Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin kooperatif aracılığıyla kullanılan banka kredisinden doğan borcun menfi tespiti davasında icra takibi ve bilirkişi raporu itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, bir kooperatifin garantör olarak ödediği ileri sürülen işletme kredilerinden kaynaklanan icra takibine karşı açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesinin borcun bir kısmının varlığına, bir kısmının ise olmadığına hükmetmesi üzerine, hem davacı borçlunun hem de davalı kooperatifin bilirkişi raporlarındaki eksiklikler, borcun kaynağı ve faiz hesaplamalarındaki belirsizlikleri ileri sürerek kararı istinaf etmelerini ve uyuşmazlığın banka kredi alacak hesabı gibi özel teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle bilirkişi incelemesinin önemini vurgulamaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:24/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:16/09/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:24/02/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı kooperatiften kredi kullandığını, kullanmış olduğu kredilere ilişkin olarak ödemelerini yapmakta olduğunu, davalı tarafından Antalya 15. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile 11.12.2018 tarihinde 33.689,92 TL asıl atacak ve 11.882,23 TL işlemiş faiz olmak üzere icra takibi başlatıldığını, müvekkil tarafından itiraz edilemeden tebliğ edilerek 25.12.2018 tarihinde takibin kesinleştiğini, takipte borcun sebebi, hangi krediye ilişkin olduğu ve işlemiş faizin hangi tarihten itibaren başladığının belirtilmediğini, ilgili kooperatif tarafından usulsüzlükler yapıldığı ve bazı kredilerin kayda geçirilmediğinin öğrenildiğini, müvekkilin davalı kooperatife borcu olmadığının tespiti ve Antalya 15. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının iptaline karar verilmesinini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkil kooperatifin kefaleti ile dava dışı ... Bankasının ... Şubesinden 23.05.2014 - 10.06.2014 ve 30.10.2014 tarihlerinde üç ayrı işletme kredisi kullandığını, kredileri müvekkil kooperatifin ödediğini, bu nedenle Antalya 15. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, davacının bu takip borcunu ödediğine dair yazılı delil sunmadığını, bu sebeplerle, yasal dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacının davalıya Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle, 40.314,31 TL miktar yönünden borçlu olduğu, bakiye 5.257,90 TL miktar yönünden ise borçlu olmadığı kanaatine varılmakla..." şeklindeki gerekçe ile davacının davalıya Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası nedeniyle, 40.314,31 TL miktar yönünden borçlu olduğunun, bakiye 5.257,90 TL miktar yönünden ise borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporuna itirazları olmasına rağmen bu itirazları karşılanmadan karar verildiğini, takipte borcun kaynağının açık olarak gösterilmediğini, davaya konu Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında faizin hangi tarihten işemeye başladığı konusunda açıklık olmadığı gibi yapılan faiz hesabının da tutarsız olduğunu, kredilerin düzenlenmeleri konusunda ve imzaları konusunda itirazlarımızın olduğu yönünde aşamalarda yaptığımız itirazlarının dikkate alınmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı-borçlu ...’in, T. ... Bankası A.Ş. ... Şubesi’nden kullanmış olduğu işletme kredilerinin taksit borçlarının, müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla, esnaf ve sanatkarlara doğrudan kullandırılan hazine destekli kredilere ilişkin taahhütname ve eki esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatiflerine ilişkin borçlu ile birlikte müşterek borçlu-müteselsil kefalet şerhi sözleşmeleri gereği; vekil eden, davalı-alacaklı ... tarafından ödendiğini, bu nedenle takip yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda faiz alacaklarının belirlenmediğini, vekil edenin hak kaybına uğramaması için, vekil edenin kefil sıfatıyla, dava dışı ... Bankası A.Ş ye kredi taksit ödeme tarihlerine göre işlemiş faiz belirlemesinin de yapılması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık konusunun, banka kredi alacak hesabını ilgilendirmesi nedeniyle, özel ve teknik bilgi gerektirdiği, bilirkişi incelemesinin gerekli olduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukuki değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;
"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.
Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2 nci maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3 üncü maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 20.09.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 31.05.2022 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 18.05.2021 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinde kastedilen; raporda ulaşılan sonuç hakkında taraflarca ileri sürülen iddiaların ispatına dair Kanun’da aranan düzeyde bir kanaatin oluşumu için hâkim tarafından yapılan muhakemedir. Ancak hâkim tarafından hukuka ve hakkaniyete uygun karar tesisinde gerekli olan kanaatin oluşumu için HMK’nın 282 nci maddesi çerçevesinde bilirkişi raporuna ilişkin olarak yapılacak değerlendirmenin, hukuki sınırlar içerisinde ve uyuşmazlık konusu somut vakıaya uygun niteliği haiz olması gerekir. Başka bir anlatımla; hâkim bilirkişi raporunu değerlendirirken dava konusu vakıaya ilişkin tutarlı, mantıklı ve hukuki gerekçeler ortaya koyması gerekmektedir. Bu kapsamda bilirkişinin uzmanlık alanı ve bilgisi, raporun mahkemece tanımlanan görev çerçevesinde düzenlenip raporda varılan sonucun somut olaya uygun ve anlaşılır olup olmadığı, raporun gerekçesi ve tutarlılığı gibi hususların bilirkişi raporunun değerlendirmesinde hâkim tarafından nazara alınması gerekmektedir (Erdoğan, Ersin/ Üçüncü, Sümeyye Hilal.: Bilirkişilik Kurumu ve Bilirkişi Raporunun Delil Değerine İlişkin Bazı Sorunlar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2010, C. 10, S. 1, s. 372 vd.). Sözü edilen bu takdir hakkının kapsamı, hâkimin hukuki olmayan özel ve teknik bilgiye ilişkin konularda, doğrudan doğruya kendi yorumuna ve anlayışına göre hüküm verebileceği anlamına da gelmemektedir. Zira eksik inceleme ve araştırma ile hukuki olmayan yoruma dayalı olarak hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulamayacağı açıktır.
İstinaf incelemesine konu dava dosyasına bakıldığında; mahkemece, bankacı bilirkişiden rapor alındığı, raporda eksik bilgi ve belgeler talep edildiği, aşamalarda, tamamlandığından bahisle aynı bilirkişiden ek rapor aldırıldığı ancak ek raporda da eksik hususlardan bahsedildiği,sonrasında eksikliklerin giderildiğinden bahisle tekrar aynı bilirkişiden rapor aldırıldığı anlaşılmaktadır.
Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının 33.689,92 TL asıl alacak, 11.882,35 TL işlemiş faiz üzerinden başlatıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinin hükmünde ise, faiz ile ilgili ayrı bir sonuca ulaşılıp ulaşılamadığı, 40.314,31 TL miktar yönünden borçlu olduğunun tespitinin içinde faiz kalemi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu haliyle hüküm, infazda tereddüt oluşturmaktadır ve bilirkişi raporu hükme elverişli de değildir.
Mahkemece, dava konusu Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası da dikkate alınarak, başka bir bankacı ve kooperatif hukukundan kaynaklanan nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiden, gerekirse kooperatif ve banka kayıtlarını yerinde incelemeleri için izin verilerek, net belirlemeler içeren, hükme ve denetime, bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre infaza elverişli karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/09/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talepleri halinde taraflara İADESİNE,
5-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...