Ulusal ödeme sistemi "TROY" markasının finansal alandaki tanınmışlığına tecavüz iddiasıyla açılan davada, davalı lojistik firması markanın yaygın isim ve farklı sektör argümanlarıyla kendini savunmaktadır.
Özet: Bu dava, ulusal ödeme sistemleri alanında faaliyet gösteren davacının, "..." ibareli tescilli ve tanınmış markasının, davalının farklı bir sektörde "www....depo" alan adı aracılığıyla ticari faaliyetlerinde kullanılması suretiyle marka hakkına tecavüz edildiği iddiasıyla açılmıştır; davacı, söz konusu kullanımın tespitini, durdurulmasını ve kaldırılmasını talep ederken; davalı ise markanın tanınmışlığının bankacılık sektörüyle sınırlı olduğunu, kendi lojistik sektörleriyle davacı arasında karıştırma ihtimali bulunmadığını, "..." kelimesinin tarihi ve coğrafi anlamları nedeniyle yaygın kullanıma sahip olduğunu ve ismin ailevi nedenlerle seçildiğini savunmaktadır.

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2025/173 EsasKARAR NO : 2026/200DAVA : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)DAVA TARİHİ : 22/09/2025KARAR TARİHİ : 16/09/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle: 1990 yılında 13 kamu ve özel Türk bankasının ortaklığıyla kurulan ...A.Ş.’nin faaliyetleri, finans ve ödeme sistemleri içerisinde; yerli ve milli kaynaklarla, nakit kullanımı gerekmeksizin her türlü ödemeyi veya para transferini sağlayan veya destekleyen sistem, platform ve altyapıları oluşturmak, işletmek ve geliştirmek olduğunu, ...’ndan (“...”) aldığı ... tarih ve ... karar sayılı izin ile Türkiye’nin ilk ve tek yerli ve milli kartlı sistem kuruluşu olan ...’u kurduğunu, ... Müvekkili Şirket tarafından geliştirilen, Türkiye’nin finansal egemenliğinin korunmasını amaçladığını, kamusal niteliğe sahip, yüksek düzeyde tanınmış ve stratejik öneme sahip bir ulusal ödeme sistemi olduğunu, “...” kelime markasının tescili için TÜRKPATENT'e başvuru yapmış olup “...” ibaresi içeren biri tanınmış marka statüsünde olmak üzere 16 adet markasının tescil edildiğini, “..” ibaresinin müvekkili ile özdeşlemiş yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğunu, “...” markasının, Türkiye genelinde faaliyet gösteren çok sayıda banka, katılım bankası ve ödeme kuruluşunun kartlarında aktif olarak kullanıldığını, “...” markasına ve kartlı sistem kuruluşuna ait gelişmeler, ... başta olmak üzere ulusal medya organlarında sık sık haberleştiğini, bu sayede marka kamu nezdinde görünür ve bilinir hale geldiğini, Davalının, Müvekkil Şirket'e ait “...” ibareli tescilli kelime markasını, “...” alan adında ve kullanmak suretiyle ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı'ya ait “... ” ile başlayan dört adet kelime markasının mevcut olduğunu, özellikle de tek başına “... depo” ibaresinin ticari unvan, alan adı ya da tanıtımda kullanım hakkı doğurmadığını, Müvekkili Şirket tarafından gerçekleştirilen ve ülke çapında duyurusu yapılan, basın bültenleri yayınlanan ve haber sitelerine konu olan birçok kampanya olduğunu, kampanyaların billboardlar, açık hava reklamları ile de duyurulmakta ve üçüncü kişiler kampanya ayrıntılarının görüntülenmesi için Müvekkili Şirket'e ait internet sitelerine yönlendirdiğini, ancak Davalı'nın haksız kullanımı sebebiyle üçüncü kişiler doğru ve gerçek bilgilere ulaşamadığını, Müvekkili Şirket'e ait resmi site gibi görünen Davalı'ya ait “www. ...” alan adına erişim sağladığını, Davalı'nın eylemleri Müvekkili Şirket'in marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğundan Davalı'nın “...” alan adında Müvekkili Şirket'e ait tanınmış markanın kullanımından yararlandığını, Sayın Mahkeme'den haklı davanın kabulü ile Davalı'nın “...” alan adı aracılığı ile Müvekkil Şirket'in “...” ibareli marka hakkına tecavüzünün tespiti, durdurulması, önlenmesi (men'i) ve kaldırılmasının (ref'i) talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacının markaya ilişkin tanınırlığı banka sektörüyle sınırlı kaldığından müvekkili şirket'e karşı ihlal iddiasında bulunamayacağını, markanın tanınmış marka korumasına girebilmesi için aranan kriterler WIPO tarafından belirlenen kriterler olup, kriterlerin en başında ise toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme ve tanınma derecesi geldiğini, "..." ibaresinin, banka sektörü ile sınırlanmadığı sürece, akla ilk olarak davacı şirketi getirmediğini, internet araması "..." olarak yapıldığında davacı şirket 3.sırada geldiğini, arama motoruna "... " yazıldığında müvekkil şirkete ait internet sitesinin ilk sırada çıktığını, davacının tanınmış marka iddiasının yerinde olmasa da Sayın Mahkemeniz'in aksi kanaatte olması halinde dahi tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için farklı mal ve hizmetler açısından en azından sektörel benzerlik bulunması gerekliliğini, bankacılık ve lojistik sektörlerinin ne birbirleri ile herhangi bir benzerlik veya yakınlıkları ne de karıştırılmaları ihtimali olduğunu, davacı şirketin klasik anlamıyla bankacılık sektöründe dahi faaliyet göstermeyip bir ödeme sistemi veyahut ödeme ağı sağlayıcısı olduğunu, davacı şirket tanınmış marka iddiasına destek olarak markasının KKTC'de de tescilli oluşunu göstermekteyse de herhangi bir markanın sadece KKTC'de tescil edilmiş olması dünya çapında tanınırlık niteliği teşkil etmediğini, "..." kelimesi hem Türkiye hem de dünya kapsamında tarihi ve coğrafi anlamı olan bir kelime olup; kullanımı yaygın olduğunu, müvekkili şirketin kurucusu olan ...'da ailesinin aslen ... ve ..., ....'li olması nedeniyle şirketi için işbu ismi seçtiğini, bu ibarenin yalnızca coğrafi ve tarihi geçmişi nedeniyle değil, "..." adı ile dünya çapında bir film de yapılmış olması nedeniyle de dünya çapında ayrı bir karşılığı olduğunu, "..." kelimesini içerir tescil edilmiş markalar incelendiğinde, kullanımı sık olan bir marka ismi olduğu, yalnızca müvekkili şirket tarafından kullanılmadığını, Türk Patent nezdinde "..." ibaresini içeren tescillenmiş 787 adet marka başvurusu bulunup bunların yüzlercesinin de tescil edildiğini kısaca markalar farklı sektörlerde hizmet vermekte olup; tüketici nezdinde iltibas tehlikesine sebep olmadığını, iki marka karşılaştırıldığında markalardan biri banka sektöründe faaliyet göstermekteyken, diğeri lojistik sektöründe faaliyet gösterdiğini, Müvekkili şirket ve müvekkil şirket'in hakim ortağı adına hem şekil hem de kelime markası olacak biçimde "..." ibaresini içeren 6 adet farklı marka tescil edilmiş olup müvekkil şirket söz konusu ibareyi bu markalara uygun biçimde kullandıklarını, yine davacının iddialarından biri; davacının sitesine girmek isteyen birinin karıştırarak müvekkili şirketin sitesine girmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin logosu ve tema rengi davacı şirketten tamamen farklı olup; herhangi bir karışıklığa mahal vermeyecek nitelikte olduğunu, iki markanın internet siteleri incelendiğinde davacı mavi renkle bağdaştırılmışken, müvekkili şirketin yeşil renk kullandığı, iki markanın logolarının da birbir tamamen farklı olup; herhangi bir karışıklığa sebep olabilecek bir benzerlik dahi bulunmadığını, "..." ibaresi internette arandığında en başta ise 2006 yılından beri "..." markası altında başta Apple marka olmak üzere çeşitli elektronik aletler satan bir şirkete ait "..." internet sitesi Çıktığını, Davacı tarafça delil tespiti ve ihtiyati tedbir kurumlarına HMK'ya aykırı biçimde başvurularak işbu kurumlar kötüye kullanılmaya ve müvekkilimizin savunma hakkı kısıtlanmaya çalışıldığını, Sayın Mahkemenizin ...numaralı değişik iş dosyası kapsamında değerlendirildiğini ve taraflarına tebligat yapılmaksızın bilirkişi raporu alınmasına, tedbir isteminin ise bilahare değerlendirilmesine karar verilmişse de, davacı tarafça aynı saat içerisinde açılan davanın dava dilekçesi müvekkili şirkete tebliğ edileceğinden taraflarına tebligat yapılmaksızın yapılan delil tespiti ile korunmak istenen hukuki yararın ortadan kalktığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.Bilirkişiler ...,...ve...'in 18.03.2026 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Bilişim İncelemesi Neticesinde; Davaya konu davalı tarafa ait ... alan adlı internet sitesinin 13.07.2023 tarihinde kaydedilmiş olduğu ve kayıt süresinin 13.07.2026 tarihine kadar uzatılmış olduğu, alan adının kimin adına kayıtlı olduğu bilgisinin gizli tutma hakkı ile yayınlanmamakta olduğu; ... adresli internet sitesinde farklı boyutlardaki eşyalar için birçok lokasyonda olacak şekilde depolama ve nakliyat hizmeti sunulduğu, internet sitesi ziyaretçilerinin davaya konu alan adınınzalt sitesi olan... alan adlı internet sitesi ile erişim sağlamak sureti ile davalı taraftan hizmet alınabildiği ... alan adlı internet sitesinde alan adında ve siteye ait logoda yer alan ... ifadesi ile davacı adına tescilli ... markasının kullanıldığı, iletişim numarası olarak ... numarasının yayınlamakta olduğu, Davacı şirket adına ... ve ... esas unsurlu seri markaların ... sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu, davacının "..." markasının ... no ile .... sınıfta yer alan “Sigorta hizmetleri Finansal ve parasal hizmetler”de TANINMIŞ MARKA olarak kabul edilerek tescil edildiği, Davalının kullanımlarının ... alan adlı web sitesi adında ve bu web sitesi içeriğinde; "... " logolarını ..., ..., ...adreslerinde kullanımlarının .... Sınıfta yer alan "Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri , Kara taşımacılığı hizmetleri” sunduğu bu hizmetlerin orta düzeyde tüketici kitlesine hitap eden hizmetler olduğu, zkonusu hizmetlerin davacının markasının tanınmış olarak kabul edildiği 36. Sınıfta yer alan “alan'Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. ” ile davacının tescilli markalarının kapsamında yeralan... Sınıfta yer alan hizmetler karşılaştırıldığında; sözkonusu .... Sınıfta yer alan *“Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri , Kara taşımacılığı hizmetleri”nin mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzer olduğunun düşünülebileceği, ve fakat hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzer olmadığı, hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzer olmadığı, Sözkonusu hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmadığı ve benzer ve ilgili olmadığı, bu hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmadığı, bu nedenle de davalının kullanımlarının davacının tescilli markasından doğan haklara tecavüz niteliğinde olmadığı, davacının markasının sulanmasına ve/veya itibarının zarar görmesine ve/veya markanın itibarından fayda sağlanmasına neden olmayacağı, Tespit ve kanaatlerimizi içerir raporumuzu nihai hukuki takdir ve değerlendirme Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla arz ederiz. Tespit ve sonucuna varmışlardır. Bilirkişiler ..., ... ve ...'in 29.06.2026 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Teknik açıdan; İncelemeye konu ... alan adlı internet sitesi aktif olarak yayında olduğu; alan adının 13.07.2023 tarihinde kayıt altına alındığı, alan adı sahibinin bilgileri gizlilik (privacy) hakkı ile gizli tutulduğu ve alan adının ... A.Ş. (...) aracılığıyla temin edildiği, Sitede “... ” ibaresi ve logosu (yeşil tema) kullanılarak eşya depolama, paketleme ve kara taşımacılığı (nakliyat) hizmetleri sunulduğu; bu hizmetlerin ... ve ... verildiği, Ana siteye bağlı ... alt alan adında, paketleme malzemeleri (koli, ambalaj, koli bandı, streç film, naylon) satışı yapıldığı; mesafeli satış sözleşmesinde satıcının “....A.Ş.” olarak gösterildiği, İçerik sağlayıcı/işleticinin davalı şirket olduğu, (adres: ...). Davalının Instagram ...ve ... ((...) hesaplarının 2023 yılı ortasından bu yana aktif olduğu, Arama motoru sonuçlarında “...” ibaresi birden çok farklı işletmeyle (elektronik satışı/... , ödeme sistemi/..., /... ) ilişkilendirildiği; “... ” aramasında davalının sitesinin üst sıralarda yer aldığı, Sektörel açıdan; Davacı ... (...)'un, kartlı ödeme sistemleri ve finansal altyapı hizmeti sunan bir kuruluş olduğu, Davalı şirketin ise lojistik, eşya depolama ve nakliyat hizmetleri verdiği, Faaliyet alanlarının, sektörleri, hedef kitleleri ve satış kanalları açısından farklılaştığı, İki sektör arasında rekabet veya tamamlayıcılık ilişkisi bulunmadığı, Marka değerlendirmesinde esas olan husus tüketici algısı olduğu, Marka Hukuku ve Yargıtay Hukuk Genel Kurul Kararı ışığı açıdan; Davacı Bankalararası ... Şirketi'nin “...” markası üzerinde, 30.12.2019 tarih ve ...sayılı tescil kapsamında 2019 yılından bu yana tanınmış marka sıfatıyla hak sahibi olduğu ve söz konusu marka korumasının halen geçerliliğini sürdürdüğü, Davalı ... A.Ş.'nin “...” ibaresini .. alan adlı internet sitesinde gerçekleştirdiği kullanımların, mevcut marka tescilinin sağladığı koruma sınırlarını aşmadığı ve bu nedenle tescil kapsamı dışında kalan bir kullanım niteliği olarak görülemedi. Davalı ... A.Ş.'nin ... adresli internet sitesinde “...” ibaresi üzerinde gerçekleştirdiği kullanımların, davacı Bankalararası...Şirketi'nin tanınmış markasının itibarından haksız yarar sağlaması, markanın itibarına zarar vermesi veya markanın ayırt edici karakterini zedelemesi yönünde dosyada mübrez belgelerden bir tespit yapılamadığından davalının ... isimli web-sitesinde söz konusu kullanımların tanınmış markanın ihlali kapsamında değerlendirilemeyeceği Görüş ve kanaatine varılmıştır.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava konusu uyuşmazlığın Marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve kaldırılması talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Yapılan tetkik ve incelemede iddia konusu hususların aydınlatılması amacı ile alınan bilirkişi raporunun değişik iş dosyası raporu ili çelişki içermesi sebebi ile ikinci kez rapor alındığı, dosya kapsamına alınan iki ayrı rapor ile de davacı yanın davasını ispatlayamadığı hususunun anlaşıldığı, iki bilirkişi raporunun da ortak görüş ve paralel değerlendirmeler ihtiva ettiği, mahkememizce denetime elverişli bulunduğu Alınan bilirkişi raporu ile "Davalı ... A.Ş.’nin ... adresli internet sitesinde “...” ibaresi üzerinde gerçekleştirdiği kullanımların, davacının tanınmış markasının itibarından haksız yarar sağlaması, markanın itibarına zarar vermesi veya markanın ayırt edici karakterini zedelemesi yönünde dosyada mübrez belgelerden bir tespit yapılamadığı davalının ... isimli web-sitesinde söz konusu kullanımların tanınmış markanın ihlali kapsamında değerlendirilemeyeceği " yönünde usul ve yasaya uygun tespitlerin yapıldığı, Bilirkişi raporları ile de tespit edildiği üzere dosyada mübrez 18/03/2026 tarihli kök rapora paralel olarak; sektörel düzlemde, kartlı ödeme sistemleri ile eşya depolama/lojistik hizmetleri; hizmetin amacı, hedef kitlesi, satış kanalları ve düzenleyici çerçevesi itibarıyla birbirinden farklı olduğu ve iki hizmetin birbiriyle rekabet eden ya da birbirini tamamlayan nitelikte olmadığı ve yine Dava konusu olayda Davacı tarafın ... markasının tanınmış marka olmakla birlikte, davalının faaliyet gösterdiği ve fiili şekilde kullandığı ... markasıyla ortak sayılabilecek hizmetlerde bulunmadığı, bu hizmetleri alan tüketici gruplarının tarafların hizmetleri birbiriyle karıştırabilmesinin mümkün gözükmediği, bunun yanında birebir aynı ... ibareli fakat başka sınıflarda davadışı firmalara ait tescilli markaların da olduğu davalının ... alan adıyla yaptığı kullanımlarının davacının tescilli markasından ve Tanınmış markasından doğan haklara tecavüz kapsamında olmadığı ve yine davalı yan eylemlerinin ve markayı kullanımının kötüniyetli olduğu hususunu ispatlar mahiyette de bir delil olmadığı ve kullanımların haksız ve kötüniyetli olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.HÜKÜM:(Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere)1-Açılan davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,5-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 16/09/2026Katip ¸ Hakim ¸