Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ticari kargo taşımacılığı hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hasarlı eşya tazminatı davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, kargo şirketine gönderdiği, üzerine kırılır uyarısı yapıştırılan ve toplam 18.408 TL değerindeki üç adet ticari eşyanın, davalı şirketin taşıma sırasındaki kusurlu eylemleri sonucu kullanılmaz hale gelmesi nedeniyle uğradığı 18.408 TL maddi ve 2.000 TL manevi zararın tazminini talep ederken; davalı şirket, sorumluluğunun olmadığını, davacının hasar bildirimini süresinde yapmadığını, kargoların içeriğinin belirsiz olduğunu, alıcılara sağlam teslim edildiğini ve hasar iddiasının tutanak veya mahkeme tespitiyle kanıtlanmadığını savunmuştur.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:24/02/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:23/09/2021DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/02/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ilinde faaliyet gösteren ... adlı işletmenin sahibi olduğunu, davalı kargo şirketi ile aralarında anlaşma olması sebebiyle şehir dışı teslimatların davalı şirket tarafından yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketin Antalya ilinde olan ... şubesi ile iş yaptığını ve davalı şirketin Antalya ilinde Bölge Müdürlüğünün olması sebebiyle ve yapılan işin her iki taraf içinde ticari iş olması ve taşınan eşyaların ticari eşya mahiyetinde olması nedeniyle ticaret mahkemesinde davanın açıldığını, müvekkilinin 09/01/2018 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti ile arasında anlaşma gereğince davalı şirketin ... Şubesine biri Adana biri Bursa ve sonuncusunun da İstanbul illerine gönderilmek üzere 3 adet işletmesi ile alakalı eşya teslim ettiğini, müvekkili tarafından teslim edilen eşyaların üzerine dikkat kırılır, yağmurdan koruyunuz, dik tutunuz ve basmayınız ibarelerinin yapıştırıldığını, şirkete taşınacak eşyaların mahiyetinin taşımacılık faaliyetleri esnasında davalı şirketin kusurlu eylemleri sebebi ile ciddi hasar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini, davaya konu eşyaların taşınmasının kargo şirketi tarafından belirli şartlara bağlanmış türden eşya olmadığını, müvekkilinden alınan bir taahhütname de olmadığına göre taşımacılığa konu eşyaların alıcısına teslim edildiği ana kadar şirket güvencesi altında olduğunu, müvekkilinin davalı şirkete teslim etmiş olduğu eşyaların her birinin ayrı ayrı 6.136,00 TL olmak üzere toplam 18.408,00 TL değerinde olduğunu, müvekkili tarafından kesilen faturanın ispatlı olduğunu, taşımacılık faaliyetleri esnasında onarımı ve kullanımı mümkün olmayacak şekilde zarar gören eşyalar muhataplarınca haklı olarak kabul edilemediğini, Bursa ilinde yapılan teslimatın muhatabı olan ... isimli işyerinin kendisine müvekkili tarafına gönderilen eşyayı teslimat sırasında kontrol ettiğini ve kullanılamayacak hale olduğunu görünce kabul etmediğini, Adana ve İstanbul iline yapılan teslimatların kargo görevlilerinin aceleci tavırları sebebiyle muhatapları tarafından eşyaları teslimat anınada kontrol etmeden teslim alındığını, eşyaların taşımacılık sırasında kullanılamaz hale geldiğini ve onarımının mümkün olmadığını, İstanbul ilindeki muhatap ... kırılmış olan eşyaları kendi deposunda olduğu gibi muhafaza ettiğini, müvekkilinin durumu hemen anlamasından sonra 15/01/2018 tarihinde davalı şirketin Antalya Bölge Müdürlüğüne kullanılamaz hale gelen her üç kargo için de ayrı ayrı e-posta gönderidiğini, fiziki dosya oluşturarak bölge müdürlüğüne yazılı olarak müracaat ettiğini, davalı şirket tarafından yazlı olarak bir cevap verilmediğini, şifaen Adana ve İstanbul illerine gönderilen standlar için red, Bursa iline gönderilen standın ise kullanılamaz hale gelidği ve onarımının kullanımının mümkün olmadığı bilinmesine rağmen onarımına ilişkin karar verildiğinin belirtildiğini, davalı şirketin üstlendiği hizmet gereği gibi ifa etmeyerek müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkilinden hizmet bedeli talep ettiğini, müvekkilinin oluşan bu sorunlardan dolayı ticari itibarının zedelendiğini, müvekkilinin davalı şirket tarafından kullanılamaz hale getirilen eşyaların aynılarını üretmek ve teslim etmek zorunda kaldığını, bu nedenlerle 18.408,00 TL maddi tazminatın ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafından kendisi teslim edilecek kargolara ilişkin hasar tazmin başvurusunu süresinde yapmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete süresinde bildirimde bulunmadığını, davacı tarafından alıcı ... firmasına gönderilen 09/01/2018 tarih ... , ... ve 04/01/2018 tarih ve ... fatura nolu içeriği belirtilmemiş ve cinsi koli olan ... olan bir kargo olduğunu, müvekkili şirket tarafından içeriğinin bilinmediğini, alıcısına sağlıklı olarak teslim edildiğini, aksi durumda tarafların tutanak tutma gibi hakları olduğunu, davacı tarafından teslim alındıktan sonra kargonun hasarlı ise alıcı olan İstanbul ilinde mahkeme tarafından tespit yaptırılması gerektiğini, mahkemece yapılacak tespitte müvekkili şirkete teslim edilmeden önceki ve teslim edildikten sonraki hallerinin belirtilmesi gerektiğini, 04/01/2018 tarihinde gönderilmiş bir kargonun hasara uğramasından sonra 09/01/2018 tarihinde yeniden kargo gönderilmesinin düşündürücü olduğunu, alıcı ... tarafından yeniden davacıya iade edilmek üzere müvekkili şirket tarafından iade edildiği belirtilmiş ise de ne zaman iade edildiği hususunun belirtilmediğini, kargonun taşıma sırasında hasara uğramadan alıcısına ulaşması için kargonun ambalajlama yükümlülüğünün gönderici de olduğunu, müvekkili şirketin kargonun ambalajında taşımadan kaynaklı olarak herhangi bir ezik, kırılma, çizik gibi kusurlu ve hasarlı bulunmadığını, kargoda hasarın meydana gelmesinin taşıma şeklinden değil kargonun içinde bulunan eşya yüzünden kaynaklandığını, davacı tarafından dosyaya sunulan kargo içeriği belirtilen faturayı kabul etmediklerini, söz konusu faturanın tebliğ edilmediğini, davacı tarafından talep edilen hasarların bütün mallara ait olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun eşyalara hasar verilmesi halinde sadece hasarlı eşyaların tanzim edilmesi gerektiğini, 09/01/2018 tarih ... , ... ve 04/01/2018 tarih ... nolu 3 adet kargonun müvekkili şirket tarafından sigortalanmadığını, davacı tarafın talep edilen manevi tazminat davasının yersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Bursa ve Adana'ya yapılan teslimatlar yönünden 2 üründeki hasarların bilirkişi raporuna göre tespit edildiği, aldırılan 05.08.2019 tarihli rapor uyarınca ürünlerin yeterli şekilde ambalajlanmadığı, esasen hasarın da bu nedenle meydana geldiği belirtilmiştir. Rapor denetime elverişli ve ürünün yeterli şekilde ambalajlanmasına örnek teşkil edecek görsellerle birlikte sunulmuş olduğu, oluşa ve mevzuata uygun düştüğü anlaşılmıştır. Yine davalının da kargo şirketi olduğu, taşımaya nezaret ettiği ve davacıyı yetersiz ambalaj yönünden bilgilendirip gerekli uyarılarda bulunmadığı kabul edildiğinden rapora paralel şekilde davacının meydana gelen hasarın oluşumunda %60 ve davalının %40 kusurlu olduğu vicdani kanaatine varılmıştır. Kusur belirlemesinden sonra hasar yönünden yapılan değerlendirmede ürünlere ait faturalar 05.08.2019 tarihli rapor ile 24.08.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda rayice ilişkin yapılan değerlendirmeler nazara alındığında hasarlı malın hasarsız piyasa rayicinin taşıma sırasında kdv dahil 6.136,00 TL olduğu, ürünlerin hasarlı hali ile kdv dahil 2478 TL değeri bulunduğu anlaşılmıştır. Buna göre gerçek zarar her bir stand için TTK 980/2 uyarınca (6136,00 TL - 2478,00 TL ) 3658,00 TL olup, davalının zararın yüzde 40 'ından sorumlu olduğu kabul edilmekle davalıdan her bir stand için istenebilecek hasar bedeli 1463,2 TL olmalıdır. Zira hasarlı olduğu kabul edilen 2 standdan biri davacının uhdesinde olup, diğeri ise davacıya teslim edilmek üzere davalıda bulunmaktadır. Bu nedenle davalı uhdesinde bulunan standın iadesine karar verilerek 2 stand için (1463,2 TL x 2) 2926,4 TL bedele hükmedilmesi gerekmiş, davalının her bir kg için 8,33 özel çekme değeri istenebileceğine dair itirazı da ele alınmış, 9.1.2018 tarihli TCMB kuru uyarınca 1 SDR 5.345 TL olduğu, herhalde hesaplanan tazminatın bu tutarın altında kalacağı anlaşılmakla itiraza itibar edilmemiştir..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilin ambalajlama hususunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, bilirkişinin yorumlama hatası yaptığını, kabul etmemekle beraber ambalajlamada müvekkilinin herhangi bir eksiği dahi olsa böyle bir durumda davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranıp gönderiyi kabul etmemiş olması gerektiğini, hasarın taşıyanın gereken özenin gösterilmemiş olmasından kaynaklandığının açık olduğunu, denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin hasarlı ürünlerin iadesini talep etmediğini, davaya konu eşyaların, taşınması kargo şirketi tarafından belirli şartlara bağlanmış türden eşyalardan olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber, bu türden olduğu varsayılsa dahi; davalı şirketin müvekkilin bu eşyaları kendi isteği ile gönderdiğine dair taahhütname almak zorunda olduğunu, bu şekilde alınan bir taahhütname de olmadığına göre taşımacılığa konu eşyaların alıcısına teslim edildiği ana kadar şirket güvencesi altında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, aksi durumda uğranılan zarardan göndericinin ya da alıcının sorumlu tutulacağının kabulünün hukuken mümkün olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının manevi tazminat talebi hakkında hüküm kurulmadığını, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, taraflarına yükletilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının kusursuz sorumluluğu olduğunu, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm verilmesinin doğru olmadığını, müvekkilinin kusuru olmadığından, tazmin yükümlülüğü bulunmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacının, maddi tazminat yanında dava dilekçesinde manevi tazminat talebinde de bulunduğu anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında da davanın, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı hizmet nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince, manevi tazminata ilişkin hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.6100 sayılı HMK’nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297/1. maddesinin (c) bendinde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" ile aynı maddenin 2. fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesi yer almaktadır.HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen durumlarda istinaf mahkemesi kararı esas yönünden inceleyemez. Bu nedenle madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere HMK’nın 353/1-a maddesinde altı bent hâlinde sayılan hâllerde istinaf mahkemesinin esası incelemeden verdiği ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararları kesin olduğundan temyiz edilemez (Yargıtay HGK, 2022/3-1075 E, 2023/717 K).İstinaf kanun yolunda asıl olan denetim olup, bu kanun yolu, ilk derece aşamasında dosyanın taraflarının sunduğu ve hakimin re’sen toplaması gereken tüm delillerin toplanmış olması ve delillerin tartışılarak değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirlenmiş bulunması esasına dayalıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na uygun ve denetlenebilir bir karar verilmesi gereği yanında; HMK'nın 353/1- a-6 maddesi kapsamında ve yukarıda sebepleri belirtildiği şekilde "(Değişik:22/7/2020-7251/35 md.)..Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması..." halinin de inceleme konusu karar yönünden, manevi tazminat hakkında hüküm verilmediğinden gerçekleştiği ortadadır. Aksinin kabulü başka bir ifadeyle 353/1-a-6. maddesindeki düzenlemenin lafzi olarak anlaşılması ve yorumlanması halinde istinaf incelemesi bir denetim (kanun yolu) incelemesinden çıkacak ve bir nevi ilk derece yargılama mekanizması haline dönüşecektir. Hal böyle olunca; duruşma yapılmaksızın HMK 353. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin, aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan kararının, esası, diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına ve denetime elverişli bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun re'sen sebeplerle ESASTAN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/09/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,8-Dosya içerisinde mevcut, tehiri icra talebi kapsamında Erzurum 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 07/12/2021 tarihli ve ... numaralı 12.565,00 TL tutarlı teminat mektubunun yatırana İADESİNE,9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi....