Yargıtay 2. Ceza Dairesinden hırsızlık suçunda tek suç ilkesi ve hatalı ceza artırım oranı gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının bozulması.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçundan sanık hakkında verilen hükmü, sanığın katılanın ikametine girerek anahtar ve saat çalması akabinde aynı eylem kesintisiz devam ederken otomobilini çalmasının tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği halde birden fazla nitelikli halin varlığı kabul edilerek TCK 61e aykırı davranılması ve suç tarihi itibarıyla sanık lehine olan 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 5237 sayılı Kanunun 143. maddesindeki azami 1/3 oranındaki artırımın üzerinde 1/2 oranında fazla ceza tayin edilmesi nedenleriyle bozmuştur.
2. Ceza Dairesi         2026/4828 E.  ,  2026/7788 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1679 E., 2025/1889 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin; "Sanığın pişmanlığı sebebiyle samimi ikrarda bulunmasına rağmen orantısız cezaya hükmolunduğuna, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ve verilen cezanın sanığı mağdur ettiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanığın, suç tarihinde gece vakti 04.00 sıralarında katılanın ikametine camını kırarak girdiği, ikametin giriş katında bulunan katılana ait çantanın içinden arabanın kontak anahtarını ve katılana ait kol saatini alıp ardından ikametin eklentisi niteliğindeki garajın kapısını eli ile açtıktan sonra katılana ait otomobili haksız yere bulundurduğu anahtarla çalıştırarak çaldığının anlaşıldığı olayda, sanığın eylemlerinin kesintiye uğramadan aynı zaman dilimi içerisinde gerçekleşmesi nedeniyle tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle, sanığın eyleminin 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d. maddesinde düzenlenen suçu oluşturmasına karşın, sanık hakkında kurulan hükümde, “Sanık ...'nun üzerine atılı Kilitlenmek suretiyle yada bina veya eklentileri altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve Haksız Yere Elde Bulundurulan Anahtarla Kilit açmak suretiyle hırsızlık suçlarını işlediği sabit olduğundan, suçu işleyiş şekli, birden fazla nitelikli halin varlığı meydana gelen zararın ağırlığı, amaç ve saiki” gerekçesi ile "TCK'nın 142/2-d-h maddesi" uyarınca teşdiden hüküm kurulmak suretiyle aynı Kanun'un 61. maddesine aykırı davranılması,
2-Suç tarihinin 6545 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 28.06.2014 tarihinden önceki bir tarih olan 26.05.2013 tarihi olduğu ve suç tarihi itibariyle sanığın daha lehine olan 6545 sayılı Kanun’un 63. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki haline göre 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesindeki artırım oranı en fazla 1/3 olduğu hâlde, bu oranın da üstünde 1/2 oranında artırım yapılarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca Marmara Ereğlisi 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.