T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi manevi tazminat talepli dava dosyası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının belirli sınıflarda tescilli markasını izinsiz kullanarak taklit ettiği ve tüketicileri yanıltarak haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, meni ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu bir davada, davalının ise markalar arasında karışıklığa yol açacak bir benzerlik bulunmadığını, ortak unsurun herkesçe kullanılabilecek tanımlayıcı nitelikte olduğunu, mal ve hizmet sınıflarının farklılaştığını ve dolayısıyla haksız rekabet ya da tecavüz unsurlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istediği bir çekişmeyi konu almaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/323 Esas - 2025/446

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/323
Karar No : 2025/446
....
....
Dava : Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat, İlan
Dava Tarihi : 13/03/2024
Karar Tarihi : 23/10/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 23/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat, İlan istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; .... sayılı markanın 16 / 17 / 35. Sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirketin müvekkilinden izin almadan kullanmak suretiyle taklit ettiğini, bu durumun aynı zamanda TTK hükümlerine göre haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının gerçek hak sahibi olmadığı markayı ürünlerinde kullanarak tüketicileri yanılttığını, davalının eyleminin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, davalının kullanım alanları ile müvekkili markasının tescilli olduğu sınıfların iltibas teşkil ettiğini, her iki markanın da esas unsurunun “...” olduğunu, davalı kullanımının markaya tecavüz niteliğinde olduğunu, müvekkilinin zarara uğrayacağını, davalıya eylemlerini sonlandırması ve .... sayılı markanın geri çekilmesi hususlarında ihtarname tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davalının markasının karışıklığa neden olacağını, müvekkilinin “...” esas unsurlu seri markaları yarattığını, markayı yoğun ve yaygın biçimde kullanarak maruf ve meşhur hale getirdiğini ifade ederek, davalının müvekkili markasına vaki tecavüz nedeniyle haksız rekabetin önlenmesine, markaya tecavüzün men’i ve tespiti ile 1.000,-TL maddi (davalının markayı kullanmakla elde ettiği gelire göre hesaplanarak belirlenebilir olduğu anda artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) ve 100.000,-TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taklit ürünlerin ve bunların üretiminde kullanılan araç gereçlere el konulması, ....sitesi yayınının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haksız rekabet yolu ile üretilen tüm mallara, toplatılarak el konulmasına ve imhasına, karar örneğinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait marka ile müvekkili markası arasında karışıklığa sebep olacak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının logosuyla bir bütün olarak değerlendirildiğinde benzerlikten çok farklılıkların göze çarptığını, müvekkili markasının “....” ibaresini içerdiğini, markalardaki farklı ibarelerin ayırt ediciliği arttırdığını, ....” kelimesinin İngilizce “manzara” anlamına geldiğini, “bella” kelimesinin İtalyanca “güzel” anlamına geldiğini, “...” ibaresinin “güzel manzara” anlamına gelen ve herkesçe kullanılabilecek bir ibare olduğunu, ayırt ediciliği yüksek bir ibare olmadığını, müvekkili markasının işitsel olarak kulakta kalıcı iz bırakan kısmının “bakışına konfor kat” kısmı olduğunu, müvekkili markasının 06 / 17 /19. Sınıfları kapsadığını, davacı markasının ise 16 / 17 / 35. Sınıflarda tescilli olduğunu, karşılaştırmanın sadece 17. Sınıf bakımından yapılması gerektiğini, markaların emtialarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacının ... için kullanıldığını, müvekkili markasının ise camlı sistemler için kullanıldığını, 17. Sınıf emtianın günlük hayatta sıkça kullanılan ve tüketici tarafından sürekli kullanımda hızlı tercih edilen emtialar olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını, her iki markanın başvuru tarihleri arasında yalnızca 1 ay bulunduğunu, davacı markasından yararlanma amacının güdülmesinin fiilen mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davalının davacı markasına tecavüz edip etmediği tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Toplanan delillere, benimsenen birbirini destekler nitelikteki bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlığı ile tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Buna göre; “Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.”
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesi 1(a) bendinde “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” arasında düzenlenen ve “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7. maddede, izinsiz olarak yapılması halinde marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller şu şekilde belirtilmiştir;
“a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.”
6769 sayılı SMK’da düzenlenen marka, ticaret unvanı ve işletme adından farklı bir amaca hizmet eden tanıtıcı bir işarettir. Marka, taciri ya da ticari işletmeyi değil, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek için kullanılır. Buna göre fonksiyonu tümüyle ticari işletmenin ürettiği, pazarladığı mal veya hizmetleri ayırt etmektir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. ..... değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
....kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava konusu https://....com/t8-tek-camlisistem/ uzantılı internet sitesine ve www.....com alan adına erişim sağlanamadığı,
www.....com alan adına ilişkin ....kayıtlarının sorgulanması neticesinde, söz konusu alan adının dava dışı ..... tarafından tescil ettirildiğinin tespit edildiği,
Web sayfasının ilk kayıt tarihinin 14.11.1995 olduğunu, alan adının süresinin 13.11.2024 tarihinde dolduğu anlaşılmıştır.
Web Arşiv Sitesinden sitenin geçmiş bilgilerinin araştırılması:
18 Nisan 1998 ile 27 Nisan 2020 tarihleri arasında kayıt bulunduğu, 2020 yılından sonrası için son döneme ait kayıt bulunmadığı; 2020 yılı ve öncesi kayıtlardan; web sitesinin .... da bulunan bir firmaya ait olduğu,
2020 yılı sonrasında web sitesinde herhangi bir arşiv kaydı olmadığı göz önüne alındığında alan adının boşa çıkarak başka kullanıcı tarafından alınmış olma ihtimalini de hatırda tutmak gerektiği, bu kapsamda alan adı – web sitesinin sahibi kesin ve net olarak anlaşılamadığı,
Neticede, www.....com alan adının dava dışı ....... tarafından tescil ettirildiği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun resmi internet sitesinde yapılan araştırma neticesinde, söz konusu şirketin ticari amaçlı hizmet verenler yer sağlayıcısı olarak yer almadığı, whois kayıtlarının sorgulanması neticesinde söz konusu internet sitesinin davalıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, öte yandan, dava konusu siteye ve https://....com/t8-tek-camli-sistem/ uzantılı internet sayfasına erişimin sağlanamadığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından, davalı şirketin bildirdiği adrese 05.05.2025 tarihinde gidilmiş olup, bildirilen adresin bir üretim yeri olduğu, binanın dışında ....” markalarının yer aldığı, ürünlerin ise “pvc ve alüminyum kapı ve pencere sistemleri” olduğunun tespit edildiği,
Fabrikanın arka tarafında ise atıl bir şekilde duran “...” tabelası tespit edilmişse de, bu tabelanın hangi ürün için kullanıldığı tespit edilemediği,
Davalının muhasebe kayıtlarında da “...” ibareli bir kullanıma rastlanmadığı,
Davalının, atıl vaziyette duran tabelayı, hangi ürün için kullandığının tespit edilemediği, bununla birlikte, davalının işyerinde bulunan tüm ürünler bakımından değerlendirme yapıldığında, davalının ürettiği ürünler (pvc ve alüminyum kapı ve pencere sistemleri) ile davacı markası kapsamında yer alan emtianın, farklı olduğunun tespit edildiği,
Davacıya ait 2022 094687 sayılı marka, 16., 17. ve 35. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde tescilli olup, davalı işyerinde fiilen sunulan ürünlerin bu kapsamla örtüşmediği; zira davalının işyerinde bulunan “PVC, alüminyum kapı ve pencere sistemleri” ürünleri, yapı malzemeleri niteliğinde olup esasen 19. sınıf kapsamında değerlendirilmektedir. Buna karşılık, davacı markası kapsamında yer alan 16. sınıf kırtasiye ve basım ürünleri, 17. sınıf plastik esaslı yarı mamul maddeler ve 35. sınıf reklam, tanıtım ve satış hizmetleri, nitelik, kullanım amacı ve hedef tüketici kitlesi bakımından 19. sınıf ürünlerinden açık şekilde farklıdır. Bu nedenle, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmetler arasında açık bir benzerlik bulunmadığı ve davalı kullanımının davacı markasının koruma kapsamına girmediği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davalının işyerinde bulunan ürünlerin “...” markası ile satıldığı varsayımında dahi, davalının işyerindeki ürünler ile davacının tescili kapsamında yer alan emtianın birbirinden farklı olması nedeniyle, somut olayda markadan doğan hakkının ihlali koşullarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporları, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Bilirkişi heyetince davalının işyerinde yapılan incelemede, “...” ibareli bir ürünün tespit edilemediği, atıl vaziyette duran “...” ibareli tabelanın hangi ürüne ilişkin olduğunun tespit edilemediği, davalının işyerinde bulunan mevcut ürünler üzerinde farklı markaların yer aldığı, davalının işyerinde bulunan ürünler ile davacı markası kapsamında yer alan emtianın farklı olduğu anlaşılmış olup, netice itibariyle de, somut olayda markadan doğan hakkının ihlali koşullarının bulunmadığı, netice itibariyle de, davalı tarafından davacının marka hakkına tecavüz edildiğinin ispat edilemediği değerlendirildiğinden, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı şirket kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen maddi tazminat için 40.000,00.-TL nispi, manevi tazminat için 40.000,00.-TL nispi, marka hakkına tecavüzün tespiti nedeniyle açılan maddi istemler için hesap edilen 40.000,00-TL maktu üç ayrı vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23/10/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır