Danıştay, 375 sayılı KHK uyarınca FETÖ/PDY iltisakı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan personelin HAGB kararının idari yargıda bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özet: Bu hukuki belgede, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan bir personelin, bu işleme karşı açtığı davada verilen olumsuz kararların temyizi üzerine, Danıştay, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararının masumiyet karinesi gereği ilgilisi lehine veya aleyhine kesin bir sonuç doğurmayacağını vurgulamış; ancak idari yargı mercilerinin, ceza yargılamasında elde edilen delilleri, kişinin FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak düzeyini belirlemek amacıyla bağımsız bir şekilde değerlendirmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2022/4143Karar No : 2025/10682 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ... -E Tebligat-Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARAVekili : Av. ... -E Tebligat-İstemin Özeti : Kara Kuvvetleri Komutanlığı 7'nci Kolordu Komutanlığı 6. Hudut Tugay Komutanlığı'nda (Van) Per. Kad. Asb. Üçvş. sınıf ve rütbesinde görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararların iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, "davanın reddi" yolunda verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti:FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliği, irtibatı veya iltisakı bulunmadığı, dava konusu işlemde FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren herhangi bir somut delil veya gerekçe ortaya konulmadığı, İdare Mahkemesi'nce ceza yargılaması neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yer verilerek davanın reddine karar verilmiş ise de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahkumiyet hükmü taşımadığı, söz konusu yapının, Milli Güvenlik Kurulu'nun kararı ile terör örgütü olduğunun ilan edildiği, bu nedenle, 2013 yılının sonuna kadar söz konusu yapının bir terör örgütü olarak kabul edilmemesi gerektiği, bu kapsamda, şahsının, 17-25 Aralık 2013 yılında gerçekleşen olaylarından sonra FETÖ olarak adlandırılan yapı ile bağının kalmadığı, hakkındaki isnatların söz konusu döneme ilişkin olduğu, ankesörlü telefonlardan yapılan aramaların ise 02/08/2013 - 03/09/2014 tarihleri arasında gerçekleştiği, emniyetteki beyanlarında da bahsettiği üzere şahsının bağını17-25 Aralık 2013 yılında gerçekleşen olaylarından sonra kesmesine rağmen örgüt mensuplarının kendisini bir süre daha aramaya devam ettiği, örgüt mensuplarının belirli bir süre daha kendisiyle irtibata geçmeye çalışmasının normal olduğu ve bu durumun, şahsının örgütsel bağını devam ettirdiği anlamına gelmeyeceği, ByLock kullanmadığı, örgüte müzahir kurumlarda çalışmadığı, evliliğinde örgütsel bir yönlendirme olmadığı, örgüte maddi bir yardımda bulunmadığı, hatta 2014 yılında katıldığı subaylık sınavından elendiği, meslek hayatı boyunca hep pasif görevlerde bulunduğu, öte yandan, savunma hakkı tanınmadığı, davalı idarece savunma istem yazısının tebliğ edildiği ileri sürülmekte ise de söz konusu tebligatın usulsüz bir şekilde yapıldığı, ev kapısına herhangi bir ihbarname yapıştırılmadığı ve en yakın komşu, yönetici ya da kapıcının haberdar edilmediği bu haliyle şahsına savunma hakkının kullandırıldığından bahsedilemeyeceği iddia edilmektedir.Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.Danıştay Tetkik Hakimi : ...Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Öte yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilmiş ise de, masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, idari yargı mercilerince ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, "Ben 2006-2008 yılları arasında Balıkesir Astsubay MYO'da okudum. 2008 yılında okulu bitirdikten sonra yaklaşık 1 yıl Personel sınıf eğitimi gördükten sonra Samsun Alaçam askerlik şubesine görevlendirildim. 2011 yılında Ağrı Doğubeyazıt 5. Hudut Tabur Kom., emrine Astsubay olarak görevlendirildim. Psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle halen tedavi görmekteyim. Lise yıllarında F.Ş. ve R.Ö. isimli arkadaşımla FETÖ/PDY nin Samsun'daki ders çalışma evlerine gittim. Ben liseden sonra bu yapıdan bağımı kestim. Balıkesir MYO'da okurken 5 - .6 ayda bana ulaştılar. Beni yaz tatilinde Samsun'da ismini hatırlamadığım bir örgüt üyesi beni telefonda aradı 2- 3 kere Samsun'da görüştük ancak Balıkesir'de görüşmedik. MYO'yu bitirince İzmir Personel okulunda sınıf eğitimi görürken İ. isimli örgüt üyesi beni aradı ve beni çağırdı bu şahısla buluşmuştuk. Ben o dönemde İzmir'de ev arkadaşlarım A.A. ve A.Ö.K. ile birlikte ev tuttuk. 9 ay birlikte kaldık, ayda bir İ. isimli şahıs bu eve gelirdi. Bu toplantılarda Kuran-ı Kerim okutur, Fethullah GÜLEN'in kitapları okunup; konuşmalarının içeren CD ler izleniyordu. 2013 yılında Ankara'ya gelince örgütle bağlantısı olmayan bir arkadaşımla ev tuttum. Ankara'da E. isimli şahıs benim örgüt üyeleriyle birlikte ev tutmamda ısrar etti ben kabul etmeyince E. isimli şahsın arabasında buluşuyorduk. 5-6 ay kadar bu şekilde buluştuk, Aralık 2013 tarihinden sonra artık buluşmadım. Beni ankesörlü hatlardan E. arıyordu bende açmıyordum, örgüt adına işlediğim bir suç yoktur. doğrudur aynen tekrar ederim." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, hakkında yürütülen ceza yargılamasında, örgüt ile nasıl tanıştığını, örgütte kimlerle ilişki kurduğunu, örgüte ait çalışma evlerine gittiğini, örgütün sohbet toplantılarına katıldığını ve ankesörlü/sabit hatlardan örgüt mensuplarınca arandığını beyan ve kabul eden davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesi'nce müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.