Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, ayırt ediciliği zayıf "usta" kelimesi ve "..." eki içeren marka tescil başvurusuyla ilgili kurum kararlarının iptali davasının, davacının feragatiyle reddine karar verildi.
Özet: Davacı tarafından, kendi marka başvurusunun tescilini reddeden kurum kararının iptali istemiyle açılan davada, markalar arasında karışıklık riski bulunmadığı, ortak kelimenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve kendi markasının ayırt edici ekler barındırdığı savunulmuştur; ancak yargılama devam ederken davacı, davasından feragat ettiğini bildirmiş, bu nedenle mahkeme, davanın feragat nedeniyle reddine karar vererek, davacının kendi yargılama giderlerini üstlenmesine ve davalılara vekalet ücreti ödemesine hükmetmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/337 Esas - 2025/297
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/337 KARAR NO : 2025/297.... DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptaliDAVA TARİHİ : 01/08/2024KARAR TARİHİ : 01/09/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 01/09/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhinde açılan Marka YİDK Kararının İptali, istemli davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, Müvekkilinin başvuruya konu “....” markası ile redde mesnet olan “..... markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, çünkü .... ibaresi son derece zayıf bir ibare olup en ufak bir değişikliğin dahi markaları farklı kılmaya yeterli olduğunu, anlamsal açıdan bakıldığında, uzman/usta anlamına gelen “.... kelimesinin, Türkçeye yerleşmiş her yerde yaygın olarak kullanılan bir sözcük olduğunu, hem yazılı hem de sözlü olarak günlük hayatta sıkça karşılaşılan bir kelime olduğunu ve bu sebeple kelime olarak ayırt ediciliği son derecece kısıtlı bir ibare ve hatta tanımlayıcı sayılabilecek bir ibare olduğunu, söz konusu markanın .... nezdinde birçok tarafça tescil edilmiş ve halihazırda kullanılmakta olan bir marka olduğunu, zaten .... kelimesinin Türkçesi de doğrudan kelimenin okunuşu olan .... kelimesi olduğunu, özellikle itiraza dayanak marka tescil kapsamına düşen mallar açısından bir diğer deyişle hem inşaat hem boya sektörü açısından “usta” kelimesinin yaygın olarak kullanılan, bu sektördeki işleri yapan kişilere hitaben söylendiğini, “İnşaat ustası” veya “boya ustası” tabirlerinin günümüzdeki sıkça kullanılan ve direkt söz konusu sektörle bağlantılı bir kelime olduğunu, “.... ibaresinin de “uzman/usta” kelimesinin İngilizce karşılığı olduğunu, haliyle ayırt edici niteliğinin sınırda olacak şekilde çok düşük olduğunu, bu itibarla tescilli olsa dahi markaya sağlanan koruma kapsamının son derece sınırlı tutulması gerektiğini ve aynı zamanda markalar arasındaki en küçük bir değişikliğin bile markaların farklılaşmasını sağladığını, ortak unsur olan.... ibaresinin anlamı ve kullanım yoğunluğu itibariyle ayırt edici niteliği son derece düşük olduğu dikkate alındığında, tüketiciler .... markasının kapsadığı ürünleri satın alırken itiraza dayanak gösterilen markaların ürün ve hizmetlerinin farkı olmadığını ve karıstırılacağı iddiasının doğru ve gerçekçi olmadığını, her iki marka ile gerek aynı anda ve gerekse farklı zaman dilimlerinde karşılaşan tüketicilerin söz konusu markaları birbiriyle karıştırmayacaklarını, davaya konu müvekkili markasının sonunda yer alan “...” ibaresinin işbu marka başvurusuna ayırt edicilik sağlamakta olup.... müvekkile ait marka ailesiyle özdeşleşmiş bir unsur olduğunu, ... firmasının ortasında yer alan “....” harflerini markalarının sonuna ekleyen müvekkilinin bu şekilde kendisine ait bir marka ailesi oluşturmuş olduğunu, yani....” işbu marka başvurusuna son derece ayırt edicilik sağlamakta olup bu markanın müvekkiline ait bir marka olduğunun anlaşıldığını beyanla ..... ibareli marka başvurusunun tescil talep edilen 17 ve 19. sınıftaki mallar bakımından tescil işlemlerinin devamına kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceme duruşması yapılmış ve davacı vekili 23/07/2025 tarihli dilekçesiyle davalılar aleyhine açtıkları davadan feragat ettiklerini beyan etmiştir.Davacı vekilinin feragata yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından, davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Davanın Feragat Nedeniyle Reddine,Peşin alınan 427,60.-TL harçtan, alınması gereken (615,40/2=)307,70-TL mahsubu ile, kalan 119,9.-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip talep halinde davacıya iadesine,Davacının yapmış olduğu giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1 maddesi uyarınca, ön inceleme tutanağının imzalanmasından sonra iş bu karar verildiğinden 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış oldukları bir gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekili, davalı kurum vekili ve davalı şirket vekilinin yokluğunda tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.01/09/2025....