Kadastro tespitiyle şahıslar adına tescillenen taşınmazın, Hazinenin orman vasfı iddiasıyla tapu iptali ve kendi adına tescili talebinin Yargıtay bozması ardından kabulü.
Özet: Kadastro tespitiyle şahıslar adına tescillenen bir taşınmazın orman vasfında olduğunu ileri süren Orman İdaresinin açtığı davada, uzun yargılama süreçleri ve görevsizlik kararlarının ardından Asliye Hukuk Mahkemesi, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın orman niteliğinde olduğuna karar vererek mevcut tapu kaydını iptal etmiş ve orman vasfıyla Hazine adına tescilini hükmetmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2005 E.  ,  2026/4232 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2014/190 E., 2014/370 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sonucunda, Çankırı ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1227 parsel sayılı 4.760,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla 1/2 hisseli olarak ... kızı ...mirasçıları ve ... kızı ...mirasçıları adına tespit ve tescil edilmiş, akabinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, yeni 2 20... parsel numarasıyla ve 4.820,27 m² yüzölçümlü olarak tescil edilmiştir.
2. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; Çankırı ili ... ilçesi ... köyünde 2011 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın davalılar adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın 19 55... tarihli memleket haritalarında yeşil renkli alanda kaldığı ve 2008 tarihli hava fotoğrafından anlaşıldığı üzere üzerinde orman örtüsünün bulunması nedeniyle orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitin iptaline ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespiti ile orman vasfıyla tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Çankırı Kadastro Mahkemesinin 16.12.2011 tarihli ve 2011/71 Esas, 2011/97 Karar sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine, talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.02.2013 tarihli ve 2012/11046 Esas, 2013/1835 Karar sayılı ilamıyla dava dilekçesinden davanın mülkiyet hakkına mı yoksa 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine mi yönelik olduğu veyahut her iki istemi de birlikte mi içerdiği hususlarının net olarak anlaşılamadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davacı ... İdaresi vekiline dava dilekçesi açıklattırılarak, davanın sadece 22/2-a bendi uyarınca yapılan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmasına itiraza mı yoksa mülkiyete mi ilişkin olduğu veya her iki istemi de birlikte mi içerdiği hususlarının belirlenmesi, davanın sadece mülkiyete ilişkin olması halinde, başkaca araştırma yapılmadan görevsizlik kararı verilmesi; yalnızca paftaların yenilenmesi işlemine itiraz veya her iki isteme de yönelik olduğu belirlendiği takdirde ise, dava konusu parselin yenilemeden önceki ilk tesisinden itibaren, miktar, cins ve malik değişikliklerini, ifraz ve tevhitleri gösteren  tapu kayıtları,  tutanak ve haritaları ile yenilemeden sonraki çapı, haritası ve tutanağı, davalı tarafın tutunduğu Mahkeme kararlarına ilişkin dosya asılları getirtilerek, harita ve jeodezi uzmanı bilirkişisi vasıtasıyla keşif ve inceleme yapılmak suretiyle, çalışmanın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesiyle, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usûl ve Esaslara İlişkin 26.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının saptanması, bu konuda bilirkişiden bilimsel verileri içeren rapor alınarak ve toplanan delillere göre 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan kadastro işlemine yönelik davanın esasına ilişkin bir karar verilmesi; davacı ... İdaresinin tescile yönelik talebi yönünden ise, mülkiyete yönelik bir hakka ilişkin olduğundan, görevsizlik kararı verilmesi gereğine değinerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada sonucunda 06.12.2013 tarihli ve 2013/159 Esas, 2013/124 Karar sayılı kararı ile 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itirazın reddine, dava konusu taşınmazın uygulama tutanağındaki tespit gibi tesciline, taşınmazın orman vasfıyla tesciline yönelik davada Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
Kadastro Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine, İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın aldırılan bilirkişi raporlarına göre orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın malik hanesinde "... kızı ...mirasçıları" ve "... kızı ...mirasçıları" yazmasına rağmen karar başlığında davalı olarak ...ve ...yazdığını ve yargılama sırasında da bu şahıslara yapılan ilanen tebligat ile taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilerek davanın esasına ilişkin kabul kararı verildiğini, ancak yapılan yargılama sırasında usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadığını ve bu durumun hükmün infazında tereddüt oluşturacağını, Tapu Müdürlüklerince kararda ismi bulunan tapu maliklerine yönelik işlem tesis edildiğini ve bu haliyle kararın infazında sıkıntı yaşanacağını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında İlçe Jandarma Komutanlığı, Nüfus Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğü aracılığıyla yaptırılan araştırma ile tespit malikleri ... . kızı) ve ...'in (... kızı) kimlik bilgilerinin tespit edilememesi üzerine ilanen tebligat yapılmak suretiyle yargılamaya devam olunarak karar verilmiştir. Tapu maliklerinin kimlik bilgilerinin yetersiz olması ve adreslerinin tespit edilememesi halinde, doğrudan doğruya ilanen tebligat yoluyla taraf teşkili sağlanarak davanın esası hakkında hüküm kurulamaz. Bu tür durumlarda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 427/1. maddesi ile düzenlenen; “bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse kendisine vesayet makamınca yönetim kayyımı atanacağı” hükmü uyarınca malikin haklarının korunması ve davanın usulüne uygun yürütülebilmesi için taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinden temsil kayyımı atanmasının istenmesi zorunludur. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince karar tarihinden sonra davalıları temsilen kayyım ataması yaptırılmış ve gerekçeli karar kayyıma tebliğ edilmiş ise de usulünce taraf teşkilinin sağlandığından bahsedilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince davacı ... İdaresine, 4721 sayılı Kanun'un 427/1. maddesi uyarınca tapu maliklerine kayyım tayin ettirilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açmak üzere uygun bir süre ve yetki verilmesi, açılan davanın bekletici mesele yapılması ve kayyım atandıktan sonra dava dilekçesi ve duruşma gününün kayyıma tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmesi ve işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, usulsüz ilanen tebligatla yetinerek taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
h