Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, bilgisayar sektöründeki dünya devinin karma gerçeklik gözlüğü markası tescil başvurusunun, denizcilik firmasının itirazı üzerine reddedilen Türk Patent kararının iptali davası.
Özet: Küresel bir teknoloji şirketinin, dünya çapında tanıttığı "..." markalı karma gerçeklik gözlüğü için Türkiyede yaptığı marka tescil başvurusunun, başka bir sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin "..." ibaresini içeren öncelikli tescilli markası ve ticaret unvanı ile karıştırılma ihtimali nedeniyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından kısmen reddedilmesi üzerine, bu kararın eksik ve hatalı inceleme sonucu verildiği iddiasıyla iptali talep edilmiş; davalı taraf ise kendi haklarının ve kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/188 Esas - 2026/262

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/188
KARAR NO : 2026/262
DAVA : Marka ... Kararı İptali
DAVA TARİHİ : 06/05/2025
KARAR TARİHİ : 08/06/2026 Yazıldığı tarih : 22/06/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin 03.01.1977 tarihinde .... eyaletinde kurulduğunu 45 yılı aşkın bir süredir bilgisayar sektöründe dünyadaki en prestijli ve saygın kuruluşlardan biri konumunda faaliyet gösterdiğini; 05.06.2023 tarihinde Dünya Çapında Geliştiriciler Konferansında çığır açan "... ..." karma gerçeklik gözlüğünü tanıttığını; şimdiden tüketiciler arasında büyük bir ilgi gördüğünü, müvekkili şirket ile özdeşleştiğini; 24.07.2023 tarihinde Türkiye'de 30.01.2023 tarihinde rüçhan hakkından yararlanarak, 18, 28 ve 37. Sınıflara giren emtialarda tescil edilmek üzere "..." ibareli markanın tescili için davalı ... nezdinde başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası ile 13.11.2023 tarihli .... sayılı ....'nde 18, 28 ve 37. Sınıflara giren emtialarda ilan edildiğini, ilana müteakip davalı şirket tarafından 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 ve 5/1-ç madde ve fıkraları uyarınca itiraz edildiğini, itiraz üzerine davalı ... ...'nın 24.05.2024 tarihli .... sayılı Kararı ile SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 ve 5/1-ç madde ve fıkralarına dayalı itirazlarının reddedildiğini; 6/1 madde ve fırkası uyarınca itiraz markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesi ile kabul edildiğini, itiraza mesned markaların; .... sayılı markası olduğunu; müvekkili şirket tarafından davalı ... kararına karşı ....'na itiraz Edildiğini; İtirazın davalı ... ...'nın 12.04.2025 tarihli ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini; söz konusu kararın eksik ve hatalı bir inceleme sonucu verildiğini, bu nedenle dava konusu ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Dava konusu ... ... sayılı kararının hukuka uygun olduğunu; Öncelikle, davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini; müvekkilinin ticari faaliyetlerini sürdürürken kullandığı tüm markaların hem yurtiçi hem de yurtdışında tescil edildiğini; bir başka deyişle müvekkilinin, tescilli markaları üzerinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca hak sahibi ve markanın sağlamış olduğu koruma ile tüm hak ve imtiyazlardan doğan haklarını kullanmaya yetkili olduğunu; ana faaliyet olarak denizcilik sektöründe uzun yıllardır gemi inşa, tasarım, satış ve pazarlama yapmakta olan müvekkilinin fikri ve sınai haklarının sonradan kısıtlı faaliyetle piyasaya giren ürün ve hizmet karşısında daraltılması ihtimalinin dahi mülkiyet hakkının özüne müdahale teşkil ettiğini; Davacının Türkiye’deki faaliyetleri mal ve ürün satışından ibaret olmasına rağmen, genişlemeci bir şekilde üretim ve hizmet faktörlerindeki marka kullanımlarını hedef aldığını; zamansal olarak geriden gelen marka talebi ile evvelce tescil edilmiş markaları kısıtlamasının, tahakküm kurmasının kabul edilemeyeceğini; Davayı ikame ederken, pazar ve tanınırlık araştırması yapma ihtiyacı güden davacının, bu marka ile faaliyete geçmeden evvel yapmış olduğu araştırmaları mahkeme ile paylaşması gerektiğini; nitekim, pek çok ülkede marka ihtilafı doğacağını, bile isteye, öngörerek bunun tanınmış marka ve yabancı yatırım kümesi ile savunulmasının yerli girişimin genellenmesi olarak değerlendirmekte olduğunu; Müvekkili şirkete ait .... sitesi ve alan adı da müvekkil, şirketin adına öncelikli hak tesis ettiğini; müvekkil şirketin ... ... A.Ş.’nin ticaret unvanının esas unsuru “...” ibaresi olduğunu; yani başka bir ifade ile, müvekkil şirketin ticaret unvanındaki ayırt edici kısmının da ... ibaresi olduğunu; bu nedenle; Ticaret Kanunu md. 52’ye göre müvekkile ait Ticaret Unvanının da korunması gerektiğini; Gerek doktrin ve gerekse Yargıtay içtihatlarında, bir markanın görünüşünde ve telaffuzunda bazı ilaveler yapılmak suretiyle kullanılması halinde de markanın aynısının kullanılmış sayılacağı görüşünin kabul edildiğini; Yargıtay, markanın en ince ayrıntısına kadar değil, esaslı unsurlarının taklit edilmesinin ve benzer olmasının yeterli olduğu görüşünü birçok kararında yineleyerek bu yönde bir içtihat oluşturmuş olduğunu; bu kapsamda; dava konusu, .... kararının usul ve yasaya uygun olduğun; Savunarak davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davalı firmanın .... sayılı itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas oluştuğu şeklinde kurum tarafından yapılan değerlendirmeye yönelik davacı itirazının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, taraf markaları arasında iltibas koşulları oluşup oluşmadığı noktasında olduğu tespit edildi anlaşılmıştır.
... kararının 14.04.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06.05.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "....... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun .... sayılı "...", "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan incelemede, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzer oldukları, markaların tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin de aynı/aynı tür/benzer olduğu dikkate alındığında ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında idari veya iktisadi anlamda bir bağlılığın bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir deyişle başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır....." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
... (...) ...+...
24.04.2026 tarihli Bilirkişi Raporundan Özetle : " Davacının dava konusu ... numaralı markası ile davalı şirketin .... numaralar ile tescilli "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik, karıştırılma ihtimali bulunmadığı;
Dava konusu davalı ...'in 12.04.2025 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olmadığı;" şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait "...+... " ve diğer ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/ hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın " ...+... " ve diğer ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı firmanın " ...+... " ve diğer ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak /yararlanmak isterken davacı firmanın "..." ibareli başvuru markalı malı/ hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı; benzerlik oluşmadığından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşmayacağı , yani markaları karıştırmayacağı , bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Tüm bu sebeplerle aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ... 'nın ... sayılı ... Kararının iptaline,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 225,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.840,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.08/06/2026
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza