Bankanın kefile karşı açtığı itirazın iptali davasında, kefilin imzası olmayan kredi borçlarından sorumlu tutulamayacağına dair mahkeme kararı.
Özet: Davacının asıl borçlunun ödenmeyen kredi borçları nedeniyle kefil davalı aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebi, hem ilk derece mahkemesi hem de bölge adliye mahkemesince reddedilmiştir; zira yargılama sonucunda, takibe konu edilen ve itiraz edilen borçların davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı kredi sözleşmelerinden kaynaklandığı, davalının kefaletinin bulunduğu önceki kredi sözleşmelerinden doğan borçların ise ödendiği tespit edilmiş olup, davacının icra takibinde belirttiği alacak sebebine bağlı kalarak sadece bu borçlardan sorumlu tutulabileceği ve kefilin sorumlu olmadığı borçlar için takibin sürdürülemeyeceği hükme bağlanmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1709 Esas, 2025/1187 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2021/734 E., 2023/176 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile ... A.Ş. arasında imzalanan 02.04.2013 tarihli çek kredisi, 02.04.2013 tarihli genel ticari kredi, 05.01.2015 tarihli şirket kredi kartı/kobi kart üyelik ve kredi sözleşmesi, 28.07.2015 tarihli genel kredi, 15.11.2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 17.02.2021 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden şirkete krediler kullandırıldığını, davalı ... 'in 02.04.2013 tarihli çek kredisi, 02.04.2013 tarihli genel ticari kredi, 28.07.2015 tarihli genel kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlunun kredi koşullarına uymaması ve borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlu ... hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak İstanbul 33. İcra Dairesinin 2021/26007 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, borçlunun itirazı nedeniyle takibin durduğunu, davalı ... 'in genel kredi sözleşmelerinden dolayı doğmuş ve doğacak borçlardan dolayı sorumluluğunun devam ettiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583 maddesi gereğince davalının imzasının bulunduğu tüm kredi sözleşmelerinde kefaletinin geçerli olduğunu, bu nedenle itirazında haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; asıl borçlunun konkordato sürecinde olduğunu ve kesin mühlete geçildiğini, asıl borçlu tarafından kredi sözleşmelerinin teminatı olarak banka lehine teminat ipotekleri verildiğini, davacı tarafça asıl borçlu aleyhine ... Satış İcra Müdürlüğünün 2021/1727 E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını, dava ve takibe konu edilen kefalet sözleşmelerinin asıl borç sona erdiğinden hükmünü yitirdiğini, önceki sözleşmelerden bir borç kalmadığı halde kefil olmadığı borçlar nedeniyle müvekkiline yönelik başlatılan icra takibi ve açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 33. İcra Dairesinin 2021/1727 E. sayılı dosyasında, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine, 02.04.2013 tarihli çek kredisi, 02.04.2013 tarihli genel ticari kredi, 28.07.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesine istinaden icra takibi başlatıldığı, davalının takibe konu kredi sözleşmelerini müteselsil kefil olarak imzaladığı, diğer kredi sözleşmelerinde davalının kefil olarak imzası bulunmadığı, başlattığı icra takibinde sadece davalının kefil olarak imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmelerine dayandığını, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile, davalının kefil olarak imzası bulunan 3 ayrı kredi sözleşmesine konu borcun ödenerek bu kredilerin kapatıldığı ve borcun davalının kefalet imzası bulunmayan sözleşmelerden doğduğunun tespit edildiği, davalının kefil olarak imzaladğı kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun ödenerek kapatılmış olması, diğer kredi sözleşmelerinde davalının imzasının bulunmaması, bu nedenle de bu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş mahkemece verilen 23.05.2023 ek karar ile arabulucu ücretinin davalıdan tahsili ibaresi davacıdan tahsiline olarak düzeltilmiş olup, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, açtığı itirazın iptali davasında icra takibinde gösterdiği -borcun sebebi-ile bağlı bulunduğu, borcun sebebinin kat ihtarında yazılı nakit alacaklar olduğu, nakit alacakların davalının kefalet imzası bulunmayan sözleşmelerden doğduğunun açıkça tespit edildiği, eski ve yeni sözleşmeler arasında açıkça bağlantı kurulmadığı, kat ihtarında yazılı iki kalem nakit alacakdan davalının sorumlu tutulamayacağı, takipte talep olunan alacağın kat ihtarında talep olunan nakit alacak ile sınırlı inceleme yapılması gerektiğinden davacı iddiası kapsamında tazmin edilen ve edilmeyen gayrinakit alacaklar için bir inceleme yapılmayacağı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava genel kredi sözleşmesi ve kat ihtarına dayalı dava dışı şirketin kredi borcundan kaynaklanan alacağın davalı müteselsil kefilden tahsilini teminen başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Davacı vekilinin ihtiyati haciz kararına ilişkin temyiz itirazlarına dair yapılan değerlendirmede Bölge Adliye Mahkemelerinin, geçici hukuki korumalara ilişkin kararları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 394. maddesinin beşinci fıkrasına göre kesin olup, aynı Kanun'un 362. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince temyiz edilemez. Bu durumda, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının değerlendirilmesi sonucunda yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati haciz kararına ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.