Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından tapu iptali ve tescil davasında verilen kararın, özel daire bozmasına karşı direnme mi yoksa yeni bir hüküm mü olduğu.
Özet: Davacının tapu iptali ve tescil davasında ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay özel dairesince eksik inceleme ve araştırma yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuş; ilk derece mahkemesinin bu bozmaya karşı direnmesi üzerine, Hukuk Genel Kurulu, söz konusu direnme kararının, özel dairenin detaylı inceleme talimatlarını dikkate alarak yeni bir gerekçeyle veya delillerle oluşturulmuş yeni bir hüküm mü, yoksa bozmaya karşı önceki gerekçede ısrar eden gerçek bir direnme kararı mı olduğunu öncelikle değerlendirmektedir. Bu ön değerlendirme, yargılamanın usul hukuku açısından doğru seyrinin belirlenmesi için büyük önem taşımaktadır.
Hukuk Genel Kurulu         2025/621 E.  ,  2026/67 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

    SAYISI : 2024/370 E., 2025/118 K.
    ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli ve
    2023/1443 Esas, 2024/2738 Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    A. Ön Sorun
    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, direnme olarak adlandırılan kararın yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
    B. Gerekçe
    Değerlendirme
    1. Bilindiği üzere direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozma kararından esinlenerek yeni bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.
    2. Başka bir anlatımla, mahkemenin yeni bir delile dayanmak veya bozmadan esinlenmek suretiyle gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.
    3. Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarına göre, mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir.
    4. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında imzalanan 22.03.2012 tarihli satış sözleşmesi ile 03.04.2012 tarihli iş görme sözleşmesinin uyuşmazlığın çözümünde etkili olduğu, davacıların davaya konu sözleşmeler gereğince iş görme hususunda edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirdiklerine dair herhangi bir bilgi, belge ve davalıların iddiasının aksini ispat etmeye yarar bir delil sunamadıkları, sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmeyen ve ispat külfeti üzerinde bulunan davacıların 5 No.lu bağımsız bölümün tescili aksi takdirde kararlaştırılan bedelin iadesi istemine ilişkin taleplerinin ispat edilemediği gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
    5. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece,
    “…Somut olaya gelince; davacılara satış sözleşmesi ile temlik edilen bağımsız bölümün 06/09/2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye ait olduğu anlaşılmıştır.
    Davalı yüklenici ile davacılar arasında 22.03.2012 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde “ 4123 parsel alt binadaki 5 nolu daireyi iş karşılığından 120.000,00 TL bedelle satıldığı daire tapusunun mal sahibinden alındıktan sonra tapunun verileceğinin kararlaştırıldığı” yine aynı tarafların imzasının bulunduğu 03/04/2012 tarihli iş sözleşmesi başlıklı belge de ise “şirket tarafından yapılan Güneşli ve Esenyurt'ta bulunan inşaatlarda sıva artı 2 kat alçı sıvalarını m2 7 TL olarak belirlenmiştir. Dış montalama 18 TL olarak belirlenmiş bu işlerin ... ve ... tarafından yapılacağı, tüm ödemenin daire olarak verileceği ve daireler Esenyurt’ta 6 ay sonra kaba olarak yeri belirlenecektir. Bitmiş olarak teslim edecektir.” denildiği görülmüştür.
    Her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı yüklenicinin edimini yerine getirmediği belirlenmiş ise de inşaatın geldiği seviye tespit edilmemiş, davacıların sözleşme gereği yükleniciye karşı edimlerin yerine getirilip getirmediği de incelenmemiştir.
    Yapılan açıklamalar ve yukarıda belirtilen ilkeler ışığında; mahkemece tarafların tüm delilleri toplandıktan sonra; uzman inşaat mühendisi bilirkişi vasıtasıyla keşif yapılarak arsa sahibi ile yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesine göre yüklenicinin edimini yerine getirip getirmediğinin saptanması, inşaat eksik bırakılmış ise, hangi aşamada bırakıldığının ve eksik işler tespit edilerek inşaat seviyesinin yüzdelik ifade ile belirlenmesi, yine davacı tarafça yapılan sözleşmelerde davacının yükleniciye karşı edimlerini yerine getirip getirmediği hususlarında denetime elverişli ve ayrıntılı rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    6. Özel Dairenin bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince, önceki karar gerekçesi yanında davacı ...’in 19.03.2025 tarihli celsedeki beyanında, 22.03.2012 tarihli sözleşmeye konu 120.000,00 TL’nin tahsil edildiğini ve Güneşli ile Esenyurt’ta yapılacağı kararlaştırılan inşaatın hiç başlamadığını ve kendilerinin de bu yönde bir çalışmalarının bulunmadığını belirttiği, davacıların 22.03.2012 tarihli sözleşme gereğince daire bedeli olarak kararlaştırılan 120.000,00 TL’nin hâli hazırda tahsil edildiğini, 03.04.2012 tarihli sözleşmede kararlaştırılan taşınmazlarda çalışmaların bulunmadığını beyan ettikleri, davacı vekilince yargılama aşamasında davacılara iş karşılığı devri yapılacağı bildirilen Esenyurt ve Güneşli’de mevcut taşınmazlar ile ilgili tespit yapılmadığının ileri sürüldüğü ve 15.01.2025 tarihli celsenin 1 No.lu ara kararına istinaden 29.01.2025 tarihli beyan dilekçesi sunulmuş ise de beyan dilekçesi ekinde sunulan evrakların işin tamamlandığına dair kanaat oluşturmadığı, bizzat davacılar tarafından bu inşaatlarda çalışılmadığının beyan edildiği, bu hâliyle bozmaya konu edilen bilirkişi incelemesinde bir fayda bulunmadığının anlaşıldığı, sonuç olarak ispat külfeti üzerinde bulunan davacıların 5 No.lu bağımsız bölümün tescili, aksi takdirde kararlaştırılan bedelin iadesi istemine ilişkin taleplerinin ispat edilemediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    7. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
    8. Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir.
    9. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
    KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacılar vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
    11.02.2026 tarihinde yapılan görüşmede oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.