Hakkaride kadastro sırasında malik hanesi açık bırakılan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili talebinde, eksik inceleme ve araştırma nedeniyle verilen kararın bozulması.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro sırasında malik hanesi açık bırakılan bir taşınmazın, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili talebiyle başlayan ve ardından kadastro mahkemesine aktarılan bir davayı ele almaktadır; davacının ilk talebi ile keşifte gösterilen yerin farklı olduğu ve davacının taşınmazla alakasının bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddedilerek taşınmazın üçüncü şahıslar adına tesciline karar veren ilk derece mahkemesinin kararının, bozma kararı sonrası yapılan yargılamada, aktarılan davanın kapsamının tam belirlenmemesi, eksik inceleme ve araştırmaya dayanması, özellikle dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olup olmadığı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığına dair yeterli tespit yapılmadan, hava fotoğrafları, orman kadastrosu ve zilyetlik araştırması gibi delillerin eksikliği nedeniyle usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulduğunu açıklamaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2024/3055 E.  ,  2026/4230 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI : 2011/8 E., 2021/2 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Hakkari ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 55... parsel sayılı 224,76 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/61 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 10.06.2008 tarihli dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği 12 adet taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescilini talep etmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince her bir taşınmaz yönünden tefrik kararı verilerek dava konusu taşınmaz Mahkemenin 2008/61 Esasına kaydedilmiş, yargılama sırasında taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden, dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Çukurca Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.10.2009 tarihli ve 2008/61 Esas, 2009/58 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 22.04.2009 havale tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 250,73 m², (B) harfi ile gösterilen 203,34 m² ve C harfi ile gösterilen 37,08 m²lik kısımların davacı adına tapuya tesciline, aynı bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 240,06 m² ve (E) harfi ile gösterilen 110,92 m²lik kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 28.11.2011 tarihli ve 2011/6861 Esas, 2011/6309 Karar sayılı ilamıyla Kadastro Müdürlüğünce gönderilen yazı içeriğine göre, dava konusu taşınmaz hakkında 1 15... parsel numarası verilerek kadastro tutanağının düzenlendiğinin anlaşılması karşısında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 26/son ve 27. maddeleri uyarınca Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılan davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava dilekçesinde belirttiği yer ile keşifte göstermiş olduğu yerin farklı olduğu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından dava konusu taşınmazın davacı ile alakasının olmadığı gibi ... ve ...'ın kullanımında olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının malik hanesinin 1/2 pay oranında ... ve ... olarak doldurulmasına ve son hali ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının hükme esas alınacak yeterlilikte olmadığı, hava fotoğrafları, orman kadastrosuna ilişkin tutanaklar ve tahdit haritaları dosya kapsamına getirtilmeden ve yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılmadan eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, ayrıca davada taraf sıfatı bulunmayan kişiler adına davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, aktarılan davanın kapsamı tam olarak tespit edilmeden, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki, davacı 10.06.2008 tarihli dava dilekçesiyle, dilekçe içeriğinde sınırlarını belirttiği taşınmaza ilişkin olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil davası açmış, 10.04.2009 tarihinde davacının katılımı ve yer gösterimi ile yapılan keşif neticesi aldırılan 13.04.2009 tarihli fen bilirkişisi raporunda, dava konusu taşınmazın doğusu kayalık, batısı zap suyu, kuzeyi ... tarlası ve güneyi ... ve ... tarlası ile çevrili olduğu belirlenerek koordinatlı şekilde krokiye bağlanmış ve İlk Derece Mahkemesince bu rapor hükme esas alınarak raporda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden davanın kabulüne, (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiş ve davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Dairemizce taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görev yönüyle usulden bozulduğu anlaşılmaktadır. Dairemizce kararın esası hakkında bir inceleme yapılmamış ise de yapılan keşif sonucunda dava edilen taşınmazın sınırları ve miktarının belirlendiği, davacının karara karşı temyiz talebinde bulunmadığı dikkate alındığında aktarılan davanın kapsamının Asliye Hukuk Mahkemesinin hükmüne dayanak fen bilirkişisi raporunda gösterilen yer olduğunun kabulü gerekir.
Dosya Kadastro Mahkemesine aktarıldıktan sonra yapılan 02.08.2013 tarihli keşifte davacı, keşfi yapılan taşınmazın kendisine ait olmadığını, ...'a ait olduğunu, kendisinin dava açtığı yerin daha aşağıda olduğunu beyan etmiş, keşif neticesi alınan fen bilirkişisi raporunda davacının keşif sırasında dava konusu ettiği yer olarak gösterdiği taşınmazın, bir kısmının 1 01... , bir kısımının 1 55... , bir kısımının ise 1 55... parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığının belirtildiği, İlk Derece Mahkemesince 17.05.2015 tarihinde yapılan ikinci keşif ve neticesi aldırılan fen bilirkişi raporunda, davacının dava konusu ettiği taşınmazın 1 01... parsel sayılı orman parseli içerisinde kaldığının belirtildiği, yine İlk Derece Mahkemesince 26.09.2020 tarihinde yapılan 3. keşifte, davacı keşfi yapılan 1 55... parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olmadığını, ...'ın kullanımında olduğunu, dava konusu olarak parsel numarasını yanlış gösterdiğini, doğru parsele ilişkin yeniden dava açacağını, davanın reddine karar verilmesini beyan ettiği, keşif neticesi alınan fen bilirkişisi raporunda davacının dava konusu ettiği taşınmazın 1 01... parsel sayılı orman parseli içerisinde kaldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu tespitler karşısında, davacının Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu ettiği ve aldırılan fen bilirkişi raporunda sınırları belirlenen ve krokiye bağlanan taşınmaz ile kadastro mahkemesinde yapılan keşiflerde gösterdiği taşınmazın ve Kadastro Müdürlüğünce aktarılan davanın konusu belirtilerek taşınmaz hakkında düzenlendiği bildirilen ve 1 55... parsel numarası verilen taşınmazların birbiri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, fen bilirkişisi aracılığıyla mahalinde yeniden keşif yapılmak suretiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte belirlenen sınırlar dikkate alınarak dava konusu taşınmazın sınırları tereddütsüz bir şekilde belirlenmeli, belirlenen taşınmaza yönelik kadastro çalışmaları sırasında tutanak düzenlenip düzenlenmediği araştırılmalı, tutanak düzenlenmiş olması halinde, tutanak aslı ve ekleri dosyaya kazandırılarak parsel/parseller davalı hale getirilmeli, varsa tespit malikleri yönünden taraf teşkili sağlanmalı, davanın aktarılan dava olduğu gözetilerek taşınmazın gerçek niteliğinin tespiti yönünden yöntemince inceleme ve araştırma yapılmalı, önceki hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği ve 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince kadastro hakimi, iddia ve savunma çerçevesinde hüküm kurarken, davanın tarafları ile bağlı kalmaksızın hak sahibi olduklarını saptadığı takdirde dava dışı üçüncü şahıslar lehine de tescil hükmü vermekle yükümlü olduğu da gözetilerek işin esası incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediğinin tespiti halinde ise, tescil harici olan yere yönelik açılan davada Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olacağından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği düşünülmeli, bu ihtimal kapsamında 1 55... parsel sayılı taşınmazın aktarılan davanın kapsamında kalmadığı gözetilerek kadastro tutanağının olağan usullerle malik hanesinin doldurulması için, yine yargılama sırasında davalı hale getirilen 1 55... ve 1 01... parseller yönünden de olağan usullerle tutanaklarının kesinleştirilmesi için tutanak asılları ve eklerinin Kadastro Müdürlüğüne iade edilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince aktarılan davanın kapsamı belirlenmeden ve açıklanan hususlar gözetilmeden yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.