İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan işçinin maddi ve manevi tazminat taleplerinde kusur oranları, tazminat miktarları ve temyiz süreçleri üzerine Yargıtay incelemesi.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulü kararı sonrası bölge adliye mahkemesi, işverenin %40, işçinin ise %60 kusurlu olduğunu ve davacının %8 meslekte kazanma gücü kaybı bulunduğunu tespit ederek 437.548,70 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiş; her iki tarafın temyiz başvuruları üzerine yapılan incelemede, uyuşmazlığın iş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerine ilişkin olduğu ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının, hukuk muhakemeleri kanunundaki kesinlik sınırı uyarınca temyiz edilemezlik koşulunu barındırabileceği değerlendirilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/18950 E.  ,  2026/7730 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1475 E., 2025/3431 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/38 E., 2025/86 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 31.03.2021 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı şirketin meydana gelen kazada herhangi bir kusur ya da ihmalinin bulunmadığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; kaza nedeniyle davacıda meydana gelen meslekte kazanma gücü kayıp oranı % 8,0 olarak belirlendiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29.03.2023 tarihli raporlarda; dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin % 40 oranında, davacı işçinin ise % 60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kusur oranlarının dosya içeriğine, olayın oluşuna ve denetime uygun olduğu, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi kusur raporunun maddi olgular, olay ve sigortalıya ilişkin veriler ile iş güvenliği mevzuatına uygun olmasına göre bu yönleri amaçlayan istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur oranları, davacının uğramış olduğu maluliyetin oranı, olayın yarattığı vehamet ve manevi tutarın tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihatları dikkate alınarak hüküm altına alınması gereken manevi tazminatın 20.000,00 TL olarak belirlenmesinin dosya kapsamına daha uygun olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 437.548,70 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, maddi tazminatın düşük belirlendiğini, davanın 2025 yılında halen devam etmekte olup güncel parametreler kullanılarak yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, sürekli mesailerle çalıştığı için 12 saat üzerinden aldığı ücretine yol, yemek gibi süreklilik arz eden sosyal yardımların da eklenerek tespit edilecek ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, TRH-2010 yaşam tablosunun baz alınmasını, davalının kusur oranının eksik tayin edildiğini, davalının kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın davacının termoform makinesine elini neredeyse omuzuna kadar sokmaya çalışarak sıkışan parçaları almaya çalışması sonucu oluştuğunu, müvekkili davalı şirketin meydana gelen kazada herhangi bir kusur ya da ihmali bulunmadığını, kazanın oluşumuna davacı işçinin kendi güvenliğini hiçe sayarak bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini, davacının tam kusurlu olduğunu, maluliyetin tespiti için dosyanın ATK 2. Üst Kuruluna sevki ile rapor aldırılması talebinin reddedildiğini, kesinleşmemiş maluliyet oranı esas alınarak verilen kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
A) Taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
B) Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerine yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.