Yurtdışında çalışan işçinin ihbar, fazla çalışma ve hafta tatili alacakları davasında, hukuk seçimi, muvazaa ve sözleşme yorumu üzerine Yargıtay bozmasıyla tekrarlanan yargılama süreci.
Özet: Bu hukuki metin, Gürcistanda çalışan bir işçinin ödenmeyen ihbar, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti taleplerine ilişkin karmaşık bir iş uyuşmazlığını detaylandırmaktadır; ilk derece mahkemelerinin Gürcü hukukunu uygulayarak davayı reddetmesi üzerine, Yargıtay usuli eksiklikler nedeniyle Türk hukukunun uygulanması gerektiğine hükmederek kararları bozmuş, akabinde alt mahkeme davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak Yargıtay sözleşmedeki net ücret ve kalan ödenmemiş fazla mesai/hafta tatili ücretlerinin hesaplanmasına dair detaylı belirlemeler yaparak kararı tekrar bozmuş ve bu direktifler doğrultusunda dava nihayet kısmen kabul edilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/213 E., 2026/38 K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ...'da bulunan ...... ......Şirketi nezdinde 13.06.2016-14.02.2017 tarihleri arasında ....Şirketi özerk ...Projesinde demirci olarak çalıştığını, davacının bu çalışma dönemine ilişkin ... Kurumu kaydının bulunmadığını, davalı ile ...olan dava dışı ........arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, davacının en son aylık 1.650,00 Amerikan doları (USD) ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini belirterek ihbar tazminatı, fazla çalışma ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk mahkemelerinin uyuşmazlığa bakmakta yetkili olmadığını, davacının davalı Şirketle hukuki bağlantısı olmadığını, iş sözleşmesinin tarafların seçtikleri hukuka tâbi olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının tüm alacaklarını alarak işyerinden ayrıldığını, ödenmeyen alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli kararı ile; somut uyuşmazlıkta ... hukukunun uygulanmasının gerektiği, ... İş Kanunu'nda kıdem tazminatına yer verilmediği, iş sözleşmesi süre bitimi nedeniyle sona erdiğinden ihbar tazminatı talep hakkının oluşmadığı, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin de aylık ücret içerisinde ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 23.11.2023 tarihli kararı ile; davacının talep konusu alacaklara dair çalışma döneminin tamamında ... Batum'da çalıştığı, mutad işyerinin işin fiilen yapıldığı ... olduğu, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilerek cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığı dikkate alındığında, Türk hukukuna göre yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2015 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Türk hukuku hükümlerine göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulduğu açıklanarak davacının 13.06.2016-14.02.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde 8 ay çalışmasının bulunduğu, davacının çıplak ücretinin net 1.600,00 USD olduğu ancak taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu yönde hüküm bulunduğu bu nedenle fazla çalışmanın çıplak ücretten dışlandığı, tanık beyanlarına göre davacının 6 gün üzerinden 63 saat haftada çalışmasının olduğu, 45 saati aşan 18 saatin ise fazla çalışma olduğu, her ne kadar ücret bordrolarında fazla çalışma tahakkuku olsa dahi bu tahakkukların çıplak ücretin bir kısmı olduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacının ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı yine ücret bordrolarında hafta tatili tahakkuku bulunsa da bu ödemelerin çıplak ücreti oluşturduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi gereği, davacının aylık çıplak ücretinin net 800,00 USD olduğunun kabulü gerektiği, iş sözleşmelerine göre ödenen haftalık 20 saat fazla çalışmanın düşülmesi ile davacının ödenmeyen haftalık 3 saat fazla çalışma ücretinin bulunduğu ve iş sözleşmesindeki düzenlemeye göre her çalışılan hafta tatili gününde ödenmeyen 0,5 saat hafta tatili ücreti bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verilerek ek bilirkişi raporu aldırılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;a. İşbu uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku uygulanarak davanın reddine karar verilerek lehlerine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, b. Davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini ileri sürmüştür.2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;a. Bozma kararında açıkça uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiği açıklanmasına rağmen ... hukukundaki temel ücret olan 800,00 USD esas alınarak hesaplamaların yapıldığını, b. Fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının da ... hukukuna göre hesaplandığını, davacının usuli kazanılmış haklarının ihlal edildiğini, c. 4857 sayılı İş Kanunu'nda açıkça temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığının ayrıştırılmaması gerektiğinin Türk hukukunun emredici hükmü olduğunu, d. Son içtihat değişikliği uyarınca davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ücret, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplanması ve vekâlet ücretine ilişkindir.1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir.Somut olayda uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacaklara, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi ile hafta tatili ücret alacağının "29,87 USD-TL'nin" şeklindeki ifadeyle infazda tereddüt yaratacak şekilde hem USD hem de TL olarak hüküm altına alınması hatalıdır.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Tarafların temyiz itirazlarının reddine, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan (1), (2) ve (3) numaralı bentlerin hükümden çıkartılarak yerlerine sırasıyla; "1- Net 1.330,00 USD ihbar tazminatının 100,00 USD'sine dava tarihinden itibaren, kalan miktara ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2- Net 336,00 USD fazla çalışma ücreti alacağının 100,00 USD'sine dava tarihinden itibaren, kalan miktara ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3- Net 29,87 USD hafta tatili alacağına dava tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine," ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.