Kesin hükmün kapsamı: Tapu iptali ve tescil davasında hukuki sebebin farklılığı nedeniyle önceki davanın kesin hüküm oluşturmayacağı üzerine verilen direnme kararı.
Özet: Bir tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesi, davanın daha önce açılan benzer bir dava nedeniyle kesin hükümden dolayı usulden reddine karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi bu kararı onarken, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, önceki davanın harici satış senedine dayalı geçersizlik iddiasına, mevcut davanın ise Türk Medeni Kanunu 713/2 maddesine dayalı zilyetlikle kazanım talebine ilişkin olması nedeniyle hukuki sebeplerin farklı olduğunu belirterek bozmuştur. İlk derece mahkemesi bu bozma kararına direnerek davanın yine kesin hükümden reddine karar vermiş, böylece hukuki sebeplerdeki farklılığın kesin hüküm oluşumunu etkileyip etkilemeyeceği temel uyuşmazlık noktası haline gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2025/374 E.  ,  2026/80 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI : 2023/299 E., 2024/79 K.
    ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 23.10.2023 tarihli ve
    2022/4275 Esas, 2023/4976 Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, ... ilçesi, ..., 196 parsel ve 4 49... parsel sayılı taşınmazları müvekkilinin haricen zilyedinden satın aldığını, 17.09.1979 tarihinden itibaren kullandığını, kayıt malikinin 1954 yılında vefat ettiğini, malikin eşi ...’in de mirasçı bırakmadan vefatı ile taşınmaz mülkiyetinin 2010 yılında Hazine'ye intikal ettiğini, bu süreçte müvekkili yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca mülk edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz için daha önce aynı davacı tarafından Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/512 Esas sayılı dosyası ile aynı vakıalara dayanılarak açılan davanın reddine dair kararın 04.02.2014 tarihinde kesinleştiğini, 4 49... parselin ise 196 parselin ifrazından meydana geldiğini belirterek davanın kesin hüküm nedeniyle reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2017/ 24... /230 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazlara ilişkin TMK'nın 713. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil talep edildiği, 196 parselin 26.08.2008 tarihinde bir kısmı yola ayrılarak imar uygulaması ile 196 parsel ve 4 49... parsel olarak ifraz edildiği, 196 parsele ilişkin aynı taleple açılmış dava hakkında Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/512 Esas, 2011/330 Karar sayılı dosyasında verilen kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2020/1775 Esas, 2022/973 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    ''...Kesin hükme dayanak gösterilen davanın tarafları, görülmekte olan davanın tarafları ile aynı olup, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2085/512 Esas, 2011/330 Karar sayılı dosyada davacı, harici satış senedine dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş ve mahkemece tapuya kayıtlı taşınmazların harici satış senedi ile satışının geçersiz olacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Görülmekte olan davada ise davacı, dava konusu taşınmaz için 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 nci maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2012/10457 Esas, 2013/8833 Karar sayılı ilamında tapuya kayıtlı taşınmazın haricen satışına değer verilemeyeceği gibi kayıt malikinin son mirasçısının Hazine olması nedeniyle Hazine adına kayıtlı taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı ve tespit sonrası zilyetliğe değer verilemeyeceğinin de belirtilmesi nedeniyle zamanaşımı sebebi yönünden de kesin hüküm oluşturacağı yorumlanmış ise de; davacının dava dilekçesinde dayandığı hukuki sebepler arasında kayıt malikinin ölümüne dayalı zamanaşımı nedeniyle iktisap istemine ilişkin bir talebi olmadığı gibi mahkemece kurulan hükümde de 4271 sayılı Kanun 713/2 maddesine dayalı değerlendirme olmadığı açıktır.
    Açıklanan tüm bu olgular sonucunda; her iki davanın hukuki sebepleri farklı olduğu için kesin hükmün varlığı söylenemeyeceğinden mahkemece, davacının 4271 sayılı Kanun 713/2 inci maddesine dayalı tapu iptal ve tescil istemi yönünden esastan bir inceleme yapmak suretiyle sonuca göre karar verilmesi gerekirken kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir…'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/512 Esas ve 2011/330 Karar sayılı dosyası incelendiğinde, dava dilekçesinde tapu maliki ...'ın 1954 yılında mirasçı bırakmadan öldüğü, müvekkilinin 1979 yılından bu yana malik sıfatıyla ve iyiniyetle davasız ve aralıksız taşınmazın zilyedi olduğu hususlarını ileri sürerek hukuki sebep kısmında 4721 sayılı TMK'nın 713/2. maddesine de dayanılarak dava açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği, gerekçeli kararda harici satışın geçersiz olduğu, ayrıca davacının harici satışı sözleşmesini tapu maliki dışında üçüncü bir şahısla yaptığının belirtildiği, davacının söz konusu kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi tarafından mahkeme gerekçesine ilave olarak Hazine'ye ait taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı ve davacının zilyetliğine değer verilemeyeceği gerekçesiyle kararın onandığı, her iki davanın hukuki sebeplerinin aynı olduğu, aynı konuda yeniden dava açılmasının dava şartına aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ilk davanın harici satış sözleşmesine dayalı tescil huzurdaki davanın ise olağanüstü zamanaşımı nedeniyle tescil davası olduğunu, her iki davanın hukuki sebepleri farklı olduğundan kesin hükümden söz edilemeyeceğini, müvekkilinin mülkiyet hakkını kazandığı 18.09.1999 tarihinde tapu kaydında malik ölü ... olmakla birlikte dava konusu taşınmazın Hazine adına 01.12.2010 tarihinde mirasçı olması sıfatı ile tapuya tescil edildiğini, devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılacak yerlerden olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: olağanüstü zamanaşımına dayalı tapu iptal ve tescil istemiyle açılan eldeki davada; Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.07.2011 tarih, 2008/512 Esas ve 2011/330 Karar sayılı dosyasında kurulan hükmün kesin hüküm teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114, 115, 302, 303. maddeleri.
    2. Değerlendirme
    1. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır.
    2. Kesin hükmün koşulları HMK'nın 303/1. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir”.
    3. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu dava konusunun aynılığı, üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır.
    4. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabihin aynılığı, dava konusu yapılmış olan hakların aynı olmasıdır. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziksel bakımdan aynı olsa bile bu şeyler üzerinde talep olunan haklar farklı ise müddeabihlerin aynı olduğundan bahsedilemez.
    5. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebepten farklı olarak davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise diğer iki koşulun da bulunması hâlinde kesin hükmün varlığından söz edilebilir.
    6. Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşen Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/5 12... /330 Karar sayılı hükmü görülmekte olan davadaki tapu iptal ve tescil istemi yönünden kesin hüküm kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Görülmekte olan davanın tarafları ile kesin hükme dayanak gösterilen davanın tarafları aynı olup, Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/512 Esas, 2011/330 Karar sayılı dosyada davacı tarafından harici satış senedine dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş ve mahkemece tapuya kayıtlı taşınmazların harici satış senedi ile satışının geçersiz olduğu gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Eldeki davada ise davacı, 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
    7. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava ile kesin hükme dayanak teşkil eden davanın dayandığı hukuki sebepler farklı olduğundan kesin hükmün varlığından söz edilemez. Mahkemece, davacının 4271 sayılı Kanun'un 713/2. maddesine dayalı tapu iptal ve tescil istemi yönünden esastan inceleme yaparak sonuca göre karar verilmesi gerekirken kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
    8. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde; kesin hükme dayanak teşkil eden davanın hukuki sebep kısmında 4721 sayılı TMK'nın 713/2. maddesi belirtilmişse de yargılamada harici satış senedine değer verilip verilemeyeceği hususunun incelendiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2012/10457 Esas, 2013/8833 Karar sayılı ilâmında tapuya kayıtlı taşınmazın haricen satışına değer verilemeyeceği gibi kayıt malikinin son mirasçısının Hazine olması nedeniyle Hazine adına kayıtlı taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı ve tespit sonrası zilyetliğe değer verilemeyeceğinin de belirtilmesi nedeniyle zamanaşımı sebebi yönünden de kesin hüküm oluşturacağı hususundaki değerlendirmenin güçlü delil niteliğinde olduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
    9. Hâl böyle olunca Mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    İlk görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 18.02.2025 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.