Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Kilis Ağır Ceza Mahkemesince silahlı terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkumiyet kararını savunma hakkının kısıtlanmadığı tespitiyle onadı.
Özet: Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusu reddedilerek onanan mahkûmiyet kararını temyiz incelemesi sonucunda, sanık müdafiinin savunma hakkının kısıtlandığına dair itirazlarını, sanığın yokluğunda ancak yazılı beyanlarla savunma imkanı tanınmasının adil yargılanma ilkesine aykırı olmadığını ve hukuka uygun delillere dayanıldığını belirterek esastan reddetmiş ve hükmü tebliğname görüşüne aykırı şekilde onamıştır.
3. Ceza Dairesi         2023/18062 E.  ,  2026/8676 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/844 E., 2021/1150 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kilis Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/289 E., 2020/351 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık ve müdafiinin hazır bulunduğu 20.11.2017 tarihli duruşmada; iddianamenin kabul kararının okunduğu, tanıklar ... ve ... 'nun dinlendiği, sanık ve müdafiinin dava konusu olaya ve tanıkların beyanlarına karşı savunmalarının alındığı, sanık müdafiinin sonraki duruşmalara mazeret göstererek katılmamış olmasına rağmen 25.09.2019 tarihli esasa ilişkin beyanlarını içerir ve yokluğunda karar verilmesi talepli mazeret dilekçesi sunduğu, ayrıca 17.12.2019, 28.02.2020, 24.06.2020, 30.09.20 20... .11.2020 tarihli mütalaaya ve esasa ilişkin ilişkin savunma dilekçeleri sunmuş olduğunun anlaşılması karşısında, bu yöntemle savunmalarının alınmasının adil yargılanma ilkesine aykırı olmadığı ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğurmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
İlk derece mahkemesi karar başlığında suç tarihinin sanığın yakalama tarihi olan "11.07.2017" olarak yazılması gerekirken "15.07.2016" olarak gösterilmesi mahallinde giderilmesi olanaklı maddi hata olarak görülmüştür.
Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kilis Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.