SGKnın Libya yurtdışı çalışma sürelerini sahte belge iddiasıyla iptal etmesi üzerine açılan, kesilen emekli aylıklarının iadesi ve kurum işleminin iptali davası.
Özet: Davacı, Libyada geçen çalışma sürelerine dair kurumun emekli aylığını kesme işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve mahrum kalınan aylıkların tahsili talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi davacının yurt dışı ev kadınlığı borçlanma hakkına sahip olduğunu ve primlerin ödendiğini belirterek davanın kabulüne karar vermiş, ancak Yargıtay 10. Hukuk Dairesi sahte çalışma belgeleri ve vize durumu nedeniyle kararı bozmuş, ilk derece mahkemesi bozmaya direnmekle konu Hukuk Genel Kurulunun önüne gelmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/1225 E., 2024/552 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.05.2023 tarihli ve 2021/11509 Esas, 2023/5833 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 1982 yılında ailesiyle birlikte Libya’ya gittiğini, 01.09.1985-01.08.1988 tarihleri arasında dava dışı ... İnşaat A.Ş'de (... A.Ş.), 01.09.1988-28.02.1996 tarihleri arasında ise dava dışı ... İnşaat Taah. ve Tic. Ltd. Şti'de (... Ltd. Şti.) işçi olarak çalıştığını, Türkiye’ye döndükten sonra emeklilik başvurusu yaptığını, davalı Kurumun 06.03.2002 tarihli yazısı gereğince 1985/9-1988/8 dönemi yönünden 1080 günlük primin dava dışı ... A.Ş’nin iflas etmesi nedeniyle müvekkili tarafından; 1988/9-1996/2 dönemi yönünden ise 2700 günlük primin dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından ödendiğini, daha sonra davalı Kurumun müvekkilinin dava dışı ... A.Ş. adına ödediği primleri iptal etmesi üzerine 9044 günlük isteğe bağlı sigorta primi ödediğini ve 2006 yılında emekli aylığı bağlandığını, Kurum müfettiş raporunda 1985/9-1988/8 ve 1988/9-1996/2 dönemi için Libya Trablus Büyükelçiliğinden verilen çalışma belgesinin sahte olduğu tespit edildiğinden bahisle aylığının kesildiğini, ancak bu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanmasına ve mahrum kalınan aylıkların yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... (Kurum/SGK) vekili; Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu, Kurum müfettiş raporunun aksinin ancak yazılı delille ispatlanabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli ve 2013/317 Esas, 2018/313 Karar sayılı kararı ile; davacının iptal edilen hizmet süresinde Libya’da olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu dönemde eşiyle birlikte Libya’da olan davacı kadının 3201 sayılı Kanun kapsamında fiili çalışması olmasa dâhi yurt dışında geçen ev kadınlığı süreleri kapsamında borçlanma hakkına sahip olduğu, Kurumca iptal edilen sürelere ilişkin primlerin de ödenmesi nedeniyle bu sürelerin 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı borçlanma süresi olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 04.10.2006 tarihinde emekli aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesilen aylığının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 01.07.2020 tarihli ve 2018/2856 Esas, 2020/734 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;"...1. Dava nitelikçe, 01.09.1985-01.08.1985, 01.09.1988-28.02.1996 tarihleri arasında Libya’da geçen çalışma süresini iptal eden Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.2.Mahkemece, ilgili süreler yönünden primlerin de ödenmesi gözetilerek davacının 3201 sayılı Kanun "ev kadınlığı" kapsamında borçlanma süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 3.Dosya kapsamı incelendiğinde, iligili Kurum müfettiş raporunda, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım şahıslar hakkında Trablus Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliğinde görevli yetkili kamu görevlileri tarafından gerçeğe uygun olmayacak şekilde sahte içerikli yurt dışı hizmet belgesi düzenlendiğinin tespit edildiği, davacının pasaportunun incelenmesinde ziyaretçi vizesiyle ülkeye girdiği, Libya'da çalışamaz ibaresinin yer aldığı, ... İnşaat firmasında yapılan bildirimlere ilişkin şirkette çalışmaya ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığı, iş ve işçi bulma kurumdan onaylı bir iş sözleşmesinin bulunmadığı, davacının çok sonradan sigortalılık talebinde bulunduğu tespitleri yapılmıştır. 4.Yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının bu çalışmalarının değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak sosyal güvenlik haklarından yararlandırılmaları amacıyla kendilerine borçlanma hakkı tanınmıştır. 3201 sayılı yasa, yabancı ülkede ve yabancı sigorta kurumuna tabi olan işverenler nezdinde geçen ve Türk Sigorta Kurumları kapsamı dışında kalan hizmetlerin değerlendirilmesini düzenlemektedir. Daha açık bir anlatımla, T.C. Emekli Sandığı’na, Sosyal Sigortalar Kurumu’na, Bağ-Kur’a 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesine göre kurulan sandıklara prim, keserek ve karşılık ödenmiş sürelerin 3201 sayılı Kanungereğince borçlanılması olanaksızdır.5.Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Arap Cumhuriyeti arasında 01.10.1976 tarihinde yürürlüğe giren 31.08.1985 tarihinde yürürlükten kalkan, 01.09.1985 tarihinde yürürlüğe girip halen yürürlükte bulunan iki Sosyal Güvenlik Anlaşması bulunmaktadır. Dava konusu dönem dikkate alındığında 01.09.1985 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye-Libya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi hükümlerine göre Libya'da Türk işverenlerin çalıştırdıkları Türk işçilerinin uzun vadeli sigorta kolları primleri Türk Sosyal Sigorta Kurumu’na ödenmekte olup, bu kişiler 506 sayılı yasa kapsamında bulunmaktadırlar. Bu nedenle davacının çalışmalarını borçlanma imkanı bulunmamaktadır. 6.İlk Derece Mahkemesince iptal edilen sürelerde fiili çalışma olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, ilgili dönemin "ev kadınlığı" kapsamında borçlanma süresi olarak kabul edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararıİlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilerek direnme kararı verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDirenme kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili; Kurum müfettişi raporunun aksinin ancak yazılı delille ispatlanabileceğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu ayrıca davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğundan sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İlk Derece Mahkemesince davacının uyuşmazlık konusu dönemi 3201 sayılı Kanun gereğince yurt dışında geçen ev kadınlığı süreleri kapsamında borçlanma hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilen eldeki davada Türkiye ile Libya arasında yapılan sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında davacının iptal edilen sürelerde fiili çalışmasının olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un (3201 sayılı Kanun) 1 ve 4. maddeleri.2. Değerlendirme1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramlar üzerinde kısaca durmak gerekir.2. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi için borçlanma ve buna bağlı olarak yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye'de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır. 3. Hizmet borçlanması sosyal güvenlik hakkı elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak primi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir.4. Sosyal güvenliğin dinamik yapısı, amaç ve kapsamındaki genişleme eğilimi, sosyal risklerin artan etkisi dikkate alındığında yasalarda yer alan ve sosyal güvenliğin çatısını oluşturan bu gibi kavramların sınırlarının belirlenmesinde her zamankinden daha fazla zorunluluk bulunmaktadır.5. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un "Amaç ve kapsam" başlıklı 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 1. maddesinde; “Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi bulunmakta iken 10.09.2014 tarihli 6552 sayılı Kanun ile değişik son hâlinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir. 6. Aynı Kanun'un "Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi" başlıklı 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinin 1. fıkrasında ise "Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32'sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir... Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır." düzenlemesi mevcut olup 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 97. maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değitirilmiş yine 17.07.2019 kabul tarihli ve 7186 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle “% 32’sidir.” ibaresi “% 45’idir.” şeklinde değiştirilerek anılan değişikliğin 01.08.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmiş, 7186 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle 3201 sayılı Kanun'a "Kısmi aylık bağlanmış olanlar dahil olmak üzere bu maddenin yürürlük tarihinden önce yurt dışında geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunanlardan tahakkuk ettirilen borçlarını yasal süresi içinde ödeyenlerin, sigortalılık sürelerinin hangi statüde değerlendirileceğinin ve tahakkuk ettirilecek borç tutarının tespitinde önceki hükümler esas alınır." şeklinde geçici 9. madde eklenmiştir.7. Öte yandan 11.03.1985 tarihli ve 18691 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.09.1985 tarihi itibariyle yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Libya Arap Halk Sosyaist Hükümeti Cemahiriyesi (Libya Devleti) arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin 1. maddesinin 4. bendinde daimi işçi tanımı "Akit taraflardan birinin vatandaşı olup, işveren tarafından, diğer akit taraf ülkesinde proje uygulaması için gönderilen ve anılan işverenlerden ücret alan kimsedir" şeklinde yapılmış ve 6. maddesinde "Bu sözleşmenin kapsamına giren daimi sigortalı işçiler ve bunların hak sahibi aile fertleri sosyal sigorta kapsamına giren her türlü aylıkları ve maktu yardımlarla ilgili haklarından dolayı müracaatlarını, esas ülkedeki Sosyal Güvenlik Kurumlarına yaparlar. Bu haklardan dolayı çalışan ülkedeki Sosyal Sigorta Kuruluşları nezdinde bir talepte bulunamazlar." hükmüne yer verilmiştir.8. Bu nedenle Sözleşmedeki düzenlemelere göre Libya'daki Türk işverenlerin çalıştırdıkları Türk işçilerinin uzun vadeli sigorta kolları primleri ülkemizin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödendiğinden bu kişilerin uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun (506 sayılı Kanun) kapsamında sigortalı olduğu kabul edilmelidir.9. Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının bu çalışmalarının değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak sosyal güvenlik haklarından yararlandırılmaları amacıyla kendilerine borçlanma hakkı tanınmıştır. 3201 sayılı Kanun, yabancı ülkede ve yabancı sigorta kurumuna tabi olan işverenler nezdinde geçen ve Türk Sigorta Kurumları kapsamı dışında kalan hizmetlerin değerlendirilmesini düzenlemektedir. Daha açık bir anlatımla, Emekli Sandığına, Sosyal Sigortalar Kurumuna, Bağ-Kur’a 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesine göre kurulan sandıklara prim, keserek ve karşılık ödenmiş sürelerin 3201 sayılı Kanun gereğince borçlanılması olanaksızdır. 10. Somut olayda 17.08.2012 tarihli ve 104644/sor/01 sayılı Kurum müfettiş raporundaki davacının da aralarında bulunduğu bir kısım kişiler hakkında Trablus Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliğinde görevli yetkili kamu görevlileri tarafından gerçeğe uygun olmayacak şekilde sahte içerikli yurt dışı hizmet belgesi düzenlendiği, davacının pasaportunun incelenmesinde ziyaretçi vizesiyle ülkeye girdiği, Libya'da çalışamaz ibaresinin yer aldığı, dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından yapılan bildirimlere ilişkin bilgi ve belgenin bulunmadığı, Türkiye İş Kurumundan onaylı bir iş sözleşmesinin bulunmadığı, davacının çok sonradan sigortalılık talebinde bulunduğu yönündeki tespitler nedeniyle 01.09.1985-01.08.1988 tarihleri arasında dava dışı ... A.Ş’de, 01.09.1988-01.03.1996 tarihleri arasında dava dışı ... Ltd. Şti’de geçtiği iddia edilen hizmetlerinin iptali ile iptal edilen hizmetler nedeniyle davacıya bağlanan yaşlılık aylığının 01.11.2006 tarihinde kesilmesi ve ödenen aylıkların borç kaydedilmesi üzerine açılan eldeki davada İlk Derece Mahkemesince davacının uyuşmazlık konusu dönemi 3201 sayılı Kanun gereğince yurt dışında geçen ev kadınlığı süreleri kapsamında borçlanma hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı Kurum vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedildiği, kararın Özel Dairece Türkiye ile Libya arasında yapılan sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri dikkate alındığında davacının iptal edilen sürelerde fiili çalışmasının olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince önceki hükümde direnildiği anlaşılmaktadır.11. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte olan Türkiye ile Libya arasında yapılan sosyal güvenlik sözleşmesi hükümlerine göre Libya'da Türk işverenlerin çalıştırdıkları Türk işçilerinin uzun vadeli sigorta kolları primleri ülkemizin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödendiğinden bu işçiler 506 sayılı Kanun kapsamında bulunmaları nedeniyle çalışmalarını borçlanma imkânı mevcut olmayan davacının iptal edilen yurt dışı hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığı araştırılmaksızın yanılgı değerlendirme ile verilen karar hatalı olup eldeki davanın niteliği gereği kamu düzenine ilişkin ve resen araştırma ilkesine tabi olduğu gözetilerek öncelikle davacıya ait yabancı dilde yazılar içeren pasaportun aslı getirtilip Türkçe tercümesi yaptırılmalı, ayrıca Trablus Büyükelçiliğinden davacıya ait yurt dışı hizmet belgeleri ve dayanak tüm bilgi ve belgeler temin edilmeli, davacıya Libya'daki çalışmaları sırasında ücretini nasıl aldığı ve banka kanalıyla Türkiye'ye para gönderip göndermediği sorularak gerekiyorsa banka kayıtları getirtilmeli, sonrasında tercümesi yapılan pasaport ile hizmet belgelerindeki pasaport numaraları da ayrıca belirtilerek uyuşmazlık konusu döneme ilişkin davacının yurda giriş-çıkış kayıtları emniyet müdürlüğünden celp edilmeli, öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/23038 Esas sayılı iddianamesi ile Kurum müfettişinin 06.04.2011 tarihli raporuna göre Kuruma verilen Libya'daki çalışmalara ilişkin yurt dışı çalışma belgelerinden bazılarının sahte olduğu ve bu belgelere dayanılarak gelir ve aylık bağlandığı tespit edildiğinden dava dışı şüpheliler hakkında resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/168 Esas sayılı kamu davasının açıldığı ve ayrıca davalı Kurum tarafından 17.08.2012 tarihli Kurum müfettiş raporuna göre davacı ve dava dışı diğer kişilerin sahte içerikli yurt dışı hizmet belgelerinden haksız çıkar sağladığı belirtilerek yine aynı hususa ilişkin başka şüpheliler hakkında yürütülen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7483 soruşturma numaralı dosyası ile birleştirilmesi talebiyle suç duyurusunda bulunulması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca ... numaralı dosya ile soruşturma yürütüldüğü anlaşıldığından bu dosyaların akıbeti araştırılmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının iptal edilen hizmetlerinin gerçek çalışma olup olmadığı somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya konularak sonuca göre karar verilmelidir.12. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2022 tarihli ve 2022/(21)10-161 Esas, 2022/1705 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.13. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.