Marka başvurusunun karıştırılma ihtimali nedeniyle reddi üzerine açılan YİDK kararının iptali davasında müktesep hak iddialarının reddedilerek esastan ret hükmünün onanması.
Özet: Davacının yeni marka başvurusunun, davalının mevcut markalarıyla karıştırılma ihtimali ve emtia benzerliği nedeniyle kısmen reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptali istemiyle açılan davada, davacı taraf markalar arasında benzerlik olmadığını ve önceki tescillerinden doğan müktesep hakları bulunduğunu savunmuştur. Ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, tarafların işaretleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılma tehlikesinin mevcut olduğunu, temel unsurlardaki yüksek benzerliğin ayırt ediciliği ortadan kaldırdığını ve davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığını tespit ederek davanın reddine karar vermiş, temyiz incelemesinde ise bu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5367 E.  ,  2026/2277 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/862 Esas, 2025/983 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/205 E., 2023/38 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010 yılından itibaren muhtelif şekillerle ve farklı sınıflarda tescil ettirdiği "..." markası altında yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, bu kapsamda davaya konu 2020/154725 sayılı "... " ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve bir kısım emtianın başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, başvuru konusu edilen markanın, müvekkili adına 21. ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden 2010/830 28... /... sayılı markalar tahtında zaten korunduğunu, dolayısıyla müvekkili başvurusunun reddine ilişkin kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öte yandan taraf markalarının
görsel, işitel ve kavramsal açılardan benzemediğini, işaretlerin ayırt edici ve baskın özellikleri incelendiğinde birbirlerinden tamamen farklı olduğunun görülebileceğini, işaretlerde kullanılan yazı karakteriyle renklerin de farklı olduğunu, müvekkili başvurusunun bütünsel açıdan ele alınması gerektiğini, kaldı ki başvuru konusu markanın müvekkilince 2010 yılından beri tescilli olarak kullanıldığını, müvekkilinin bu markalarının, davalının kısmi redde mesnet alınan markalarından çok önceki tarihlerde tescile bağlandığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacının önceki tarihli markalarının, dava konusu başvurudan farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2020/154725 sayılı davacı markası ile davalı şirket markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm mal ve hizmetler yönünden emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının markasının kısmen reddedildiği mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesi hususunda bir genelleme yapmanın mümkün olmadığı, markalar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin doğduğu, davacının önceki tarihlerde tescilli markalarından kaynaklanan ve korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... " ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan "..." ve "..." ibarelerinin yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik içerdiği, markalarda yer alan diğer unsurların da ayırt ediciliği sağlamaya elverişli olmadığı, davacı adına tescilli 2010/83028 sayılı markanın asli unsurunun, dava konusu markadan farklı bulunduğu, 2015/101405 sayılı markanın ise başvurudan çıkarılan mal ve hizmetleri kapsamadığı gibi başvuru tarihi dikkate alındığında, süre yönünden de müktesep hak sağlamayacağı, dolayısıyla davacının müktesep hakka ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.