Türk Borçlar Kanununun 237. maddesindeki resmi şekil şartına uymayan adi yazılı vefa sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının reddi.
Özet: Davacının, taşınmazını geri alma hakkını içeren ancak Türk Borçlar Kanunu 237. maddesindeki zorunlu resmi şekil şartına uyulmadan adi yazılı olarak yapılan vefa (geri alım) sözleşmesine dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil davasında, sözleşmenin şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğuna karar verilmiş; davacının yurt dışında yaşama veya davalının kamu bankası olma gibi iddiaları, kanuni şekil şartını ortadan kaldırmadığından, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davanın reddi yönündeki kararı hukuka uygun bulunarak temyiz başvurusu reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1830 E., 2025/597 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/309 E., 2023/352 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ...Mahallesi, 95... parsel sayılı taşınmaz dava dışı şirketin borcuna karşılık ipotekli iken, yapılan vefa sözleşmesi ile taşınmazın davalı ... Bankasına devredildiğini, davacıya 30.09.2022 tarihine kadar vefa hakkını kullanması için süre verildiğini, davacının vefa hakkını kullanma talebini davalı Bankaya ilettiğini ancak davalının talebe karşılık vermediğini ileri sürerek; taşınmazın, davacının vefa hakkını kullanma talebinin davalı tarafa ulaştığı tarih olan 04.10.2021, bu talep mümkün olmazsa dava tarihindeki değerinin belirlenerek bu değer üzerinden vefa hakkının kullandırılmasını ve taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vefa sözleşmesinin davacının talebi üzerine yapıldığını, davacının talebi ve ihtarı sonrasında kendisine sözlü olarak bilgi verilerek, ödemesi gereken rakamın bildirildiğini, ancak davacının sözleşme kapsamında belirlenen bedeli yüksek bulduğunu belirterek vefa hakkını kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı ile davalı arasında bilâ tarihli adi yazılı geri alım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davacının geri alım hakkını kullanabileceği son tarihin 30.09.2022 olduğu, geri alım hakkının devir tarihindeki güncel ekspertiz bedelinden düşük olmamak üzere kullanılabileceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin resmî şekilde yapılmadığı bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığı, geçerli olmayan bir sözleşmeye dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı yurt dışında yaşadığı için Türk hukukunun kurallarını bilmediğini, 2. Davalı kamu Bankası olduğundan yapılan sözleşmenin resmî nitelikte olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava; vefa (geri alım) sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Taşınmaz Mülkiyeti" başlıklı 736. maddesinde "Alım ve geri alım hakları" başlığı altında “Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım hakları, şerhte belirtilen süre içinde her malike karşı kullanılabilir. Şerhin etkisi, her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl geçmekle sona erer.” hükmü getirilmiştir. Vefa hakkı (geri alım hakkı) bir kimsenin satmış olduğu bir gayrimenkulü bedeli karşılığında tek taraflı bir irade açıklaması ile satın alma imkânı veren kurucu yenilik doğuran şahsi bir haktır. Tapu siciline şerh verildiği takdirde bu şahsi hak ayni bir nitelik kazanır. Konusu gayrimenkuldür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 237. maddesinde "Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz." şeklinde olup vefa hakkında resmî şekil şartı aranmaktadır. Bedel gözetilmesi ise zorunlu olmayıp isteğe bağlıdır. Vefa hakkının ne şekilde kullanılacağı hususunda kanunda bir hüküm yoktur. Yenilik doğuran niteliği itibarıyla vefa hakkı dava açılarak kullanılabileceği gibi mektup, telgraf ve ihtar göndermek suretiyle de kullanılabilir. Bu konuda irade açıklamasının karşı tarafa ulaşması yeterlidir. Vefa hakkının dava açılarak kullanılması 4721 sayılı Kanunun 716. maddesinde yer alan bir tescil davası niteliğindedir.Somut olayda davacı; geçersiz vefa sözleşmesine güvenerek mülkiyetinden çıkan taşınmazın ihtar tarihi veya dava tarihi itibarıyla güncel bedelinin ödenmesi karşılığında kendisine devrini talep etmiştir. Taraflar arasında adi yazılı şekilde yapılan vefa sözleşmesinin incelenmesinde; dava konusu ...Mahallesi, 95... parselde kayıtlı 31 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın, yapılan sözleşme uyarınca davalı Bankaya 20.07.2020 tarihinde satış gösterilerek devredildiği, sözleşme ile davacıya 30.09.2022 tarihine kadar vefa hakkını kullanması için süre verildiği anlaşılmaktadır.Her ne kadar 6098 sayılı Kanunun 237. maddesine göre vefa sözleşmesinin resmî şekilde yapılması zorunlu olsa da, taraflar arasında düzenlenen 16.07.2020 tarihli sözleşme uyarınca, davacının çekişme konusu edimini yerine getirdiği, davalı Bankanın şekil şartına ilişkin bir itirazının olmadığı, artık bundan sonra sözleşmenin resmî şekilde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin 4721 sayılı Kanunun 2. maddesine aykırı olacağı açıktır.O hâlde; davada dayanılan vefa sözleşmesi uyarınca, davacının ödemesi gereken bedel sözleşme hükümlerine göre belirlenip depo ettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.