Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık ve temyiz edilemez iş yeri ihlali suçlarında sanık ve katılan vekillerinin tüm itirazlarını reddederek istinaf hükümlerini onadı.
Özet: Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddedilmesi üzerine temyiz incelemesi yapılmıştır. İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen kararın, hükmolunan cezanın miktarı ve türü gereği temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından bu yöndeki temyiz istemleri reddedilmiştir. Hırsızlık suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyiz istemlerinde ise çalınan malzemelerin miktarı, zararın tespiti, bilirkişi raporu taleplerinin reddi, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması ve ceza miktarı gibi farklı gerekçeler ileri sürülmüştür. Yapılan inceleme sonucunda, hırsızlık suçundan verilen hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı tespit edilerek, sanık ve katılan vekillerinin tüm temyiz nedenleri reddedilmiş ve bölge adliye mahkemesi kararı oy birliğiyle onanmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1704 E., 2024/251 K.SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onamaI- Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve katılanlar vekili tarafından yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde; Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tâbi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun 5271 sayılı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteminin aynı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,II- Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; "Hırsızlanan bakır malzemelerin miktarına ve katılanın zararına ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut bir belirleme yapılmadığı, katılanın zarar miktarına ilişkin bilirkişi raporu talep etmelerine rağmen ilk derece ve istinaf mahkemesi tarafından bu taleplerinin reddedildiği, katılanın toplam zarar miktarına ilişkin olarak duruşma sürecinde çelişkili beyanlarda bulunması nedeniyle sanık tarafından zarar gideriminin yapılmadığı ve lehine olan etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının önüne geçildiği, sanığın zor durumda kalması nedeniyle söz konusu eylemi gerçekleştirdiği, sanık hakkında lehine olan hükümler uygulanmaksızın yüksek hadden karar verildiğine", sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; "Somut olayda sanık tarafından hırsızlanan bakır malzemelerin miktarı konusunda tam bir belirleme olmadığı, katılanın belirtmiş olduğu miktar ile kolluk tarafından düzenlenen tutanak arasında çelişki bulunduğu, katılanın gerçek zararına ilişkin bilirkişi tarafından rapor hazırlanması gerektiği halde ilk derece mahkemesinin bu talebi reddetmesi nedeniyle katılanın zarar miktarının tam olarak belirlenmediği ve sanığın lehine olan etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının önüne geçildiği, katılanın zararın tamamının sigorta şirketi tarafından karşılanması nedeniyle ortada bir zarar bulunmadığına", katılanlar vekilinin temyiz isteminin; "Sanıklar hakkında ağırlaştırıcı nedenler gözetilmeksizin, alt hadden ve lehe olan hükümler uygulanarak karar verildiği, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan delil değerlendirmesinin eksik inceleme sonucunda yapıldığı, sanıkların çalmış oldukları bakır malzemelere ve katılan şirketin toplam zararına ilişkin olarak tam bir belirleme yapılmadığı, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığı, cezanın arttırılması gerektiğine", yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.