Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, tüzel kişiliği sona eren şirketin itirazı nedeniyle "Solarbaba" marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptali davası.
Özet: Bu dava, davacının "solarbaba" ve ilgili marka başvurularının, davalıların itirazı üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedilmesi kararının iptali talebiyle açılmış olup, davacı itiraz eden şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini ve itirazın tüzel kişiliği sona ermiş bir şirket tarafından yapıldığını, ayrıca davalıların markayı 41. sınıfta kullandıklarına dair geçerli delil sunmadığını iddia ederken, davalılar kendi markalarını 41. sınıfta ciddi ve eskiye dayalı olarak kullandıklarını, YİDK kararının yerinde olduğunu ve Türk Patent ve Marka Kurumunun yalnızca sunulan belgelerle işlem yapmakla yükümlü olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/227 Esas - 2025/336

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2023/227
Karar No : 2025/336
....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 05/05/2023
Karar Tarihi : 24/09/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 24/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 2013 yılından bu yana yenilebilir enerji ile ilgili yazılarının .....yayınlandığını, müvekkilinin yaratıcısı olduğu ve sektörde kendisi tarafından güneş enerjisi üzerine köşe yazarı ve blog sayfasından yazılar yazması ile özdeşleşen "solarbaba" ve "..." markalarının tescili için .... ...." marka başvurularında bulunduğunu, iş bu marka başvurularına davalı ve ihbar olunan (daha sonradan davalı olarak kaydı talep edildiği) tarafından itiraz edilmesi üzerine müvekkilinin marka başvurularının reddedildiği, hukuken geçerli bir itirazın mevcut olmadığını, ilk itirazın mutlak butlanla batıl olduğunu, müvekkilinin dava konusu.... evrak numarası ile itiraz ettiğini, 05.10.2021 tarihli ticaret sicil gazetesi incelendiğinde, itiraz sahibi şirketin ve dolayısıyla davalıların 30.09.2021 tarihli genel kurul kararı ile ticaret sicilden terkin edildiğini, terkinin 05.10.2021 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlandığını, bu durumda 05.10.2021 tarihinden sonra yapılan itirazların hukuken ortada olmayan, tüzel kişiliği sona ermiş bir şirket tarafından yapılmış olduğunu, bu itirazların ekinde 20.02.2019 tarihli imza sirküleri ve yetki belgelerini kullanarak resmi kuruma yanıltıcı belge sunulduğunu, ... tarafından bu husus incelenmediğinden müvekkilinin marka başvurularının reddedildiğini, davalıların "..." ibaresini 41. sınıfta eskiye dayalı olarak kullanmakta olduğu yönündeki tespitlerin yerinde olmadığını, davalılardan ...'in itiraz dilekçesi ekinde eklediği belgeler incelendiğinde bu evrakların çoğunun sonradan düzenlenebilecek mail, yazışma vb olduğunun açık ve net bir biçimde görüldüğünü, davalıların "..." markasını geçmişten beri 41. sınıfta kullanmakta olduğuna ilişkin deliller meyanında sunulan ve .... tarafından kabul edilen internet yayınları, faturalar, gazete haberleri incelendiğinde “...” ibaresine güneş enerjisi sistemi olarak yer verildiğini, faturaların da güneş enerjisi sistemine ilişkin olarak tanzim edilmiş olduğunu ve haberlerde de açıkça güneş enerjisi platformu olarak yer aldığının görüldüğünü, davalıların “...” ibaresini 41. sınıfta yer alan hizmetlerde kullandıklarına ilişkin herhangi bir delil ve belgenin mevcut olmadığını, müvekkili başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmelerin yerinde olmadığını ifade ederek, ilk itirazın mutlak butlanla batıl olduğu göz önüne alınarak .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı.... vekili cevaplarında özetle; itiraz sahibi ...'in, .... .... kurucusu ve yetkilisi olduğu, "..." markasının 41. sınıfta marka olarak ciddi kullanım (uzun süreli, yoğun ve fasılasız, başvurunun eskiye dayalı kullanım gerekçesiyle reddedilmesini gerektirecek içerik ve yoğunlukta) teşkil edecek şekilde kullanıldığının ve SMK 6/3. madde koşullarının mevcut olduğunun tespit edildiğini, bu tespit doğrultusunda verilen itirazın kabulü kararının haklı ve yerinde olduğunu, gene itiraz sahibi ...'in .... kurucusu ve yetkilisi olduğunu, 2018 yılından itibaren güneş enerjisi alanında organizasyonlar, konferans ve seminerler düzenlediğini, ayrıca, "..." ve "solarbaba" markaları ile belirtilen sektörde faaliyet gösterdiğine dair çeşitli imzalı-antetli resmi belgeler de bulunduğunun anlaşıldığını, 2014 yılında da taraflar arasında "solarbaba" markasının geçtiği bir yazışma bulunduğunu, başvuru sahibi ....'e ait “.... sitesinde 2018 yılında "solarbaba" markasının da geçtiği bir haber yayınladığını tespit edildiğini, başvuru sahibince, işbu başvurunun tesadüfi bir şekilde oluşturulması olasılığının düşük olduğunu, itiraz gerekçesi markadan habersiz olarak tescil ettirmeye çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını ve başvurunun iyi niyetli bir başvuru olarak nitelendirilemeyeceğinin anlaşıldığını davacı vekilince dava dilekçesinde ihbar olunan şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği, hukuken geçerli bir itiraz ve devir olmadığı iddia edilmekteyse de müvekkilleri Kurumun, taraflarca sunulan bilgi ve belgeler doğrultusunda işlem yapma görev ve yetkisine haiz olduğunu, bunun dışında araştırma yapma yetkisi ve yükümlülüğü bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; dava dilekçesinde ve tensip zaptında "İhbar Olunan" olarak bahsi geçen ancak davacının talebi üzerine .... üzerinde "davalı" olarak kaydedilmiş bulunan ....nin huzurdaki davanın konusu ile ilgisi olmadığını, davanın konusunu oluşturan ve iptali talep edilen ... kararının ilgili olduğu markanın halihazırda ... adına kayıtlı olduğunu, hal böyleyken, ...'ye husumet yöneltilme imkanı olmadığını, müvekkil ...’in, 1996 yılından beri enerji sektöründe yürüttüğü ticari faaliyetlerinin yanı sıra, özellikle güneş enerjisi alanında düzenlediği organizasyonlar, konferanslar ve seminerler ile sektörde önemli bir konum elde ettiğini ve sektördeki tüm üretici firmalar tarafından bilinen saygın bir isim haline geldiğini, bu organizasyonların bir kısmının da, müvekkilinin sahibi olduğu ..... nezdinde yürütültüğünü, ....nin, 2018 senesinden itibaren de “...” isimli bir konferans düzenlemeye başladığını, “solarbaba" ve "..." markalarını yaratan ve geliştiren kişinin ... olduğunu, davacının ise aynı sektörde faaliyet gösteriyor olmasını fırsat bilerek son derece haksız başvurularla esasen en ufak bir ilgisi dahi olmadığı "..." ve dava dışı "solarbaba" markalarını sahiplenmeye çalıştığını, müvekkili ve .... tarafından, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 18. maddesi uyarınca yayıma itiraz edildiğini, aynı kanunun 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, 41. sınıfa tescili talep edilen "..." markasının, halihazırda müvekkile ait ".... markasıyla karıştırılması ihtimalinin yüksek olduğundan bahisle, davacının .... sayılı başvurusunun reddinin talep edildiğini, başvurunun reddedilmesi üzerine, müvekkilince bu kez SMK'nın 20. maddesi uyarınca karara itiraz edildiğini,... başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun reddine karar verdiğini, söz konusu itirazın şirket yetkilisi müvekkil ... tarafından yapıldığını, kendisinin SMK'nın 6. maddesi uyarınca itiraz etme noktasında yetkili olduğunu, “...” markasının 2018 yılından itibaren düzenlenmiş bir konferans olarak, halihazırda 41. Nice sınıfının kitabi açıklamasına uyan "konferans" düzenleme faaliyetinin ta kendisini teşkil ettiğini, müvekkili ...’in, gerek kendi adıyla gerekse de tek pay sahibi olduğu .... üzerinden, 1996 yılından bu yana 100'den fazla konferans ve seminer düzenlediğini, .... hazırlayarak dijital ve basılı ortamda okuyucularla buluşturduğunu, davacının Kurum nezdinde yaptığı başvuruda da, işbu davayı ikame etmekte de kötü niyetli olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,.... kararının yerinde olup olmadığı, itirazın usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 22/06/2021 tarihinde 41.(01-08)Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, .... tarafından, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, yayım üzerine, 01.02.2022 tarih ve .... evrak numarası ile ......nin vekili aracılığı ile itiraz ettiği, ekleri ile toplam 82 sayfadan ibaret itiraz dilekçesinden, SMK m. 6/(1), 6/(3), 6/(5), 6/(6), 6/(9). maddelerin itiraza mesnet olarak sunulduğu, gerekçe olarak ... adına kayıtlı.... sayılı “solar baba” ve .... sayılı “solarbaba” markalarının da gösterildiği,... 01.07.2022 tarihinde, davalı şirketin yapmış olduğu itiraz ile ilgili itirazın reddine karar verdiği, karar üzerine bu sefer davalı şahıs tarafından Kurum kararına itiraz edildiği, .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak kabulüne, başvurunun reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu Kapsamında İtiraz Hakkı;
6769 s. SMK’nun 18. maddesi ve devamı marka başvurusuna yapılan itirazları düzenlemektedir. Maddeye göre, bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, 5 inci veya 6 ncı maddelere göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te ise, 28. maddede;“(1) Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, Kanunun 5 inci ve 6 ncı maddeleri hükümlerine göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde ilgili kişilerce yapılır. (2) Yayıma itiraz, itiraza ilişkin gerekçelerin ilgili mevzuattaki madde ve fıkra karşılıkları belirtilmek suretiyle ayrıntılı şekilde yazıldığı imzalı yayıma itiraz formu ile Kuruma yapılır. (3) İtiraz gerekçeleri ve ücreti, itiraz süresi içinde tamamlanabilir. Bu süre içinde itiraz gerekçelerinin ve itiraz ücretinin ödendiğini gösterir bilginin sunulmaması halinde itiraz yapılmamış sayılır ve talep halinde alınan ücret iade edilir. (4) Kurum, itirazlara ilişkin görüşlerini bildirmesi için başvuru sahibine bir aylık süre verir. Kurum, gerekli gördüğü takdirde, ek bilgi, belge ve gerekçelerle ilgili açıklamada bulunulması için taraflara bir aylık süre verebilir. Bu süreler içinde istenilen ek bilgi, belge, açıklama ve görüşlerin sunulmaması halinde itiraz, mevcut bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilir. (5) Taraflar, itiraz hakkında karar verilene kadar ileri sürdükleri görüş, iddia ve gerekçeleri desteklemek amacıyla ek bilgi ve belge sunabilir.” hükmü yer almaktadır.
Kanunun farklı yerlerinde de geçen ilgili kişi hakkında herhangi bir tanımlama yapılmamıştır. Genel kabul edilen görüş ise, ilgili kişilerin hukuki menfaati bulunan kişiler olduğu şeklindedir. Kişi ise, hukuk sistemi içerisinde, gerçek kişiler ve tüzel kişiler olarak ayrılmıştır. Gerçek kişiler açısından kişiliğin başlangıcı, Türk Medeni Kanununun 28. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “ Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer” şeklindedir. Sona ermesi ise ölüm veya gaiplik kararı ile gerçekleşir. Dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise hak ehliyeti / fiil ehliyeti kavramlarıdır. Gene Türk Medeni Kanununun 8. maddesine göre, “(1)Her insanın hak ehliyeti vardır. (2)Buna göre, bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler” hükmü yer almaktadır. Diğer bir deyişle her gerçek kişinin hukuksal kişiliği olduğu anlamına gelmektedir. Fiil ehliyeti ise, hukuki işlem yapabilme veya hukuka aykırı eylemlerden sorumlu olma anlamına gelmekte olup, buna göre, kısaca; ergin olma, ayırt etme gücüne sahip olma ve kısıtlı olmama şartları aranmaktadır.
Hukuk düzeni içerisinde yer alan Tüzel Kişiler ise Türk Medeni Kanununun 47. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre “başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar”. Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca ise, tüzel kişilik, TMK m. 47/I hükmünden istifade edilerek tanımlanabilir. Belirli ve sürekli bir amacı gerçekleştirmek üzere örgütlenmiş ve kendisini kuran kişilerden bağımsız olan kişi veya mal topluluğuna tüzel kişi denir. Tüzel kişiler, TMK m. 49 hükmü uyarınca gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanırlar. Tüzel kişiler, fiil ehliyetini organları eliyle kullanabilirler. ....kapsamında sayılan şirketlerin tüzel kişiliklerinin sona ermesi ise farklı şirket türlerine göre değişebilmektedir. Genel olarak ise, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesi, işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi, genel kurul kararı, iflas kararı verilmesi, kanunlarda öngörülen diğer hallerin varlığı halinde gerçekleşebilir. Kanundaki istisnalar haricinde sona eren şirket tasfiye haline girer. Tasfiye haline giren şirket bu süreç boyunca tüzel kişiliğini korur. Tüzel kişiliğinin devam ettiği bu dönemde ticaret unvanına ‘tasfiye halinde’ ibaresi eklenir. Bu durumda şirketin organları yetkilerini yalnızca tasfiye amacıyla sınırlı olarak kullanabilir. Bu kapsamda, tasfiye memurları, şirketin faaliyette bulunduğu dönemde başlanmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan iş ve işlemleri tamamlamaya, şirketin borç ve taahhütlerini yerine getirmeye, şirketin alacaklarını toplamaya, gereğinde yargı yolu ile almaya ve varlıkları paraya çevirmeye, net varlığı elde etmeye yönelik ve yarayan bütün iş ve işlemleri yapmaya yetkili ve zorunludurlar.
Davalıların İtirazlarının Yerinde Olup Olmadığı;
Dosya kapsamından, davaya konu marka başvurusunun 22.06.2021 tarihinde yapıldığı, 27.12.2021 tarihli .... kararı ile 27.12.2021 tarih ve 387 sayılı .... yayımlanmasına karar verildiği, 01.02.2022 tarihinde,.... tarafından marka yayımına itirazda bulunulduğu, itirazın reddi kararı üzerine, bu sefer ... tarafından 10.08.2022 tarihinde, Kurum kararının yeniden incelenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
İtiraz sahibi tüzel kişi ve gerçek kişi hakkında yapılan tetkiklerde, dosya kapsamı ve .... kayıtlarından; şirketin ilk olarak 02.12.2011 tarihinde .... unvanı ile kurulmuş olduğu, ortaklarının ... ve .... olduğu, 28.09.2012 tarihinde Mehmet Bengü Uluengin’in şirket paylarını diğer ortak ...’e devrettiği, 22.04.2013 tarihinde şirket unvanının ....olarak değiştirildiği, 12.02.2016 tarihinde şirketin tür değiştirdiği, yeni unvanının .... şeklinde olduğu, 23.02.2021 tarihinde şirket hakkında tasfiye kararı verildiğinin ilan edildiği, unvanının ....olarak değiştiği, 05.10.2021 tarihli ilan ve 30.09.2021 tarihli genel kurul kararı ile şirketin terkin edildiği anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere, şirketin terkin edildiğinin ilan tarihi olan 05.10.2021 tarihi itibari ile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği, itiraz tarihi olan 01.02.2022 tarihi itibari ile de tüzel kişiliğin bulunmadığı anlaşılmakla 6769 s. SMK kapsamında sayılan ilgili kişi sıfatına sahip olmayacağı değerlendirilmiştir.
Sınai Mülkiyet Kanunu ve Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik uyarınca, Kurum kararlarından zarar gören taraflar, bu kararların bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde itirazda bulunabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda, M.... kararına yapılan itiraz ise davalı ... tarafından yapılmıştır. Kurum kararından zarar gören taraf olarak davalı ...’in itiraz edebileceği değerlendirilmekle birlikte, geçerli bir Kurum kararı olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalı Şahsın İtirazı Kapsamında Öncelik Hakkı Açısından Değerlendirme;
Somut olayda, ...... tarafından verilen kabul kararı açısından değerlendirme yapmıştır.
Davalı şahsın, dosyaya sunmuş olduğu internet sitesi haber örnekleri, bir kısım fatura ve üçüncü kişilere ait çeşitli dokümanlara bakıldığında, davalı şahsın, ....şirket üzerinden, konferans ve etkinlikler düzenlediği, söz konusu etkinliğin “solar vizyon” ismi altında yapıldığı, her ne kadar, yapılan faaliyetlere ait ticari kayıtların ....ve yurtdışında kurulu .... isimli şirketlere ait olduğu anlaşılmışsa da, davalı şahsın da tespit edilen ticari faaliyetler içerisinde yer aldığı, ticari hayatta sıklıkla görüldüğü üzere, ticari şirketler ile ortaklarının aynı amaç doğrultusunda markasal kullanımlar içerisinde olabilecekleri değerlendirilmiştir. Taraf markaları ile markasal kullanımlarına bakıldığında;
Davaya konu marka başvurusu ile davalı yanın itirazına dayanak markasal kullanımın aynı ibareyi içerdiği, davaya konu markanın tescile konu edilen “....” ile davalı yanın eylemli kullanımlarının aynı hizmetlere ait olduğu, bu hali ile davaya konu ibarenin/markanın, davalı şahsı ve şirketi tarafından piyasada etkin bir şekilde kullanıldığına dair devamlılık arz eden bilgi ve belgenin dosyaya sunulduğu, davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye doğru işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmesi sağlandığını gösterir, “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri” ile sınırlı kalacak şekilde bir kanaat oluştuğu, söz konusu hizmet açısından öncelik hakkına sahip olabileceği davalı şahıs lehine 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi koşullarının kısmen oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Kötü Niyet İddiaları Yönünden Değerlendirme;
Davalı tarafın, davacı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davacının kötü niyetinin ispatı külfetinin davalıya ait olduğu, davalı yanın, özellikle tasfiye olunan şirketi üzerinden “solarbaba” ve “...” markaları ile güneş enerjisi sistemleri etkinlikleri düzenleme üzerine faaliyette bulunduğu, davacı yanın da uzmanlık alanının güneş enerjisi sistemleri olduğu, önceye dayalı “solarbaba” ve “...” markaları ile faaliyette bulunduğuna dair bir kaydın yer almadığı, her iki tarafın da aynı sektörde yer aldığı, davacı yanın “...” markası ile birlikte “solarbaba” markası için de 24.09.2021 tarihinde .... sayı ile marka tescili başvurusunda bulunduğu, diğer taraftan, davacı şahsın, davaya konu markası ile birlikte toplam 33 marka başvurusunda bulunmuş olduğu, başvuruya konu edilen sınıfların genel olarak birbirlerinden farklı olduğu, “solarbaba” ve “...” markaları için marka başvurusu yapılmasının, basiretli tacir yükümlülüklerine aykırılık teşkil edebileceği, davacı yanın bu şekilde seri marka başvurularının, marka yedeklemesi olarak kabul edilebileceği, bu hali ile de davacının kötü niyetli bir başvuruda bulunmuş olabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Davalı olarak yer alan ....05.10.2021 tarihi itibari ile tüzel kişiliğinin sona erdiği; Davaya konu markanın 27.12.2021 tarihinde .... adına 01.02.2022 tarihinde itiraz edildiği, itiraz tarihi itibari ile tüzel kişiliğin bulunmadığı anlaşılmakla 6769 s. SMK kapsamında sayılan ilgili kişi sıfatına sahip olamayacağı,
Kurum kararlarından zarar gören tarafların itirazda bulunabilecekleri, .... Başkanlığı kararına yapılan itirazın bu sefer diğer davalı .... tarafından yapıldığı, davalının itirazına esas geçerli bir Kurum kararı olduğu,
Davaya konu .... sayılı markanın tescili talep edilen 41. sınıftaki, “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri”nin, davalı şahsın eylemli kullanımı ile benzer nitelikte olduğu,
Davalı şahsın 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi kapsamındaki itirazının 41. sınıftaki, “sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri.” açısından yerinde olduğu,
Davaya konu .... sayılı davacı marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapılmış olduğu,
YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 179,90.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 435,50‬.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şahıs kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davalı kurum ve davalı şahıs vekillerinin yüzlerine karşı, davacı vekilinin ve davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2025
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır