Konya BAM 3. Hukuk Dairesinin, ölüm ve cismani zarar tazminatı davasında verilen ihtiyati haciz kararına davalılarca yapılan istinaf itirazının değerlendirilmesi kararı.
Özet: Ölüm ve cismani zarar nedeniyle açılan tazminat davasında, davacının alacağının güvence altına alınması amacıyla talep ettiği ve ilk derece mahkemesince kaza raporları ile ceza soruşturmasına dayanarak 2.000.300 TL için kabul edilen ihtiyati haciz kararına itiraz eden davalılar, kararın hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, kendi kusurlarının olmadığını, alacağın likit olmadığını, haczin orantısız olduğunu, asıl kusurun trafik kurallarını ihlal eden motosiklet sürücüsünde ve kask takmayan mağdurda bulunduğunu, zararın sigorta teminatında olduğunu ve mal kaçırma risklerinin bulunmadığını ileri sürerek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmişlerdir; dosya istinaf mahkemesince değerlendirilmektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 17/09/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİARA KARAR TARİHİ: 21/04/2026 NUMARASI : ... EsasDAVACI : ...... VEKİLİ : Av...DAVALILAR : 1- ...... 2- ...... VEKİLİ : Av...DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ : 17/09/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 17/09/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili 30.03.2026 tarihli dilekçesinde özetle; dava ve tüm yargılama safahatları da göz önünde bulundurulduğunda müvekkilinin dava konusu alacaklarını geç elde etme ya da davalıların, alacağın ifasını yaptıkları girişimlerle sonuçsuz bırakma ihtimalinin bulunduğunu, telafisi güç sonuçların ortaya çıkma ihtimaline binaen müvekkilinin mağduriyetinin artacağını beyan ederek davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri ile banka ve üçüncü şahıslarda bulunan hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz uygulanmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 30/03/2026 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması/kovuşturması, ceza soruşturması aşamasında alınan kusur raporu da nazara alındığında ihtiyati haciz için aranan "yaklaşık ispat" şartının gerçekleştiği anlaşılmakla talebinin kabulüne karar verilerek mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü açısından aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. 1-DAVACININ TALEBİNİN KABULÜ İLE; İİK nun 257 ve devamı maddeleri gereğince, alacaklının ileride ihtiyati hacizde haksız çıkması halinde karşı taraf olan borçlular ile üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydıyla, gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının, 2.000.300,00TL TUTARINDAKİ ALACAĞA YETECEK KADAR KISIMLARININ İHTİYATEN HACZİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. Davalılar vekili mürafaa duruşmasında "Davalılar vekilinden soruldu: İhtiyati haciz kararına itirazlarımızı içerir 15/04/2026 tarihli dilekçemizi tekrar ederiz, eldeki somut olayda ihtiyati haczin şartları oluşmamıştır, yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir, kazanın meydana gelmesinde kabul anlamına gelmemek kaydıyla ceza dosyasında alınan rapor esas alınsa bile müvekkile izafe edilen kusur alt düzeyde tali kusurdur, bu sebeple müvekkilin tüm malları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesi orantılı olmadığı gibi sebebi tarafımızca da anlaşılamamıştır, alacak likit değildir, ihtiyati haczi haklı gösterebilecek yan deliller yoktur, bu hususların yanı sıra müvekkilin kazanın meydana gelmesinde kusuru olduğuna dair gerek bu dosya içerisinde gerek ceza kovuşturması dosyasında alınan hiçbir raporu kabul etmiyoruz, ceza dosyasında müvekkil kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını düşündüğü için kendisine vekil tayin etmemiş bu nedenle müvekkilin lehine olan hiçbir delil toplanmamıştır, buna rağmen kabul anlamına gelmemek kaydıyla ceza dosyasında müvekkile alt sınırdan tali kusur verilmiştir, karara karşı kanun yoluna müracaat edildi, dosya istinaf incelemesindedir, müvekkil lehine kaldırılacağını düşünüyoruz, kazanın meydana geldiği kavşakta trafik ışıkları bulunmaktadır, kazaya sebebiyet veren motosiklet sürücüsü kendi istikametine doğru yaklaşık kazanın olduğu mahale 50 metre mesafede olmasına ve kendisine kırmızı ışık yanmasına, kendisi ile aynı istikamette seyir eden araçlar kırmızı ışıkta durmasına rağmen ışıkta bekleyen aracın sağından geçerek yaklaşık 130km hız ile yeşil ışıkta geçen müvekkilin aracına çarpmıştır, müvekkilde motosikletin geldiği istikametteki araçların kırmızı ışıkta durmasına kani olduktan ve bekledikten sonra ve kendisine yeşil ışık yanınca harekete geçmiştir, kazanın meydana gelmesindeki tek kusur motosiklet sürücüsünündür, yine müteveffanın ve davacının kask ve koruyucu ekipmanları bulunmamaktadır, bilimsel çalışmalar kask ve koruyucu ekipmanların takılması halinde zararın %89 oranında meydana gelmeyeceğini kanıtlar mahiyettedir, dolayısıyla davacıda meydana gelen zararın tek sorumlusu ve kusurlusu kendisidir, bu hususların yanı sıra maddi zararlar Güvence Hesabı ve ZMM sigortasının poliçesi ile teminat altına alınmıştır, yine müvekkilin mal kaçırma yada adres değiştirme gibi kaçtığını gösterir herhangi bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir, açılanan nedenlerle yasal şartlar oluşmayan haksız ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ederiz dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEME ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; " Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması/kovuşturması, ceza soruşturması aşamasında alınan kusur raporu da nazara alındığında ihtiyati haciz için aranan "yaklaşık ispat" şartının gerçekleştiği, dava dayanağının haksız fiil olduğu ve haksız fiil tarihi itibariyle muhtemel alacağın muaccel hale geldiği anlaşılmakla bu yönde yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. (b) Aşkın Haciz İddiası Açısından Yapılan Değerlendirmede: Her ne kadar davalının tüm malvarlığına ihtiyati haciz konulduğu, bu durumun orantısız ve ölçüsüz olduğu ifade edilmiş ise de Mahkememizin 30/03/2026 tarihli kararının (1) nolu madde başlığında açıkça talep edilen alacak miktarına yetecek kadar kısımlar yönüyle ihtiyati haciz kararı verildiği, alacak tutarını aşar mahiyette keşidecinin tüm malvarlığına haciz konulmuş ise talep edenin aşkın haciz iddiasına yönelik değerlendirme yapma yetki ve görevinin de 2004 Sayılı Kanunun 85/1 ve 16/1 maddesi gereğince icra mahkemelerinde olduğu değerlendirilmekle bu yönde yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. 1-Mahkememizin 30/03/2026 tarihli ihtiyati haciz ara kararına yapılan İTİRAZIN REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusuru olduğuna dair alınan hiçbir raporu kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesindeki tek kusurun motosiklet sürücüsünde olduğunu, maddi zararların Güvence Hesabı ve ZMM sigortasının poliçesi ile teminat altına alındığını, dosyaya müvekkilin mal kaçırma yada adres değiştirme gibi kaçtığını gösterir herhangi bir delil ibraz edilmediğini, mahkemenin yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiği yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, alacağın likit olmadığını ayrıca teminat altına alındığını beyan ederek mahkemece verilen ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Geçici hukuki koruma kurumu olan ihtiyati haciz İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İİK'nun 257. maddesinde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir. 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında maucceliyet kesbeder. İİK'nun 259. maddesinde de teminat hususu düzenlenmiştir. Madde de “İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 87. maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata luzum olup olmadığını takdir eder.Bu açıklamalara göre ihtiyati haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması”dır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından dava konusu yapılan maddi ve manevi tazminat alacağını teminen ihtiyati haciz talep edilmiş mahkemece talebin kabulüne karar verilmiştirZarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır.Dosyada delil olarak dayanılan soruşturma dosyası içeriğinden,trafik kaza tespit tutanağından ve doktor raporuna göre davacının maddi ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil tarihi itibarıyla davacının tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir.Yasal mevzuat uyarınca davacının maddi veya manevi zararları yönünden ihtiyati haciz kararı verilebileceği yönünden bir ayrım yoktur.Bu halde davacı gerek maddi gerekse manevi zararlarına karşılık ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.Alacağın kesin olarak kanıtlanması gerekmez. Davacının alacağı rehinle de temin edilmediğine göre ihtiyaten haczine karar verilmesi doğrudur(Nitekim Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2016/18144 E,2017/11201 K;aynı daire 2016/9800 E,2017/8052 K,2014/22955 esas 2017/3970 karar sayılı ilamları) ( Aynı mahiyette Yargıtay 4. HD nin T.C. 2014/1150 esas 2014/1621 karar sayılı ,2014/9434 esas 2014/13476 karar sayılı ilamları) Öte yandan davacının adli yardım başvurusunda bulunduğu, Mahkemesince bu başvurunun kabul edildiği, ve davacı lehine adli yardım kararı verildiği anlaşılmaktadır. HMK 392 maddesi gereğince de adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmediğinden, davacının hak arama özgürlüğünün engellenmemesi anlamında teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesinin gerektiği, anlaşılmakla TEMİNATSIZ İHTİYATİ HACİZ KARARI YERİNDEDİRSomut olayda, verilen ihtiyati hacizle ilgili kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,hacizlerin borca yetecek miktarla sınırlandırıldığı,her ne kadar haczin tüm malvarlığına konularak mağduriyet oluştuğu beyan edilmiş ise de ihtiyati haciz kararının alacak miktarı ile sınırlı olarak verilmiş olup icra memurlarınca yapılan taşkın haciz hususlarının icra hukuk mahkemesi nezdinde her zaman taşkın haciz şikayetine konu edilebileceği gözetilerek istinaf talebinin reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davalılar üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-(f) gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/09/2026 ...Başkan...e-imzalı ...Üye...e-imzalı ...Üye...e-imzalı ...Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.