesinin dördüncü harfi” ile “Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız” şeklinde tanımlanmakta olup, yazıldığı gibi okunmakta ve soyut, ayırt edici bir nitelik taşımaktadır. ....” ibaresi ise Türkçede, özellikle hareketli mobilya parçalarında (örneğin baza mekanizmaları, çekmece sistemleri, döner ayaklar veya tekerlekli parçalarda) dönme veya hareket aktarma işlevi gören parça anlamında teknik bir ifadedir. Sonuç olarak, “....” ibaresi de mobilya sektöründe hareketli parçalarda kullanılan teknik bir terim olması nedeniyle, başvuru kapsamındaki emtialarla doğrudan ilişkilidir ve tanımlayıcı mahiyet taşımaktadır. Bu çerçevede, markada ayırt edici nitelik taşıyan esas unsurun “...” ibaresi olduğu, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtia ile benzerlik taşıyan emtiaların yer aldığı, davacıya ait .... sayılı marka ise düz yazı şeklinde yazılmış “... MOBİLYA” ibaresinden oluşmaktadır. “Mobilya” ibaresi, “Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad; möble:” anlamı taşıması nedeniyle, dava konusu emtia bakımından tanımlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla davacıya ait ....sayılı markanın esas unsuru “...” ibaresidir. Davaya konu ....” ibareleri ise sırasıyla İngilizce ve Türkçe karşılıkları olup, kapsadıkları mallar bakımından tanımlayıcı olduklarından görsel etki açısından tali konumdadır. Aynı şekilde “....” ibaresi de teknik anlamda emtia ile doğrudan ilişkili olup, ayırt edici bir işlev üstlenmemektedir. Dolayısıyla, davacı markası ile dava konusu marka başvurusu, görsel açıdan benzerdir. İşitsel açıdan da her iki marka “...” ibaresi ile başlamaktadır. İlk kelimenin markanın telaffuzunda en belirleyici unsur olduğu dikkate alındığında, tüketicinin zihninde benzer bir izlenim bırakmaları kaçınılmazdır. “.... ibareleri, farklılık oluştursa da tanımlayıcı nitelikteki bu unsurlar tüketici nezdinde markaları ayırt etmeye yeterli nitelikte değildir. Her iki markada da “...” ibaresi esas ve ayırt edici unsur olarak yer almakta olup, soyut ve tekil bir anlam taşıması nedeniyle tüketici nezdinde markaların aynı ticari kaynağa ait olduğu yönünde bir çağrışım doğurabilir. “...” ibareleri ise aynı sektöre işaret eden, tanımlayıcı ibarelerdir. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı şirkete ait .... sayılı marka, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerdir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Davanın konusunu oluşturan 06., 17. ve 20. sınıflarda yer alan kapak makasları, menteşeler, dübeller, bağlantı elemanları, raf tutucular, stoperler, çekmece rayları ve benzeri ürünler, genellikle teknik bilgi ve montaj becerisi gerektiren nitelikte olup, ortalama tüketici kitlesi; mobilya üreticileri, yapı malzemesi tedarikçileri, montaj ve teknik servis ekipleri gibi sektörel profesyoneller ile yarıprofesyonel ve teknik bilgiye sahip bireylerden oluşmaktadır. Özellikle metal esaslı 06. sınıf ürünleri profesyonel kullanıcılara hitap ederken; 17. ve 20. sınıflarda yer alan yapışkanlı, plastik veya kolay monte edilebilir nitelikteki ürünler bakımından bireysel tüketiciler de ortalama tüketici kitlesi içerisinde yer almaktadır. Dolayısıyla söz konusu ürün grupları açısından ortalama tüketici, ilgili sektörde tecrübesi bulunan, teknik yeterliliğe sahip ve ürünlerin kullanım alanları ile işlevsel farklarını ayırt edebilecek düzeyde bilgi sahibi kişilerdir. Sonuç olarak; davacıya ait 2017 105914 sayılı marka kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetler ile dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtianın benzer mal ve hizmetler olduğu, davacıya ait 2017 105914 sayılı marka ile dava konusu marka başvurusunun esas unsurun ayniyet taşıdığı, her iki markanın da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin, dava konusu marka kapsamında yer alan ürünler bakımından ayırt edici niteliği sahip olduğu, buna karşın gerek dava konusu marka kapsamında yer alan “....” ibaresinin markaları farklılaştırmadığı, zira bu ibarelerin tanımlayıcı olduğu, somut uyuşmazlık bakımından tüketicinin farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, somut olayda dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Tanınmışlık iddiaları, Davacı tarafça gerekçe gösterilen markanın tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, Kötü niyet iddiaları, Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığı, Davacıya Ait Ticaret Unvanı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi, 6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenmelidir. Davalıya ait markanın esaslı unsuru, tüketici nezdinde marka algısı yaratan kısmı “...” ibaresidir. Davacıya ait ticaret unvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsuru “...” ibaresidir. Bir diğer ifade ile, dava konusu marka başvurusunun esas unsuru ile davacı şirketin ticaret unvanının ayırt edici unsurunun da ayniyet taşıdığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı, Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Markalar arasında tüm emtialar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatlerine varıldığından ticaret sicil dosyası bakımından ayrıca başkaca bir araştırmaya gidilmesine gerek görülmemiş, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne,....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 12.283,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22.10.2025 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf :2.048,10.-TL Bilirkişi Ücreti :10.000,00.-TL P.P : 235,00.-TL TOPLAM :12.283,10.-TL