Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde, kefilin ibraname ile durdurduğu bono icra takibi sonrası açılan ibranamenin geçersizliğinin tespiti davasında hukuki yarar yokluğu nedeniyle verilen ret kararının istinafı.
Özet: İlk derece mahkemesi, davacının icra takibini kesin olarak durduran ibranamenin iptali ve borcun tespiti talepli davasını hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddetmiştir; zira mahkeme, borca itiraz davasının kabulüyle takibin düşmesinin kesinleşmesi sonrası ibranamenin bir delil niteliği taşıdığını ve davacının alacağa ilişkin bir eda davası açması gerekirken tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını belirtmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 11/02/2026
DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/05/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının kefil olarak yer aldığı 01.05.2020 düzenleme tarihli bonoyu tahsil amacıyla Antalya Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe konu ettiğini, davalının kendini garanti altına almak için takip öncesinde müvekkiline ve bononun borçlusuna açığa imza attırarak almış olduğu kağıda hakkaniyete aykırı olarak ibraname şeklinde düzenleme yaparak Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında borca itiraz davası açtığını, davanın kabul edilerek Yargıtay onamasından da geçerek kesinleştiğini, ibranamenin gerçeği yansıtmadığını, ibra sözleşmesinin boş halinin yine ibra sözleşmesinin yapıldığı iddia edilen 01.08.2020 tarihinden sonra davalı ile yapılan borç ikrarı içeren watsap yazışmalarının ve yine 12.02.2021 tarihli 40.000,00 TL bedelli bononun arkasında davalının imzaladığı ibarenin bu hususun ispatı olduğunu, taraflar arasında bir ibraname bulunmadığını, ibranamenin geçersizliğini ve davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ibranamenin geçerli olduğunu, nitekim Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasında da açığa atılan imzanın anlaşmaya aykırı doldurulduğunun HMK hükümlerine göre ispatı gerektiği gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiğini, watsap yazışmalarının sonradan da oluşturulabileceğini, yazışmalar kabul edilse dahi yazışmaların gerçeği yansıtmadığını, bahsi geçen 40.000,00 TL bedelli senedin arkasındaki yazının anlaşılamadığını, üçüncü kişi ile arasında tanzim edilen senet ile eldeki davanın bir ilgisinin bulunmadığını, ses kaydının hukuka aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 24/05/2023 TARİH ... ESAS -... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ;
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...İcra İflas Kanunu'nun 179/a maddesinde de anlaşılacağı üzere, borca itiraz davasının kabulü kararı kesinleştiği takdirde takip düşmektedir. Somut olayda da borca itiraz davasının kabul edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği dolayısıyla takibin düştüğü anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar ibranamenin iptalini talep etmiş ise de söz konusu ibraname bir delil niteliğinde olup, davacının takibin durdurulmasından sonra açacağı davanın alacağa ilişkin olması gerekip eda davası açılacak yerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı" gerekçesiyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAİREMİZİN 20/12/2024 TARİH VE ... ESAS V ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ; "Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından ... ve davalı ... hakkında ferileriyle birlikte toplam 84.793,42 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişildiği, takip konusu bononun 01/05/2020 tanzim tarihli, 01/07/2020 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli olup, lehtarının davacı, keşidecisinin ... , kefilin (avalist) ... olduğu görülmüştür.
Ödeme emrinin tebliği üzerine, kefil ... tarafından yasal süresi içerisinde Antalya Nöbetçi İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurulup, ibraname sebebiyle borca itiraz davası açılmış, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu 25/05/2021 tarih, ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile; İİK'nın 169/a maddesi uyarınca ibranameye göre bono borcunun kefil tarafından lehtara ödendiği, ibranamenin aksinin yazılı delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, takibin kefil ... yönünden durdurulmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın temyizi sonucu Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2022 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile karar onanarak kesinleşmiştir.
İİK'nın 169/a-5 maddesine göre; borca itiraz davasında İcra Hukuk Mahkemesi'nin itirazın kabulüne ilişkin verdiği karar ile takip durur. Buna ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile de takip ilgili borçlu yönünden düşer(İcra ve İflas Hukuku, Kuru Baki Syf. 364,Yetkin Yayınları 24. baskı).
Kefil ... yönünden takibin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile takip, kefil yönünden düşmüş olup, eldeki dava ile kefilin bu takip dosyasından ötürü borçluluğunun tespitine karar verilmesi istenemez. Davacı, davalının borçlu olduğunu iddia ediyorsa, açacağı bir alacak davası ile borcun ifasını istemelidir. Eda davası açılması gereken yerde tespit davası açan davacının bunda hukuki yararı bulunmadığından, davacının, davalının takip dosyasından ötürü borçlu bulunduğunun tespitine ilişkin talebi hakkında mahkemenin hukuki yarar yokluğundan verdiği usulden ret kararı yerindedir.
Davacı, dava dilekçesinde esas olarak ibra sözleşmesinin geçersizliğinden bahsetmiş ve netice-i talepte açıkça ibra sözleşmesinin geçersizliğinin tespitini de dava etmiştir. İbra sözleşmesinin geçersizliğinin tespitinde davacının hukuki yararı mevcut olup, Mahkemece, bu talep hakkında öncelikle ibra sözleşmesinin değeri olan 80.000,00 TL yönünden eksik harcın tamamlattırılarak, işin esasına girilip karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile bu talebin delil olarak değerlendirilip, akıbetinin açılacak alacak davasına bırakılması isabetsiz olmuş, davacının bu yöndeki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına"şeklinde karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 11/02/2026 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...borçlu ... , 01.08.2020 tarihli bir ibraname sunmuş olup, bu ibranamade takip dayanağı 01.05.2020 düzenleme tarihli 80.000-TL bedelli 01.07.2020 ödeme tarihli keşidecileri ... , ... ve lehdarı ise ... olan bir bononun davalı kefil tarafından ödendiği ve davacının bu senetten hiçbir alacak kalmadığı yazılıdır. Davacı yan ibranamede şahit olarak yer alması nedeni ile ibranamede tarafını ilgilendiren bir tasarruf olmayacağını ve şahit olarak yer almasının ibranamenin sonradan doldurulduğuna karine olduğunu iddia etmişse de ibranamede takip dayanağı bononun davalı kefil tarafından ödenmesi ile keşideci ... tarafından, davalı kefil'in lehtar olacağı 80.000,00-TL'lik başka bir senet düzenleneceği ve bu durumun davacının şahitliğinde olduğu yazılı olduğundan, yalnızca bu durum iddianın ispatı için yeterli görülmemiştir. Ki davacının ibranemeyi taraf sıfatı ile imzaladığı Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı onama kararı ile sabittir. Davalının görevsiz mahkemede ve mahkememizdeki isticvap beyanlarından ve sunulan tüm delillerden, davacının taraf olmadığı, borçlusu ... alacaklısı ... olan 01/05/2020 tarihli bononun davacı yanca davalı ve dava dışı ...'a verilen borç nedeniyle düzenlendiği ispat olunamamıştır. Bu bononun ibranamede geçen, ... tarafından ...'e verilecek bono olmadığı ibraname tarihinin 01/08/2020 bononun 01/05/2020 düzenleme tarihleri olması ile sabit olsa da bu bono haricinde davalı ile dava dışı ... arasında bono düzenlenip düzenlenmediği yahut borcun başka şekilde ifa edilip edilmediği bu kişiler arasındaki hukuki uyuşmazlık olup, davacı yanca ibranamenin geçersizliğine dair ileri sürülemez. Davalı yanca aidiyeti kabul edilen konuşma içeriklerinde dava konusu senet ve ibraname spesifik olarak tespite yarar şekilde geçmemektedir. Davalı yan dava konusu ibranamenin sonradan doldurulmak üzere kendisine teslim edildiğini inkar etmemektedir. Aksine istikrarlı olarak davacının ...'tan yakıt alması ve borcunun olduğu ve borcun kefaleten kendisi tarafından ödendiğini, ibranamenin de bu nedenle düzenlendiğini, konuşma içeriklerinde yer alan borç ödeme ifadelerinin ( 02/02/2021-06/02/2021 tarihleri arasındaki) 5.000,00-TL'likk borç için olduğuna dair beyanların aksinin davacı yanca ispat olunmadığı, Antalya 7.İcra Hukuk Mahkemesi 25.05.2021 günlü ve ... -... E.K.sayılı ilamla bu belgenin İİK.169/a da sayılan belgelerden olduğunu benimsenen ibranamenin geçersizliğinin davacı yanca ispat edilemediği, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin senede bağlanması ve dava değeri nazara alınarak tanık dinlenemeyeceği, yemin deliline başvurulmadığının son celsede beyan edildiği nazara alınarak davanın reddi"şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ... arasındaki uyuşmazlığın temelinde davalının güven ilişkisini kötüye kullanması ve müvekkilin iradesinin hileli davranışlarla sakatlandığının bulunduğunu, davalının dosyaya sunduğu 01.08.2020 tarihli "ibraname" başlıklı belgenin, gerçek bir irade beyanını yansıtmadığını, boş kağıda imza yöntemiyle kötü niyetli bir şekilde oluşturulduğunu, müvekkilin belgeyi imzaladığı esnada içeriğinin "ibra" mahiyetinde olduğunu değil; asıl borçlu ... ile davalı ... arasındaki başka bir ticari sürece "şahitlik" mahiyetinde olduğunu düşünerek boş kağıda imza attığını, davalının 09.06.2020 tarihli WhatsApp yazışmasında yer alan "Çantamda boş kağıda da imza attırdım, dolduracağım" şeklindeki beyanının, belgenin imza anında boş olduğunun ve davalının bu boşluğu istediği gibi doldurma niyetinde olduğunun açık ikrarı olduğunu, yerel mahkemenin, müvekkilinin hile iddiasını ve bu iddiayı destekleyen WhatsApp yazışmalarını yeterince irdelemediğini, yerel mahkemece verilen kararda belge üzerindeki 'şahit' ibaresi ile 'ibra' iradesi arasındaki hukuki çelişkinin açıkça göz ardı edildiğini, müvekkil ... ’ın isminin altında açıkça "ŞAHİT" ibaresinin yer aldığını, bir sözleşmede "şahit" sıfatıyla yer alan kişinin, o sözleşmenin asli unsurlarından biri olan "borcu sona erdirme" (ibra) iradesini açıkladığını kabul etmenin temel hukuk prensipleriyle çeliştiğini, bir ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesi uyarınca, tarafların borcu söndürme konusunda karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının bulunmasının şart olduğunu, somut olayda böyle bir irade uyuşmasının hiçbir aşamada gerçekleşmediğini, müvekkilinin iradesinin, davalının kefil olduğu 80.000,00 TL’lik alacağından vazgeçmek değil, davalının talebi üzerine başka bir işleme tanıklık etmek olduğunu, davalının isticvap beyanları ile WhatsApp yazışmaları arasındaki çelişkilerin ibranamenin "gerçek bir ifa" sonucunda değil, "iradeyi sakatlayan bir kurgu" sonucunda oluşturulduğunu gösterdiğini, davalının "boş kağıdı dolduracağım" ikrarının, ibranamenin imza anında içeriğinin boş olduğunu ispatlayan en güçlü delil olduğunu, bir belgenin boş olarak imzalanması ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulmasının, irade fesadının en somut göstergesi olduğunu, davalı Murat Çetin'in, 01.08.2020 tarihinde borcu ödediğini iddia etmesine rağmen, dosyaya sunulan WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtlarının, bu tarihten sonraki aylarda davalının müvekkilinden sürekli "mühlet" istediğini ve borcu ödemek için taşınmazlarını satmaya çalıştığını ortaya koyduğunu, bu durumun, ibranamenin maddi gerçekliği yansıtmadığının ve müvekkilinin iradesi dışında sonradan doldurulduğunun en somut kanıtı olduğunu, yerel mahkemenin hatalı değerlendirmeler içeren kararının, delillerin takdirinde düştüğü ağır yanılgı ve hukuki nitelendirme hataları nedeniyle kaldırılmasının gerektiğini, 40.000 TL’lik teminat bonosunun da borcun ödenmediğini gösterdiğini, yazışmaların ve ses kaydının yazılı delil başlangıcı olduğunu, tanık dinlenmesi gerektiğini, dosyadaki ikrarların, yazılı ve sesli belgelerin ve hayatın olağan akışının, müvekkilinin haklılığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat ettiğini, bu nedenle anılan kararı istinaf etmenin zorunlu hale geldiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.02.2026 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı usul ve yasaya açıkça aykırı kararının kaldırılmasına, davalarının kabulü ile 01.08.2020 tarihli ibraname başlıklı belgenin iptaline ve geçersizliğinin tespitine, davalı ...'in Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ibra sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ile kambiyo senedine dayalı takip nedeniyle davalının borçlu olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme yukarıda yazılı gerekçeyle davacının, davalının takipten ötürü borçlu olduğunun tespitine yönelik talebini dava şartı yokluğundan usulden reddetmiş, ibranamenin aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle ibranamenin geçersizliğinin tespiti talebini de esastan reddetmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından ... ve davalı ... hakkında ferileriyle birlikte toplam 84.793,42 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişildiği, takip konusu bononun 01/05/2020 tanzim tarihli, 01/07/2020 vade tarihli 80.000,00 TL bedelli olup, lehtarının davacı, keşidecisinin ... , kefilin (avalist) ... olduğu görülmüştür.
Ödeme emrinin tebliği üzerine, kefil ... tarafından yasal süresi içerisinde Antalya Nöbetçi İcra Hukuk Mahkemesi'ne başvurulup, ibraname sebebiyle borca itiraz davası açılmış, Antalya 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu 25/05/2021 tarih, ... Esas -... Karar sayılı ilamı ile; İİK'nın 169/a maddesi uyarınca ibranameye göre bono borcunun kefil tarafından lehtara ödendiği, ibranamenin aksinin yazılı delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, takibin kefil ... yönünden durdurulmasına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 10/11/2021 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın temyizi sonucu Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 30/05/2022 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile karar onanarak kesinleşmiştir.
İİK'nın 169/a-5 maddesine göre; borca itiraz davasında İcra Hukuk Mahkemesi'nin itirazın kabulüne ilişkin verdiği karar ile takip durur. Buna ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile de takip ilgili borçlu yönünden düşer(İcra ve İflas Hukuku, Kuru Baki Syf. 364,Yetkin Yayınları 24. baskı).
Kefil ... yönünden takibin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi ile takip, kefil yönünden düşmüş olup, eldeki dava ile kefilin bu takip dosyasından ötürü borçluluğunun tespitine karar verilmesi istenemez. Davacı, davalının borçlu olduğunu iddia ediyorsa, açacağı bir alacak davası ile borcun ifasını istemelidir. Eda davası açılması gereken yerde tespit davası açan davacının bunda hukuki yararı bulunmadığından, davacının, davalının takip dosyasından ötürü borçlu bulunduğunun tespitine ilişkin talebi hakkında mahkemenin hukuki yarar yokluğundan verdiği usulden ret kararı yerindedir.
İbra sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti talebi hakkında verilen ret kararının değerlendirilmesinde;
Davacının dilekçe ekinde sunduğu 01/08/2020 tarihli belge içeriğinde; 01/05/2020 düzenleme tarihli alacaklısının ... , borçlunun ... ve kefilin ... olduğu 80.000-TL bedelli senet borcunun sözleşmenin imzalandığı gün kefil sıfatını taşıyan ... tarafından ödendiği, ... ’ın alacağının kalmadığı, senedin asıl borçlusu ...'ın 80.000-TL’yi ...'e ödeyeceği, bu nedenle ... ’e 80.000-TL bedelli senet düzenleneceği, hiçbir alacağı kalmayan ... ’ın bu durumun şahidi konumunda olduğu, ... ’ın alacağı kalmayan senedi ... ’e teslim edeceği, ... 'in ...'a karşı başka bir borcunun bulunmadığı hususlarının yazılı olduğu, belgenin altında davacının şahit sıfatıyla, davalının alacaklı sıfatıyla, dava dışı keşideci ...'ın ise borçlu sıfatıyla isim ve imzalarının bulunduğu görülmektedir.
Davacı bono borcunun ödenmediğini, adı geçen belgenin üzeri boş şekilde davalıya teslim edildiğini, belgenin veriliş amacının borcun kefil tarafından ödenmesi halinde kefilin asıl borçluya başvurabilmesinin garantisi olduğunu, davalının kendisini kandırarak belgenin üzerini gerçeğe aykırı şekilde doldurduğunu belirtmektedir. Davalı isticvap beyanında söz konusu borcun davacının kendilerinden yakıt alması ile ödendiğini ifade etmiş devamında davacının yakıtı ...'tan aldığını söylemiştir. Davalının kabul etmemesi karşısında adı geçen belgenin anlaşmaya aykırı şekilde sonradan doldurulduğunu ispat külfeti davacı üzerindedir.
Dosya kapsamı, tarafların isticvap beyanları, WhatsApp yazışmaları birlikte değerlendirildiğinde; davalının isticvap beyanlarında, yazışmalarda geçen ve dolduracağını beyan ettiğini boş belgenin dava konusu adı geçen ibraname olduğunu ikrar ettiği, diğer bir ifadeyle bu belgenin boş olarak düzenlendiğini ve sonradan doldurulduğunu kabul ettiği, adı geçen belgeden sonraki zaman diliminde taraflar arasında gerçekleşen bu whatsapp yazışmalarında davalının borcun ödenmesi için davacıdan mühlet istediği, borcun detaylarına ilişkin bir ayrıntı bulunmamakla birlikte yazışmaların bütünlüğü itibariyle borcun esas borçludan tahsil edilemeyince mecburen davalıya başvurulacağının belirtildiği, davalının borcun ödenmesi konusunda keşideci ...'ın babası ...'ın taşınmaz satışı ve araç satışı gibi yüksek meblağlı işlemlerinden bahsederek mühlet istediği, yine ...'ın keşideci, kendisinin lehtar olduğu 40.000,00 TL bedelli bononun görselini paylaştığı, bir sureti dosyada da mevcut olan ilgili bononun arkasında "... adına kefil olduğum senet karşılığında alınmıştır. Bu senet ödendiği takdirde, 80.000,00 TL lik ... adına olan senet geçersizdir" ifadelerinin yazılı olduğu ve altının davalı ile şahitler tarafından imzalandığı, davacının şahitlerden birini tanıkları arasında bildirdiği, tüm bu hususlar birlikte ele alındığında taraflar arasındaki yazışmaların dava konusu ibraname hakkında yazılı delil başlangıcı olduğu kabul edilerek davacı tarafça bildirilen tanıkların beyanlarına başvurulup sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/02/2026 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...