Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tanınmış "innova" markasına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada, davalının kanunu dolanarak benzer marka tescili ve 369.150,39 TL maddi tazminat talebi.
Özet: Davacı, köklü "innova" markasına sahip olduğunu, davalının benzer "..." markasını tescil ettirme çabasının reddedilmesinin ardından, bu kelimeyi çok unsurlu bir marka içinde gizlice tescil ettirerek kanunu dolandığını ve markasına tecavüz ederek haksız rekabet yarattığını iddia ederek, tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat talep etmektedir; davalı ise iddiaları reddederek delillerin yetersizliğini ve davacının kendi marka haklarını ihlal ettiğini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/374 Esas - 2025/431

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/374
KARAR NO : 2025/431
....
DAVA : Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 02/08/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Maddi Tazminat istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin “innova” markasının kırk yılı aşkın emek ve sermaye yatırımı neticesinde sektörde tanınmış hale gelmiş olduğunu, davalının müvekkili markasındaki ilk iki harfi yer değiştirerek oluşturduğu “....” markasını tescil ettirmek için yapmış olduğu .... numaralı başvurunun .... tarafından yapılan benzerlik araştırmasında müvekkili markası ile benzer olduğu gerekçesi ile reddedildiğini, davalının, ..... olarak gözüken ve yedi kelime ve büyük bir şekilden oluşan yeni bir başvuru yapmış olduğunu, .... ecza deposu ithalat ltd. şti.” marka başvurusu aynı zamanda davalının ticaret unvanını da kapsadığından marka içerisindeki “...” kelimesine dikkat etmeyen..... bu markanın tesciline karar verildiğini, halbuki davalının niyetinin, markayı tescil ettirdiği şekli ile yani ..... esas unsurlu olarak kullanmak değil yan unsur olarak da olsa tescilli marka içerisinde yer alan ... markasını kanunu dolaşarak tescil ettirmek olduğunu, davalının, kanunu dolaşarak ve işbu dava konusu ..... nezdinde reddedilen 4 farklı “...” esas unsurlu marka başvurusu ile de ortaya çıktığını, davalının ....Sayılı dosyası kapsamında müvekkiline marka hakkına tecavüz sebebi ile tazminat ve tecavüzün önlenmesi davası açmış olduğunu, davalı/ilgili dosya davacısının, dava dilekçesinde, markasının esas unsurunun ... olması sebebi ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini iddia ettiğini, halbuki ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davalının ... esas unsurlu marka başvurusunun .... tarafından benzerlik sebebi ile reddedilmiş olduğunu, davalının ise kanunu dolanarak ... kelimesini yan unsur olarak işbu dava konusu markanın içinde tescil ettirmiş olup şimdi yargı organlarını bu markanın tescilli sahibi olduğuna ikna etmeye ve müvekkili üzerinde baskı kurmaya çalıştığını, davalının, haksız rekabet kapsamındaki eylemleri ile haksız kazanç sağladığını,
davalının, davacısı olduğu .... Sayılı dosyası dava dilekçesi 3. Sayfasında aynen “müvekkile ait 'n.e.d ....markası diğer marka unsurlarına oranla özellikle görsel anlamda ayırt edici, seçici ve baskın bir rol oynamaktadır. Zira müvekkil firmanın ürünlerinin ambalajlarında yalnızca bu marka işareti yer almaktadır ve tüketicilerin algısı da müvekkil firmanın hak sahibi olduğu ve çok unsurlu markasında '...' markası üzeride yoğunlaşmıştır.” Şeklinde açıklamasının bulunduğunu, davalının işbu dava konusu “.... deposu ithalat ltd. şti.” markasının esas unsurunun .... olduğu ve marka kullanımını da yalnızca .... kelimesi ile yapmakta olduğunu, açıkça ikrar etmesinin kötü niyetin ve müvekkili markasına yapılan tecavüz eylemlerinin ispatı niteliğinde olduğunu, davalı marka kullanımı ile müvekkili markaları arasında benzerlik araştırılması yapıldığında davalı markasının müvekkili markasına iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markasına benzetilmek için özellikle çaba sarf edildiğini, tüketici tarafından davalı markasının müvekkili markası ile karıştırılacağını beyan ederek davalının davacının tescilli markasına tecavüz oluşturan eylemleri sebebi ile davalının tecavüzünün tespitine, tecavüzünün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüz fiillerinin kaldırılmasına, haksız rekabetin tespitine, meni, kaldırılmasına, davalının haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz eylemleri sebebi ile 100,00.-TL maddi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davacı vekili daha sonra uyap sistemi üzerinden göndermiş olduğu ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini 369.150,39.-TL'ye yükseltmiş, hükmedilecek tazminata reeskont faiz işletilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve beyanlarına itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı taraflar, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olup, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiç birinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, müvekkili .. tarafından çeşitli satış platformlarında, müvekkili şirketin Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkını ihlalini oluşturacak derecede ticari faaliyetlerde bulunduğunun müvekkili şirketçe tespit edilmiş olduğunu, tespit edildikten sonra davacı .... soruşturma numaralı dosya ile suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, müvekkili tarafından eş zamanda ticaret unvanını içerir ''n.e.d ... .... şeklindeki işaret .... başvuru ve tescil numarası ile ticari marka olarak 03. ve 05. sınıflarda tescil edilmiş olup işbu haseple müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan birtakım haklarının bulunduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Tarafların tüm delilleri toplanmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi incelemesi yapılmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından davacı markasına tecavüz edilip edilmediği, tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER;
MARKA HAKKINA TECAVÜZ İDDİALARI;
Markayı kullanma hakkı münhasıran sahibine aittir. Tescil edilmiş bir marka sahibi, marka üzerindeki bu münhasır hakkına dayanarak;
Kendisinin izni alınmadan, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmasını,
Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını,
Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılmasını engelleyebileceği uygulama kabul edilmektedir.
Mevzuatımızdaki düzenlemeye göre marka sahibinin izni olmaksızın, markayı kullanmak, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle taklit etmek, ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak eylemleri marka hakkına tecavüz sayılan fillerdendir.
Bu bağlamda kanunun 7. ve 29. Maddelerini bir arada ele aldığımızda öncelikli olarak tespiti gereken husus, dosya kapsamına davacı yanca sunulan delillerin incelenerek, davalı yanca gerçekleştirildiği iddia edilen kullanımların, davacının tescilli markalarından doğan hakları ihlal eder mahiyette olup olmadığı ve bu nedenle davacı yanın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilip edilmediğidir.
Bu iddiaların tespitinde ise, markaları oluşturan ibarelerin esas unsurları arasındaki benzerliğin, ilgili tüketici kitlesi algısında iltibasa sebebiyet verebilecek veyahut taraf markaları arasında en azından iktisadi veya idari bir bağ kurulmasına yeter neden olacak düzeyde olması gerektiği kabul edilmektedir.
Davacı tarafın, dava dilekçesi ve sonrasındaki dilekçelerinde davalı tarafın ihlale konu kullanım ..... sayılı dosyası kapsamında görülen davada, işbu dosyada davalı anılan dosyada davacı beyanlarına dayalı olarak, davalı tarafın “....” ibaresini kullandığını ikrar ettiği iddiasına dayalı olarak işbu davayı ikame ettiği, ayrıca davacı, davalının ..../ alan adını kullandığını belirterek çok sayıda ekran görüntüsüne yer verdiği, 
Bahsi geçen deliller ve davalı taraf vekilinin de dosya kapsamındaki beyanlarından, davalı yanın aktif bir şekilde markasını kullandığı, davalının özellikle “parfümeri , kozmetik, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler” mallarında “...” markası ile faaliyetlerinin bulunduğunu beyan ettiği, bu faaliyetlerin uzun yıllardır devam ettiğinin vurgulandığı (ancak bu durumu somutlaştırır hiçbir delile dosya içerisinde yer vermediği), bu çerçevede davalı taraf faaliyetlerinin, davacı adına tescilli önceki tarihli markalar kapsamında yer alan 03. Sınıf mallar ile örtüştüğü,
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Kural bu olmakla birlikte tüketici kitlesinin niteliğinin her somut olayda ayrıca ele alınması gerekmekte olup tüketicinin dikkat ve özen düzeyi de her mal ve hizmet grubu bakımından farklılaşmaktadır.
Bu çerçevede benzerliği tespit olunan kozmetik ürünleri, tüketicinin günlük kişisel bakıma yönelik tüketim rutininde olağan bir şekilde yer alan, fiyat aralığı geniş olmakla birlikte genel anlamda ortalama düzeyde olan, kolay erişimi bulunan, geniş satış ağı bulunan ürünler olup tüketicinin özellikle kendi bedeni üzerinde kullanacağı bu nitelikteki ürünler yönünden, marketten gıda ürünü satan bir tüketici gibi anlık kararlar ile hareket etmeyeceği ve fakat bu denli geniş ve kolay/yaygın kullanımı bulunan ürün grubunun ilgili tüketicilerinin ise spesifik bir grup olarak değil olsa olsa makul düzeyde dikkat, özen ve seçicilikte herhangi bir kimse olarak değerlendirilmesi gerektiği,
Bununla birlikte davalı taraf mezkur kullanımların... sayısı ile tescilli markası kapsamında kaldığını ileri sürdüğünden anılan kullanımların da anılan marka kapsamında kalıp kalmadığının da tespiti gerekmektedir.
Davalının https:..... kayıtları incelendiğinde alan adının 13.07.2016 tarihinde davalı adına tahsis edildiği,
Keza yine davalı taraf tüzel kişiliğinin 05.10.2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan olunduğu,
Alan adında geçen “.... ibaresi olduğu, alan adı içerisinde tespit edilen faaliyet konularına uygun kozmetik ürünlerinin tanıtımlarının yapıldığı, site içerisindeki kullanım örnekleri incelendiğinde ise “...” ibaresinin münhasıran tanıtıcı unsur olarak kullanıldığı gibi yine davalı taraf ürünlerinde de “...” ibaresinin münhasır ayırt edici unsur olarak kullanımlara konu edildiği, davalının ....harflerine, hemen altında bir logo, daha alt kısımda ise “....... harflerini taşımamakta olup marka örneğindeki kullanımın aksine “...” ibaresinin belirgin bir biçimde ön planda ve münhasır ayırt edici unsur olarak kullanıldığı,
Davacı ..... sayılı markalar ile davalı tarafa ait kullanımların birebir aynı ayırt edici unsuru taşıdığı, “...” kelimesinin Türkçe kavramsal bir karşılığının bulunmadığı, ayırt edici ve akılda kalıcılığı yüksek bir işaret olduğu, dolayısıyla davalı kullanımlarının anılan markalar ile doğrudan iltibas teşkil edeceği,
Bununla birlikte davacılardan ..... sayılı markasının esas unsurunun “...” kelimesi olduğu (ki anılan davacının sair markalarının da esas unsuru/unsurlarından biri “innova” ibaresidir), anılan kelimenin de dilimizde hiçbir anlamı olmadığı, uyuşmazlık konusu emtialar yönünden ayırt ediciliği ve akılda kalıcılığı yüksek bir sözcük olduğu, birebir aynı tür emtialarda “...” ve “...” şeklinde altı harften meydana gelen, son dört harfi birebir aynı olduğu, ilk iki harfi ise “IN” ve NI” şeklinde birbirinin yer değiştirmesi ile oluşturulmuş markalar ile karşı karşıya kalan tüketicilerin, bu iki işaret arasında iltibas yaşama ihtimalinin son derece yüksek olduğu, bu tür günlük hayatta yaygın olarak karşılaşılan sözcüklerden olmayan ibareler arasındaki mevcut düzeyli benzerlik hali, sonraki markanın, tüketici zihninde yer edinmiş önceki markaları çağrıştırması için yeterli görülmesi gerektiği, her iki markanın da aynı / aynı tür ürünlerde kullanılacak oluşu gözetildiğinde, benzer satış noktalarında, benzer sunum ve pazarlama biçimleriyle, çoğu zaman aynı reyon/raflarda yan yana satılacak olan bu markalar açısından, tüketicilerin işaretler arasında yanılgı yaşama riski de normalin çok daha üstünde olacağı,
Dolayısıyla her iki davacı adına tescilli “...” ve “...” markaları ile davalı tarafın fiili kullanımlarına konu “...” ibaresini taşıyan markasal kullanımlar arasında, tüketici nezdinde mutlak bir iltibas riskinin ortaya çıkacağı, bu durumun ise normal şartlarda, davacılara ait tescilli markalardan doğan hakların ihlali niteliğinde olduğu,
Davacı vekilinin tazminat talepleri bakımından yapılan inceleme ve değerlendirmeler,
Davacı vekili dilekçesiyle, Sınai Mülkiyet Kanununun marka hakkı sahibine tanıdığı seçimlik haklardan 151/2-b maddesi kapsamında davalının tecavüze konu ürünlerinin satışından elde ettiği net karın tazminat olarak hesaplanmasını talep etmiştir.
6769 Sayılı SMK’nin “Yoksun kalınan kazanç” başlıklı 151. maddesinde, “(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar.
(2)Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:
a)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
(3)Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.
(4)Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir.
(5)Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır.
(6)Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz.” Hükmüne yer verilmiştir.
Davacının tercihi doğrultusunda maddi tazminat: (Davacının Satmaktan Mahrum Kaldığı Ürün Tutarı X Davalının Karlılık Oranı) ya da (Davacının Satmaktan Mahrum Kaldığı Ürün Miktarı X Davalının Birim Başına Kar Tutarı) denkleştirmesi yöntemi ile hesaplanabilmektedir.
Davacı Şirketlerin Defter Kayıtları ve Belgelerinin İncelenmesi
Davacı şirketin 2020, 2021, 2022 2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin noter açılış tasdikinin zamanında yaptırıldığı, kayıt nizamı hükümlerine göre “Türkçe” tutulduğu, davacının defter kayıtlarının kendi içinde birbiri ile uyumlu olduğu,
Davalı- ... Ecza Deposu Ltd. Şti. Defter Kayıtları ve Belgelerinin İncelenmesi
Davalı şirketin 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, kayıt nizamı hükümlerine göre “Türkçe” tutulduğu, davalının defter kayıtlarının kendi içinde birbiri ile uyumlu olduğu,
Davalı-... Ecza Deposu Ltd. Şti.’nin Davaya Konu Ürün Satışlarının Tespiti
Davacı şirketin 2020, 2021, 2022 ve 2023 yılına ait yasal defter ve kayıtları incelendiğinde, davalı şirket tarafından ilgili yıllarda düzenlenmiş olan satış faturalarının, ilgili yıllardaki ticari defterlere KDV oranlarına göre ayrım yapılarak alt hesaplar açılmak suretiyle fatura bazlı ve toplu olarak kaydedildiği, stok bazlı olarak kaydedilmediği,
Davalı şirketin ana faaliyetinin “temel eczacılık ürünleri ile eczacılık müstahzarlarının toptan ticareti” (bakınız ekteki vergi levhasına) olduğu, ağırlıklı olarak tıbbi ve medikal ürünler sattığı, davalı şirket tarafından satılan tüm ürünler için stok takibi yapılmadığı, yani stok kartı tutulmadığı, davalı şirket tarafından 01.01.2020-02.08.2023 tarih aralığında düzenlenmiş olan tüm satış faturaları tek tek incelenmiş olup, onlarca çeşit ürün satıldığı, satılan her ürün için ayrı ayrı isim ve kodlar kullanılmadığı,
Şirket defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri çerçevesinde tutulduğu, maliyet muhasebesine uygun olarak tutulmadığı şirketin defter kayıtları üzerinden satılan ürünlerin birim maliyetinin tespit edilmesi mümkün olmadığı, ayrıca satılan tüm ürünlerin standart bir ölçüsü olmadığından birim başına karın ne kadar olduğu defter kayıtları üzerinden tespit edilmesinin mümkün olmadığı,
Davalı-Şirketin Davaya Konu Ürün Satışının Tespiti
Davalı şirketin 01.01.2020-02.08.2023 tarih aralığında düzenlediği tüm faturalar tek tek incelenmiş olup, davalı şirketin “...” ibareli markayı kullanarak 01.01.2020-02.08.2023 tarih aralığında yapmış olduğu satışların toplam 3.718.568,65 TL tutarında olduğu, söz konusu tutarın davacıların satmaktan mahrum kaldığı ürün tutarı olarak kabul edilmesinin makul olacağı,
Davalı şirketin gelir tabloları ve bilançoları incelendiğinde, şirket tarafından yapılan tüm satışlar üzerinden 2020 yılında %20,22, 2021 yılında %6,51, 2022 yılında %6, 2023 yılında %12,96 oranında kar elde ettiği, davalı şirketin tüm satışları üzerinden bulunan karlılık oranlarının davaya konu markaya bağlı ürünlerin satışı üzerinden de elde ettiği oranlar olarak kabul edilmesi gerektiği,
Markanın tüketici tercihini önemli ölçüde etkilediği bilinmekle birlikte, gerek davacı gerekse davalının kazancının oluşumunu sağlayan tek faktör marka değildir. Gelirin oluşumunda rol oynayan marka dışında bir dizi unsurlar bulunmaktadır. Markanın satışa olan etkisi işletmeden işletmeye, markaya bağlı ürünün kalitesine/hizmetin sunumuna, faaliyette bulunulan sektöre, işletmenin organizasyon yapısına, satış ve dağıtım ağına, reklam ve tanıtım faaliyetlerine, pazarlama tekniğine, sektördeki rekabetin yoğunluğuna, sektördeki rakip işletmelerin satış politikalarına, pazardaki arz ve talep miktarına, ikame ürünlerin/hizmetlerin çeşidine vb. unsurlara doğrudan veya dolaylı olarak bağlıdır.
Satışın gerçekleşmesi ve kazancın oluşumunda rol oynayan bu unsurlardan hangisinin ne oranda etkili olduğunun net olarak tespiti pek mümkün değildir. Davacı taraf tercih hakkını “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” yönünde kullanmıştır. Buna göre davalının davaya konu markayı kullanarak yapmış olduğu satışlardan elde ettiği net kazancın tamamı davacı tarafça davalıdan talep edilmektedir.
Davalı şirketin bilanço ve gelir tablolarının incelenmesi neticesinde yapılan tespitler ve hesaplamalara aşağıda yer verilmiştir.
Satış Yapılan Dönem Satış Tutarı Karlılık Oranı Dava Konusu Ürünlerden Elde Ettiği Kar
01.01.2020-31.12.2020 Tarih
Arasındaki Satışlar Toplamı 458.667,01 20,22% 92.722,28
01.01.2021-31.12.2021 Tarih
Arasındaki Satışlar Toplamı 1.558.274,56 6,51% 101.481,05
01.01.2022-31.12.2022 Tarih
Arasındaki Satışlar Toplamı 655.204,02 6,00% 39.320,92
01.01.2023-02.08.2023 Tarih
Arasındaki Satışlar Toplamı 1.046.423,06 12,96% 135.626,13
TOPLAM 3.718.568,65 369.150,39
Davalı şirketin davaya konu markaya bağlı satışları üzerinden yapılan hesaplamalar sonucunda, davacının tercihi olan SMK m. 151/2-b maddesine göre davacının davalıdan 369.150,39.-TL tutarında maddi tazminat talep edebileceği,
Netice itibariyle,
Davalının kullanmakta olduğu....alan adının 13.07.2016 tarihinde tahsis edildiği, davalı şirketin 05.10.2015 tarihli ticaret sicil gazetesi ile kurulduğu,
Mevcut deliller ve dosya kapsamındaki bilgiler çerçevesinde davalı taraf faaliyetlerinin davacılar adına tescilli markalar kapsamında kaldığı,
Davalı tarafça gerçekleştirilen mezkur kullanımların, davalı adına tescilli 2018/54877 sayılı marka örneği kapsamında kalan bir kullanım olarak görülemeyeceği, buna bağlı olarak anılan kullanımların, her iki davacı adına tescilli markaların esas unsuru olan “...” ve “...” ibareleri ile karıştırılabilecek düzeyde benzer olarak görülmesi gerektiği buna göre davalının eylemlerin davacıların marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, 369.150,39.-TL maddi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olacağı, talep doğrultusunda hükmedilen tazminata dava tarihinden itibaren reeskont faiz işletilmesi gerektiği sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H ÜK Ü M :
Davanın kabulüne,
Davalının davacı markasına yaptığı tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine,
Tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine ve kaldırılmasına,
369.150,39.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
Alınması gereken (369.150,39.-TLx%068,31)=25.216,66.-TL harçtan, peşin alınan (9.557,57+269,85)=9.827,42.-TL harcın mahsubu ile, eksik kalan (25.216,66-9.827,42)=15.389,24.-TL nispi bakiye karar harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen takdiren 59.064,06 TL nispi vekalet ücretinin davalı şirketten tahsili ile davacılara verilmesine,
Davacıların yapmış olduğu 30.400,65.-TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacılar vekili ile davalı şirket vekilinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22.10.2025
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
Harçlar :10.135,65.-TL
Gider Avansı :20.265,00.-TL
TOPLAM :30.400,65.-TL
369150,39 TL için VEKALET ÜCRETİ Hesap Tablosu
ilk 400.000,00 TL için %16 59.064,06 TL
sonraki 400.000,00 TL için %15 0,00 TL
sonraki 800.000,00 TL için %14 0,00 TL
sonraki 1.200.000,00 TL için %11 0,00 TL
sonraki 1.600.000,00 TL için %8 0,00 TL
sonraki 2.000.000,00 TL için %5 0,00 TL
sonraki 2.400.000,00 TL için %3 0,00 TL
sonraki 2.800.000,00 TL için %2 0,00 TL
sonraki 11.600.000,00 TL için %1 0,00 TL
369.150,39 TL için TOPLAM 59.064,06 TL