Diyarbakırda Hazine tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın orman vasfı ve zilyetlikle iktisap koşullarına ilişkin çelişkili bilirkişi raporlarının temyizen incelenmesi.
Özet: Hazinenin, kadastro tespitiyle zilyetliğe dayalı olarak şahıs adına tescil edilen taşınmazın hazine adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince hazinenin davası reddedilmiş; temyiz incelemesinde ise taşınmazın orman vasfı, tarımsal faaliyet durumu ve zilyetlikle iktisap koşulları hakkında orman, harita ve ziraat mühendisi bilirkişi raporları ile keşif gözlemleri arasında ciddi çelişkiler bulunduğu ve eksik inceleme yapıldığı anlaşılmıştır.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1785 E., 2024/1802 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır Kadastro MahkemesiSAYISI : 2023/527 E., 2024/259 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 48... parsel sayılı 1.900,80 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 48... parsel sayılı taşınmazla ilgili yapılan kadastro tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin ve kullanımının bulunmadığını, davalı lehine zilyetlik şartları bulunmamasına rağmen hukuka aykırı olarak davalı adına tespitin yapıldığını belirterek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile mahkemece tespit edilecek vasıfla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davalı Kadastro Müdürlüğünün pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı ve 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddelerinde sayılan tüm şartların davalı gerçek kişi lehine gerçekleştiği" gerekçesiyle, davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı gerçek kişiler yönünden davanın reddine, dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.III. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.IV. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davalının dava konusu taşınmazda Kanuna uygun zilyetliğinin olmadığını, davalının dava konusu taşınmazda ekonomik zilyetliğinin bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile tanzim edildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı ve taşınmaz üzerinde davalı gerçek kişi lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı gerçek kişi lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, orman mühendisi bilirkişi raporunda, 1950, 1984, 20 02... yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu yerde herhangi bir tarımsal faaliyet bulunmadığının ve üzerinde ağaçların mevcut olduğunun belirtildiği; harita mühendisi bilirkişi raporunda, 20 02... tarihli hava fotoğraflarında ve 2016 tarihindeki ortofoto görüntüsünde imar ve ihyanın bulunduğu kanaatine varıldığının açıklandığı; ziraat mühendisi raporunda, taşınmazın üzerinde 20-25 yaşlarında muhtelif yaş ve cinste bakımları yapılmış, meyve verme kapasitesine sahip incir, nar, badem ve çeşitli meyve ağaçları bulunduğunun ve en az 2002 yılı ve öncesinde (22 yıl öncesinde) üzerindeki çalı ve taşlardan temizlenip tarla haline getirilip imar-ihyaya konu edilerek tarıma açıldığının, 2002 yılı öncesinde imar - ihyasının tamamlandığının ve üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığı kanaatine varıldığının ifade edildiği; keşif mahallinde mahkeme hakimince yapılan gözlemde ise, taşınmazın yığma taşlarla çevrili ve sınırlarının belirli olduğunun, içerisinde bir kaç tane ağaç bulunduğunun, ortasına yakın bir yerde bağ bozumu için kullanılan taşla örülmüş küçük bir alan bulunduğunun keşif tutanağına yansıtıldığı anlaşılmakta olup buna göre, mahkeme hakimince keşif tutanağına yansıtılan gözlemde, taşınmazın içerisinde 1 kaç adet ağaç bulunduğu belirtilmesine rağmen ziraat mühendisi bilirkişisi raporunda daha fazla ağaçtan bahsedilerek bilirkişi raporu ile mahkeme hakiminin gözlemi arasında ve orman mühendisi bilirkişi raporunda 20 02... yılları hava fotoğrafında tarımsal faaliyet olmadığı belirtilmesine rağmen, harita mühendisi bilirkişi raporunda 2002, 20 16... tarihlerine ait ortofoto görüntülerinde imar ve ihyanın bulunduğu belirtilerek, anılan raporlar arasında çelişki yaratıldığı halde, söz konusu çelişkiler üzerinde durulmamış olması, taşınmaz üzerinde var olduğu belirtilen ağaçların yaşları, cinsleri ve adetlerine ilişkin detaylı inceleme yapılmaması ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve taşınmazda ekonomik amaca uygun zirai faaliyet yapılıp yapılmadığı hususları netleştirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait en eski ve tespit tarihinden 15, 20... yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının dosya arasına alınması, 1989 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu kapsamında yapılan tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalarının getirtilmesi, dava konusu yerin tesis kadastrosu sırasında neden tescil harici bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, taşınmazın bulunduğu yerde imar planı olup olmadığının araştırılması ve buna dair evrakların getirtilmesi, taşınmazın Devlet tarafından sulanan arazilerden olup olmadığının araştırılıp dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ile bir fen bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, Orman Kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, Orman Kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın Orman Kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüde mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüde mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.