Vakıf evladının sükna hakkından doğan, otel olarak kullanılan taşınmazda konut veya tazminat talebinin, direnme kararı sonrası temyiz incelemesi.
Özet: Bir vakıf evladının, yıkılıp yerine otel yapılan vakıf arazisi üzerindeki sükna hakkının konut tahsisi veya parasal karşılığı talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin ret kararı Yargıtayca bozulmuş, mahkemece tazminata hükmedilen ikinci karar temyiz üzerine bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu direnme kararının davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğuna dair kısmını usul ve kanuna uygun bularak, diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı ilgili daireye göndermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/379 E., 2024/101 K.Taraflar arasında görülen vakfın sükna hakkından kaynaklanan konut tahsisi olmazsa alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davacının asli talebinin reddine, fer'i talebinin ise kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına karşı direnme kararı verilmiştir.Mahkemenin direnme kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilemesi üzerine Dairemize gönderilen dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş, Hukuk Genel Kurulunca Mahkemenin, davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğuna yönelik verdiği direnme kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Dairemize göndermiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sükna hakkına sahip evlad olduğu ... Vakfının sükna hakkına konu taşınmazın otel yapılması sebebi ile işbu otelin oturma hakkına binaen tahsisi ile bu talep kabul görmez ise fazlaya dair haklar saklı tutularak 20.000 TL'nin otel yapılma tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir.2. Davacı vekili ilk bozma ilamından sonra 24.10.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile 20.000 TL'lik talebi 467.377,00 TL'ye çıkarmıştır.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre harap ve yıkılmış sükna hakkı konusu taşınmazda sükna hakkının sakıt olduğunu, yeni yapılan binada sükna hakkı tesis edilemeyeceğini, dava konusu taşınmazda bulunan harap evlerin yıkılarak arsa haline geldiğini, müvekkili idarece otel yapılmak kaydıyla 49 yıllığına ... Otelcilik ve İşletmecilik Anonim Şirketine kiraya verildiğini, söz konusu yerde halen ... Otelinin mevcut olduğunu, sükna hakkının hukuken ortadan kalkması sebebiyle, davacının işbu davayı açma sıfatının bulunmadığını, sükna hakkının ancak bir ailenin ikamet edebileceği yer kadar olabileceğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.02.2010 tarihli ve 2009/12 Esas, 2010/29 Karar sayılı kararı ile sükna hakkının tesis edildiği taşınmazın yok olmasıyla beraber bu hakkın sona ereceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2010 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.06.2012 tarihli ve 2012/4925 Esas, 2012/7579 Karar sayılı ilamıyla; vakfedenin, vakfa tahsis ettiği bazı taşınmazlarda öncelikle azatlı kölelerinin, onlardan sonra bu kölelerin erkek çocuklarının kuşaktan kuşağa oturmalarını istediği, davacının da kesinleşen mahkeme kararı ile bu sükna hakkına sahip olduğunu tespit ettirdiğinden; davacının dava konusu ... Mahallesi 78... parsel numaralı taşınmazda vakfiye hükümleri doğrultusunda sükna (oturma) hakkına sahip olduğu, taşınmazlar üzerindeki evlerin vakfın kurulduğu tarihte tahsis edildiği biçimde kalmayıp yok olduğu, artık mesken olarak kullanılmalarının mümkün bulunmadığı, evlerin bu hale getirilmesinde davacının bir kusurunun olmadığı, böylece vakfiyedeki sükna (oturma) hakkının artık bedele dönüştüğü, vakfiyedeki düzenlemeye göre mahkemece sükna (oturma) hakkına sahip vakıf evladının yaşı, sosyal statüsü ve ekonomik durumu yöntemince araştırılarak kendisine bu oturma hakkının kullanılmasına karşılık gelecek uygun bir yer tahsisinin veya bunun mümkün olmaması halinde tespit edilecek parasal karşılığının tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.2. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli ve 2013/16 Esas, 2016/373 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi neticesinde, Vakfa ait taşınmazların yap-işlet-devret sistemi ile halen otel olarak işletildiği, bu taşınmazlar üzerinde davacıya ailesi ile birlikte yaşayabileceği ve mesken niteliğini haiz bölüm bulunmayıp, sükna hakkı tesis edilemeyeceği gerekçesiyle, davacının ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne, 467.377,00 TL sükna hakkı karşılığı tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.B. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.02.2019 tarihli ve 2017/17094 Esas, 2019/1032 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.06.2012 tarihli ve 2012/49 25... Karar sayılı bozma ilamında davacının sükna hakkına müstehak vakıf evladı olduğu ve bu kararın kesinleşmiş olduğu yönündeki kabule dayalı bozmanın maddi hataya dayalı olduğu gerekçesi ile bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilerek işin esası incelenmiş ve davacının sükna hakkına müstehak olup olmadığının duraksamasız bir şekilde tespit edilmesinden sonra eğer sükna hakkına müstehak olmadığı sonucuna varılırsa davanın reddine karar verilmesi, sükna hakkı sahibi olduğu kanaatine varılırsa, talep hakkında toplanan deliller doğrultusunda karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ile bozma ilamından sonra ıslah yapılamayacağı dikkate alınmadan ıslahla artırılan miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli ve 2019/300 Esas, 2023/71 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporlarına göre davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunun tespitine, asli talep olan sükna hakkına istinaden taşınmazın kendi kullanımına verilmesi talebinin reddine, fer'i talebin taleple bağlı kalınarak kabulü ile 20.000,00 TL'nin 16.06.1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. C. Üçüncü Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.06.2023 tarihli ve 2023/1898 Esas, 2023/3931 Karar sayılı ilamıyla; davacının eldeki davayı açabilmesi için öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı olması gerektiği, davacının bu yönde kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan eldeki davayı açamayacağından davanın bu nedenle reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.2.İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararıİlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli ve 2023/379 Esas, 2024/101 Karar sayılı kararı ile önceki karar gerekçesine ek olarak davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlaması durumunda sükna hakkına dayalı alacak davasında davacı olarak taraf ehliyetinin gerçekleşeceği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.02.2019 tarihli ikinci bozma ilamında da davacının öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olup olmadığının araştırılması yönünde tespitte bulunulduğu, bu bozma gerekçesi doğrultusunda davacının öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olup olmadığının incelendiği, 20.05.2022 tarihli bilirkişi raporlarıyla davacının Barbaros Hayrettin Paşanın azatlı kölelerinin ve onların çocuklarının soyundan gelen vakıf evladı olduğunun belgelerle ispat edildiği, bundan sonra davacının sükna hakkına sahip olup olmadığının araştırıldığı, her ne kadar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli üçüncü bozma ilamında, 05.02.2019 tarihli ikinci bozma kararından farklı olarak davacının öncelikle sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlaması gerektiği ve davacının elinde sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunu kanıtlayan kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan bu davanın açılamayacağına karar vermişse de artık mahkemece bu konuda bilirkişi incelemesi ile yapılmış ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında oluşturulmuş bir hukuki tespit bulunduğundan mahkemenin Dairemizin 05.02.2019 tarihli ikinci bozma ilamına uygun şekilde verdiği, davacının vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli üçüncü bozma ilamındaki gerekçenin de karşılandığı, Mahkemenin Dairemizin 05.02.2019 tarihli ikinci bozma ilamında uygun şekilde karar vermiş olmasının davacı lehinde usulü kazanılmış hak oluşturduğu, ayrıca davanın Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.06.2023 tarihli üçüncü bozma ilamında yazılı olan gerekçe ile reddine karar verilmesi durumunda, davacının vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin ayrı bir dava açmasının usul ekonomisi ilkesine ve Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkının ihlâline ilişkin kararlarına aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilerek ..."2. Davacı ...'nun ... Vakfının vakıf evladı olduğunun tespitine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 111'e göre; davacının asli talebi olan taşınmazın öncelikle kendi kullanımına verilmesi talebinin reddine, 4. 6100 sayılı Kanun'un 111'e göre; davacının feri talebi olan oturma / sükna bedeli tazminatı verilmesi talebinin 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesi taleple bağlılık ilkesine göre 20.000,00 TL üzerinden kabulüne,5. 20.000,00 TL oturma/sükna bedeli tazminatının 16.06.1988 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'na verilmesine, 6. Davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, " karar verilmiştir.D. Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna Gönderilmesi Kararı1. İlk Derece Mahkemesinin 29.02.2024 tarihli direnme kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.05.2024 tarihli ve 2024/2394 Esas, 2024/3417 Karar sayılı ilamı ile bozma kararına karşı İlk Derce Mahkemesince direnilmiş ise de eldeki davada intifa haklarından olan sükna hakkına dayalı olarak terditli olarak sükna hakkı bu talep kabul edilmez ise alacağın dava konusu ettiğine göre, eldeki davanın açılması için öncelikle sükna hakkına müstahak olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı olması gerektiğine, davacı hakkında bu yönde verilmiş ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığına göre Dairemizin kararının usul ve Kanuna uygun olduğu gerekçesi ile dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 12.11.2025 tarihli ve 2024/8-521 Esas, 2025/707 Karar sayılı ilamı ile Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/125 Esas, 1993/487 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; davanın tevliyete ehil vakıf evladı tespiti ile açıldığı, daha sonra talep ıslah edilerek galle fazlasına müstehak vakıf evladı ile sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğunun tespitinin istendiği, İlk Derece Mahkemesince 14.07.1993 tarihli ve 1988/125 Esas, 1993/487 Karar sayılı ilâmı ile davacının ... Vakfının sükna ve galle fazlasına müstehak olduğunun tespitine karar verdiği, davalı ... Müdürlüğünün temyizi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 21.06.1994 tarihli ve 1994/7174 Esas, 1994/8534 Karar sayılı bozma ilâmı ile davalının sair temyiz itirazları reddedilmiş, galle fazlası yönünden ise "...sükna hakkından yararlanacak vakıf evlatlarına galleden herhangi birşey bırakmadığı..." gerekçesi ile bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi yönündeki hükmün bozulmasına karar verilmiş, böylece davacının sükna hakkına müstehak vakıf evladı olduğu hususunun kesinleştiği, hâl böyle olunca Mahkemesince davacının sükna hakkına sahip vakıf evladı olduğu yönünde verilen direnme kararının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilerek, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu vakfın vakfiyeyesinde, sükna hakkını kullanmaya hak kazanan evladın öncelikle oturacak meskeninin olmaması gereği şart koşulmuştur ki, mahallinde keşfen yapılan incelemede, davacının İstanbul gibi yaşam şartlarının zor olduğu bir ilde standartların üzerinde barınma imkanına sahip olduğunu, taşınmazın azatlı kölelerine tahsis edildiği ve isimlerinin zikredildiğini, vakfiyedeki şartları taşımayan davacının tazminata da hak kazanamayacağını, bedele dönüşen sükna hakkının talep edilebileceği sürenin, sükna hakkına hak kazandığını gösteren mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl olduğunu, tazminata dönüşen sükna hakkından dolayı davalı idarenin temerrüde düşürülmemesi nedeni ile hükmedilen 20.000,00 TL bedele 1988 tarihinden itibaren faiz işletilmesine dair hükmün usul ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, bilirkişi raporunda belirtilen bedellerin vakfın amacının gerçekleşmesine harcanan gelirinden arta kalan bedelden yüksek olduğunu, 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'la 5737 sayılı ... Kanunu'nun 7. maddesine eklenen fıkralar gereği galle fazlasını tespit etme görevinin ... Genel Müdürlüğüne verildiğini, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince yapılacak tespitin sadece davacı yanın süknaya müstehak vakıf evladı olup olmadığına ilişkin olabileceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, ... yasal hasım olması nedeni ile aleyhine vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, arz edilen ve resen tespit olunacak sair sebeplere istinaden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki dava, terditli olarak açılan öncelikle sükna hakkına dayalı olarak vakfa ait üzerinde otel bulunan taşınmazın tahsis edilmesi, mümkün olmadığı takdirde buradan elde edilecek gelirin tahsili istemine ilişkindir.1. İntifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabilen ve sahibine hakkın konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan bir irtifak hakkıdır (4721 sayılı Kanun'un 794 üncü maddesi). Oturma (sükna) hakkı ise, sahibine bir binadan veya onun bir bölümünden konut olarak yararlanma yetkisi veren bir irtifak hakkıdır (4721 sayılı Kanun'un 823 üncü maddesi) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin hükümler oturma hakkına da uygulanır (4721 sayılı Kanun'un 823/III maddesi).5737 sayılı ... Kanunu'nun 3. maddesinde mazbut ..., bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (...) yönetilecek ve temsil edilecek ... ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı ... Kanunu gereğince ... Genel Müdürlüğünce yönetilen ... olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde intifa hakkı, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfiyelerindeki şartlara göre ilgililere bırakılmış galle fazlaları ve hakları olarak tanımlanmış, aynı Kanun'un "İntifa hakkı" başlıklı 75. maddesi gereği mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usûl ve esasların yönetmelikle düzenleneceği, ... Yönetmeliği'nin 53. maddesine göre; vakıf evlatları veya ilgilileri dilekçe ile vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararıyla müracaat etmeleri gerektiği; 55. maddesinde ise; vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarihin İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödemenin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılacağı düzenlenmiştir.13.02.2011 tarihinde kabul edilerek 25.02.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (6111 sayılı Kanun) 208. maddesi ile 5737 sayılı ... Kanunu’nun (5737 Sayılı Kanun) 7. maddesine; “intifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”, “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.” hükümlerinin ilave edildiği, 6111 sayılı Kanun’un 209. maddesi ile de 5737 sayılı Kanun’a geçici 10. madde hükmü eklenerek; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanun'un 7. maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve hâlen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağının düzenlendiği, davacı, eldeki davada intifa haklarından olan sükna hakkına dayalı olarak vakfa ait üzerinde otel bulunan taşınmazın tahsis edilmesi, mümkün olmadığı takdirde buradan elde edilecek gelirin kendisine ödenmesini dava konusu ettiğine göre, 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Kanun’un 7. maddesine ek fıkralar getiren 208. maddenin, aynı Kanun’un 209. madde hükmü gözetilmek suretiyle yargılaması devam eden eldeki davaya uygulanacağı açık olup, intifa hakkının 5737 sayılı Kanun'un 75. ve ... Yönetmeliği'nin 53... . maddeleri gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenecektir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; sükna hakkı için dava konusu vakfa ait 12 Rebiül-evvel 941 H. (1534 M) tarihli vakfiyede; "...vakf-ı mezburun fazlasından müteaddid menazilun müceddeden bina eyleyüp bina eylediği menazilun-i mezburunun her birinde utekaların sakin ola ve utekalarımın fevtinden sonra utekalarımın evladı evlad-ı evladlarının zükuru aslah ve erşedi sakin olup evlad-ı zükurdan olup evladı inas taarruz eylemiye..." şeklinde ifade edildiği yani vakfın fazlasından evler inşa edilmesini, inşa olunan evlerin her birinde azatlı kölelerinin oturmasını, azatlı kölelerinin vefatından sonra azatlı kölelerinin evlâdı ve evlad-ı evlatlarının erkek olanlarının ahlakı en güzel ve en olgun olanının oturmasını, kız evlâdın taarruz eylememesini, (...) şart koşulduğu, hükme esas alınan Y.Mimar-... ve diğerlerinin sunduğu 22.07.2014 tarihli rapor ve 14.10.2015 tarihli ek raporlarında; kök raporlarında keşif tarihi itibariyle aylık kira bedeli 14.500,00 TL olabileceği belirlenmişse de, sükna hakkına sahip vakıf evladının oturmasına uygun yerin aylık kira karşılığı keşif tarihi itibariyle 10.000,00 TL'nin yeterli olabileceği, bu husus değerlendirilirken davacının eşi ve iki çocuğu ile birlikte, hizmetli odası da bulunan sosyal statüsüne uygun ancak fiili durumda oturduğu yerin olduğu üzere, gereğinden büyük olmayan bir mecur için keşif tarihi itibariyle (gerek davacı gerek davalı tarafça hak mahrumiyeti yaratmamak adına) 10.000,00 TL aylık kira bedelinin gerekli ve yeterli olabileceği, 2014 (keşif tarihi) esas alınarak 1994 yılına kadar ÜFE oranları uygulanarak yıllık ecrimisil değerleri tespit edilerek ve 04.04.19 94... .01.2009 (dava tarihi) arası toplam 467.377,19 TL ecrimisil/tazminat hesap edildiği tespit edilmiştir.Somut olayda, davanın 15.01.2009 tarihinde açıldığı, Mahkemece 6111 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınmadan kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır. Az yukarıda da açıklandığı üzere 25.02.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 2 08... . maddeleri ile 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesine iki fıkra ve bundan başka geçici 10. madde eklenmiştir. Buna göre 5737 sayılı Kanun'un 7. maddesinde; mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirleneceği, geçici 10. maddesinde ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun'un 7. maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Sözü edilen maddelerin mazbut ... ile ilgili halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağının öngörülmüş olması, Dairemiz tarafından benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve 2013/18-1095 Esas, 2014/897 Karar sayılı ilamının da belirtildiği üzere; "...dava tarihi olan 14.08.2009 tarihinden geriye doğru vakfın son 5 yıllık dönemini kapsayacak şekilde (2004 yılı da dahil edilerek) mal varlığı dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle davacılar mahkeme ilamının kesinleşme tarihi olan 18.04.1995’ten itibaren dava tarihine kadar geçen süre için eksik ödenen galle fazlasını istemiş iseler de, yukarıda açıklanan yasa hükümleri gözetilerek, davacıların talep haklarının dava tarihinden geriye doğru gidilerek yalnızca son 5 yılla sınırlı olduğunun kabulü gerekir..." şeklindeki uygulama karşısında somut olayda 6111 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak dava tarihi olan 15.01.2009 tarihinden geriye doğru 2004 yılı dahil beş yıllık süre için talepte bulunulabileceği, sorumluluğunda vakfın son beş yıllık mal varlığı ile sınırlı olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararının diğer yönleri incelenmeksizin bu nedenle bozulması gerekmiştir.2. Kabule göre de;Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre; kira esasına göre ecrimisil belirlenmesinde, taraflara emsal kira sözleşmelerini sunmaları için süre verilip, mahkemece emsaller getirtilip, keşif mahallinde bilirkişilerce re'sen emsal araştırması yapılıp, rayiç belirlenerek somut veriler böylece toplandıktan sonra, ecrimisil istenen ilk dönem ecrimisil miktarı belirlenip, belirlenen bu bedele ÜFE'nin tamamı yansıtılmak suretiyle sonraki yıllar ecrimisil bedeli ve bunun sonucunda da toplam ecrimisil miktarının hesaplanması gerekmektedir. Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda sükna (oturma) hakkına sahip vakıf evladı olan davacının yaşı, sosyal statüsü ve ekonomik durumu yöntemince araştırılarak kendisine bu oturma hakkının kullanılmasına karşılık gelecek uygun bir yere ilişkin olarak sükna hakkına konu taşınmaz civarında denetime elverişli emsal kira bedelleri karşılaştırılmadığı gibi, emsal kira sözleşmeleri üzerinden taşınmazların dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği ecrimisil parası tespit edilerek sonraki dönemler için ÜFE artış oranı uygulanması yerine, 2014 yılı (keşif tarihi) esas alınarak belirlenen bedele geriye dönük olarak 1994 yılına kadar ÜFE oranları uygulanarak yıllık ecrimisil değerleri tespit edilmesi, 3. İlk Derece Mahkemesinin 08.11.2016 tarihli ve 2013/16 Esas, 2016/373 Karar sayılı ikinci kararı ile davacının ıslah talebi doğrultusunda davanın kabulüne ve 467.377 TL sükna hakkı karşılığı tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olup iş bu kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 05.02.2019 tarihli ve 2017/17094 Esas, 2019/1032 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup davacı yan bozmaya konu kararı temyiz etmemiş olduğundan faizin başlangıç tarihi itibari ile davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğu da dikkate alınarak faiz başlangıç tarihinin dava tarihi yerine davalı aleyhine olacak şekilde hükmedilen bedele 16.06.1988 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı ... vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.