Zorunlu Deprem Sigortası kapsamındaki maddi tazminat talebinin, İzmir depremi sonrası zamanaşımı nedeniyle reddi kararının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: DASK poliçesinden kaynaklanan deprem tazminatı talebiyle açılan davada, davacıya ait taşınmazın 2020 depreminde hasar görmesi üzerine sigorta bedelinin tahsili istenmiştir. Davalı sigorta şirketi zamanaşımı definde bulunmuş, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, yasal zamanaşımı sürelerinin dolduğu ve davanın süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacının, sigortacıya yaptığı başvurusunun zamanaşımını durdurması gerektiği yönündeki temyiz itirazları, Yargıtay tarafından yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle reddedilerek, bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
4. Hukuk Dairesi         2025/11727 E.  ,  2026/4175 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/906 E., 2025/988 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait taşınmazın, 30.10.2020 tarihli ... depreminde hasarlandığını ve oturulamaz hale geldiğini, davalı tarafından zararının karşılanmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL'nin yasal faizi ile tahsilini talep etmiş, daha sonra talebini 235.200,00 TL'ye artırarak bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında 22.01.2020 başlangıç 22.01.2021 bitiş tarihli ... poliçe numaralı zorunlu deprem sigorta poliçesi düzenlendiği, davalı tarafından cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı definde bulunulduğu, DASK Genel Şartları'nın "zamanaşımı" başlıklı C.7. maddesine göre alacağın 22.01.2023 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, yine TTK'nın 1420. maddesine göre de eksper raporunun 28.11.2020 tarihinde hazırlandığı, eksper raporuyla hasar ve ödenmesi gereken bedel belirlenecek olup rapor tarihini takip eden bir ay içinde 29.12.2020 tarihinde hasar bedelinin sigortalıya ödenmesinin gerekli olduğu, bu tarih itibariyle sigorta poliçesi kapsamında kalan hasar uyarınca davalının temerrüde düştüğü, 29.12.2022 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu, davanın 26.04.2023 tarihinde açıldığı, zamanaşımını kesen kısmi ödeme durumu bulunmadığı gibi arabuluculuğa başvurunun da 12.04.2023 tarihinde zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapıldığı, davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, davalı kuruma 16.11.2020 tarihinde başvuru yapıldığını, bu başvurunun rizikonun gerçekleştiği döneme ilişkin olarak geçerli olan poliçe süresi içerisinde gerçekleştirildiğini, rizikonun meydana geldiği dönemi kapsayan sigorta poliçesinin 22.01.2020 - 22.01.2021 tarih aralığını kapsayacak şekilde düzenlendiğini, sonrasında müvekkili tarafından poliçenin yenilenerek 22.01.2021 - 22.01.2022 tarih aralığını kapsar şekilde tekrar tanzim edildiğini, davalı kuruma yapılan başvurunun süresinde olduğunun açık olduğunu ve bu başvurunun, zamanaşımı süresini durdurduğunu, bu başvuruya rağmen zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davalı kurum tarafından tazminatın ödenmemesi ve İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin, açıkça hem maddi hukuka hem de usul hukukuna aykırılık teşkil ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Zorunlu Deprem Sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketici'nin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2. maddesi gereğince davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.