Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet kararında sanığa usulüne uygun tebligat eksikliği sebebiyle, temyiz başvuru süresini kaçırmanın ardından hak kaybını önlemek amacıyla dosyanın iadesine hükmetti.
Özet: Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûmiyet kararına karşı sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddi üzerine yapılan temyiz başvurusunun yasal süresi geçtikten sonra yapıldığı anlaşılsa da, istinaf mahkemesi kararının sanığın kendisine usulüne uygun tebliğ edilmediği tespit edilmiştir; bu nedenle, hak kaybının önlenmesi amacıyla kararın sanığa, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz nedenlerini içeren dilekçe verebileceği ve aksi halde temyiz isteminin reddedileceği uyarısıyla meşruhatlı tebligatla yeniden tebliğ edilmesi, eksikliğin giderilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/23788 E.  ,  2026/2914 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3450 E., 2020/1177 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/42 E., 2018/185 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/6-7-9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 09.11.2020 gün ve 2018/3450 esas, 2020/1177 sayılı kararı ile sanık ... müdafii Av. ...'nın istinaf talebi hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan kararın sanık müdafii Av. ...'ya 17.11.2020 tarihinde yöntemine uygun biçimde tebliğ edildiği, kanun yolu, mercii, süresi ve şekli usulüne uygun şekilde gösterilmesine rağmen müdafi tarafından kanuni süresi içerisinde temyiz talebinde bulunulmaması üzerine, bu sanık yönünden kesinleşme işlemi yapılarak ilk derece mahkemesine bildirimde bulunulduğu ve anılan sanık yönünden infaz işlemlerine başlandığı,
Sanık müdafiinin 28.12.2020 tarihli dilekçesi ile temyiz süresinin kaçırılmasında kusurunun bulunmadığı, temyiz talebinin kabul edilerek dosyanın eski hale getirilmek suretiyle öncelikle infazın durdurulmasına ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmesi talebinde bulunduğu,
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.01.2021 tarihli ek kararı ile sanık müdafiinin eski hale getirme talepli dilekçesi hakkında; "CMK'nin 42. maddesi gereğince "süresi içeresinde usul işlemi yapılsaydı, esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse, eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir" hükmü gereğince istem konusunda karar vermek üzere evrakın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine" karar verildiği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2022 tarihli tebliğnamesi ile sanık müdafiinin eski hale getirme ve temyiz dilekçesi hakkında 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesinde belirlenen on beş günlük süre geçtikten sonra 28.12.2020 tarihinde verildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi gereğince reddine dair görüşle dosyayı Dairemize gönderdiği,
Her ne kadar sanık müdafiinin 28.12.2020 tarihli dilekçesi ile sistemsel bir hatadan dolayı tebligatın tarafına yapılmadığını, bu nedenle temyiz süresinin kaçırılmasında bir kusurunun bulunmadığını beyan etmiş ise de dosya arasında bulunan Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Müdürlüğünün cevabi yazısına istinaden bahse konu elektronik tebligat ile ilgili bir hatanın bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin kusuru olmadığından bahisle süreyi geçirdiğine dair talebi yerinde görülmediğinden ESKİ HALE GETİRME TALEBİNİN REDDİNE, ancak;
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ancak daha sonra ilga edilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 293 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ''Hüküm, temyiz eden Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesiyle birlikte açıklanmamışsa; hükmün temyiz edildiğinin Bölge Adliye Mahkemesince öğrenilmesinden itibaren gerekçe yedi gün içinde tebliğ edilir.", 5271 sayılı Kanunu'nun 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." ve yine aynı Kanun'un karar tarihi ile itibariyle yürürlükte bulunan ancak daha sonra ilga edilen 295 inci maddesinde yer alan "Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.'' şeklindeki düzenlemeler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık müdafiinin temyiz dilekçesini yasal süresi geçtikten sonra verdiği ancak istinaf kararının sanığa tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarih ve 2019/9.MD-554 esas ve 2021/117 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hak kaybının önlenmesi bakımından kararın sanığa da yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla, tebliğden itibaren iki hafta içerisinde, yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz nedenlerini bildirir dilekçe verebileceği, aksi halde süre yönünden temyiz isteminin reddedileceği hususunda ihtar yapılmasının gerektiği gözetilerek söz konusu eksikliğin giderilmesi sureti ile iadesinin temini için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.