İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, askeri birlik için hatalı hadveli trapez sac temini kaynaklı hizmet sözleşmesinden doğan alacak ve kazanç kaybı taleplerinin istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, askeri bir birim için davalıdan tedarik ettiği, teknik özelliklere (6 hadveli) uymayan (5 hadveli) trapez sacın teslim edilmesi ve askeri birlikçe reddedilmesi sonrasında, ürünün düzeltilmesi amacıyla davalıya ek ödeme yapmasına rağmen, davalının siparişe uygun ürünü teslim etmemesi ve ilk gönderilen malzemenin nakliye sırasında hasar görmesi nedeniyle oluşan zararlarının karşılanmasını talep etmektedir; davalı ise ilk teslimatın ayıpsız olduğunu ve davacının hasarlı iade ettiği eski ürün yüzünden yeni ürünü teslim edemediğini iddia ederek davanın reddini istemektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/969
KARAR NO : 2026/1224
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/844
KARAR NO : 2024/7
DAVA TARİHİ : 14.02.2018
KARAR TARİHİ : 09.01.2024
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 15.09.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ: 17.09.2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.01.2024 tarih ve 2022/844 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin Foça Bakım ve Onarım İstihkam Komutanlığı'nın doğrudan temin kapsamında Trapez Galvaniz 0,7 x 1000 x 6000 mm Kalınlık:0.7 mm Genişlik:1000 mm Uzunluk :6000 mm 6 hadveli şeklinde 8.000 kg trapez saçın temini için davalı firma yetkilisi ile irtibata geçtiğini, 11.12.2017 tarihinde ürün fiyat teklifinde bulunulduğunu, aynı gün davalının 0.70 mm 1000 mm Galvaniz rulo şeklindeki açıklaması ile sipariş geçildiğini ve davalı şirkete toplam 27.376,00 TL ödeme yapıldığını, malların nakliyesinin ve askeri birliğe tesliminin davalı tarafça üstlenildiğini, askeri birlik tarafından 14.12.2017 tarihli komisyon kararına göre malzemenin istenildiği gibi 6 hadveli değil 5 hadveli olduğundan malın kabul edilmediğini, kendilerine iade edildiğini, davalı tarafla bu durum görüşüldüğünde fiyat farkı ödenmesi halinde 6 hadveli ürünlerin teslim edileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin 18.12.2017 tarihinde davalıya 2.125,00 TL ek ödeme yaptığını, önceki ürünün teslimi için davalıya 21.12.2017 tarihinde götürüldüğünde malın ıslandığı için teslim alınamayacağının bildirildiğini, oysa ki malların kendilerinin hiçbir haberi olmadan, davalı tarafça nakliye aracı ile askeri birliğe teslim edildiğini, üstü açık araç ve malların altında boru olması nedeni ile yolda hasar gördüğünü, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, istenilen ürün özelliklerinin davalı tarafa bildirildiğini, davalının de fiyat teklifinde bulunurken bilgi sahibi olduğu gibi, sipariş formunda da ürün özelliklerinin belirtilmiş olduğunu, yeni malın askeriyeye teslim edilmemesi nedeniyle 25.12.2017 tarihli ihtarname ile davalıya durumun ihtar ve ihbar edildiğini ve toplam 29.501,00-TL'.nin iadesinin talep edildiğini, askeri birliğe istenilen ürünün teslim edilmemesinde davalının kusurlu olduğunu, buna rağmen siparişe uygun olmayan malın davalı tarafça askeri birliğe teslim edildiğini, ürünlerin hasar görmesi ve ıslanmasında müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek, talep olunan niteliklere aykırı olarak davalının ürettiği 5 hadveli 85 cm kapatan 8.000 kg trapez sacın davalıya iadesine (malların muhafazası ve nakliyesi için söz konusu giderleri talep hakkı saklı kalmak kaydı ile), davalıya ödenen toplam 29.501,00-TL. ile kazanç kaybı olan 3.512,12-TL. toplamı olan 33.022,12-TL.'nin 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin 11.12.2017 tarihinde teklif formunda yazılı ürünü ayıpsız ve hasarsız olarak davacıya teslim ettiğini, aradan bir süre geçtikten sonra davacının ürünlerin 6 yerine 5 hadveli olması nedeniyle hadvesinin uymadığını belirterek, ürünün 6 hadveli olarak yenilenmesini istediğini, müvekkilinin kusuru olmamasına rağmen hadve farkı sebebi ile doğacak fiyat farkının ödenmesi şartı ile yeniden üretim yapıldığını, davacının daha önce teslim edilen ürünlerin ayıptan ari ve hasarsız olarak kendilerine teslim edilmediği için müvekkilinin de yeni ürünü davacıya teslim edemediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 08.10.2019 tarih ve 2018/202 Esas, 2019/1092 Karar sayılı kararı ile özetle; "...davacı şirketin Foça Bakım ve Onarım İstihkam Komutanlığı'nın doğrudan temin kapsamında Trapez Galvaniz 0,7 x 1000 x 6000 mm Kalınlık:0.7 mm Genişlik:1000 mm Uzunluk :6000 mm 6 hadveli şeklinde 8.000 Kg trapez saçın temini için davalı firma yetkilisi ile irtibata geçtiği, davacı 11.12.2017 tarihinde ürün fiyat teklifinde bulunulduğunu, aynı gün davalının 0.70 mm 1000 mm Galvaniz rulo şeklindeki açıklaması ile sipariş geçildiği ve davalı şirkete toplam 27.376,00 TL ödeme yapıldığı, malların nakliyesinin ve askeri birliğe tesliminin davalı tarafça yapıldığı, askeri birlik tarafından 14.12.2017 tarihli komisyon kararına göre malzemenin istenildiği gibi 6 hadveli değil 5 hadveli olduğundan malın kabul edilmediği ve davacıya iade edildiği, davacının 6 hadveli ürün için davalıya fiyat farkı ödeyerek yeniden ürün talep ettiği, davalının eski ürünün iade edilmesi şartı ile yeni ürünü imal ettiği, ancak davacının davalıya iade ettiği ürünün ıslak ve oksitlenmiş olması nedeni ile davalının ilk üretilen malı iade almadığı ve yeni ürünü de bu nedenle teslim edemediği anlaşılmış olmakla, Mahkememizin değerlendirmesine göre; olayın bu duruma gelmesinde 3 noktada davacının kusurlu bulunduğu görülmüştür. İlk nokta, davacının malın davalıya teklif formu sunulurken doğru şekilde sunulduğu yani Askeri Birliğin istediği nitelikteki malın fiyatının davalıdan sorulduğu, ancak davalının davacıya gönderdiği teklif mektubunda bu özelliklerden 6 hadveli olacağına yönelik ibare bulunmadığı, bu hususun iş sahibi davacı tarafça teyit ve kontrolünün yapılmadığı, gözden kaçırıldığı, davalının belirttiği teklif formunda belirtilen fiyatın 5 hadveli olana ait olduğu, davacının tedarikçi şirket olarak fiyat ve nitelik ile ilgili konuda üzerine düşen denetimi yapmadığı, ikinci nokta olarak; davacının Askeri birliğe malı teslim edecek olan tedarikçi firma olduğundan asıl olarak, malın tesliminde malın niteliği ve hasarsız olarak tesliminde de üzerine düşen denetim görevini yerine getirmediği, malın davalı tarafça Askeri Birliğe tesliminin yapıldığı, Askeri Birliğin Muhtıra kararına göre malın asıl teslim alınmamasının sebebinin hasarlı olduğundan değil, 5 hadveli olmasından kaynaklandığı, üçüncü nokta ise, malın Askeri Birlik tarafından geri davacıya iade edilmesinden sonra, davacının yeniden 6 hadveli mal için siparişte bulunduğu, ancak davalının 5 hadveli ürünün kendisine iade edilmesi ve ek fiyat farkı karşılığında ürünün teslim edileceğinin bildirildiği, davacının da bunu kabul ettiği ve fiyat farkının ödediği, bu duruma göre davacının davalıya 5 hadveli malı da hasarsız olarak iade etmesi gerekeceği, ancak davacının 5 hadveli malı iade etmeden önce mal davacı yedinde iken ıslak bırakıldığından oksitlendiği, davacının bu konuda üzerine düşeni yerine getirmediği, zira davalının malı ayıplı olarak geri almak istemediği, bu nedenle davalının yeni üretilen malı teslim etmediği anlaşılmış olmakla, davacının yukarıda belirtilen noktalarda ihmalinin bulunduğu, ilk üretilen 5 hadveli ve oksitlenen mal ile ilgili davalıya iade talebinin yerinde olmadığı, ancak ikinci üretilen ve teslim almadığı 6 hadveli mal için ödediği fiyat farkı bedeli olan 2.125,00-TL yi geri isteyebileceği sonuç ve kanaatine varıl"arak davanın kısmen kabulü ile, davacının 5 hadveli 85 cm kapatan 8000 kg galvaniz trapez sacın davalıya iadesine ilişkin talebinin reddine, davacının davalıya ödediği 2.125,00 TL fiyat farkı bedelinin 30.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 30.09.2022 tarih ve 2020/1512 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bedelin iadesi ve kazanç kaybından doğan zararın tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, edimlerini yerine getirdiğini, iadesi gereken malın ayıplı hale getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm yukarıda belirtilen nedenlerle davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Taraflar arasında kurulan ilişki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı zararlı sonuçtan sorumluluk borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu söz konusudur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 (818 sayılı BK'nın 359-363) maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, BK 362 son ve TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir.
Somut olaya gelince; davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık teslim edilen eserin istenilen niteliklere uygun olarak üretilip, teslim yükümlülüğünün de ayıpsız olarak yerine getirilip getirilmediğine ilişkindir.
Davacı, 11.12.2017 tarihli fiyat teklifi talebinde, üretimi istenilen ürünü; "Trapez Galveniz 0.7x1000x6000 MM." ve özelliklerini de "Kalınlık 0,7 mm, Genişlik 1000 mm, uzunluk 6000 mm, galveniz kaplama trapez, boyasız olacaktır. 27/200 mm, hadve formunda ve 100 cm. Net alan kapatacaktır. 6 hadveli olacaktır. İstenilen miktar (+/- %2) değişim gösterebilir." miktarı 8.000 Kg olarak belirtilmiştir.
Aynı tarihli olup davalı tarafından gönderilen teklif formunda ise davalı; "0,70 mm 1000galveniz rulo" açıklaması ile KDV dahil 27.376,00 TL fiyat bildirmiş, davacı tarafından 12.12.2017 tarihinde, davalının fiyat teklifi uygun görülerek ve ürün özellikleri açıkça yazılmak suretiyle kapora haricinde kalan bedelin havale edileceği belirtilmiş, bedel de ödenmiştir.
Davalı tarafından üretimi yapılan malzeme davalı tarafça Foça'daki askeri birliğe 14.12.2017 tarihinde teslim edilmiş, aynı gün yapılan muayene sonucunda düzenlenen 14.12.2017 tarihli "Muayene Muhtırası Ve Komisyon Kararı Muayene Muhtırası" ile, istenilen ürünün 6 hadveli olmasına rağmen teslim edilen ürünün 5 hadveli olduğu, tesliminin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Mahkemece bu konuda değerlendirme yapılamamış ise de davalının fiyat farkının karşılanması halinde 6 hadveli ürün teslimini yapmayı taahhüt ettiği, belirlenen fiyat farkının davacı tarafından 18.12.2017 tarihinde yatırıldığı sabit olmakla ayıp ihbarının yapılmadığı savunması da yerinde değildir.
Yukarıda da açıklandığı üzere yüklenicinin bedele hak kazanabilmesi için, sözleşme ile üstlendiği edimi sözleşme, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp iş sahibine teslim etmesi gerekir. Eserdeki ayıbın niteliğine göre iş sahibinin 6098 sayılı TBK'nın 475. Maddesi gereğince, eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkı bulunmakta olup mahkemece bu kapsamda bir değerlendirme yapılması ve HMK'nın 297/II. maddesi kapsamında kazanç kaybına ilişkin talep hakkında da olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da dairemizce doğru görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesinde de; "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" halinde, HMK'nın 353/(1)-a bendi uyarınca bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği yönünde düzenleme getirilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir.
İzmir BAM 22. Hukuk Dairesi kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 09.01.2024 tarih ve 2022/844 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararı ile özetle; ''... mahkememizce 05/10/2023 tarihli celse 1 nolu ara karar gereğince; Mahallinde 20/10/2023 günü saat: 14.00'den itibaren keşfin icrasına, keşfin dosyaya rapor sunan son bilirkişisi marifeti ile yapılmasına, bilirkişinden, esere konu ürünler incelenerek davalının savunmasına esas oksitlenme, tüm dosya kapsamı, İzmir BAM. 22. HD.'nin 2022/1597 Karar sayılı kaldırma ilamı, nazara alınarak ürünlerin teklif formuna uygun olup olmadığı, ayıp var ise ürünlerin davacı tarafından kabule zorlanıp zorlanamayacağının belirlenmesinin istenilmesine, bilirkişiye ek 2.000,00 TL ücret taktirine, 1.912,35-TL keşif harcı ve 1.500,00 TL olmak üzere toplam 5.412,35-TL'nin dosyada var olan 211,00 TL delil avansı başka iş ve işlemlerde kullanılacağından mahsup işlemi yapılmayarak eksik kalan 5.412,35 TL'nin yatırılması için davacı vekiline keşif gün ve saatine kadar kesin mehil verildiği, ihtaratın tebligat ile yapılmış olmasına karşılık süresi içerisinde bilirkişisi delil avansı ve keşif harcı yatırılmamıştır. Bu nedenle, kesin sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edileceğinden ve Hâkimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmayacağından, kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hâkim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekeceğinden çözümü teknik bilgiyi gerektirir somut uyuşmazlıkta bilirkişi delil avansı süresinde yatırılmadığından ayrıca kazanç kaybına yönelik yine mahkememizce verilen kesin sürede somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmediğinden davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 26.02.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı şekilde tesis edildiğini, önemle, tüm dosya kapsamından, davalının tarafların anlaşmasına aykırı nitelikte mal teslim ettiğinin sabit olduğunu, bu hususun bilirkişilerin raporlarında; "IV . SONUÇ VE KANAAT: 1 . Dava konusu saclar, siparişe göre 6 hatveli ve 1.000 mm kapatma alanına sahip olması gerekirken, 5 hatveli ve 850 mm kapatma alanına sahiptir ve dolayısıyla saclar siparişe uygun değildir. 2 . Dava konusu saclar, tanık ifadeleri ve dosya muhteviyatına göre oksitlenmiştir ve tahrip olmuş durumdadır, dolayısıyla saclar mamul teslim şartlarına uygun değildir." yönündeki tespitlerle de son derece sabit olduğunu, davalı yanın anlaşma ve siparişe uygun mal teslimi yapmadığını, yine dosya bilirkişisinin; "3. taraflarca sacların oksitlenme ve tahrip olması konusunda itiraz olması durumunda ve sacların yerinde incelenmesi konusunda tarafıma olanak sağlandığı takdirde, saclar yerinde incelenerek ve fotoğraflanarak tarafımca ek rapor düzenlenebilecektir." şeklinde rapor sunulduğunu, bu noktada önemle; malların oksitlenip oksitlenmediği hususu malların davacı müvekkilinin yedinde bulunması açısından hukuken bir öneme sahip olmadığını, önemli olanın davalının anlaşmaya uygun mal teslim etmediği olduğunu ve dava konusu taleplerinin de bu noktada toplandığını, bu yönde olmak üzere bozmadan önceki yargılamada dahi taleplerinin kısmen kabul edildiği için taraflarınca istinaf yoluna gidildiğini ve kararın bozulduğunu, hali hazırdaki istinafa konu kararda ise salt usuli gereklere uyulmadığı gerekçe gösterilerek evvelce verilen karardan da ağır neticeli davanın tam reddi kararı verildiğini, mevcut durumda bozmadan önceki kararda kendilerine verilen hakların dahi yok sayıldığını, yerel mahkemenin eski karara tamamen aykırı şekilde davacı aleyhine karar vermesinin usul ve yasaya keza hakkaniyete aykırı olup isabetsiz olduğunu,
Açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin esastan kabulü ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022 / 844 E. - 2024 / 7 K. Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, ayrıca tehir-i icra kararı verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bedelin iadesi ve kazanç kaybından doğan zararın tahsili isteğine ilişkindir.
Davacı tarafça davalının ayıplı ifada bulunduğundan bahisle ödenen bedelin iadesi ile kazanç kaybı talebinde bulunulmuş olup, davalı taraf herhangi bir kusurunun bulunmadığını, edimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, iadesi gereken malın davacının kusuru ile ayıplı hale getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi için gerekli avans ve harcın verilen kesin süreye rağmen yatırılmadığı ve kazanç kaybına ilişkin somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda çözülmesi gerekli uyuşmazlık konusu teslim edilen eserin istenilen niteliklere uygun olarak üretilip üretilmediği, teslim yükümlülüğünün ayıpsız olarak yerine getirilip getirilmediğidir. Zira yüklenicinin bedele hak kazanabilmesi için, sözleşme ile üstlendiği edimi sözleşme, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp, iş sahibine teslim etmesi gerekir. Eserdeki ayıbın niteliğine göre iş sahibinin 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesi gereğince, eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkı bulunmaktadır.
Yapılan yeniden yargılama sırasında ilk derece mahkemesi tarafından 05.10.2023 tarihinde davalı tarafça teslim edilen ürünlerin teklif formuna uygun olup olmadığı, ayıplı ise ürünlerin davacı tarafından kabule zorlanıp zorlanamayacağı hususunda bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına karar verilmiş olup, davacı tarafın keşif yolluğu ve masraflarının yatırılmamıştır. İlk derece mahkemesi tarafından somut uyuşmazlığının çözümünün teknik bilgiyi gerektirmesine rağmen davacı tarafın gerekli keşif ücreti ile masrafları süresinde yatırmamış olması ve ayrıca kazanç kaybına yönelik verilen kesin sürede somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olmasın sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 22. HD.'nin 30.09.2022 tarih ve 2020/1512 Esas, 2022/1597 Karar sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere, davacı taraf, davalıya göndermiş olduğu 11.12.2017 tarihli fiyat teklifi talebinde, üretimi istenilen ürünü açıkça; "Trapez Galveniz 0.7x1000x6000 MM." ve özelliklerini de "Kalınlık 0,7 mm, Genişlik 1000 mm, uzunluk 6000 mm, galveniz kaplama trapez, boyasız olacaktır. 27/200 mm, hadve formunda ve 100 cm. net alan kapatacaktır. 6 hadveli olacaktır. İstenilen miktar (+/- %2) değişim gösterebilir." miktarı 8.000 Kg olarak belirtilmiş, davalı tarafından gönderilen aynı tarihli teklif formunda ise davalı; "0,70 mm 1000 galveniz rulo" açıklaması ile KDV dahil 27.376,00-TL. fiyat bildirmiş, davacı tarafından 12.12.2017 tarihinde, davalının fiyat teklifi uygun görülerek, yeniden istenilen ürünün özellikler açıkça yazılmak suretiyle kapora haricinde kalan bedelin havale edileceği belirtilmiş, bedel de ödenmiştir. Sözleşme konusu malzemenin üretiminin ardından 14.12.2017 tarihinde davalı tarafıça Foça'daki askeri birliğe teslim edilmiş olup, aynı gün yapılan muayene sonucunda düzenlenen 14.12.2017 tarihli "Muayene Muhtırası ve Komisyon Kararı Muayene Muhtırası"14.12.2017 tarihli "Muayene Muhtırası ve Komisyon Kararı Muayene Muhtırası" ile, istenilen ürünün 6 hadveli olmasına rağmen teslim edilen ürünün 5 hadveli olduğu, tesliminin kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılabildiği üzere, davacı tarafça davalıya gönderilen fiyat teklifi talebi ile, 12.12.2017 tarihli davalının fiyat teklifinin uygun görüldüğüne dair yazıda istenen ürünlerin özelliklerinin açıkça ifade edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça teslim edilen ürünlerin 6 yerine 5 hadveli olduğu, dolayısıyla da ayıplı olduğu sabittir. Davacı tarafın bu kapsamda 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesi gereğince sözleşmeden dönerek, yapmış olduğu ödemeleri geri isteme hakkı bulunmakla birlikte, dosya kapsamında tarafların kabulünde olduğu üzere dava konusu ürünlerin davalıya iadesi sırasında hasarlı ve ıslanmış olduğundan bahisle davalı tarafça kabulü yapılmamıştır. Davacı taraf her ne kadar söz konusu hasar ve ıslanmadan sorumlu olmadığını, davalının ürünleri nakliyesi sırasında ilgili hasarın meydana geldiğini savunmuşsa da, dosya içerisinde bulunan 14.12.2017 tarihli "Muayene Muhtırası ve Komisyon Kararı Muayene Muhtırası"nda sözleşmeye konu ürünlerin 6 değil 5 hadveli olduğu belirtilmiş olup, ürünlerin hasarlı olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yer almamaktadır. Dolayısıyla sözleşmeye konu ürünlerin nakliye sırasında değil, daha sonra hasar gördüğü, bu sebeple de 6098 sayılı TBK'nın 208. maddesi gereğince bundan davacının sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Sözleşmeye konu hasarlı ürünlerin niteliği gereği özel üretim olup, başla şekilde kullanılmasının da mümkün olmadığı dikkate alındığında, davacının zilliyetliğinde bulunduğu sırada hasar gören dava konusu ürünlerin iadesinin davalı tarafça kabul edilmemesi yerindedir. Bu sebeple davacı taraf sadece 6 hadveli ürünleri için vermiş olduğu fark bedelini talep edebilir. Zira iş bu ürünler kendisine hiç teslim edilmemiştir. Bu sebeple fark alacağı olan 2.125,00-TL.'nin davacıya iadesi gerekmektedir. Bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin kararı hatalıdır.
Bunun yanı sıra ilk derece mahkemesi tarafından 08.10.2019 tarih ve 2018/202 Esas, 2019/1092 Karar sayılı kararda davanın kısmen kabulü ile uyuşmazlık konusu saçların davalıya iadesi talebinin reddine, ancak davacının davalıya ödediği 2.125,00-TL. fiyat farkı bedelinin 30.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, iş bu karara karşı sadece davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuş olup, davalının herhangi bir istinaf başvurusu olmaması sebebiyle aleyhe bozma yasağı kuralının göz ardı edilerek, yeniden yapılan yargılama sırasında ilk derece mahkemesi tarafından 09.01.2024 tarih ve 2022/844 Esas, 2024/7 Karar sayılı karar ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu bakımdan davacı lehine 2.125,00-TL. fiyat fark bedelinin tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddi yerinde değildir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının KABULÜ ile,
2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.01.2024 tarih ve 2022/844 Esas, 2024/7 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
-Davacının 5 hadveli 85 cm kapatan 8000 kg galvaniz trapez sacın davalıya iadesine ilişkin talebinin REDDİNE,
-Davacının davalıya ödediği 2.125,00-TL. fiyat farkı bedelinin 30.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gerekli 732,00-TL. karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 563,94-TL. peşin karar harcının mahsubu ile kalan 168,06-TL.'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine),
5-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı posta, tebligat, bilirkişi masrafı olan toplam 1.526,00-TL. yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 98,19-TL. yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 563,94-TL. peşin karar harcı, 35,90-TL. başvurma harcı olmak üzere toplam 697,96-TL.'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 2.125,00-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden (istinaf edenin sadece davacı olması ve davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle) ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgâri Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 17.900,00-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 427,60-TL. istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
10-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40-TL. istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 30,00-TL. tebligat masrafından oluşan toplam 1.199,40-TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-HMK'nın 333/(1). maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,
12-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.