Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından sanık hakkında açılan kamu davalarını zamanaşımı nedeniyle düşürdü.
Özet: Sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde; sanığın yokluğunda verilen kararda kanun yolu ve başvuru süresi hakkında usulüne uygun bilgilendirme yapılmadığından temyiz istemi süresinde kabul edilmiş, ancak yapılan değerlendirme sonucunda suç tarihi olan 17.01.2009dan inceleme tarihine kadar geçen sürede 12 yıllık zamanaşımı dolduğundan, sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine hükmedilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2009/411 E., 2015/776 K.SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar vermeHÜKÜMLER : MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : DüşmeSanık hakkında Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2015 tarihli ve 2009/411 Esas, 2015/776 Karar sayılı kararı ile iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ihbar üzerine Mahkemenin, 14.12.2018 tarihli ve 2018/552 Esas, 2018/1399 Karar sayılı kararı ile açıklanan hükmün istinaf edildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.02.2021 tarihli ve 2020/725 Esas, 2021/247 Karar sayılı kararı ile sanığın iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan beraatine karar verilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair hüküm kurulduğu anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin, sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerine hasren yapılan incelemede; Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanığın 29.05.20 23... .06.2023 tarihli dilekçelerindeki anlatımından eski hâle getirme ve temyiz isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Kanun'un 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olması nedeniyle, Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.20 23... .04.2024 tarihli ve 2009/411 Esas, 2015/776 Karar sayılı ek kararlarının kaldırılmasına karar verilerek ve sanığın yokluğunda verilen kararın son bildirdiği adresten farklı adreste tebliğ edilmesi nedeniyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin, 23.11.2020 tarihli ve 2020/10321 Esas, 2020/11769 Karar sayılı kararı ile eksikliğin giderilmesi için dosyanın mahalline iade edilmesinden sonra sanığa kararın 01.02.2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ise de; Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Kanun'un 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarında başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği hâlde, sanığın yokluğunda verilen 09.10.2015 tarihli hükümde, yokluğunda karar verilenler yönünden kanun yoluna başvuru süresi ve sürenin ne şekilde başlayacağı belirtilmediğinden, sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Tüm dosya içeriğine göre 17.01.2009 günü, gündüz vakti sanığın, asma kilidini kırmak suretiyle girdiği katılana ait iş yerinden klima takımları ile gaz tüpü çalması şeklinde gerçekleşen somut olayda; sanığın eylemlerinin, suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı değişiklikten önceki 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık ve aynı Kanun'un 151. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçlarını oluşturduğu, bu suçlar için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e, 66/4 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının, suç tarihi olan 17.01.2009 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.