Özel belgede sahtecilik suçundan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, nitelikli dolandırıcılıkta vasıflandırma hatasıyla beraat hükmünün bozulmasına dair karar.
Özet: Yapılan temyiz incelemesi sonucunda, sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararları değerlendirilmiş; özel belgede sahtecilik suçu yönünden yasal dava zamanaşımı süresinin dolduğu tespit edilerek bu suçtan açılan kamu davasının düşmesine karar verilmiş, nitelikli dolandırıcılık suçu açısından ise sanıkların eylemlerinin aslında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve ilk mahkemenin suç vasfında yanılgıya düşerek beraat kararı vermesi nedeniyle bu hükmün bozulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2021/29409 E.  ,  2026/4577 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/351 E., 2016/38 K.
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Özel belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan inceleme sonucunda;
Sanıklara yüklenen "özel belgede sahtecilik" suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıkların sorgularının yapıldığı 22.12.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
2. Nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden yapılan inceleme sonucunda;
İştirak iradesi altında hareket eden sanıkların, davaya konu bonoyu sahte olarak tanzim edip icra takibine konu etmek sureti ile katılan şirket aleyhine nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanıklar üzerlerine atılı suçu işlemediklerini savunmuşlarsa da; davaya konu bononun tanzim tarihi olan 1997 yılında sanık ...'nın katılan şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu, gerçekte var olmayan bir borca istinaden sanık ... tarafından bu bononun şirket aleyhine tanzim edilmesinin 5237 sayılı TCK'nin 37/1, 155/2, 35. maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamındaki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı sanık ...'in ise sanık ...'nın eylemine TCK 37/1. maddesi kapsamında iştirak ettiği ve sanıkların eylemlerinin sübuta erdiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 27.04.2026 tarihinde karar verildi.