İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin destekten yoksun kalma tazminatı sonrası işlemiş faiz alacağının ayrı talep edilebilirliği ve ticari temerrüt faizi uygulanması üzerine istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı davasında kısmen talep ettikleri faiz alacağının ardından, sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarih ile ikinci dava tarihi arasındaki işlemiş ticari temerrüt faizini ayrı bir davayla talep etmeleri üzerine çıkan uyuşmazlığı ele almaktadır; davacılar ticari aracın karıştığı bir kaza nedeniyle ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiğini savunurken, davalı ise faizin asıl alacağın ferisi olup ayrı bir davaya konu edilemeyeceğini ileri sürmüş, ilk derece mahkemesinin faiz talebini kısmen kabul eden kararına karşı davacılar tarafından ticari temerrüt faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/1786
KARAR NO:2026/1718
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :(Kapatılan)İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:30/03/2023
NUMARASI:2021/376 Esas - 2023/279 Karar
DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişk Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
KARAR TARİHİ:09/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:müvekkilinin Van 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/340 esas sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma tazminatı davası açtıklarını, dava dilekçesinde fazlaya ilişin hakları saklı tutulmak kaydıyla dava tarihinden itibaren olmak üzere kısmi faiz talep ettiklerini, dava açıldıktan sonra davacılar tarafından 19/03/2007 tarihinde ... Sigorta (... AŞ)'ye başvurulduğunu, Van 2.Asliye Hukuk mahkemesi ise dava tarihinden itibaren faize karar verdiğini ve söz konusu ilamın icra takibine konulduğunu, davalıya gönderilen icra emrinde fazlaya ilişkin talep haklarının saklı tutulduğunun belirtildiğini, ilk davada istenmeyen faizin davada asıl alacaktan bağımsız bir bölüm taşıdığı için ileride yeni bir dava ile bu isteğin tekrarlanmasının mümkün olacağını, BK. Madde 131'in 1.fıkrasına göre asıl borç sona ermişse faiz alacağı da sona erdiğini, ancak bu kuralın ayrık durumları 2.fıkrasında düzenlendiğini, faizin ifasını isteme hakkının bir sözleşmeyle ya da yapılacak bildirimle saklı tutulmuşsa ya da koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa bu faizlerin istenebileceğini, kaza tarihi olan 2006 yılında kişi başına sakatlanma ve ölüm ... poliçe teminat limitinin 57.500,00 TL iken, dava tarihi olan 2015 yılında ise kişi başına sakatlanma ve ölüm ... Poliçe teminat limitinin 290.000,00 TL olduğunu, 2015 yılından önceki işlemiş faiz talebinin reddedilmesi durumunda sigorta şirketi sadece 57.500,00 TL ile sorumlu olacağını, yani adaletsiz durumun ortaya çıkacağını, davacılar tarafından davalı sigorta şirketine 19/03/2007 tarihinde başvurularak temerrüt gerçekleştiğinden bu temerrüt tarihi ile dava tarihi arasındaki işlemiş olan faize hükmedilmesi amacıyla davanın açıldığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacı ... lehine 44.139,82 TL ve ... lehine 13.360,18 KY olmak üzere hükmedilen toplam 57.500,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 19/03/2007 ile dava tarihi 22/06/2015 arasındaki işlemiş ticari temerrüt faizi olan 1.000,00 TL'ye faiziyle birlikte hükmedilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile; davacı ... lehine 65.380,45 TL faiz alacağına, davacı ... lehine 19.789,26 TL faiz alacağına talebini arttırmıştır.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; talebe ilişkin asıl borcun dava dilekçesinde belirtilen dava dosyası kapsamında karara bağlandığını, asıl borcun ferisi niteliğinde olan temerrüt faizinin ayrı bir dava ile talebinin mümkün olmadığını, davacının asıl alacağa ilişkin olarak açtığı dava dilekçesinde görüleceği üzere davacının faiz talep etmediği gibi faiz hakkının saklı tutulmadığını, ilamın icraya konu edilmesi aşamasında ihtirazı kayıt koymuş olmasının bu kuralın istisnası olarak kabul edilemeyeceğini,davacının avans faiz talebinin de haksız olduğunu belirterek davanın esastan ve usulden reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacı ... yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile, 9.938,88 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Davacı ... yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile, 32.836,40 TL'nin davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,"karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ve davalı şirket tarafından sigortası yapılan araç yolcu otobüsü olup ticari araç olduğundan ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, TTK'nın 3. ve 21. Maddeleri ile 3095 S.K.nun 1 ve 2/1.maddelleri uyarınca ticari temerrüt faizi talep edilebileceği 4489 SK ile değişik 3095 SK.nun 2/2.maddesi uyarınca gerçek veya tüzel kişiler arasında haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, talep halinde, TCMB.nın kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Esas No : 2020/(17)4-170 - Karar No : 2022/698 ),Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararları bağlayıcı olup, aksine hüküm kurulamayacağını, ıslah dilekçesindeki talepleri gibi yeniden hüküm kurulmasına aksi halde kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, faiz alacağı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından,... plaka sayılı yolcu otobüsünün davalı şirket nezdinde ... Sigortası ile teminat altına alındığı ve sigortalı aracın 18/08/2006 tarihinde karıştığı kaza neticesinde davacıların desteğinin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararlarının tazmini amacıyla açılan Van 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/340 Esas sayılı dosyasında dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği, ilgili mahkemece verilen karar istinaf mahkemesince yeniden hüküm kurulduğu ve kesinleştiği, davacıların davalıya davadan önce yaptıkları başvurunun 19/03/2007 günü itibariyle reddedildiği bu tarihten dava açıldığı 2015 yılına kadar olan faiz talebinde bulundukları anlaşılmıştır. HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Aynı kanunun 341/4. maddesinde de "alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü  üçbin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz." düzenlemesi mevcuttur.Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu somut olayda yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olacaktır.Bu halde, davanın davacı ... yönünden reddedilen miktarı karar tarihine göre uygulanması gereken 2023 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, davacı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı HMK'nın 341/4.fıkrası gereğince istinaf hakkı yoktur.Yerel mahkemece, kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir. Bu nedenle davacı ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir.Davacılar vekilinin davacı davacı ... yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde;Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacıların Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/340 Esas ve 2017/148 Karar sayılı dosyasında dava tarihinden yasal faiz talebinde bulundukları ve kararın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/1592 Esas ve 2018/1330 Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında verilen hükümde dava tarihinden yasal faiz uygulandığı ve kesinleştiği anlaşılmakla usulü kazanılmış hak gereğince mahkemece faiz türünün yasal faiz hesaplanarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacılar vekilinin ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine, davacı ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b.maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-a) Davacılar vekilinin davacı ... yönünden yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
b)Davacı ... yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-b.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.09/09/2026