Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, gıda ürünlerinde tanınmış markanın karıştırılma ihtimali nedeniyle kısmi iptal ve hükümsüzlük talebini inceleyen direnme kararı.
Özet: 1961den beri

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/64 Esas - 2026/284
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ( Direnme )ESAS NO : 2026/64 KARAR NO : 2026/284DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı Kısmi İptali-Kısmi Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 11/01/2022KARAR TARİHİ : 15/06/2026 Yazım Tarihi: 29/06/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilin 1961 yılından beri bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve benzeri ürünlerin üretimi, ithali ve ihracı ile ilgili faaliyetlerini sürdürdüğünü, sektörde tanınmış bir kuruluş olduğunu, ... markasının tanınmış marka olduğunu, ... ibareli markaların sahibi olduğunu, 2007 yılından beri ... markasını kullanmakta olduklarını, dava konusu markanın yayınına itiraz ettiklerini, itirazın reddi üzerine karara itiraz ettiklerini, karara itirazın dava konusu ... kararı ile reddedildiğini, ... markasının zayıf kabul edilemeyeceğini, müvekkil markası ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek kadar aynı veya benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, tüketicilerin çoğunun çocuklar olduğunu, Yargıtay'ın emsal kararları bulunduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılacağını, tüketicinin büyük kısmının çocuklar olduğunu, tüketicinin markaları ilişkilendireceğini belirterek, dava konusu ... kararının 29 ve 30.sınıftaki mallar yönünden iptalini ve davalı markasının bu mallar yönünden hükümsüzlüğünü talep etmiştir. emsal yargı kararları bulunduğunu belirterek dava konusu Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Kısmi Hükümsüzlük ... kararının iptalini ve markanın sicilden terkinini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ŞİRKETİ tarafından davaya cevap verilmemekle beraber vekili tarafından 13/05/2022 tarihinde vekaletname sunduğu, sadece duruşmaya katılmama konusunda mazeret dilekçesi sunduğu tespit edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Medeni Kanun 2.nci maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesindeki Tanınmış marka kavramı Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME ve verilen KARAR ;Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasının kapsamındaki 29 ve 30.sınıftaki mallar açısından davacıya ait itiraz mesnedi markalar arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının kısmen iptaline gerekip gerekmediği, hükümsüzlük talebi açısından ise yukarıda belirtilen SMK 6/1, 6/5 maddesindeki iddialara ilaveten davalı başvurusunun SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetle yapıldığı iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 19/11/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 11/01/2022 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.....'nun ... sayılı kararında; "..................Markalar benzer olmadığından, itiraz gerekçesi markaların önceki kullanımları ya da piyasadaki bilinirlik düzeyinin de markalar arasında karışıklığa neden olmayacağı, muteriz markalarının ün ve itibarından haksız kazanç elde etme ya da bunlara zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından itirazın da reddi gerekmiştir.KARAR: İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştirDavalı başvuru Markası Davacı Markaları....Bilirkişi heyetince düzenlenen 17/07/2022 tarihli raporda ÖZETLE " 1) Yayına itiraz aşamasında ve dava aşamasında öne sürülen markalar kapsamındaki malların dava konusu mallarla aynı/aynı tür/benzer olduğu,2) Taraf marka işaretlerinin genel izlenim yönünden benzer olmadığı,3) Taraf markaları arasında karıştırılma olasılığı bulunmadığı,4) Davacının tanınmışlık ve kötü niyetle ilgili iddialarının ispat edilmediği, bu iddiaların dava konusu markanın tesciline engel oluşturmadığı,5) Dava konusu ... sayılı ... kararının yerinde olduğu, ," şeklinde ifade edilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 17/10/2022 tarih ve .... sayı ile " Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının " ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda yer alan ... ibaresi markanın bütünlüğü kapsamında bakıldığında baskın bir ibare olarak yer almadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar /hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"..." ibareli tescilli markalı mallarından /hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı marka başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı );Dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Yukarıda sayılan gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine " şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı istinaf başvurusunda bulunmuş , .... HD tarafından 28/02/2025 tarih ve .... sayı ile "mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava konusu markada davacının mesnet markalarının esas unsuru "..." ibaresi bulunmakta ise de, bu ibarenin dava konusu markada öne çıkmadığı, başvurunun bir bütün olarak "..." olarak algılandığı, kaldı ki ..... Hukuk Dairesinin 26/09/2022 tarih ve .... sayılı bozma ilamında da davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, "sağlıklı, zinde, formda, uygun" anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği gözetildiğinde, dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının başvurunun tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine " şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur...... H.D.nin 17.12.2025 tarih ve .... sayı ile ÖZETLE; " Davacının itirazına mesnet markaları "..." esas unsurlu olup, davalı başvuru markası ise "..." tir. Davacı markalarının bir kısmı sadece ... ibaresinden oluşan kelime markası, bir kısmı ise şekil unsuru, ekler, özel yazım şekli ve renkler barındıran markalardır. Her ne kadar "..." ibaresinin "sağlıklı, zinde, formda, uygun" anlamlarına geldiği ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetilse dahi, dava konusu başvuru markasının standart bir yazı karakteri ile yazılmış “..." kelimesinden oluştuğu, herhangi bir şekil ibaresi içermediği, ... ibaresinin kesme işareti ile "..." kelimesinden ayrılarak ön plana çıkartıldığı değerlendirildiğinde; taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verecek şekilde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davalının başvuru markasında yeterli ayırt edicilik sağlanmadığı kabul edilerek, markaların tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının incelenmesi ile varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, " şeklinde karar verilerek dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.DİRENME GEREKÇESİ; Yukarıda geçen .....nci H.D.nin 17.12.2025 tarihli Bozma ilamında " Davacının itirazına mesnet markaları "..." esas unsurlu olup, davalı başvuru markası ise "..." tir. Davacı markalarının bir kısmı sadece ... ibaresinden oluşan kelime markası, bir kısmı ise şekil unsuru, ekler, özel yazım şekli ve renkler barındıran markalardır. Her ne kadar "..." ibaresinin "sağlıklı, zinde, formda, uygun" anlamlarına geldiği ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu gözetilse dahi, dava konusu başvuru markasının standart bir yazı karakteri ile yazılmış “..." kelimesinden oluştuğu, herhangi bir şekil ibaresi içermediği, ... ibaresinin kesme işareti ile "..." kelimesinden ayrılarak ön plana çıkartıldığı değerlendirildiğinde; taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verecek şekilde görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davalının başvuru markasında yeterli ayırt edicilik sağlanmadığı kabul edilerek, markaların tescilli olduğu mal ve hizmet sınıflarının incelenmesi ile varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş,. " şeklinde gerekçe belirtilmiş ise de ;Mahkememizin 17/10/2022 tarih ve .... sayı ile " Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda yer alan ... ibaresi markanın bütünlüğü kapsamında bakıldığında baskın bir ibare olarak yer almadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar /hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının " ... " ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"..." ibareli tescilli markalı mallarından /hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ... " ibareli başvuru markalı malı satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan davalı marka başvurusu nedeniyle " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı );Dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Yukarıda sayılan gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. " şeklinde gerekçe ile önceki aynen kararda direnilerek ;"Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Mahkememizin 17.10.2022 tarih ve ....sayılı önceki kararda AYNEN DİRENİLMESİNE, 2-Davanın REDDİNE,3--Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,4-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,5-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 Sayılı HMK'nın Geçici 3/2 madde yollaması ile, HUMK 427 vd.m. uyarınca, tebliğden itibaren 15 günlük yasal süre içinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/06/2026 Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır