Vakıf mütevelli heyeti üyeliğinden baskı, tehdit ve şantajla istifa ettirilme iddiasıyla açılan üyeliğin iptali ve iadesi davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bu dava, davacının, davalının baskı, tehdit ve şantajları sonucunda bir vakfın mütevelli heyeti üyeliğinden istifa etmek ve üyeliğini davalıya devretmek zorunda kaldığı iddiasıyla, söz konusu istifa işleminin iptali ve üyeliğinin iadesi talebiyle açılmıştır; ilk derece mahkemesinin davayı kabul ederek istifa işlemini iptal etmesine rağmen, bölge adliye mahkemesi kararı usul eksiklikleri nedeniyle bozmuş ve dosyayı yeniden yargılama için göndermiş olup, bu süreçte vakfa kayyım atanması ve vekaletname geçerliliği gibi temsil sorunları da gündeme gelmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3503 E., 2024/630 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/274 E., 2022/24 K.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı ... vekili davalı ... aleyhine açtığı dava dilekçesinde; davacının ... Vakfı'nın mütevelli heyeti üyesi olduğunu, davalı ...'un baskı, tehdit, şantaj ve zorlamaları sonucunda ... Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve ... sayılı ihtarnamesi ile vakıf mütevelli heyeti üyeliğinden ayrıldığını, üyelik görevini davalıya bıraktığını, davalının o dönem "paralel yapı" olarak bilinen oluşuma yakın olduğunu söylerek müvekkilini tehdit ettiğini belirterek, davalının baskı, tehdit ve şantajları sonucu müvekkilinden elde ettiği vakfın mütevelli heyeti üyeliğinin iptalini ve davalıya devredilen ... Mütevelli heyeti üyeliğinin iadesini talep etmiştir. 2. Asıl dava dosyasında davacının üyelikten ayrılmasının iptali ile üyeliğe iadesi talep edilen Vakıf aleyhine dava açılmak üzere süre verilmesi üzerine, davacı vekilince asıl dosyadaki ileri sürülen iddialar ve talep doğrultusunda Vakıf aleyhine dava açmıştır.3. Yargılama sırasında aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'un, davacı ...'ın .... Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve ... sayılı senedi ile istifası sonrası vakıf mütevelli heyeti üyesi olduğunu, davacının 3 yıl geçtikten sonra davayı açmasının kötü niyetli olduğunun belirtisi olduğunu, davacının davasını hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının iddialarının ... Genel Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, davacının yurt dışında yaşadığını, davacının yurt dışına çıkma sebebinin Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/117811 Soruşturma sayılı dosya olduğunu ve müvekkilinin adının hiçbir zaman yer almadığı örgütün adı ile birlikte anılarak iftira atılmaya çalışıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Vakıf vekili Avukat ...beyan dilekçesinde; Vakfa kayyım atandığını, kayyım ...'ın daha önce Vakıf vekilliğini yapan Avukat ... 'ı vekillikten azlettiğinden dosyaya sunulan vekaletnamenin geçerli olmadığını ve Vakıf yetkilisi tarafından verilmeyen vekaletname ve azilnamenin geçerli olmadığını savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2018 tarihli ve 2015/13 Esas, 2018/262 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne ve davacının .... Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı evrakına konu edilen "... Vakfı Mütevelli Heyeti Üyeliğinden İstifa ve Bu Hakkını Davalıya Devir" işleminin iptaline karar verilmiştir.2. Taraf vekillerinin yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve 2018/1878 Esas, 2020/1091 Karar sayılı ilamı ile davacının isteminin, davalının üyeliğinin iptali ve kendi üyeliğinin tesisi hakkında karar verilmesi olduğu, Mahkemenin davacı talebi hakkında hüküm oluşturmamasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2. maddesine aykırı olup, Noter senedi iptali dava konusu olmamasına rağmen; noter evrakına konu bir kısım işlemin iptali yönünde hüküm kurulmasının da 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesine aykırı olduğu gerekçeleri ile taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.3. Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde verilen 13.01.2022 tarihli ve 2020/274 Esas, 2022/24 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı üzerine yeniden başlanılan yargılamada verilen süre üzerine vakfa karşı İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı ve birleştirme kararı verildiği, devamında asıl dosya davalısı Avukat ... birleşen davalı Vakıf adına vekaletname sunduğu, ne var ki vekaletin eski temsilciler tarafından verilmiş olduğu, İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 Esas sayılı dosyasında ..., ...'ın kayyım olarak atandığı ve Avukat ...'nu.... Noterliğinin 20.01.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı belgesiyle azlettiği, bu haliyle birleşen dosya davalısı Vakıf'ın tek vekilinin kayyım tarafından vekil tayin edilen ve ismi karar başlığında yazan vekil olduğu, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/13 Esas sayılı dosyası üzerinden, davacının eşi ...'nun açtığı benzer davanın reddedildiği, kararın henüz kesinleşmediği, o davaya konu devir senedinin eldeki davaya konu devir senedinden bir önceki yevmiyeye sahip olduğu, benzer nitelik taşısa da o davada verilen kararın eldeki dava yönünden bağlayıcı olmadığı, devir senedinin hükümsüzlüğüne dair ilk kararda yapılan izahat geçerliliğini koruduğundan Bölge Adliye Mahkemesi ilamında belirtildiği şekilde davalının üyeliğinin iptaline ve davacının üyeliğinin iadesine karar verilmesi gerektiği fakat İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/308 Esasında asıl davalının üyeliğinin iptal edildiği ve kararın 27.11.2018 tarihinde kesinleştiği, bu haliyle ilk istemin konusuz kaldığı gerekçesi ile asıl davalının ... mütevelli heyeti üyeliğinin iptaline ilişkin istemle ilgili esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ancak davanın açıldığı esnada davacının haklı olduğunun tespitine, davacıya ait olan ancak Beşiktaş 25. Noterliğinin 17.04.2012 tarihli ve 12527 sayılı belgesi ile asıl davalıya devredilen ... mütevelli heyeti üyeliğinin davacıya iadesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/960 Esas, 2022/1118 Karar sayılı kararı ile ... Genel Müdürlüğü tarafından 23.06.2016 tarihinde açılan davalı Vakfın yöneticilerin görevden alınmaları ve kayyım atanması davasında; İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/267 Esas sayılı dosyası üzerinden 06.12.2016 tarihli karar ile "Davacı tarafın tedbir talebinin kabulü ile 5737 sayılı ... Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10. maddesi ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) Ek-1l. maddesi değişik 2. fıkrası uyarınca davalı Vakfa kayyım atanmasına ve kayyım olarak Avukat ...'ın seçilmesine karar verildiği, itiraz üzerine ise 17.03.2017 tarihli karar ile itirazın reddedildiği, kayyım atama kararına karşı istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/793 Esas, 2017/987 Karar sayılı ilamı ile reddedildiği, kayyım atanan ...'ın vakıf adına vekil olarak hareket eden (vekalet verilen) Avukat ... ..., Avukat ..., Avukat ..., Avukat ...ve Avukat ...'e hitaben .... Noterliğinin 20.01.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı muhataplarına tebliğ edilen ihtar ve azilnamesi ile vakıf vekilliğinden azlettiğini, vakıf yöneticilerinin dava sonuçlanıncaya kadar görevden alınmaları ve kayyım atanmasına dair 5737 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında Mahkemece verilen kararın kaldırıldığına dair herhangi bir kararın dosyaya da yansımadığı, görevine devam eden kayyım ... tarafından ise vekaletneme ile Avukat ...'ya vekalet verildiği anlaşılmakla, azledilen ve Vakfa kayyım atanması sebebi ile vakıf yöneticisi, dolayısı ile vakfı temsile yetkisi olmayan kişilerce verilen vekaletnamelerin geçerli olmadığı gerekçesi ile vakıf mütevelli heyeti üyesi sıfatı bulunmayan ...'nun ve kendisinin verdiği vekalete dayalı olarak vekilinin sunduğu istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 352. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.03.2023 tarihli ve 2022/4287 Esas, 2023/1176 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun doğrudan adı geçen davalı adına yapılmış olmasına rağmen, hatalı değerlendirme sonucu istinaf başvurusunun davalı Vakıf adına yapıldığı ve ... 'un vakfı temsil yetkisi olmadığı ve verdiği vekaletnamenin geçerli olmadığı gerekçesi ile istinaf istemi esastan incelenmeksizin istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş olup, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu esastan değerlendirilerek bir karar verilmesi için Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2019 tarihli ve 2018/1466 Esas, 2019/140 Karar sayılı kararı ile, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 37/1. maddesinde "Taraflardan biri, diğerini veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir." şeklinde düzenlendiği, 6098 sayılı Kanun'un 37. maddesine göre, bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. 6098 sayılı Kanun'un 38. maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için, tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabileceği, hemen belirtmek gerekir ki, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Korkunun kalktığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme karşı tarafa yöneltilecek tek taraflı sarih ve zımni bir irade açıklaması ile feshedilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabileceği (6098 sayılı Kanun 39. madde), somut olayda davacının iradesi tehdit (ikrah) yoluyla fesada uğratıldığı tanık beyanları ve dosya kapsamıyla sabit olup davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl ve birleşen dosyada taraflar arasındaki uyuşmazlık, vakıf mütevelli heyeti üyeliğinin devri işleminin iptali ve üyeliğin iadesi istemine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, davacı ...'ın mütevelli heyet üyeliğine iadesi kararı yönünden temyiz edenin sıfatına göre, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.