Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 22/04/2026 tarihli, ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi talepli tüketici davası istinaf kararı.
Özet: Bir Range Rover Evoque aracın sahibi olan davacı, 2016da satın aldığı aracında 2017den itibaren klima sorunları, akü arızaları, fren sesleri ve su sızıntıları gibi pek çok sürekli tekrarlayan veya giderilemeyen ayıplar bulunduğunu iddia ederek, distribütör ve satıcı davalılardan ayıplı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmektedir; davalılar ise gizli ayıbı reddetmekle birlikte, hak düşürücü sürelerin aşıldığını, yetkisizlik iddiasını ve araçtan yararlanma bedeli düşülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ : 22/04/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 15/09/2025DAVANIN KONUSU: Ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 22/04/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2016 yılında davalı ... Oto'nun Antalya bayisinden ... plakalı Range Rover Evoque marka aracı satın aldığını, Aracın tüm periyodik işlemlerinin de yine davalı ... Oto Antalya Şubesinde yapıldığını, Davalı ... Ticaret ve A.Ş.'nin de dava konusu aracın Türkiye distribütörü olduğunu, Bu nedenle davalıların müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu, müvekkilinin aracı satın aldıktan yaklaşık 10 ay sonra aracın klimasının üflediği halde soğutmamaya, bagaj kapağı açılıp kapanma sırasında mekanizma sürtünmesinden kaynaklı deforme olmaya ve seyir esnasında arka koltuklardan ses gelmeye başladığını, bunun üzerine müvekkilinin ilk olarak servise müracaat ettiğini, gerekli işlemlerin yapılmasının ardından müvekkilinin aracını geri aldığını, Yaklaşık bir yıl sonra müvekkilinin araçta Start-Stop devreye girmemesi şikayeti ile servise yeniden müracaat ettiğini, Gerekli incelemenin ardından müvekkilinin aracı gün içerisinde az kullandığı için akünün yeterince şarj etmediğini bu sebeple aracı daha uzun süreli kullanmasının gerektiği belirtildiğini, müvekkilinin araç ile daha uzun kilometreler yaptığını, ancak akü ölçümlerinde yeteri kadar şarj etmediğinin tespit edildiğini, arızanın devamında müvekkilinin akünün değişimi için garanti kapsamında başvuru yaptığını, 2018 kış aylarından başlamak üzere özellikle araç yeni çalıştığında frenlerden ses gelmeye başladığını, müvekkilinin bu şikayetini ara ara ve de periyodik bakımlarda servise bildirmesine rağmen ''Kışın soğukta olur.'', ''Tozlanmadan olur.'' şeklinde cevaplar aldığını, Yine 2018 yılı içerisinde aracın ön cam sağ çıtasının fitillerinin müvekkilinin seyahati esnasında çıktığını, serviste değişimlerin yapıldığını, 2019 yılında da ön cama su atımı sorunu yaşandığını ve serviste de bunun giderildiği bilgisinin verildiğini, 2020 yılı nisan ayında aracın klimasının 2017 yılında olduğu gibi çalıştığı halde soğutmamaya başladığını ve tekrar Start-Stopun devreye girmemeye başladığını, serviste klima kompresörü yanındaki soketin kırık olduğunun ve araca müdahele edildiğinin söylendiğini, müvekkilinin aracın aynı arıza ile daha önce servise girdiğini söylediğini, ancak servis kayıtlarında böyle bir kaydın bulunumadığını, Yine müvekkilinin Start-Stop için daha önce akü değişimi yapıldığını söylediğini, ancak kayıtlarda böyle bir kayıtın da bulunamadığını, müvekkilinin aracı yıkatmaya götürdüğü zaman aracın ön cam sağ üst köşeden araç içine su aldığını, müvekkilinin bu konuyu da servise bildirdiğini ve 03.07.2020 tarihinde aracı tekrar servise götürüldüğünü, serviste camın sökülüp yapıştırılması gerektiğini, klima için de bazı testlerin yapılması gerektiği bilgisi verildiği, tüm bunlara karşı müvekkilinin aracının 2015 model ve km.si az olmasına rağmen sürekli olarak araç sorunlarıyla uğraşmak zorunda kaldığını, şikayetleri hakkında müvekkilinin davalı tarafa yazdığı mail ile e-posta göndererek başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete noter aracılığı ile seçimlik hakkını kullanmak üzere ihtarname gönderdiğini, bu ihtarnameye olumsuz cevap verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını beyan etmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesini, ... plakalı aracın ayıplı otomobilin ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını mahkememizden talep ve dava etmiştir.DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... Oto Servis ve Tic. A.Ş vekili; dava konusu araçta gizli ayıbın olduğunu kabul etmemekle birlikte gizli ayıp olduğu kabul edilecek dahi olsa hak düşürücü sürelerin aşıldığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyeleri olduğunu, aracın üretiminden kaynaklanan gizli ayıp olduğu iddialarını kabul etmediklerini, davacının aracı satın aldığından beri araçtan yararlandığını, mahkemece bedel iadesi verilmesi ihtimaline karşı araçtan yararlanma bedelinin düşülmesi gerektiğini ve dilekçe ekinde sunmuş oldukları emsal yargıtay kararları doğrultusunda öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, esasa geçilmesi halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.Davalı ... Otomotiv Pazarlama Ticaret A.Ş vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davanın esasa girilmeden reddedilmesi gerektiğini, davanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacı tarafın yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını ve bu nedenle dava hakkının ortadan kalktığını, davacının aracın misli ile değişimi yönünde talepte bulunduğunu, davacı tarafın davaya ilişkin talebinin belirli olmaması nedeniyle dava dilekçesinin kabul edilmemesinin gerektiğini, harcın eksik yattığını ve tamamlattırılması gerektiğini, davacının aracın ayıplı olduğuna ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, ayıplı bir hizmetinde bulunmadığını, araçta meydana gelen arızaların üretim kaynaklı olmadığını, kullanım şeklinden kaynaklı meydana geldiğinin muhtemel olduğunu, aracın misli ile değişiminin hakkaniyete uygun olmayacağı, kabul edilecek olması taktirde faydalanımın mahsup edilmesi gerektiğini, dava konusu aracın davacı kullanımında hasarlara maruz kalmış olabileceğini, meydana gelen değer kaybının da hesaplanması ve mahsubu bir zorunluluk olduğunu belirterek davanını yetkisizlik nedeniyle reddine, zaman aşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının dava konusu aracı 07/10/2016 tarihinde satın aldığı, satın aldıktan sonra klimanın üflemesine rağmen soğutmaması, start-stop un çalışmaması, aracın cam çıta fitillerinin yerinden çıkması ve su alması, klimanın soğutmayı kesmesi ve soket arızası gibi sorunlarla yetkili servise başvurduğu, davacının aracının yetkili servisçe onarıldığı, mahkememizce yapılan keşif sonrası alınan asıl ve ek raporlarda dava konusu aracın arızalarının gizli ayıp niteliğinde olduğunun bildirildiği, ayıpların gizli olması nedeniyle Yargıtay uygulamaları gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresinin somut davada uygulanmasının mümkün olmadığı, söz konusu ayıpların zaten giderilmiş olduğunun tespit edildiği, en son Alanya Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da keşif sırasında yapılan gözlemlerde aracın motorunun çalıştığının, genel itibariyle aracın çalıştığının tespit edildiği, her ne kadar alınan bu son bilirkişi raporunda bu ayıpların araçtan beklenen yararı sürekli ve doğrudan etkilediği bu nedenle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve alternatif olarak bedel iadesi veya fiyattan indirim haklarından yararlanmasının yerinde olacağı belirtilmiş ise de arızalanan ve sonradan tamirle arızaları giderilen malzeme ve parçalar dikkate alındığında davacının araçtan beklenen faydayı sağlamasına engel bir durumun olmadığı anlaşılmış bu nedenle davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2016 yılında şirket adına alınan Range Rover Evoque marka aracın 27.000 km'de olmasına rağmen klima, akü, fren, kapı kilitleri, cam ve gösterge paneli başta olmak üzere sayısız arıza verdiğini, bu arızaların kullanıcı hatası değil imalat ve tasarım hatasından kaynaklandığını, gizli ayıp niteliğinde olduğunu, araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını, aracın şirket adına kayıtlı olmakla birlikte tüketici amaçlı kullanıldığını, bu nedenle tüketici mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğunu, araçta tekrar eden ve dava sonrasında da devam eden arızaların bulunduğunu, tüm teknik raporların arızaların üretim kaynaklı olduğunu ortaya koyduğunu, fren hidrolik borusunun patlaması gibi hayati riskler bulunduğunu, mahkemenin teknik değerlendirmeleri göz ardı ederek hatalı karar verdiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava ticari satımda ayıplı aracın ayıpsız misli ile değişimi istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyada görevli mahkeme ile ilgili olarak; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas ... karar sayılı ilamı ile davacının şirket olması şirketin tüm işlerinin ticari olması sebebiyle ticaret mahkemelerinin görevli olduğuna dair kararı sebebiyle görev hususunun kesinleştiği görüldüğünden davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu yerinde değildir.Dosyanın görevli ve yetkili Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gelmesinden sonra Mahkemece, aracın satış değeri belirlenerek harcın tamamlatıldığı, keşif yapıldığı ve otomotiv konusunda uzman makine mühendisi bilirkişilerden rapor ve ek rapor alındığı görülmektedir. Bu raporda, aracın birçok kez servise gittiği, arızaların giderildiği, kullanıcı hatası bulunmadığı, ancak bu arızaların araçtan beklenen faydayı ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Sonrasında Ankara’dan talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda; aracın aküsünün sorunlu olduğu, değiştirildiğinin sözlü olarak ifade edildiği ancak kayıtlarda bulunmadığı, yeni akünün davacı huzurunda takılması gerektiği, ön camdan su alma ve bagaj kapağı sorunlarının basit müdahalelerle giderilebileceği, bazı şikayetler yönünden yerinde inceleme gerektiği, ancak misli ile değişimi gerektirir teknik bir ayıp bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece yeniden keşif yapılmasına karar verilmiş, bu sırada davacı tarafından arızaların devam ettiğine, yapılan tamir ve ödemelere, fren sistemine ilişkin sorunlara dair dilekçeler sunulmuştur. Aracın Antalya’ya getirilemeyeceği belirtilerek Alanya’da inceleme yapılması talep edilmiş ve bu doğrultuda talimatla üç kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Son raporda; aracın 2015 model olduğu, 2016 yılında sıfır olarak satın alındığı, ilk on ay içinde başlayan ve devam eden çok sayıda arızanın bulunduğu, bazı arızaların tekrar ettiği ve halen devam ettiği, arızaların üretim hatasına dayandığı, gizli ayıplı olduğu, özellikle fren sistemi gibi hayati unsurlar nedeniyle teknik kusurların araçtan beklenen faydayı sürekli ve doğrudan etkilediği, bu nedenle misli ile değişim veya bedel iadesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.Dosya kapsamına göre, aracın satın alınmasından sonra ilk on ay içinde başlayan ve yaklaşık dört yıl sonra iş bu davanın açılmasına kadar tekrar eden çok sayıda arızanın bulunduğu, aracın her defasında yetkili servise götürülerek tamir edildiği, ancak aynı arızaların tekrar ettiği, dava açıldıktan sonra da arızaların devam ettiği, özellikle fren hidrolik borusunun patladığı ve dava dilekçesinde de fren sistemi ile ilgili sorunların açıkça ifade edildiği görülmektedir.Dosyada yer alan tüm raporlar arızaların üretim kaynaklı ve gizli ayıp niteliğinde oldukları konusunda ortak görüş içermektedir. Keşfe müteakip düzenlenen ilk raporda neticeten arızaların giderildiği ve bu arızaların araçtan beklenen faydayı ortadan kaldırmadığı ifade edilmişse de, son raporu sunan bilirkişi heyeti tarafından araç üzerinde yapılan keşif sonucunda yargılama sırasında arızaların tekrarladığı ve dahi fren hidrolik sisteminin de patladığı belirlenmiştir. Araçta başlangıçtan itibaren devam eden ve tekrarlayan arızaların bulunması, özellikle güvenlik açısından önem arz eden sistemlere ilişkin sorunların varlığı dikkate alındığında, bu arızalara katlanmasının davacıdan beklenemeyeceği, davacının araçtan beklenen faydayı sağlayamadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi isabetsiz bulunmuş davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir (benzer yönde karar için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/12/2023 tarih 2022/5081 esas 2023/7251 karar sayılı ilamı). Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/09/2025 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,2-Davanın KABULÜ ile; ... plakalı 2015 model RANGE ROVER EVOQUE 2.0 Sİ4 Pure Tech tipi ayıplı aracın ayıpsız misli ile DEĞİŞTİRİLMESİNE3- İİK'nin 24.maddesinin infazda dikkate alınmasına, a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 16.398,17 TL harçtan peşin olarak yatırılan 4.099,55 TL harcın mahsubuyla bakiye 12.298,62 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, b-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ile 173,78 TL peşin harç ve 3.928,77 TL tamamlanıcı harç toplamı 4.156,95 TL'nin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE,c-Davacı tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı ve bilirkişi masrafından oluşan toplam 20.106,50 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,e-Arabuluculuk aşamasında sarf edilen 1.320,00 TL'nin yargılama gideri olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilmek üzere davalılardan alınarak Hazine'ye GELİR KAYDINA, f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 732,00 TL maktu istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 435,00 TL posta masrafı ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.437,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...