T.C. Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, "..." ibareli "makina" markasının tescil reddine ilişkin YIDK kararının, kötü niyet ve uzun süreli marufiyet iddiasıyla iptali davasını inceliyor.
Özet: Bu dava, davacının 2000 yılından beri "..." makina" markasını kullandığını ve 2008den beri tescilli olduğunu iddia ederek, makine sektöründeki markasının yenileme başvurusunun, inşaat alanında faaliyet gösteren davalının sonraki tescilli "... group" ve "... holding" markalarıyla benzerlik gerekçesiyle YIDK tarafından reddedilmesi üzerine açtığı iptal talepli olup; davacı, markasının marufiyetini, sektör farklılığını ve kullanım önceliğini vurgularken, davalı ise davacı şirketin husumet ehliyetinin olmadığını, tescil süresi dolan markanın korunmayacağını, markalar arasındaki esaslı unsur olan "..." ibaresi nedeniyle benzerlik bulunduğunu savunarak YIDK kararının yerinde olduğunu belirtmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/579 Esas - 2025/364
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2023/579Karar No : 2025/364....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 11/12/2023Karar Tarihi : 25/09/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 30/09/2025Davacılar vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacılar vekili dilekçelerinde özetle; müvekkillerinden ...'nun ailesinin yaklaşık 50 yıllık makina imalat ithalat ihracat ve ticareti ile iştigal ettiğini, makina ticaretinde özellikle de tekstil makineleri alanında faaliyet göstermek için 2000 yılında "... makina" markasını kullanmaya başladığını, öncelikle “...” alan adını kendi adına tescil ettirdiğini, 10.4.2008 tarihinde ....başvuru numarası ile "... makina" markasının 07/40. sınıflarda adına tescili talebinde bulunduğunu, "... makina" markasının 27.05.2009 tarihinde müvekkilleri şahıs adına tescil edildiğini, 17/04/2008 tarihinde .....kayıtlı "... .... ..." firmasını açtığını, müvekkillerinden ...’nun 2000 yılından itibaren "... makina" markasını bilfiil kullandığını, "... makina" markasına marufiyet kazandırdığını, 23 senedir fasılasız olarak markasal kullanımda olduğunu, "... makina" markası.... başvuru numarası ile müvekkili adına tescilli iken 06/02/2015 tarihinde "inşaat alanında" kurulmuş olan davalılardan ... Group İnşaat Anonim Şirketi’nin 10.07.2017 tarihinde "... group" markasına 08.10.2019 tarihinde de "... holding" markasına başvuru yaptığını, davalı şirketin tescil başvuru tarihinde müvekkilinin "... makina" markasının 17 yıldır markasal kullanım ile kullanılmakta olduğunu, 9 yıldır da tescilli olduğunu, müvekkilinin tescilli markasının süresi dolduktan sonra yanlışlıkla yeni tescil başvurusu olarak yapılan ...numaralı başvuruya ise davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, tescil talebinin reddedildiğini, müvekkilinin "... makina" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, 2000 yılından bilitibar marufiyet şartını yerine getirerek markasal kullanım sağladığını, itiraz eden davalı şirketin sadece inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, ne halk tarafından ne de sektörel olarak karıştırılma ihtimalinin asla bulunmadığını, davalı itiraz eden şirketin "..." ibareli bir marka tescili söz konusu olmadığını, markasının iki kelimeden oluştuğunu, ne ....p” ibarelerinin “makine” kelimesi ile karıştırılma ihtimali taşımadığını, benzerlik söz konusu ise itiraz eden davalının markasının SMK madde 5 çerçevesinde tescil edilmemesi gerektiğini, müvekkilleri şirket ile müvekkilleri asil arasında inhisari lisans sözleşmesinin bulunduğunu, inhisari lisans sözleşmesinin tarafı olan müvekkilleri şirketin de SMK çerçevesinde iptal davası açma konusunda hakkı etkilenen kişi olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı şirketin .... sayılı kararının iptaline, başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu ...sayılı markanın sahibinin davacı ... olduğunu, somut davada davacı sıfatında bulunan şirketin işbu .... iptali talepli davayı açmada herhangi bir hakkı bulunmadığını, anılan bu nedenle davanın davacı şirket bakımından husumet yönüyle reddi gerektiğini, davacı vekilinin dava konusu başvuru marka ile diğer davalılara ait Kurum nezdinde benzer görülen mesnet markalar arasında başvuru konusu mal ve hizmetler bakımından herhangi bir benzerlik olmadığı iddiasının yerinde olmadığını ifade ederek, davanın ... makine ..... firmasının huzurdaki dava bakımından davacı sıfatı bulunmadığını, 6769 sayılı yasa gereği yalnızca tescilli markaların korunmakta olduğunu, tescil süresi dolmasına rağmen yenilenmeyen markaların hukuki korumadan yararlanamayacağını, müvekkillerine ait "... holding" ve "... group" markalarının itiraz tarihinde 5 yıllık kullanım ispatına yönelik süreleri dolmamakla birlikte söz konusu markaların tescil tarihlerinden itibaren kesintisiz olarak müvekkilleri tarafından kullanıldığını, müvekkilleri markaları ile davacıya ait markanın çakıştığı sınıflar olduğundan SMK'nın ilgili hükümlerince .... kararının yerinde olduğunu, taraf markaları arasında esaslı unsurun "..." ibaresi olarak yer aldığını, asli unsur niteliğindeki bu ibarenin eklentisi olan "makine "kelimesinin ayırt edici özelliği bulunmadığını, taraf markalarındaki asli unsurun "..." ibaresi olduğunu ve bu ibarenin de iki markada da ortak olarak yer aldığını, bu yönü ile 6769 sayılı SMK'daki davacının markasının reddine ilişkin koşulların gerçekleştiğini, bu nedenle .... kararının doğru olduğunu, tescil incelemesi sırasında itiraz edilmemesine rağmen aleyhe ikame edilen dava ile müvekkillerine isnat edilen kötü niyet iddiasının davacı tarafından ispatı gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacılar ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, davacıların gerçek hak sahipliği itirazının yerinde olup olmadığı, davacıların kullanmama def'i itirazlarının yerinde olup olmadığı, davacı şirketin husumet ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacı şahsın ...sayılı "... makina" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu ...sayılı "... makina" ibareli marka için davacılardan ... tarafından 17/09/2021 tarihinde 07.(0119), 35.(01-05), 40.(01-20).Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, .... tarafından başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, yayım üzerine, davalı şirket tarafından itiraz edildiği, ...10.10.2022 tarihli kararı ile itirazın kabulüne, başvurunun reddine karar verildiği, karar üzerine davacı başvuru sahibi şahıs tarafından Kurum kararına itiraz edildiği, ...sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi ek/kök raporu ve tüm dosya kapsamına göre; İşbu davanın konusunun davacılardan ...’nun yapmış olduğu başvurunun 6769 s. SMK’nun 6/(1). maddesi kapsamında reddi olmakla, ...nun inceleme sonucunda verdiği kararla ilgili Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptalinin dava edildiği, başvuru ve itiraz sahibi olarak sadece ...’nun yer aldığı, dolayısıyla, söz konusu ...kararının davacı şirket ile bir bağlantısının bulunmadığı, taraflar arasında yapılan inhisari lisans sözleşmesinin işbu davanın konusu olmadığı, davacı şirket açısından, husumet yokluğunun bulunduğu kanaatine varılmıştır.Somut olayda dava konusu marka ile davalı markalarının kapsadığı mal / hizmetlere bakıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal ve hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen (başvurusu reddedilen) 07. 35. ve 40. sınıfta yer alan bütün mal ve hizmetlerinin, davalının itirazlarına mesnet markalarının tescilli olduğu sınıfta yer alan mallar / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, taraf markaları arasında aynı / aynı tür mal ve hizmetler bulunduğu; diğer taraftan davalı şirketin .... sayılı markasında yer alan 07. sınıfta ait mallar ile davaya konu markanın 35.05. alt sınıfında yer alan perakendecilik / toptancılık hizmetinin, aynı şekilde davacı şahsın başvurusunda yer alan 07. sınıfa ait mallar ile davalı şirketin markalarının 35.05. alt sınıfında yer alan perakendecilik / toptancılık hizmetinin birbirleri ile olan bağlantısı nedeni ile benzer olduğu değerlendirilmiştir. Diğer bir deyiş ile davaya konu markanın 35.05. alt sınıfı, perakendecilik veya toptancılık şeklinde, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için – tespit edilen - mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri şeklindedir. Davalı yanın mal grubunda yer alan emtialar (07. sınıfta yer alan mallar) ile davaya konu markanın 35.05. alt sınıfında sayılan mallar benzer kabul etmiştir. Aynı benzerlik, davalı şirketin 35.05. alt sınıfında sayılan mallar için de geçerlidir. Bu noktada, mallar ile o malların satışına dair hizmetlerin, birbirlerinin devamı niteliğinde olduğu, bir ürünü üretenin o ürünü satmasının olağan kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle de söz konusu sınıfların benzer olduğu değerlendirmiştir. Uygulamada da bu yönde birçok karar mevcuttur. Nitekim Yargıtay Genel Kurulu, yakın tarihli kararında (31.05.2022 tarih ve .... sayılı ilamında), “Bir ürünün marka sahibinin ürün satışı ile bu ürünle ilgili olarak mağazacılık hizmeti sunan kişiler, arzlarını aynı satış yerlerinde gerçekleştirmektedir. Aynı ürüne ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu göstermektedir. Zira mağazacılık hizmeti ticaret markalı ürünlerin varlığı hâlinde söz konusudur. Bu itibarla her ne kadar ürün ile ürünün satış hizmeti aynı amaca hizmet etmese, aynı türde olmasa da bunlar tamamlayıcı oldukları için aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilir. Markaların benzer olması durumunda mağazacılık hizmetlerinin sunulduğu mağaza ile burada satışı yapılan ürünlerin ticaret markası farklı kişilere ait olsa dahi tüketiciler mağazacılık hizmetinin ticaret markası sahibi tarafından verildiğini düşünebilir. Başka bir deyişle ticaret markasının ve mağazacılık hizmeti markasının farklı kişilere ait oldukları durumlarda, bunlara ilişkin işlemler farklı yerlerde yapılsa dahi, tüketiciler bunların aynı ticari işletmeye ait olduğunu düşünebilirler. Bu husus özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olur. Kişilerin markaların aynı kişiye ait olduklarını düşünmesi ise markanın menşei gösterme fonksiyonun zedelenmesine ve karıştırma ihtimaline yol açar” ifadelerine yer verilmiştir. Aynı şekilde, .... sayılı “....” kararında da belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. İlgili tüketici kesiminin değerlendirmesine geçmeden önce, davacı yanın itiraz aşamasında talep etmiş olduğu kullanım ispatı açısından bir değerlendirme yapılması gerekmiştir. Davalı yanın markasının, kullanım ispatına konu edilebilmesi için itiraz aşamasında 5 yıl ve daha uzun süreli tescilli olması şartı aranmaktadır. Bu kapsamda; davaya konu markanın başvuru tarihinin 17.09.2021 olduğu, başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az 5 yıldır tescilli olması şartı açısından, davalı yanın markasının 17.09.2016 tarihinden önce tescil edilmiş olması gerektiği, davalı yanın ... sayılı markasının 01.12.2017 tarihinde, .... sayılı markasının ise 22.01.2021 tarihinde tescilli olduğu anlaşılmakla, davacı başvuru sahibinin itiraza mesnet marka açısından kullanım ispatı talep etme hakkı bulunmadığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında aynı / benzer bulunan mal ve hizmetlere bakıldığında, genel olarak birbirlerinden farklı nitelikler içerdikleri, bu nedenle de söz konusu mal ve hizmetlerin müşterilerinin / alıcı kitlesinin veya son tüketicilerinin birbirlerinden farklı yaş aralıklarında, çok farklı eğitim seviyesinden, çok çeşitli kesimden olabileceği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, tüketici grubunun değerlendirmesine ilişkin bir genelleme yapılamamış, ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, “halk” nezdinde kabul edilmiştir. Bu kapsamda, bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın ve/veya hizmetin hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır.” Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır”(....]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bütün bu hususlar uyarınca; iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı / benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, mal/hizmetleri açısından sağlanmış olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda, taraf markalarına bakıldığında kelime ve şekil unsurları içerdiği, davacı şahsa ait başvuruya konu markada “... makina” ibaresinin yer aldığı, davalı şirket markalarında “... group” ve “... holding” ibarelerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Markaların anlamlarına bakıldığında, taraf markalarında ortak olduğu iddia olunan ibare olan “...” kelimesinin Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük içerisinde bir karşılığının olmadığı, özel isim olarak kullanıldığı, davacı yan markasında yer alan “makina” (makine) kelimesinin karşılığının Güncel Türkçe Sözlük uyarınca “herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü, bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması, araba, otomobil” şeklinde olduğu, davalı şirket markalarında yer alan “....” kelimesinin ise İngilizce olduğu, Türkçe karşılığının “grup”, anlamının ise “birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün; küme, takım, ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü” vb. şeklinde olduğu, “holding” kelimesinin ise “ana ortaklık” anlamına geldiği, taraf markalarında ön plana çıkan ibarenin “...” ibaresi olduğu, taraf markalarında yer alan “makina”, “group” ve “holding” ibarelerinin hem tescile konu edilen sınıf açısından, hem de ticari hayatta sıklıkla kullanılan ibareler olması karşısında ayırt edici özelliklerinin bulunmadığı, taraf markalarında yer alan ortak “...” ibaresinin okunuşunun da aynı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, söz konusu aynılığın taraf markalarında yer alan diğer ibarelerin de okunuşu ile düştüğü, görsel olarak yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın beyaz zemin üzerine, iki ayrı satıra gelecek şekilde, üstte kırmızı tonlarda, figüratif özellikler içeren “...” ibaresini, altında daha küçük boyutta siyah tonlarda “makina” ibaresini içerdiği, davalı yan markalarının aynı şekil unsurlarını içerdiği, markaların beyaz zemin üzerine, turkuaz ve gri tonlarda “... group” ve “... holding” ibarelerini içerdiği anlaşılmıştır. Anlamsal/kavramsal, sesçil, görsel olarak bütünsel değerlendirmenin esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında öne çıkan unsurun “...” ibareleri olduğu, markada bir veya daha fazla unsurunun baskın karakterine karar verilirken, özellikle bu unsurların her birinin asıl niteliklerinin diğer unsurların asli nitelikleriyle karşılaştırılmasına ve ayrıca ek ve yardımcı olarak çeşitli unsurların markadaki konumlarına dikkat edilmesi gerektiği .... bu doğrultuda, dava konusu markada, her ne kadar “... makina” ibaresinin tescile konu edildiği anlaşılmışsa da, bu hali ile markada esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davalıya ait markalarda da esas unsurun “...” ibaresi olduğu, markalarda yer alan diğer unsurların ise ayırt ediciliği bulunan, vurguyu ve alıcı kitlesinin dikkatini tek başına üzerine toplayan, asli dikkat ve vurguyu toplayan “...” ibaresine çağrışımı ve karıştırılmayı bertaraf edecek düzeyde ayırt edicilik katan unsurlar olmadığı, dolayısıyla, taraf markalarındaki diğer kelime, kaligrafi, şekil ve renk unsurlarından doğan tali farklılıkların göz ardı edilebilir olduğu (dayanak;..., taraf markalarında ayırt edici, esas unsurun özellikle sesçil ve görsel olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, “...” ibaresi açısından kavramsal bir bağın da bulunduğu, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal/kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları ...), somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, benzer ibarelere odaklanacağı, “markaların kullanılacağı mal ve hizmetlerin türü ne kadar yakınsa, markaların karıştırılması tehlikesinin de o kadar büyük olduğu ve yeni markanın eskisinden belirgin şekilde farklı olması gerektiği”, bu nedenle de taraf markalarının benzer olduklarının kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı kanaatine varılmıştır. Sözel ve görsel vurgunun/odaklanmanın “...” kavramında olduğu, hedef kitleler açısından davacı marka ile davalı markanın görsel iletişim/görsel kültür açısından karıştırılmaya neden olacağı, sözel iletişim araçları açısından ise davacı marka ile davalı markanın sözel iletişim araçlarıyla yaptığı/yapacağı pazarlama, reklam ve pazarlama iletişimi (bu tele-marketing, radyo reklamları olabileceği gibi arama motorları için bir keyword’de olabilir) etkinliklerinde markaların söyleniş/yazılış ve fonetik benzeşiminden dolayı hedef kitleleri açısından pozitif anlamda ayrışmadığı değerlendirilmiştir. İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Tescili talep dilen mal ve hizmetlerin aynı oluşu dikkate alındığında, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan tüketiciler nezdinde, markalar arasında bir irtibat kurulması ve davacı markasının, davalı markası ile bağlantılı bir marka olarak algılanması ihtimali olduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca; değerlendirme konusu taraf markaların kapsamındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmiştir. Marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Nasıl ki bir mıknatısın iki ayrı kutbu birbirine belli uzaklıkta iken çekim etkisi oluyorsa ve fakat yakınlaştırdığınız zaman çekme eğilimine giriyorsa, markalar arasındaki mal ve hizmetler ile marka işareti benzeşmesi de böyledir.Gerçek Hak Sahipliği / Kazanılmış Hak Açısından Değerlendirme; Davacılardan ...’nun itiraz aşamasında sunmuş olduğu bilgi ve belgelere bir bütün olarak bakıldığında, davacı başvurucu şahsın, .... sayılı “... makina şekil” ibareli markanın sahibi olduğu ve söz konusu markanın kullanıldığının beyan edildiği, ... sayılı markaya bakıldığında; No İbare Sahibi Koruma T. / Tescil T. Tescilli Sınıfları ... Şeklinde olduğu, diğer davacının da inhisari sözleşme ile lisans alan olarak yer aldığı, işbu davaya konu marka başvurusunun, önceki tarihli markanın tescilli olduğu sınıfları aşacak şekilde 07., 35. ve 40. sınıflarda yer aldığı, .... sayılı markanın koruma süresinin 10.07.2017 tarihinde başladığı, 2019 96739 sayılı markanın koruma süresinin ise 08.10.2019 tarihinde başladığı, Dosya kapsamında yer alan delillerin ve koruma süresi biten .... sayılı “... makina” markasının sahibi olduğu, söz konusu markanın koruma süresinin 2018 yılında sona erdiği, diğer taraftan davalı şirketin “...” esas unsurlu marka tescillerinde bulunduğu, davacı şahsın, diğer davacı şirket üzerinden markayı kullandığına dair bir kısım belge ve fotoğraf sunmuş olduğu, kayıtlarında davaya konu markayı, kesintisiz 2005 yılından günümüze kullanıldığına ve/veya piyasada maruf hale getirdiğine dair bir kanaat oluşturacak düzeyde olmadığı, sunulan delillerin büyük bölümünün üzerinde tarih ve marka bilgisi yer almayan fotoğraflardan oluştuğu, sunulan faturaların ise 6 adet olduğu, süreklilik veya ticari devamlılık arz etmediği, davaya konu başvurusunun önceki markanın kapsadığı mallarla veya hizmetleri genişletir şekilde olduğu, taraf markalarının kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olduğunun kabul edilmeyeceği, somut uyuşmazlıkta, davalı yan markaları hakkında herhangi bir hükümsüzlük talebinin bulunmadığı, bu nedenle de “...” ibaresi üzerinde korunmaya değer üstün hakkı bulunduğu, davacı şahsın “...” alan adını tescil ettiğinin belirtildiği fakat kullanıma ait detayın bulunmadığı, internet sitesine girildiğinde de, ticari faaliyeti gösterir bir kayda rastlanmadığı, neticede, başvuru tarihi itibari ile tescilli bir markasının bulunmadığı, davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye doğru işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmesi sağlandığını gösterir bir kanaat oluşmadığı / dosya kapsamı itibari ile ticari etki yaratacak şekilde, Türkiye’de ciddî kullanımın bulunduğunun sunulan delillerden anlaşılamadığı, tescilden düşen eski tarihli markanın davaya konu markadan farklı sınıfta tescile konu edildiği, marka korumasının genişletildiği, davacı şahsın, davaya konu markanın tescil talebine konu sınıflar içerisinde yer alan mal ve hizmetler açısından öncelik hakkına sahip olamayacağı, bu hali ile davacı şahıs lehine gerçek hak sahipliği veya kazanılmış hak koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi ek/kök raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davacı şirket açısından, husumet yokluğunun bulunduğu, davaya konu ...sayılı markanın, tescili talebi reddedilen / dava konusu edilen, 07., 35. ve 40. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerinin tamamının, davalı şirketin itirazına mesnet markalarında yer alan mallar / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, davaya konu ...sayılı davacı şahıs markası ile davalı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, , dosyada yer alan bilgi ve belgelerden, davacı şahıs lehine kazanılmış hak oluşmadığı, .... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davacı ... yönünden açılan davanın reddine, Davacı şirket yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine,Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdırHMK 305/A MD.'Sİ GEREĞİ DÜZELTMEMahkememizin 25/05/2025 günlü duruşmasında davanın reddine karar verilmiştir. Tesis edilen kısa kararda “Davacı ... yönünden açılan davanın reddine, Davacı şirket yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine,” şeklinde tefhim edilmesi gerekirken, eksik hüküm verilerek “Davanın Reddine,” olarak yazılmıştır. Eksik hüküm hata tutanağın imzalanmasından sonra fark edilmiş ve “Davacı ... yönünden açılan davanın reddine, Davacı şirket yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine,” şeklinde HMK 305/a maddesi gereğince hüküm tamamlanarak eksiklik giderilerek düzeltilmiştir.25/09/2025 Kâtip Hâkim 41072 ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır