Hizmet Tespiti Davasında, Davacının Sigortasız Çalışma İddiasıyla Açtığı Davanın Bölge Adliye Mahkemesince Reddi Kararının Yargıtayca Onanması.
Özet: Davacı tarafından belirli tarihler arasındaki sigortasız çalışmasının tespiti talebiyle açılan hizmet tespiti davasında, ilk derece mahkemesi davacının kısmen haklı olduğuna hükmederek bildirilmemiş çalışma günlerini tespit etmiş; ancak davalı ve feri müdahilin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece kararını kaldırarak davayı reddetmiştir. Davacının bu red kararına karşı yaptığı temyiz başvurusu Yargıtay tarafından değerlendirilerek, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek onanmış, böylece davacının sigortasız hizmet tespiti talebi kesin olarak reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/185 E., 2025/2235 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka 3. İş MahkemesiSAYISI : 2020/3 E., 2022/984 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı dava dilekçesinde; 10.06.2005 - 31.05.2015 tarihleri arasında hizmet akdi ile davalı kulüp bünyesinde Kuruma bildirilmeyen 3390 gün çalıştığının, çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin tespiti ile Kurum kayıtlarının düzeltilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının müvekkiline ait dernekte 04.01.2014 - 24.09.2014 tarihleri arasında çalıştığını, bu çalışmasının Kuruma bildirildiğini, davacının, müvekkiline ait dernekte Kuruma bildirilmeyen herhangi bir çalışmasının bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Fer'i müdahil ... Başkanlığı vekili, müvekkili Kuruma ait resmi kayıtların aksinin kesin delillerle ve herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile .. T.C no.lu davacı ...'in davalıya ait .. sicil no.lu işyerinde tam süreli kesintisiz- antrenör olarak (bildirimi yapılan 04.01.2014-24.09.2014 tarihleri dışında) 10.06.2005-31.12.2005 tarihleri arasında 201 gün, günlük 16,29 TL kazançla, 01.01.2006 - 31.12.2006 tarihleri arasında 360 gün, günlük 17,70 TL kazançla, 01.01.2007-30.06.2007 tarihleri arasında 180 gün, günlük 18,75 TL kazançla, 01.07.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 180 gün, günlük 19,50 TL kazançla, 01.01.2008-30.06.2008 tarihleri arasında 180 gün, günlük 20,28 TL kazançla, 01.07.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 180 gün, günlük 21,29 TL kazançla, 01.01.2009 30.06.2009 tarihleri arasında 180 gün, günlük 22,20 TL kazançla, 01.07.2009-31.12.2009 tarihleri arasında 180 gün, günlük 23,10 TL kazançla, 01.01.2010 - 30.06.2010 tarihleri arasında 180 gün, günlük 24,30 TL kazançla, 01.07.2010 - 31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, günlük 25,35 TL kazançla, 01.01.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 180 gün, günlük 26,55 TL kazançla, 01.07.2011-31.12.2011 tarihleri arasında 180 gün, günlük 27,90 TL kazançla, 01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 180 gün, günlük 29,55 TL kazançla, 01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 180 gün, günlük 31,35 TL kazançla, 01.01.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 180 gün, günlük 32,62 TL kazançla, 01.07.2013-31.12.2013 tarihleri arasında 180 gün, günlük 34,05 TL kazançla, 01.01.2014-04.01.2014 tarihleri arasında 3 gün, günlük 35,07 TL kazançla, olmak üzere toplam 3084 günlük çalışmasının feri müdahil kuruma bildirilmediğinin tespitine, karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve feri müdahilin istinaf başvurusunun kabulü ile Karşıyaka 3. İş Mahkemesinden verilen 29.11.2022 tarih, 2020/3 Esas ve 2022/984 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, davacının davasının reddine, verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı temyiz dilekçesinde:a.Çalışmanın blok çalışma olduğunu ve hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini,b.Kuruma bildirilmeyen sürelerin tespitinin yapıldığını, kısmi çalışmaların bildirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 10.06.2005-31.05.2015 tarihleri arasındaki hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla 22.04.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında davalıya ait spor faaliyeti ile uğraşan dernekte, antrenör olarak Türkiye Futbol Federasyonunca onaylanan sözleşmeler kapsamında 10.06.2005-31.05.2015 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 04.01.2014 tarihi ile 24.09.2014 tarihleri arası hizmeti Kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 04.01.2014 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 04.01.2014-29.04.2014 tarihleri arası davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair kararın istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince blok çalışmada kayıt öncesinin 2020 tarihine göre hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. 3. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 04.01.2014 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. 4. Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya Kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. 5. Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda Kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 10.06.2005 tarihi ile sonrası kayda giren 04.01.2014 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.6. Diğer taraftan İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır. 7. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar ... olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); "Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir" diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. ... ... Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd). 8. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79. maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 9. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13. Maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13. maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir. 10. Uyuşmazlığın çözümü için 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş Ve Görevleri Hakkında Kanun ile ilgili mevzuatın bilinmesi ve düzenlenen futbolcu sözleşmesinin bu kapsamda Yönetmelikte belirtilen resmi belgelerden olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. 11. Özerk ve özel hukuk hükümlerine tabi ancak kamu gücünü kullanan Futbol Federasyonunun kanuna göre amacı “her türlü futbol faaliyetlerini milli ve milletlerarası kurallara göre yürütmek, teşkilatlandırmak, geliştirmek ve Türkiye’yi futbol konusunda yurt içinde ve yurt dışında temsil etmek” olarak belirtilmiştir. Futbolcu ile spor kulübü arasındaki sözleşmenin unsurları ve kapsamı Türkiye Futbol Federasyonu tarafından düzenlenmiş olan Talimatlar çerçevesinde belirlenmektedir. Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbolcuların Statüsü Ve Transferleri Talimatı gereği futbolcu sözleşmeleri noterden düzenlenmeli ve federasyona onaylattırılmalıdır. 12. Belirtmek gerekir ki kamu kurumu tarafından tutulan ve çalışma olgusunu kanıtlayan belgeler de, Kuruma intikal eden belgeler kadar nitelikli ve esas alınması gereken belgelerdendir. En azından madde de belirtildiği gibi Kurumca bu belgeler esas alınarak çalıştığı rahatlıkla saptanabilir. Kurumun bu saptamayı yapmaması maddedeki takdir hakkını keyfi kullanması anlamına gelecektir. 13. Dosya içeriğine göre Türkiye Futbol Federasyonu kayıtlarına ve onaylı sözleşmelere göre davacı, 19.07.2007-31.05.2008, 01.08.2008-31.05.2009, 26.08. 2009-31.12.2009, 01.08.2010-31.05.2011, 03.09.2012-31.05.2012, 29.08.2013-31.05.20 14... .08.2014-31.05.2018 aralarında sezon boyunca çalışmış, sezon bitimi iş sözleşmesi askıya alınmıştır. Sözleşmeler birer yıllıktır. Davacı sigortalının noterden ve federasyondan onaylı antrenör sözleşmesi ile davalı spor kulübünde çalıştığı sabittir. Davacının 04.01.2014 tarihinde Kuruma işe giriş bildirgesi bildirimi yapılması nedeni ile hizmetinin kabul edilip, noter onaylı ve federasyona bildirilen sözleşmelerle çalıştığı sabit olmasına rağmen önceki dönemin hak düşürücü süre nedeni ile reddi sözleşmelerin kamu kurumuna bildirilen belge niteliğinde olması karşısında isabetli olmamıştır. Anılan hükümler kapsamında davacı ile yasal kapsamda sözleşme imzalanmıştır. Kamu kurumu niteliği, Anayasa’nın 135. Maddesi uyarınca verilen Federasyon onaylı sözleşme bulunmaktadır. Davacı hakkında düzenlenen bu sözleşmenin işverenden sadır olduğu açıktır. Federasyon tarafından onaylandığına göre resmi belge saymak gerekir. Kurumca çok rahatlıkla çalıştığı saptanabilecektir. Sigortalı lehine yorum da bunu gerektirmektedir. 15. Kaldı ki ortada blok çalışma vardır. Blok çalışma belgeye da dayanıp bölünemeyeceğine göre hak düşürücü süreden sözedilemeyecektir. Davacının 19.07.2007 tarihi ile sonrası kayda giren 04.01.2014 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Kaldı ki son sözleşmeye göre davacı en son 31.05.2015 tarihinde çalışmıştır. Bu tarihe göre dava 2020 yılında açıldığına hak düşürücü süre de geçmemiştir. Kararın bozulması gerekir.