Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin nişasta ve bitkisel yağ satışından kaynaklanan fatura alacağına dayalı icra takibine itirazın iptali davasında verdiği gerekçeli karar.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin davalıya ticari satışlardan kaynaklanan 626.356,00 TLlik ödenmemiş fatura alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği bir davayı özetlemektedir; davacı ürünlerin teslim edildiğini savunurken, davalı borcu ve teslimatı reddederek zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini iddia etmekte ve dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalının ticari defter ve belgelerinin temin edilemediği belirtilmektedir.

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/266 Esas - 2026/643
T.C.Ankara Batı2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARTÜRK MİLLETİ ADINAESAS NO : 2025/266 KARAR NO: 2026/643HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ:DAVALI :VEKİLİ :DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 24/04/2025KARAR TARİHİ : 10/09/2026K. YAZIM TARİHİ : 21/09/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA :Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili .......Ticaret Anonim Şirketi'nin davalı şirkete nişasta ve bitkisel yağ satışı gerçekleştirdiğini, ürünlerin teslim edildiğinin e-irsaliye onayları ve cari hesap kayıtları ile sabit olduğunu, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine ....... Esas numaralı dosya ile Kahramankazan İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın yetkiye ve borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, icra takibinin faturaya dayalı olması sebebiyle genel yetkili mahkemelerin yanı sıra alacaklının yerleşim yerinde de takip yapılabileceğini, davalının itirazının takibi durdurmak amacıyla yapıldığını, tarafların tacir olması sebebiyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Kahramankazan'da Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmaması nedeniyle Ankara Batı Adliyesi'nin yetkili ve görevli kılındığını, müvekkilinin alacağının garanti altına alınması amacıyla davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğunu, Ticaret Mahkemesi nezdinde görülmesi gereken davada zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, TTK'nın 89. maddesi uyarınca cari hesap sözleşmesinin yazılı yapılması gerektiğini, fatura içeriğindeki malların müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davacının teslim olgusunu ispatla yükümlü olduğunu, faturaya dayalı alacak davalarında akdi ilişkinin ispat külfetinin alacaklı tarafta bulunduğunu, HMK'nın 200. maddesi gereği teslimin yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafın teslim savunmasına ilişkin tanık dinletilmesine muvafakat edilmediğini, faturaların mallar gönderilmeden düzenlendiğini, ticari ilişki güveni nedeniyle faturalara itiraz edilmediğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/8604 Esas ve 2017/3054 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere alacaklının teslimi yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu beyan ederek, davacının haksız icra takibi nedeniyle İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER :Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 05/10/2025 ve 13/02/2026 tarihli bilirkişi raporları, yemin ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE :Dava, faturadan kaynaklı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı (alacaklı) şirket vekili tarafından davalı (borçlu) şirket aleyhine 21/02/2025 tarihli ödeme emri ile 626.356,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı vekilinin 27/02/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 24/04/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği faturadan kaynaklanan toplam 626.356,00 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır.Davalı şirket ticari kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 05/10/2025 tarihli raporda ;"...Davalı ...... Sanayi İçve Dış Ticaret Limited Şirketi’nin yetkilisi ve mali müşavirinden davalı firmanın Kanuni Defter ve belgeleri temin edilememiş, davalı taraf ticari defterleri üzerinden herhangi bir tespit yapılamamış, BA & BS formlarında davalı firmanın davacı şirketten mal ve hizmet alışına ilişkin bilgi bulunmadığı, varsa alacağın hesaplanması konularında bir tespitte bulunulamadığı..." bildirilmiştir.Davacı şirket ticari kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan 13/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacının sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı defterlerinin HMK 222'ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, Davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davalı yandan 31.12.2024 tarihi itibarı ile KAYDİ olarak 626.356,00 TL alacaklı göründüğü, Davacı yanın davalı yanı takiple temerrüde düşürdüğü görülmekle talep edilen faizin infaz anında kapak hesabı yapılmak suretiyle tespit edileceği, davalının teslimata yönelik itirazı bulunduğu dikkate alındığında; davacı yanın 07.11.2024 tarihli, .... numaralı, “Bitkisel Yağ” içerikli 591.730,00 TL tutarlı faturaya ilişkin olarak irsaliyenin sunulduğu, 22.10.2024 tarihli, ...... numaralı, “Nişasta” içerikli 183.621,92 TL tutarlı faturaya ilişkin olarak ise teslimata ilişkin irsaliye ve vb. tevsik edici bir belgenin sunulmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Yine BA/BS formları üzerinde yapılan incelemede icra takibine konu faturaların bildirilmediği görülmüştür.Uyuşmazlık, davacı yanın takip çıkışı kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Dava konusu alacak, faturaya dayalı hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Her ne kadar icra takibine konu "bitkisel yağ" içerikli faturaya ilişkin irsaliye davalı tarafından sunulmuş, bu itibarla bu fatura yönünden davacının teslim olgusunu ispatladığı kabul edilmiştir."Nişasta" içerikli 183.621,92 TL miktarlı fatura yönünden ise; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Taraflar arasındaki ilişki kapsamında davacının fatura konusu malları davalıya teslim etmiş olduğunu ispatı gerekli olup (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi nin 2019/65 E 2019/4829 K sayılı ilamı); davacı tarafça nişasta içerikli fatura yönünden teslime dair yazılı delil sunulmamış, dosya kapsamında teslime dair davalı tarafın imza kaşesinin bulunduğu irsaliyeli faturalara rastlanılamamıştır.Bu aşamada davacı yanın yemin deliline dayanmış olduğu anlaşıldığından, yemin delili hatırlatılmış, verilen kesin süre içerisinde davacı vekilince sunulan yemin metni davalı şirket yetkilisine tebliğ edilmiş ancak ilgili kişinin duruşma gün ve saatinde hazır olmadığı anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 229. Maddesinde yemin etmemenin sonuçları düzenlenmiştir. Buna göre; "Yemin etmemenin sonuçlarıMADDE 229- (1) Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.(2) Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır." denilmektedir. Anılan madde gereğince davalı tarafından yemin eda edilmediğinden; yemine konu vakıaları ikrar ettiğinin kabulü gerekmiş, davacının netice itibariyle her iki fatura yönünden hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmadığı da gözetilerek davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ İLE ; Davalının, Kahramankazan İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 2-626.356,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 42.786,38 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 10.696,60 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 32.089,78 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 615,40 TL başvurma harcı, 87,50 TL vekalet harcı, 10.696,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 11.399,50 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacının yargılamada yapmış olduğu 14.000,00 TL bilirkişi ücreti, 424,30 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 14.424,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 99.953,40 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/09/2026 Katip ..... e-imza Hakim .... e-imza