Muris üzerinde baskı ve hile ile düzenlendiği iddia edilen vasiyetnamenin iptali ile saklı pay tenkisi talepli davada, hak düşürücü süre nedeniyle taleplerin reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının temyizen onanması.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, mirasçıların, murislerinin baskı altında düzenlediğini iddia ettikleri bir vasiyetnamenin iptali ve/veya saklı paylarının tenkisini talep etmeleri üzerine, vasiyetnamenin usulüne uygun tebliğ edilmediği ve kendilerinin vasiyetnameden geç haberdar oldukları iddialarına karşın, davacıların murisi olan saklı paylı mirasçının vasiyetnameden haberdar olmasına rağmen yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açmadığı ve bu hakkın mirasçılar tarafından kullanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesi sonucu onanmasıyla neticelenmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2599 E., 2025/897 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2018/239 E., 2022/136 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalının muris üzerinde baskı kurarak, murisi kandırarak ve aldatarak dava konusu vasiyetnameyi düzenlettirdiğini, murisin ölümü sonrasında vasiyetnamenin davacıların yokluğunda okunduğunu ve kesinleştirildiğini, davacıların Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/343 Esas sayılı vasiyetnamenin tenfizi dosyasında dava dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmesi üzerine vasiyetnameden haberdar olduklarını, vasiyetnamenin açılması, dosyasında vasiyetnamenin tüm mirasçılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, bu nedenle vasiyetnamenin hâlen okunmamış konumda olduğunu ileri sürerek; öncelikle vasiyetnamenin iptalini, mümkün olmazsa davacıların saklı paylarının tenkisini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/753 Esas, 2012/954 Karar sayılı dosyası ile açıldığını ve kararın 22.10.2014 tarihinde kesinleştiğini, davacıların vasiyet açıldığında sağ olan ve vasiyet açılma dosyasında kendisine tebligat yapılan ...'in ilk eşinden olan çocukları olduğunu, saklı paya sahip mirasçılar olmadıklarını, asıl hak sahibi olan muris ...'in yasanın öngördüğü 1 yıllık hak düşürücü sürede dava açmamış olması nedeni ile vasiyetin kesinleştiğini, davacıların hak düşürücü süre nedeni ile dava açma haklarının bulunmadığını ileri sürerek davanın usulden reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; davacıların murisleri olan...'nin 08.06.2016 tarihinde ölümü ile mirasçı sıfatını kazandıkları ve murislerinin saklı paylarına ilişkin olarak dava açtıkları, davacılar murisi ...in vasiyetnameyi ve saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarih itibariyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 571. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu gerekçesiyle davacıların vasiyetnamenin iptali ve tenkis taleplerinin esastan reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak; vasiyetnamenin okunması ve tenfizi davaları ile davacıların murisi olan ...'nin vasiyetnameden haberdar olduğu, ancak ...'nin 08.06.2016 ölüm tarihine kadar hak düşürücü süre içinde dava hakkını kullanmadığı, asil ...'nin kullanmadığı hakkı sonradan yerine geçenlerin kullanamayacağı gerekesiyle davacıların asıl ve terditli taleplerinin usulden reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde;1. Süreden ret kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 142. maddesi gereğince ön inceleme duruşmasından hemen sonra tahkikata geçmeden verilmesi gerektiğini, Mahkemece bu yasal düzenlemeye aykırı olarak uzun süren yargılamadan sonra ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu,2. Vasiyetnamenin baskı ve tehdit sonucu düzenlendiğini, murisin daha sonra vasiyetnameden dönmek istediğini ancak davalının tehditleri yüzünden dönemediğini, 3. Vasiyetnamenin tüm mirasçılara usulüne uygun olarak tebligat yapılmadan açılıp okunduğunu, bu nedenle vasiyetnamenin henüz okunmamış sayılması gerektiğini,4. Davacıların vasiyetin tenfizi davasında dava dilekçesinin tebliği ile vasiyetnameden haberdar olduklarını ve yasal süre içinde dava açtıklarını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; vasiyetnamenin iptali, terditli olarak tenkis istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.