Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tescilsiz marka önceki kullanımına dayalı hükümsüzlük ve menfi tespit davası.
Özet: Davacı, 2020 yılından itibaren araç alım satım sektöründe tescilsiz marka olarak kullandığı “...” ibaresine dayanarak, davalının 2024 yılında tescil ettirdiği aynı ibareli markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmekle birlikte, kendi kullanımının davalı markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini ve markadan kaynaklanan hakların davacıya karşı kullanılmasının ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesini istemiş; davalı ise davacının hukuki yararının bulunmadığını, araç alım satım sektörüne davalıdan çok sonra girdiğini ve davacının önceki kullanıma dayalı iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini, kendi tescilli markasına yönelik ihlallerin durdurulması ve tazminat haklarının saklı tutulmasını beyan etmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C. " TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/315KARAR NO : 2026/292DAVA : 1- Marka Hükümsüzlüğü 2 - Menfi TespitDAVA TARİHİ : 22/07/2025KARAR TARİHİ : 22/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davacı Şirket tarafından; “...” ibaresinin 2020 yılından itibaren araç alım satım sektöründe tescilsiz marka niteliğinde fiilen kullanıldığı, “...” alan adının 04/09/2020 tarihinde tescil edildiği, internet sitesi, işletme adı, sosyal medya hesapları ve ticari faaliyetler kapsamında söz konusu ibarenin sürekli biçimde kullanıldığı, .... Caddesi’nde 2020-2024 yılları arasında faaliyet gösterildiği, 2024 yılı Nisan ayından itibaren ise ....’te “...” tabelası ile araç alım satımı faaliyetinin sürdürüldüğü, Davalı Şirketin ... sayılı marka başvurusunu 01/10/2024 tarihinde yaptığı ve 11/02/2025 tarihinde 35. sınıfta “araç galeri hizmetleri yani çeşitli kara araçlarının perakendeciliği hizmetleri” bakımından tescil ettirdiği, dava konusu markanın Davacı Şirketin önceki tarihli tescilsiz kullanımından sonra tescil edildiği” öne sürülerek 6769 sayılı SMK’nın 6/3, 25 ve 154. maddeleri kapsamında dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, ayrıca Davacı Şirketin “...” ibareli kullanımının davalıya ait ... sayılı marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespit edilmesine, dava süresince dava konusu markadan kaynaklanan hakların Davacı Şirkete karşı kullanılmasının ve markanın üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğu, davanın zamanaşımına uğradığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı ve dava şartlarının oluşmadığı davanın öncelikle usulden reddinin talep edildiği, Davalı Şirketin 2020 yılından itibaren kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ile kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri başta olmak üzere taşıma, depolama, kurye, garaj kiralama, araç kiralama ve araç satımı alanlarında faaliyet gösterdiği, şirket bünyesinde araç filosu bulunduğu, uzun ve kısa süreli araç kiralama ile ekonomik ömrünü dolduran araçların satışının gerçekleştirildiği, “...” ibaresi yanında “....” sayılı marka tescillerinin bulunduğu, ayrıca ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesine sahip olduğu, Davacı Şirketin esas faaliyet konusunun yapı malzemesi satışı olduğu, araç alım-satım sektörüne ancak 2024 yılı itibarıyla girdiği, “...” kurumsal mağaza adının sahibinden.com üzerinde 14.06.2024 tarihinde oluşturulduğu, örnek araç ilanlarının 2024 yılına ait olduğu, “...” alan adının da 06.08.2024 tarihinde kiralandığının fatura ile sabit olduğu, bu nedenle Davacı Şirketin 2020 yılından beri araç alım-satım ve kiralama sektöründe faaliyet gösterdiği yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Davacı Şirketin motorlu araç sektörüne Davalı Şirketten sonra girdiği ve Davalı Şirkete ait tescilli markaları haksız ve izinsiz biçimde kullandığı, önceki kullanıma dayalı hak iddiasının ispatlanamadığı, marka hakkına tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve oluşan zararın tazmini haklarının saklı tutulduğu” öne sürülerek davanın reddini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. (2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. ", Madde 154 " (1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.(2) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir.(3) Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir.(4) Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez." şeklinde hüküm yer almaktadır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 1-Davacı taraf eyleminin davalıya ait ... sayılı tescilli marka hakkına tecavüz edilip edilmediğinin tespiti (menfi tespit), 2-Davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarına bağlı davalı tarafın ... sayılı markanın SMK 25/1 maddesine göre hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu ... sayılı "..." ibareli markanın 35 Sınıfta ( Araç galeri hizmetleri yani çesitli kara araçlarının perakendeciliği hizmetleri.) 01.10.2024 tarihinde başvurusu yapılıp, 11.02.2025 tarihinde davalı adına tescil edildiği Türk Patent kayıtları ile tespit edilmiştir.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 154.ncü madde uygulanması için; menfaati olan herkes ürettiği veya ileride üretmek istediği ticari veya sınai faaliyet veya fiili girişimlerinin başkasına ait tesçilli sınai mülkiyet hakkına (marka,tasarım, patent, faydalı Model konusu haklar ) tecavüz oluşturup oluşturmadığı konusunda gerekli ihtardan sonra dava açabileceği anlamına gelmektedir.12.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: " (1) Davacının Menfi Tespit (Tecavüz Olmadığının Tespiti) Talebine ilişkin olarak; Davaya konu uyuşmazlıkta, davalının ... sayılı markasının 35. sınıfta “Araç galeri hizmetleri yani çesitli kara araçlarının perakendeciliği hizmetleri”nde tescilli olduğu, davacının kullanımlarının ise “...” ibaresini kapsadığı ve bu kullanımların ikinci el araç alımsatımı ve bu kapsamdaki ticari faaliyetleri kapsadığı, Bu itibarla davacının fiili kullanım kapsamının, davalıya ait ... sayılı markada tescilli hizmetlerle AYNI NİTELİKTE bulunduğu, Davacının kullandığı "..." ibareli işaret ile davalıya ait ... sayılı tescilli marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bulunduğu, Vasati tüketici konumundaki araç alıcısının, her iki tarafın işaretleri altında sunulan hizmetleri aynı ya da ekonomik açıdan bağlantılı işletmelerden kaynaklanan hizmetler olarak algılayabileceği, bu bağlamda, davacının "..." ibareli kullanımının davalıya ait ... sayılı tescilli marka kapsamındaki hizmetler bakımından SMK m. 7/2-b anlamında karıştırılma ihtimali doğurabileceği, Bu koşullar altında, davacının kullanımının davalı markasına tecavüz oluşturmadığının tespiti anlamında menfi tespit talebine ilişkin olarak, aşağıda ele alınan hükümsüzlük sonucuna bağlı olmaksızın, salt tecavüz analizi perspektifinden menfi tespit/tecavüz olmadığı koşullarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşmeyeceği, (2) SMK m. 6/3'e Dayalı Önceki Kullanım ve Gerçek Hak Sahipliği İddiası ile SMK m. 25/1'e Dayalı ... Sayılı Markanın Hükümsüzlüğü Talebine ilişkin olarak; SMK m. 6/3 kapsamında önceki kullanıma dayalı hak sahipliğinin, davalının ... sayılı “...” ibareli markasının 01.10.2024 başvuru tarihinden önce; ciddi, fiili ve kesintisiz kullanım olgusunu ortaya koyacak yeterlilikte somut delil ve olgularla ispatlanamadığı; Dolayısıyla bu hükme bağlı olarak ileri sürülen SMK m. 25/1’e dayalı hükümsüzlük talebinin de mevcut delil durumu itibarıyla ... sayılı markanın hukuki korumasını ortadan kaldıracak veya marka tescilinin hükümsüzlüğünü gerektirecek düzeyde ortaya konulamadığı, " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.GEREKÇE: Hükümsüzlük davasında ;Önceki tescilsiz bir marka veya önceye dayalı kullanılan marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalıya ait ... sayılı "..." ibareli 35 Sınıfta ( Araç galeri hizmetleri yani çesitli kara araçlarının perakendeciliği hizmetleri.) 01.10.2024 tarihinde başvurusu yapılan , 11.02.2025 tarihinde tescil edilen davacı tarafın ileri sürdüğü delil ve belgeler karşısında SMK 6/3 maddesine göre önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasına bağlı SMK 25/1 maddesine göre hükümsüzlüğü talep edilmektedir.Benimsenen bilirkişi heyet raporunda geçtiği şekilde " SMK m. 6/3 kapsamında önceki kullanıma dayalı hak sahipliğinin, davalının ... sayılı “...” ibareli markasının 01.10.2024 başvuru tarihinden önce; ciddi, fiili ve kesintisiz kullanım olgusunu ortaya koyacak yeterlilikte somut delil ve olgularla ispatlanamadığı; Dolayısıyla bu hükme bağlı olarak ileri sürülen SMK m. 25/1’e dayalı hükümsüzlük talebinin de mevcut delil durumu itibarıyla ... sayılı markanın hukuki korumasını ortadan kaldıracak veya marka tescilinin hükümsüzlüğünü gerektirecek düzeyde ortaya konulamadığı, " şeklindeki tespit ve kanaatlere mahkemece de aynen iştirak edilerek; Davalı tarafın başvuru ve tescil tarihinden daha önce Davacı tarafın markasal kullanımları ciddi, fiili ve kesintisiz kullanım olgusunu ortaya koyacak yeterlilikte somut delil ve olgularla ispatlanamadığından ( dava konusu marka açısından davacı tarafın önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği ( SMK 6/3), kanıtlanmadığı) SMK 25.maddesine göre davalı markasının hükümsüzlüğü koşulu oluşmadığı kanaati oluştuğundan bu davanın reddi gerekmiştir. Menfi tespit davasında;Somut olayda yukarıdaki" (1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. " şeklindeki hüküm karşısında davacının davalı tarafa ihtar göndermeden bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.Diğer yönden bilirkişi heyet raporunda " davacının fiili kullanım kapsamının, davalıya ait ... sayılı markada tescilli hizmetlerle AYNI NİTELİKTE bulunduğu, Davacının kullandığı "..." ibareli işaret ile davalıya ait ... sayılı tescilli marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğin bulunduğu, Vasati tüketici konumundaki araç alıcısının, her iki tarafın işaretleri altında sunulan hizmetleri aynı ya da ekonomik açıdan bağlantılı işletmelerden kaynaklanan hizmetler olarak algılayabileceği, bu bağlamda, davacının "..." ibareli kullanımının davalıya ait ... sayılı tescilli marka kapsamındaki hizmetler bakımından SMK m. 7/2-b anlamında karıştırılma ihtimali doğurabileceği, Bu koşullar altında, davacının kullanımının davalı markasına tecavüz oluşturmadığının tespiti anlamında menfi tespit talebine ilişkin olarak, aşağıda ele alınan hükümsüzlük sonucuna bağlı olmaksızın, salt tecavüz analizi perspektifinden menfi tespit/tecavüz olmadığı koşullarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleşmeyeceği," şeklindeki tespit ve kanaatine mahkemece de iştirak edilerek davacı eyleminin davalıya ait marka kapsamında kalmadığının tespiti koşulu gerçekleşmediğinden menfi tespit davasının da reddi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Marka Hükümsüzlüğü istemli açılan davanın REDDİNE,2-Menfi Tespit istemli açılan davanın REDDİNE,3- Marka Hükümsüzlüğü yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,4-Menfi Tespit yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL + 732,00 TL TL= 1.464,00 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 5-Marka Hükümsüzlüğü istemli açılan davada AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6-Menfi Tespit istemli açılan davada AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 22/06/2026 Katip ... Hakim ...E imzalıdır E imzalıdır