Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, sigorta acenteliği sözleşmesinin haklı sebep olmaksızın feshinden doğan denkleştirme tazminatı alacak davasında ilk derece mahkemesi kararını değerlendirdi.
Özet: Davacı sigorta acentesi, davalı sigorta şirketi tarafından haklı bir neden gösterilmeksizin feshedilen acentelik sözleşmesi kapsamında oluşturduğu müşteri portföyü için Türk Ticaret Kanununun 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı talep ederken, davalı ise sözleşmedeki ilgili maddelere dayanarak tazminat talebinin haksız olduğunu ve portföyün kendi marka değeriyle oluştuğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshettiğini ve fesihten sonra davacı tarafından oluşturulan portföyden önemli menfaat elde ettiğini belirterek denkleştirme tazminatı talebini haklı bulmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ : 12/05/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 26/11/2025DAVANIN KONUSU: Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 12/05/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 26.06.2015 tarihli acentelik sözleşmesi ve 13.07.2016 tarihli acentelik sözleşmeleri ile, davalı sigorta şirketinin 03.11,2017 tarihine kadar Antalya Bölge Müdürlüğüne bağlı olarak sigorta acenteliğini yapmış olduğunu ve davalının önce Beyoğlu 16 Noterliğinin 3L07.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile acenteliğin 3 ay sonunda feshedildiğini, vekaletnameden azledildiğini ve tüm numaralı ve boş poliçelerin iade edilmesini davacıya tebliğ edildiğini, her ne kadar ilk ihtarname de acentelik sözleşmesi 3 ay sonunda feshedileceği belirtilmişse de tüm numaralı ve boş poliçelerin iadesi de İstenildiğinden İlk ihtarname gerçekte bir fesihname olduğunu, Davalının gerek ihtarname ve gerekse fesihnamede herhangi bir fesih sebebi de ileri sürmediğini, davacı kayıtlarından tespit edilebildiği kadarı ile acentelik olarak görev yaptığı yaklaşık 2 yıl 4 aylık süre boyunca yaptığı prim üretimi ile komisyon kazancına dair belgelerin ekte sunduğunu, TTK 122. Md. Göre son 5 yılda kazanılan prim tutarının yıl bazında ortalaması denkleştirme bedeli olarak ödenmesi gerektiğini, davacının, 25.06.2015 ile 31.10.2017 tarihleri arasında toplam 2.010.000TL tutarında prim üretimi yapmış olduğunu ve bu tutardan 275,074 TL komisyon kazandığını, yıllık ortalama komisyon tutarının 113.000 TL civarında olduğunu. Davalı şirketin ticari defter, muhasebe, bilgisayar kayıtlarında yapılacak olan inceleme ile bu tutarın belirleneceğini, bu miktarın denkleştirme tazminatı olarak ödenmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, Taraflar arasında akdedilen sözleşme içerisinde delil şartı getirilmiş olduğunu, sözleşmenin ilgili maddesinde açıkça davalı şirketin defter ve bilgisayar kayıtlarının münhasır delil olarak kabul edileceğinin hüküm altına alındığının belirtildiğini, sözleşmenin gerek ... sigorta gerekse Acente tarafından feshedilmesi durumunda tebligatların TTK m. 18 gereğince noter aracılığı ile veya taahhütlü mektupla yapılması zorunlu olduğunu, her ne sebeple olursa olsun sözleşmenin ... Sigorta veya Acente tarafından feshi halinde Acente ... Sigortadan herhangi bir nam altında hiçbir hak ve tazminat talep edemeyeceğinin belirtildiğini, feshi sonrasında ... sigorta bir satış kaynağını doğrudan acentenin müşterisine yönlendiremeyeceğini, acentenin portföyünde bulunan müşterilerin çalışma taleplerini ... sigorta serbest piyasa koşulları içinde değerlendirilebilir ifadesini tarafların kabul ettiğini, Portföy tazminatı bilindiği üzere acente-bayilik sözleşmesi benzeri bir sözleşmenin sona erdirilmesi halinde; ana firmanın, bayi veya acentenin sağladığı müşteri çevresi nedeniyle elde ettiği kazancın bir miktarının, bayi veya acenteye ödemesi olduğunu. müşterilerin ilgili acentelere, acenteler sebebiyle değil acentelerin temsil ettiği ana şirketler İçin gitmekte olduğunu. Bu kapsamda olası portföy tazminatı iddiasında Acentenin, müvekkil şirketin marka değeri ve sunmuş oldukları dışında portföy oluşturabilmek için müşteriler nezdinde yapmış olduklarının ispatının gerekmekte olduğunu, sigorta yaptıran kişilerin ne kadarın m bir sonraki sene sigorta yaptırdığı hususu irdeleme yapılması ve bu irdeleme neticesinde portföy tazminatı hazırlaması ve somut olaya göre değerlendirilmesi gerektiği kanunen açıkça ifade edildiğini, davacı yanın bu kapsamda portföy tazminatı taleplerinin kabulü mümkün olmadığını. İhtarnamenin “.. Acentelik sözleşmesinin feshinden sonra derhal...” şeklinde keşide edildiğini, yani ihtarname içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere sözleşmenin feshinin ardından derhal ilgili poliçelerin, evrakların iadesi istendiğini, fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 28/10/2020 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... sigorta şirketinin herhangi bir sebep ileri sürmeksizin acentelik sözleşmesini feshettiği, yani haklı bir nedene dayalı fesih olmaması şartının sağlandığı görülmüştür. Diğer yandan alınan ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporuna göre davalı şirketin fesihten sonra da önemli bir menfaat elde ettiği düzenlenen poliçe sayısı ve komisyon oranın yüksekliğinden anlaşılmaktadır. Bu halde denkleştirme şartlarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Artık yapılması gereken tazminatın nasıl hesaplanacağının belirlenmesidir. Bilirkişi kurulu seçenekli rapor düzenlemiş bir seçenekte davalı şirketin fesihten sonra düzenlediği poliçeler üzerinden hesaplama yapılmış diğer seçenekte ise sözleşme süresi içerisinde akdedilen poliçelere göre hesaplama yapılmıştır. ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 10/11/2022 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:"...Dava dilekçesi davalıya 05/02/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili, yasal iki haftalık süre geçtikten sonra 21/05/2018 tarihinde cevap dilekçesi vermiştir. Süresinden sonra verdiği bu dilekçede ayrıca yetki itirazında da bulunmamıştır. Yetkiye ilişkin itirazın süresinde olmaması nedeniyle davalının yetki yönünden istinaf istemi yerinde değildir. Davalı vekili, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen portföy (denkleştirme) tazminatının koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.Davacı, haksız fesih nedeniyle portföy tazminatı talep etmektedir. Taraflar arasında 13.07.2016 tarihli acentelik sözleşmesinin düzenlendiği, davalı tarafça sözleşmenin 31/07/2017 tarihli ihtarname ile tek taraflı olarak feshedildiği ve davacının azledildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme süresiz düzenlenmiştir. Davalı taraf sözleşmenin davacının kusuru nedeniyle feshedildiğini, davacının acentelik faaliyetlerini gereği gibi yapmadığını, ortalamanın altında üretim yaptığını, bu hususu düzeltmediğini, gerekli özeni göstermediğini, şirketin menfaatlerinin zedelendiğini ileri sürmüştür. Portföy tazminatı acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra bu ilişkinin devamı boyunca acentenin kişisel gayreti ile yarattığı müşteri çevresinden akidinin halen yararlanması, acentenin ise yararlanması nedeni ile uğradığı kaybın karşılığıdır. 6102 Sayılı TTK'nın 122. maddesi ile 5684 Sayılı Sigorta Kanunun 23/16. maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilecektir. TTK'nın 121(1) maddede belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesinin, taraflardan her birinin üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebileceği, ancak sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile, haklı sebeplerden dolayı her zaman fesholunabileceği hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, sözleşme belirsiz süreli olup, davalı sözleşmeyi davacının acentelik faaliyetlerini gereği gibi yapmaması, ortalamanın altında üretim yapması, bu hususu düzeltmemesi, gerekli özeni göstermemesi, şirketin menfaatlerinin zedelenmesi ve davacının kusuru nedeniyle feshettiğini ileri sürmüştür. Davacı yanın talep ettiği portföy tazminatı talebi TTK'nın 122(1) - a - c maddeleri ve (2) maddesine dayanmaktadır.Somut olayda; yargılama sırasında alınan 05/11/2018 tarihli bilirkişi raporuyla davacının talep edebileceği portföy tazminatının 117.923,26 TL olduğu tespit edilmiştir. Rapora itiraz üzerine İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi vasıtasıyla konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulunun vermiş olduğu 06/05/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporuyla portföy tazminatının 105.845,17 TL tutarında olabileceği tespit edilmiştir. Bu rapora da itiraz üzerine alınan 17/09/2020 tarihli ek bilirkişi kurulu raporuyla sözleşme devam etseydi davacının elde edeceği ücretin 55.523,32 TL tutarında olup, bu sonuca göre portföy tazminat tutarının 55.523,32 TL tutarında olabileceği, davacının itirazı doğrultusunda mahkeme karar verir ise, sözleşme süresinde hesaplanan ortalama tazminat tutarının 117.923,26 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu raporlara da itiraz edilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde ve hangi rapora itibar edildiği kararda belirtilmeden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2876 Esas 2020/3326 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 hükmüne göre, sigorta acentesinin denkleştirme talep edebilmesi için, sigorta acentelik ilişkisinin sona ermesi nedeniyle sigortacının acentenin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde etmesi, hakkaniyetin tazminat verilmesini gerektirmesi, acentenin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmemiş olması yada kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olmaması şarttır. Bu şartlardan birinin mevcut olmaması halinde sigorta acentesi denkleştirme talep edemez. Bu şartlar, sigortacının acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaat elde etmesi, acentenin aracılık ettiği veya akdettiği sözleşmeler dolayısıyla acentelik ilişkisinin sona ermesinden sonra da prim elde etmeye devam etmesini ifade eder. Sigortacı tarafından önemli menfaat elde edilip edilmediğinin tespitinde, sigorta acentesinin akdettiği yeni ya da yeni sayılabilecek sigorta sözleşmelerinin sayısı yanında bu sözleşmeler dolayısıyla elde edilen prim miktarı da esas alınmalıdır; zira sigortacının önemli menfaat elde edip etmediği hususunda acentenin portföyünün ekonomik değeri de belirleyicidir. Acentenin portföyünün ekonomik değeri acentenin aracılık ettiği veya ahdettiği sigorta sözleşmeleri dolayısıyla tahsil edilen veya edilecek olan prim miktarına göre belirlenir. Sigorta acentesi, hakkaniyet gerektirdiği takdirde ve oranda denkleştirme talep edebilir. Bu koşul, somut durumun tüm özellikleri dikkate alınarak denkleştirme ödemesinin adil bir sonuç olup olmayacağının belirlenmesini ifade eder. Denkleştirme isteminin sınırları; sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar göz önüne alınıp çizilir. (Koç, Mehmet, Acentenin Denkleştirme İstemi, s. 90).TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır.Somut olayda, hükme esas alınan raporlara itiraz olduğu gibi raporlar arasında kısmi çelişki bulunduğu, itirazlarında karşılanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle mahkemece portföy tazminatı konusunda uzman bir başka 3 kişilik bilirkişi kurulundan bilirkişi raporları arasındaki kısmi çelişki giderilerek itirazlarda karşılanarak ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli usul ve yasaya uygun rapor alınarak ve ayrıca sonucuna göre tazminatı belirleme noktasında, sözleşmeden kaynaklanan menfaatler, sözleşmenin tarafları arasındaki risk paylaşımı, acentelik sözleşmesinin süresi, acentenin gelir miktarı, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman, sözleşme dışı kazanç ve kayıplar, tarafların mal varlığı ve gelir ilişkileri, kişisel durum (Yaşlılık, sağlık durumu, çalışma yeteneği), işin önemi, acentenin tek firma-çok firma acentesi olması, kazandırılan müşteri sayısı, markanın etkisi (unvanın), rekabet yasağının ihlal edilmesi, sözleşmenin sona erme nedeni ve varsa kusur oranları gibi hususlar bir bütün olarak dikkate alınarak oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ..." karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 26/11/2025 TARİH ... ESAS ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...TTK 122 m. uyarınca, acentenin talep edebileceği denkleştirme tazminatı miktarı, son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı tüm ödemelerin (komisyon, prim vs.) yıllık ortalamasını aşamaz. Beş yıldan daha az süren acentelik ilişkilerinde talep edilebilecek denkleştirme tazminatında azami miktar, faaliyet gösterilen sürenin yıllık ortalamasıdır. Davacı acente, davalının dava konusu bölgedeki ilk acentesi olup davalı şirketin kuruluşundan hemen sonra görev verildiği, acentelik ilişkisinin 26.06.2015-03.11.2017 tarihlerinde sürmesine rağmen 31.07.2017 tarihinde fesih bildirimi yapıldığından fiilen yaklaşık iki yıl sürdüğü, davacının neredeyse 2 yıllık bu sürede toplamda: 2.547.679,60 TI poliçe ürettiği, Bunlardan 637.410,35 TL tutarında iptal gerçekleştiği, iptal edilen poliçe tutarından 70.446,52 TL komisyon gelirinin de iptali ile;tüm zamanlarda davacı tarafın: 276.342,48 TL komisyona hak kazanarak tahsil ettiği, raporlar arasındaki çelişkiyi giderir son ek rapor uyarınca, davacı tarafından kazandırılan müşterilerden davalı şirketin %20 oranında kazanç elde etmeye devam etmesi de önemli miktarda kazanç elde etme koşulunu yerine getirdiği, davacının kazandırdığı müşteriler ile devam eden sigortacılık ilişkisinden dolayı davalı şirketin sonraki acentelerine ödediği komisyon miktarı olan 71.017,44 TL ile davacının kendi acentelik dönemindeki yıllık komisyon ortalaması olan 116.644,96 TL arasında 45.573,52-TL'lik bir fark bulunduğu, davacının sözleşmenin feshinde herhangi bir kusur bulunmaması, iki yıllık fiili acentelik süresinin, müşteri portföyünün sadık müşterilere evrildiği ve sözleşmenin devam etmesi halinde ilk yıllara nazaran karlılığının ve müşteri portföyünün artacağı dönem olarak kabul edilmesi gerektiği ve davacının karlılığının artacağı dönemde kusuru olmaksızın acentelik sözleşmesinin feshinde sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmek için harcanan emek ve zaman nazara alınarak davacının kendi acentelik dönemindeki yıllık komisyon ortalamasına yakın bir tazminat taktirinin hakkaniyete daha uygun düşeceği kanaati hasıl olmuştur. Neticeten bu kanaat ile davacının hak kazanbileceği portföy tazminatının üst ve alt limiti arasında bulunan 45.573,52-TL'nin %20si oranında (9.114,74-TL ) indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ..." şeklinde karar vermiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22. maddesinde yer alan delil şartına göre müvekkili şirketin defter, kayıt ve dökümanlarının münhasır delil olarak kabul edildiğini, karşı tarafın defterlerinin incelenmesine muvafakatlerinin olmadığını yazılı ve sözlü beyanlarla defaatle mahkemeye bildirdiklerini, yalnızca müvekkili şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesini talep etmelerine rağmen mahkemece bu taleplerinin karara bağlanmadığını, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verildiğini ve bu raporların hükme esas alındığını, bu durumun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, istinafa konu kararın bu yönden dahi esasa girmeden usulden bozulmasını talep ettiklerini, kararın gerekçesiz olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, tazminat hesaplama yönteminin hatalı olduğunu ve belirlenen tazminat tutarının fahiş olduğunu, davanın kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, portföy tazminatı istemine ilişkindir.Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmede davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil olarak kararlaştırıldığına dair hüküm var ise de diğer tarafın ispat hakkını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde güçleştiren delil sözleşmesi, 6100 sayılı Kanun'un 193. maddesine göre geçerli kabul edilemeyeceğinden taraf ticari defterlerinin karşılıklı incelenmesinin 6100 sayılı Kanun'un 222. maddesine uygun olmasına (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/5386 Esas - 2023/49 Karar sayılı ilamı), Mahkemece Dairemizin kaldırma kararına uygun yargılama yapılıp sonuçlandırıldığının anlaşılmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, bilirkişi raporunda tespit edilen tazminattan Mahkemece takdiri indirim yapıldığından kısmen ret olan miktar yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına(Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/3277 Esas - 2020/4857 Karar sayılı ilamı), kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 7.345,40 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 732,00 TL maktu ve 1.104,35 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 5.509,05 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi...