Limited Şirket pay devrine yönelik adi yazılı protokoldeki rekabet yasağı ve cezai şartın, noter onayı eksikliği nedeniyle TTK 595/1 uyarınca geçersizliği.
Özet: Bir şirket, eski ortağının aralarındaki adi yazılı hisse devir protokolündeki sigortacılık faaliyeti yapmama yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek cezai şart ve maddi tazminat talep etmiştir. Ancak mahkemeler, limited şirket pay devirlerinin ve bu devir borcunu doğuran işlemlerin Türk Ticaret Kanunu uyarınca yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması gerektiğinden, noter onayı olmayan ilk protokolün geçersiz olduğuna hükmetmiş; dolayısıyla davacının geçersiz sözleşmeye dayanarak cezai şart ve tazminat talebinde bulunamayacağına karar vererek davayı reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2230 Esas, 2025/1043 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2017/55 E., 2022/488 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı şirketin eski ortağı olduğunu, taraflar arasında yapılan protokol gereği davalı ...'ün sigorta faaliyeti yapmama yükümlülüğüne aykırı davranması halinde 35.000,00 TL ceza-i şartı ödemeyi kabul ettiğini, davalının bu hükmü ihlal ettiğini ve davacı şirketin müşterilerine teklifler vererek davacı şirketi kötülediğini, bu tekliflere ilişkin mail yazışmalarını ibraz ettiklerini, birtakım müşteri araçlarını ise dava dışı Kübra Uludağ isimli kişi üzerinden sigortalattırdığını, davalının bu eylemleri neticesi davacı şirketin müşteri kaybına uğradığını beyanla 35.000,00 TL ceza-i şart ile 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve tecavüzün men'ine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkette hisselerini devir ettikten sonra sigorta şirketi kurmadığını, sigorta şirketine ortak olmadığını, davacıların iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 07.05.2015 tarihli adi yazılı şekilde yapılan hisse devir sözleşmesinde hisse devri ile cezai şart ve diğer sınırlandırıcı hükümlerin konulduğu, bu adi yazılı sözleşmenin dışında taraflar arasında ... Noterliğinin 12.05.2015 tarihli “limited şirket pay devri sözleşmesi"nin imzalandığı, protokolün hisse devrine yönelik olduğu, imzalanan hisse devri sözleşmesine dayanılarak, hisse devirlerinin gerçekleştiği, ... Gazetesinde söz konusu sözleşmenin noterde onaylanarak sicile gerekli tescil ve ilanlarının yapıldığı, sözleşmenin geçerli olduğu, ... Noterliğince onaylanan hisse devir sözleşmesinde cezai şart öngörülmediği, ayrıca davacı Şirket ile davalı ... arasında geçerli bir rekabet yasağının var olduğu sonucuna varılsa dahi bu defa da davacı tarafın müşteri kaybı iddiasını destekleyecek belge ve defterleri sunmadığından zarar hesaplaması yapılamadığı, davacının cezai şart alacağının şartlarının gerçekleşmediği ve davacının maddi zararını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki 07.05.2015 tarihli hisse devir ve tasfiye protokolünün konusunun tarafların birlikte ortak oldukları, ... Otomobil Motorlu Araçlar San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. şirketlerinin paylarının karşılıklı devri ile şahsi kefaletlerin kaldırılması olduğu; protokol ile ...'in ... Otomobil firmasındaki paylarını davalıya, davalının da ... Sigorta firmasındaki paylarını ...'e devredeceği, hisse devirleri yapıldıktan sonra davalı ...'ün 3 yıl süreyle (15.05.2018) herhangi bir sigorta şirketinde hissedar olmayacağının ve sigortacılık faaliyetinde bulunmayacağının, aksi halde davacı ...'e 35.000,00 TL ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, bu protokol akabinde ... Noterliği'nin 12.05.2015 tarihli pay devir sözleşmesi kapsamından, davalının davacı ... Sigorta firmasındaki paylarının tamamını 50.000,00 TL bedelle davacı ...'a devrettiği, pay devir sözleşmesinde davalının, "paylar üzerinde ve paylardan ... hakların kullanılmasını kısıtlayacak üçüncü kişiler lehine intifa hakkı rehin veya başkaca bir mülkiyeti kısıtlayıcı hakkın veya payın devredilmesini engelleyecek herhangi bir önalım, geri alım önerilmeye muhatap olma ve alım hakkının, sözleşme cezasının, Kanunda belirtilen rekabet yasağı dışında şirket sözleşmesiyle ağırlaştırılmış bir rekabet yasağı hükmünün ve özetle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 595. maddesinde belirtilen hak ve koşulların mevcut olmadığını kabul ve beyan ettiği", davalı ...'in de bu hususları bilerek payları devir aldığını beyan ve kabul ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 595/1 fıkrası uyarınca; limited şirketlerde, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanması gerektiği hükme bağlanmış olup, limited şirket pay devir vaadi niteliğindeki 07.05.2015 tarihli adi yazılı protokolün noterde onaylama şeklinde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğu, davacı ...'in geçersiz sözleşme kapsamında davalıdan cezai şart talebinde bulunma hakkı bulunmadığı, bu sözleşmenin geçerli olarak bağıtlanmış olması ihtimalinde dahi, dinlenen tanık anlatımları, dosyaya sunulan e-mail yazışmaları, sicil kayıtları, sigorta poliçeleri ve diğer deliller kapsamından davalının dava tarihi itibariyle bir sigorta şirketine ortak olduğu ispat olunamadığı gibi, davalının protokole aykırı şekilde doğrudan veya dolaylı olarak sigortacılık faaliyetinde bulunduğunun da ispat edilemediği dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesince davacı ...'in cezai şart isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı şirketin haksız rekabete dayalı tazminat istemi bakımından da, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, davalının davacı şirkete karşı, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edecek ve davacı şirketin müşteri kaybına sebep olacak eylemlerde bulunduğu iddiasını ispata yarar delil sunulmadığı, davacı şirket vekili tarafından inceleme günü defter ve kayıtların mahkemede hazır edilmediği gibi, yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığından davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, haksız rekabetten kaynaklı cezai şart ve maddi tazminat istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.