8. Hukuk Dairesinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı taşınmaz tescili davasında hazinenin itirazları ve önceki bozma kararlarının gereği yapılmadan verilen karara yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak iki taşınmazın tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve kısmen ret yönündeki kararları, Yargıtay tarafından zilyetlik, orman araştırması ve Hazinenin tescil talebinin değerlendirilmemesi gibi usul eksiklikleri nedeniyle iki kez bozulmuş; bozmaya uyularak verilen son kararda taşınmazın bir kısmı davacı adına tescil edilirken diğer kısmı davalı adına tescil edilmiş, davalı Hazine vekili ise bu kısmi kabul kararını, kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluşmadığı ve eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle temyiz etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2110 E.  ,  2026/4229 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/247 E., 2024/431 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; sınırlarını bildirdiği 2 adet taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik ve imar-ihya ile iktisabının mümkün olmadığını belirtirek, davanın reddini savunmuş ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/6. maddesi gereği taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazlara 20 yılı aşkın süredir zilyet olduğuna dair somut bir delilin bulunmadığını, imar-ihya şartlarının tam olarak yerine getirilmediğini, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik ve imar-ihya ile iktisabının da mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2012 tarihli ve 2010/75 Esas, 20120/360 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 28.05.2012 tarihli bilirkişi raporu ekinde bulunan krokide (A) harfi ile gösterilen 6.050,00 m²lik kısmın, ev, ahır, samanlık ve bahçe vasfında olmak üzere ve son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.03.2013 tarihli ve 2012/14073 Esas, 2013/3063 Karar sayılı ilamıyla yöntemince orman ve zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi ve kabule göre de Hazinenin 4721 sayılı Kanun'un 713/6. maddesi gereği tescil talebi olduğu halde bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğu gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen 28.09.2018 tarihli ve 2016/1232 Esas, 2018/775 Karar sayılı kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 15.12.2017 tarihli rapor ekinde bulunan krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın tarla vasfı ile davacı adına tesciline, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın tarla vasfı ile davalı ... adına tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 07.11.2022 tarihli ve 2021/9155 Esas, 2022/8835 Karar sayılı ilamıyla bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, yöntemince zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi raporlardan dava konusu olan ve 28.10.2024 tarihli rapor ekinde bulunan krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaz hakkında davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartlarının oluştuğu, ancak aynı krokide (B) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden ise dava tarihi itibarıyla zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 28.10.2024 tarihli rapor ekinde bulunan krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın tarla vasfıyla davacı adına tesciline, aynı krokide (B) harfi ile gösterilen taşınmazın tarla vasfıyla davalı ... adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın zamanaşımı zilyetliğiyle iktisabı için kanunda aranan şartlarının davacı lehine gerçekleşmediğini, usulünce zilyetlik ve belgesiz araştırması yapılmadığını, davacı tarafından yapılan bina ve diğer yapıların imar-ihya olarak değerlendirilemeyeceğini, bozma ilamında değinilen hususlara uygun rapor aldırılmadığı gibi bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının da değerlendirilmediğini, kısmen kabul kararının eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğunu, ayrıca dava konusu (B) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmekle, lehlerine harcı tamamlanan dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Kararının kısmen kabule ilişkin olan kısmının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davacı lehine 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'un 14... . maddeleri kapsamında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar-ihya yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 28.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve temyize konu taşınmaz yönünden, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve imar ihya koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince 2012 yılında yapılan keşif ve neticesi aldırılan ilk bilirkişi raporu ile 2024 yılında yapılan keşif ve neticesi aldırılan son bilirkişi raporlarının her ikisinde de taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların 20-25 yaşlarında olduğunun belirtildiği, 01.11.2024 tarihli üçlü ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın 1985 yılından itibaren imar-ihya edilmeye çalışıldığı, ağaçların 1998-1999 yılları itibariyle dikilmeye başlandığının belirtildiği, 1985 yılı hava fotoğrafında (A) ile gösterilen taşınmazda kullanımın olmadığı, 1999 yılı hava fotoğrafında toprak kullanımının bulunduğu, bina yapıldığı ve ağaçlandırıldığı açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, temyize konu (A) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden de dava tarihi olan 2010 yılından geriye doğru 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı ve buna bağlı olarak davacı lehine zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince (A) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden de davacının davanın reddi ile davalı Hazinenin adına tescil talebinde bulunduğu da gözetilerek taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, soyut içerikli ve aldırılan bilirkişi raporları ile desteklenmeyen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilerek kabul yönünde hüküm kurulması isabetsiz olup, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.