Trafik kazasında malul kalan küçüğün ZMSSden sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde, yasal temsilci menfaat çatışması ve kayyım gerekliliği.
Özet: Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, babasının kusurlu olduğu trafik kazasında yaralanarak malul kalan küçüğün, yasal temsilcisi babası aracılığıyla sigorta şirketinden sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği bu davada, babanın menfaati ile küçüğün menfaati arasında Türk Medeni Kanununun 426. maddesi uyarınca menfaat çatışması bulunduğu, bu durumun küçüğün haklarının korunması adına temsil kayyımı atanmasını gerektirdiği, taraflar arasında maluliyet raporunun geçerliliği, zamanaşımı, kusur oranları ve tazminat hesaplama yöntemleri gibi hususlarda anlaşmazlıkların devam ettiği bir yargılama sürecinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
4. Hukuk Dairesi         2026/263 E.  ,  2026/4165 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2025/1041 D. İş, 2025/1030 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortaladığı ve davacının yolcusu olduğu aracın, diğer bir araca çarpması sonucunda 18.10.2023 tarihinde iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş ve bedel arttırım dilekçesiyle talebini 1.200.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile 1,65 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının davaya konu kaza nedeniyle elde ettiği gelirlerin tespit edilerek hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça kendisine verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olması nedeniyle itirazın kabulü ile davanın kısmen kabulüne 1.179.555,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 35.427,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğuna yönelik değerlendirmenin kabulünün mümkün olmadığını ve kusur raporu alınması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortaladığı ve davacının yolcusu olduğu aracın, diğer bir araca çarpması ile meydana gelen iki taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
1-Somut olayda; davacı, babası olan...'ın işleteni ve sürücüsü olduğu araçta yolcu konumunda iken 18.10.2023 tarihinde meydana gelen ve kaza tespit tutanağına göre babası...'ın kusuruyla sebebiyet vermiş olduğu iki taraflı trafik kazası sonucunda yaralanarak malul kalmıştır. Eldeki davada, davalı ... şirketinin, davacının yolcu olarak bulunduğu ve babasının ise sürücüsü ve işleteni olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ve davanın 2020 doğumlu davacıya velayeten kanuni temsilcileri olan annesi ... ve babası... tarafından açıldığı görülmektedir.
4721 sayılı Kanun'un 426. maddesinde temsil kayyımı gerektiren haller düzenlenmiş olup, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa vesayet makamı, ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar. Temsil kayyımı atanmasına konu menfaat çatışmasının tarafları, temsil olunan ile onun yasal temsilcileridir. Küçüğün menfaati ile yasal temsilcinin menfaati arasında salt soyut bir tehlike olasılığının varlığı da temsil kayyımı atanması için yeterlidir.
Eldeki davada davacılar anne ... ve baba... küçüğün velisi ve dolayısıyla yasal temsilcisi ise de, davacı babanın trafik kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmasıyla hükmedilecek tazminatın rücuen tahsili isteminde bulunulması ihtimalinin varlığı nedeniyle yasal temsilci olan babanın menfaati ile küçüğün menfaati bu davada çatışmaktadır. Bu sebeple kanuni temsilci baba küçüğü temsil edemez.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacı küçüğe temsil kayyımı atanması için davacı yana süre verilmesi, bu işlem yönünden taraflardan süre uzatımına muvafakat istenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kayyım tayin edilmesi ve kayyımın davaya iştiraki sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
14.04.2026 tarihinde karar verildi.