Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinilen zeytinlik taşınmazın orman vasfı nedeniyle kadastro tespitinin iptali ve hazine adına tesciline ilişkin temyiz davası.
Özet: Kadastro tespitiyle zeytinlik vasfında davalı adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tescil edilen bir taşınmaz hakkında, hazine tarafından açılan davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, taşınmazın geçmişte orman vasfında olduğunu ve 6831 sayılı kanun kapsamında orman sayılan yerlerden kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davalının tescilinin iptali ile hazine adına tesciline karar vermiş; istinaf mahkemesi, taşınmazın orman vasfıyla tescil edilmesi gerektiği yönündeki eksikliği tespit etse de, davacının bu konuda istinaf başvurusu olmaması nedeniyle düzeltme yapmadan davalının istinaf başvurusunu reddetmiş, davalı ise orman vasfı tespitine karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/1967 E.  ,  2026/4260 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/964 E., 2025/112 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/95 E., 2023/36 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 03... parsel sayılı 29.986,65 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, zeytinlik vasfında davalı adına tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 03... parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olmadığı gibi davalı lehine imar-ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevabında; dava konusu taşınmazın babasından kendisine miras kaldığını ve yaklaşık 30 yıldır kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın, arazi kadastrosu sırasında çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, eğiminin %13 olduğu, bu nedenle orman muhafaza karakteri taşıdığı, eski tarihli hava fotoğraflarına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada; 1953, 19 57... yıllarında üzerinde tam kapalılıkta maki elamanları bulunan ormanlık alan olduğu, 1980'li yılların sonlarına doğru zilyet altına alındığı, 1980'li yılların sonları 1990'lı yılları arasında üzerindeki bitki örtüsünün temizlenerek imar ihyasının tamamlandığı, ekin ekilerek tarımsal faaliyete başlandığı, 1990'lı yıllardan sonra zeytinliğe çevrildiği, tespit tarihine kadar zeytinlik olarak kullanıldığı, her ne kadar taşınmaz yirmi yılı aşkın zamandır kullanılmışsa da, taşınmazın öncesinin orman olduğu dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hükümlerine göre iktisabının mümkün olmadığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile tespitteki vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın 1971 yılı tesis kadastrosunda çalılık ve orman olduğu değerlendirilerek tapulama harici bırakıldığı, 1988 yılı orman kadastrosunda ise orman sayılmayan alanda bırakıldığı, uzman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada ise; 1953-1957-1976 yıllarında üzerinde kapalılık teşkil eden pırnal meşesi, çitlembik, yabani erik, yabani diken vs. ağaçcık vasfında maki elamanları bulunmasına, % 13 eğimli olmasına, toprak ve orman muhafaza karakteri taşımasına, buna göre taşınmazın tamamının 6831 sayılı Orman Kanun'un (6831 sayılı Kanun) 1/j maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmesine göre; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki, keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti raporu ile, dava konusu taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmesi karşısında; orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerekmekte ise de; davacı ... vekilinin dosyada istinaf başvurusunun bulunmaması nedeniyle, Mahkeme kararının bu yönden düzeltilerek dava konusu taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verilmesinin mümkün olmadığından, eksikliği tespit edilen bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmesi gerektiği" gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini, bilirkişi heyeti tarafından dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi (J) fıkrasına göre orman sayılan yerlerden olduğu tespitinin hatalı olduğunu, ... Mahallesinde orman kadastrosunun 1988 yılında kesinleştiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin de 1998 yılında dolduğunu, orman tahdidine göre orman sayılmayan dava konusu yerin, bilirkişilerce orman vasfında olduğu tespiti yapılarak hatalı rapor tanzim edildiğini, dava konusu taşınmazın imarının 1980 yıllarında başlayıp 1990 yılında tamamlandığını, sürekli olarak tarım arazisi olarak kullanıldığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğraflarında makilik alanda kaldığı, eğiminin % 12'den fazla olduğu ve bu nedenle toprak muhafaza karakteri taşıdığından öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin, taşınmazın öncesi itibarıyla orman olup olmadığını belirlemek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 6831 sayılı Kanun'un orman sayılan yerleri düzenleyen 1. maddesinin (j) bendinin karşıt anlamından (mefhum-u muhalifinden), orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılacağı sonucuna ulaşılmaktadır. 20.11.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kadastrosu ve (2/B) Uygulama Yönetmeliğinin 14/o maddesinde, orman ve toprak muhafaza karakteri; üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi %12 den fazla olan yerler olarak tanımlanmıştır. 6831 sayılı Kanun’un 23. maddesinde de Ziraat vekaletince, arazi kayması ve yağmurlarla yıkanması tehlikesine maruz olan yerlerdeki ormanlarla, meskün mahallerin havasını, şose ve demiryollarını, toz ve kum fırtınalarına karşı muhafaza eden ve nehir yataklarının dolmasının önüne geçen veya memleket müdafası için muhafazası zaruri görülen Devlet ormanları veya maki veya fundalarla örtülü yerlerin daimi olarak muhafaza ormanı olarak ayrılabileceği düzenlenmiştir.
Tüm bu düzenlemelere göre; makilik, fundalık, çalılık, pırnallık, meşelik vb. türünden bitki örtüsü ile kaplı yerlerin, eğiminin % 12 den fazla olmasının tek başına o yerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlamına gelmeyeceği ve dolayısıyla orman sayılan yerlerden olması için yeterli bulunmayacağı anlaşılmaktadır.
Bu tür yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması için eğime ilave olarak yukarıda belirtilen diğer unsurların da bir ya da birkaçının birlikte bulunması gerekmektedir. Uzman bilirkişilerce yukarıda belirtilen bitki örtüleri ile kaplı, % 12'den fazla eğime sahip yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığına ilişkin rapor hazırlanırken; bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği, gerekirse laboratuvarda yapılacak toprak analizi ile elde edilecek bilimsel veriler ve maddi bulgulara aykırı düşmeyen hüküm kurmaya yeterli, Yargıtayın, İlk Derece Mahkemesince ve tarafların denetimine elverişli olmasına özen gösterilmelidir.
Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz yönünden, eğim dışında aranan diğer koşullar araştırılmadığı gibi, taşınmaz üzerinde imar ve ihya çalışmalarının ne zaman başlayıp tamamlandığı ve taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı konusunda da yeterli inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir fen bilirkişisi ile yeniden keşif yapılarak, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki varsa tahdit tutanaklarına değer verilmesi, dava konusu taşınmazların seri bazda yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında kaldığının belirlenmesi halinde ise hem en eski hem de tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları incelenmek sureti ile taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; en eski tarihli hava fotoğrafında açık renkli görünümde üzerinde bir kaç adet ağaç/bitki formu bulunan ve %12'den fazla eğime sahip dava konusu taşınmazın, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunup bulunmadığı, bölgenin ve arazinin genel yapısı, iklim ve mevsim özelliği, toprağın cinsi, su ve rüzgar erozyonuna göre durumu, eğimin şiddeti, bitki örtüsünün türü, kök ve gövdesinin niteliği, toprağa tutunma özelliği ile birlikte değerlendirilerek orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı tereddütsüz olarak belirlenip, orman sayılan yerlerden olup olmadığı saptanmalıdır.
Yukarıda yapılacak araştırma sonucu taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, İlk Derece Mahkemesince davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekmekte olup, bu doğrultuda; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişinin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, bunların yanı sıra, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne zaman yapıldığı ve hangi tarihte kesinleştiği, dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılmalı, bu hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritalar temin edilerek dosya içerisine alınmalı ve böylelikle taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığı net olarak belirlenmeli; tüm bu araştırmalardan sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu çalışma alanında seri bazda yapılmayan orman kadastrosu uyarınca orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten, imar planı kapsamına alınma tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı belirlenip dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.