Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, YIDKnın "kıan" marka başvurusunun kısmi reddi kararının iptali ve tam tescili talebiyle açılan benzerlik ve karıştırılma ihtimali içerikli marka davasını inceliyor.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının "KIAN" ibareli marka başvurusunun, davalıların benzer markalarına dayanarak kısmen reddedilmesi üzerine, alan adı önceliği ve karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıran görsel, sesçil ve kavramsal farklılıklar olduğu iddialarıyla Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali ve markasının tam tescilini talep etmesini konu alırken; davalılar ise, kendi köklü ve tanınmış markalarıyla davacının markası arasında belirli mal ve hizmet sınıflarında karıştırılma, hatta kötü niyetli iltibas ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek mevcut ret kararının hukuka uygun olduğunu ve davanın reddini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/239 Esas - 2025/454

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/239
Karar No : 2025/454
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 20/05/2024
Karar Tarihi : 06/11/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 06/11/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ....Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin ... başvuru numarası ile yapılan "kıan " ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından .... ibareli markasına dayanarak itiraz edildiğini, itiraz üzerine marka başvurusunun kısmen reddedildiğini, müvekkilinin alan adının yaratılma tarihinin 18 Mart 2021 olduğunu, müvekkiline ait detaylı bilgiye ....den ulaşılmasının mümkün olduğunu, müvekkilinin adına davalı firmanın dayanak aldığı marka başvurusuna karşı gerçek hak sahipliği ve önceye dayalı alan adının varlığı ve diğer sebeplerle itiraz edildiğini, müvekkiline ait marka başvurusunun.... ̧ibareli marka karşısında benzer görülerek kısmen reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun kısmen reddi karara karşı gerçekleştirdikleri yeniden İnceleme ve değerlendirme başvurularının ...." ibareli markanın ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları kanaatine varıldığını, Yargıtay’ın kararlarında tek harften oluşan farklılığa rağmen bile, her iki marka arasındaki görsel, sesçil ve kavramsal farklılıkların bütünsel izlenime yönelik etkilerin farklı bir genel intiba bıraktığına dikkat çekilerek markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığına işaret edildiğini ifade ederek, ....kod numaralı başvuru numarası ile yapılan .... " ibareli marka başvurusunun tüm sınıf kodları kapsamında tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davalının başvuru konusu markaya mesnet olan marka incelendiğinde taraf markaları kısmen kabule konu/tescil kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler bakımından karıştırılma düzeyinden bir benzerlik olduğunu, ....sayılı .... markanın aynı malları/hizmetleri kapsadığı ve bütün olarak bıraktıkları izlenim dikkate alındığında karıştırılma ihtimali ortaya çıktığını, taraf markaların sınıfları 07, 35, 37, malları bakımından karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin ortaya çıkabilecek derecede benzer olduğunu, bu durumlar da taraf markaları karşısında kalan tüketici kesiminin benzer nitelikteki mal ve hizmetler bakımından markaların birbirinin serisi olduğunu düşünmesine ve taraf markaları birbiri ile karıştırmasına sebebiyet verebileceğini, bu nedenle taraf markaların kısmen kabule konu mal ve hizmetler bakımından da birebir aynı ya da aynı türde olması taraf markaların karıştırılma ihtimalini daha da artırmakta olduğunu verilmiş karar açık bir şekilde hukuka uygun olduğunu, ilgili tüketicilerin başvuru konusu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden ayrı/farklı markalar olarak algılamayacaklarını, Bu nedenlerle markalar arasında 6769 sayılı SMK 6/1 anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali söz konusu olduğunu, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından alınan dava konusu kararın usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davacının 01.11.2022 tarihinde ....” ve türevi marka tescilleri mesnet gösterilerek itiraza konu markanın müvekkili şirkete ait tanınmış “....” ve türevi markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olmasından dolayı müvekkilinin markalarının tescilli olduğu ve aktif olarak kullanıldığı mal ve hizmetlerle aynı ve benzer 07, 35 ve 37. sınıflardaki mal ve hizmetler için müvekkili markaları ile iltibas yaratmak saikiyle kötü niyetli olarak gerçekleştirilmiş olması sebepleriyle başvurunun tescili talep edilen tüm mal ve hizmetler için reddine karar verilmesi için Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) m. 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6 ve 6/9 uyarınca itiraz edildiğini, davacının söz konusu Markalar Dairesi Başkanlığı’nın kararına karşı marka yayıma itirazın yeniden incelenmesi talebi ile Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na (.... sayılı karar ile reddedildiğini, 2006 yılında kurulan ....Avrupa’nın en büyük Toyota Industries’den sonra dünyanın ise ikinci en büyük başta forkliftler olmak üzere endüstriyel kamyon üreticisi olduğunu, 1.8 milyondan fazla forklift ve depo ekipmanı ve 8.000'in üzerinde kurulu sistemi ile altı kıtada pek çok sektörde faaliyet gösteren müşterileri bulunduğunu, depo otomasyonu alanında da lider olduğunu, .... markasının müvekkili tarafından özgün bir şekilde yaratılarak piyasaya arz edildiğini, aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olarak da 2006 yılından beri kullanıldığını, .... alan adının ise 19.05.2006 tarihinden beri tescilli olduğunu, özgün kullanım sonucunda ayırt edici nitelik kazanmış “.....” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahipliği hususu da dikkate alınarak verilen ....nın huzurdaki davaya konu kısmi ret kararının isabetli olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliği itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ....” ve türevi markaları altında 07.sınıfta yer alan kaldırma, taşıma ve iletme makineleri olmak üzere, 35.sınıfta yer alan yönetim hizmetleri ve 37.sınıfta yer alan tamir hizmetlerinin satışını çatısı altında barındırdığı, dayanak markanın Paris sözleşmesi kapsamında ve 6/5 maddesi kapsamında tanınmış olduğu, başvurunun kötüniyetli olduğu iddiaları ile başvuruya itiraz edildiği, itirazları inceleyen .... tarihli kararında; Md. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda markaların, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer oldukları, aynı/aynı tür/benzer malları/hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiş ve SINIF KODU : 07 Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar.İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri: asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. SINIF KODU : 35 İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. SINIF KODU : 37 İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri”nin çıkartılmasına, tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler yönünden devamına karar verildiği, karara davacı başvuru sahibi tarafından alan adı yaratılma tarihi 18 Mart 2021 olduğu, alan adı varlığı gereğince müktesep hakkın görmezden gelindiği, müktesep hak ve gerçek hak sahipliği iddiaları yönünden inceleme yapılmadığı, ret kararının hatalı olduğu, gerekçeleri ile itirazda bulunduğu ve tüm mallar yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep ettiği, bu itirazın da ..... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacının başvurusundan çıkartılan 07. Sınıf “Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar.İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri: asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmaları” ile dayanak markada yer alan 07. sınıftaki “Kaldırma aparatları; yükseltme aparatları; vinçler [kaldırma ve kaldırma aparatları]; konveyörler [makineler]; konveyör bantları; makaralı konveyörler; yükleyiciler [konveyörler]; yükleme rampaları; kule vinçler; yük asansörleri; yük kaldırma makineleri; malzeme taşıma robotları; malzeme yükleme için otomatik makineler; asansörler için mekanik kontrol cihazları; istifleme makineleri; makine ve motorlar için tahrikler; konveyörler için tahrikler; vinçler; makine veya motorlar için kontrol mekanizmaları; regülatörler [makine parçaları]; motorlar için pnömatik kontroller; motorlar için hidrolik kontroller; makineler için pnömatik kontroller; makineler için hidrolik kontroller; makineler için şanzımanlar; pompalar [makine veya motor parçaları]; vanalar [pompa parçaları]; motorlar için filtreler; makineler için filtreler; makineler için kompresörler; yataklar [makine parçaları]; makineler için yatak braketleri; robotlar [makineler]; endüstriyel amaçlı robotik kollar; paketleme makineleri” mallarının aynı tür mallar olduğu, aynı ve benzer dağıtım kanallarına sahip olup yine benzer ihtiyaçları giderdiği;
Başvurudan çıkartılan 35. Sınıftaki “İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.”nin dayanak markadaki 35. Sınıfta bulunan “Araçlar, forkliftler, araç parçaları, motorlu taşıt aksesuarları, yazılımlar, motorlu taşıt yağları, taşıma ekipmanları, taşıma ve depolama konteynerleri ve rafları ile ilgili toptan ve perakende hizmetler; mal ve hizmet alıcıları ve satıcıları için çevrimiçi pazar yeri sağlanması; profesyonel iş danışmanlığı; iş stratejileriyle ilgili danışmanlık hizmetleri; iş organizasyonu tavsiyeleri; iş süreci yönetimi ve ilgili danışmanlık; iş verisi analizi hizmetleri; maliyet-fayda analizi; istatistiksel analiz ve raporlama” hizmetleri ile aynı tür, benzer hizmetler olduğu;
Yine başvurudan çıkartılan 37. Sınıftaki “İnşaat hizmetleri, inşaat araç- gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri.” İle dayanak markada yer alan “Depo inşaat ve onarım çalışmaları; bina otomasyon tesislerinin kurulumuna ilişkin danışmanlık hizmetleri; bina inşaatıyla ilgili danışmanlık; araç onarım danışmanlığı; motorlu taşıtlar, forkliftler, kamyonlar, römorklar, çekici traktörler, el arabaları/yük taşıyıcıları, elektrikli cihazlar ve elektroteknik cihazlar, motorlar, elektrik motorları, dişli kutuları, makineler, paketleme ve ambalaj makineleri ve cihazları ile asansörlerin onarımı ve bakımı; kaldırma ekipmanlarının, kaldırma ekipmanlarının, taşıma ekipmanlarının ve güvenlik sistemlerinin kurulumu, onarımı ve bakımı” hizmetlerinin aynı, aynı tür ve benzer hizmetler olduğu ve benzer ihtiyaçları karşıladığı anlaşılmıştır.
Başvurudan çıkartılan bahse konu mal ve hizmetler redde mesnet markadaki hizmetlerle aynı/ aynı tür olup tüketiciler nezdinde aynı ihtiyaçları karşılamaktadır.
Bu kapsamda başvurudan çıkartılan dava konusu hizmetlerin bir kısmı daha özenli ve dikkatli bir tüketici kesimine hitap etmekteyse de; ilgili hizmetlerin tüketicisi, genel olarak makul derecede bilgili, dikkatli ve gözlemci olarak kabul edilen ortalama tüketici olmakla birlikte, toplumun pek çok kesiminden oluşan geniş bir kitledir.
Davaya konu başvuru markası görsel olarak değerlendirildiğinde, karakteristik şekilde yazılı “kian” ibaresi ile üstte çerçeve içerisinde yer alan yine karakteristik “K” harfinden oluşmuştur. Dayanak marka da düz yazı şeklinde “kion” ibaresinden oluşmaktadır.
Şekil ve sözcükten oluşan karma markalarda karıştırılma ihtimali bakımından sözcüğe ağırlık verilmesi gerekmektedir. Zira sözcük markaları hem sözle hem yazı ile kolayca ifade edilmektedir. Kelime markalarında ise, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Buna göre markalar arasında ilk iki harf ve son harf ortaklığından kaynaklı düşük düzeyde benzerlik olabilecektir.
İşitsel olarak davacı markası ....” şeklinde telaffuz edilirken davalı markası .... şeklinde telaffuz edilecektir. İşitsel benzerlik, markaların telaffuzlarına göre kulakta bıraktıkları sese göre söz konusu olan benzerliktir. Karıştırılma mevcudiyeti için, kimi zaman işitsel benzerlik yeterli olabilir. Bunun yanında görsel benzerlik ve/veya kavramsal benzerliğin de bulunması gerekli değildir.
Ortalama tüketici kelimenin ilk hecesine, kelimenin diğer kısımlarına nazaran daha büyük dikkat vermektedir. Özellikle kelimelerin sonunda yaygın biçimde karşılaşılan son ekler veya heceler, kelimenin işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahiptir. Ancak, bu durum kelimenin başlangıç kısmının tanımlayıcı olması ya da kelimenin vurgusunun son kısımda yoğunlaşması durumunda geçerli olmayacaktır. İşitsel olarak ortaya çıkan farklar, kısa kelimelerde uzun kelimelere göre daha büyük etki göstermektedir. Üç ya da dört harften oluşan kelimelerde, sadece tek bir sesin farklı olması kelimeler arasındaki benzerliği ortadan kaldırmak için yeterli olabilir. Bu durum sadece harflerden veya rakamlardan oluşan markalar için de geçerlidir. Bununla birlikte, uzun kelime markalarındaki bu tip farklar işitsel karakterin önemli ölçüde değişmesine yol açmamaktadır.
Bununla birlikte diğer marka türlerinde olduğu gibi işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali değerlendirilmesinde de markayı taşıyan malların, hizmetlerin muhatap alıcı veya kullanıcı kitlesinin de dikkate alınması gereklidir.
Bu kapsamda üçüncü hecelerdeki “a” ile “o” sesli harflerindeki farklılığın işitsel düzeyde yeterli yüksek düzeyde farklılık yaratmadığı, redde mesnet markalar ile başvuru markasının ilk hecelerinin birebir aynı olması karşısında ibarelerin, söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları gözetildiğinde taraf markalarının baskın unsurlarının aynı olması ve işbu seslerin aynı şekilde, aynı vurgu ile ifade edilmesi sebebi ile yüksek düzeyde benzerlik olduğu değerlendirilmiştir.
Kavramsal olarak değerlendirildiğinde, ne .... ibaresinin bilinen bir kaşılığı bulunmaktadır. Her iki marka da özgün olarak oluşturulmuştur. Ancak bu durumda dahi tüketici zihninde davacı markasını davalı markası gibi algılayabilecek yahut yenilenmiş versiyonu giibi algılayabilecektir.
Karıştırılma ihtimali yönünden nispi ret nedenine ilişkin düzenleme, kısaca bir marka başvurusunun daha önce yapılmış başvuru veya tescilli bir marka ile “karıştırılma ihtimali” bulunması ve önceki marka ya da başvuru sahibinin itiraz etmesi koşuluyla başvurunun reddini öngörmektedir. Şu halde, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin aynı ya da benzer ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı ya da benzer olması gerekir.
..... sayılı kararında özetle; “… Davalı işaretini gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdığı davacı markalarının bıraktığı intibayı hatırlayacak ve en önemlisi, bu hatırlama davalı adına tescil olunan itiraza konu markanın daha önce tescil edilip kullanmakta olan davacı markalarının bir başka versiyonu, serisi veya uzantısı olduğunun ya da davacının vermiş olduğu bir lisans gereği ürünler üzerinde kullanıldığının algılanmasına yol açabilecektir” denilmiştir.
İki marka arasında iltibas oluşup oluşmadığının tespiti yapılırken bu markanın hitap ettiği kesimi ve bu kesimin özelliklerini ve formasyonunu.... Sayılı kararında “… Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ise ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” diyerek halk nezdinde karıştırılma durumuna açıklık getirmiştir.
Karıştırılma ihtimali kavramına çağrıştırma (bağlantı kurma) suretiyle karıştırma da dahildir. Yani tüketicinin, marka malların benzerliği nedeniyle her iki malın kaynağının aynı firma olduğu düşüncesi ile biri yerine diğerini tercih etme riski mevcut ise karıştırma ihtimali vardır. ... kararlarında belirtildiği üzere; “mal veya hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirilirken, aralarında mevcut olabilecek ilişkinin mahiyetinin belirlenmesinde tüm ilgili faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler; onların doğası, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbirleriyle rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı nitelikte mi olup olmadıklarıdır.” Karşılaştırma konusu mal veya hizmetlerin aynı veya aynı türden olması, markalar arasındaki küçük bir benzerliğe rağmen markalar arasında iltibasa yol açabilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ve taraf markaları arasında yapılan bütüncül değerlendirmeler sonucunda, her iki taraf markası da bütünsel anlamda işitsel duyuda bıraktıkları algılarda baskın unsur olarak ve markaların başında yer alan ibareler yönünden sesli ve sessiz harflerin çok büyük oranda eşleştikleri (kian / kion) anlaşılmakla birlikte tüketici algısında işaretlerin başlangıç seslerinin, soldan sağa okuma ilkesi uyarınca daha vurgulu ve ön planda olan unsurlar olacağı değerlendirilmiştir. Zira sözcük ve şekil unsurlarından oluşan markalarda, tüketici algısında sözcük unsurunun daha ön planda olmasının temelinde, tüketicinin, mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken, figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade etme eğilimi yer almaktadır. Nitekim bu durum doktrinde söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi olarak kabul edilmiş bir ilke olup bu çerçevede dava konusu markanın ilk algısı ve bu algının üçüncü kişilere aktarımında ön plana çıkacak yegane unsur “kian” kelimesi olacaktır. Taraf markaları arasındaki 3. Harflerde oluşan farklılık kulakta çok düşük düzeyde kalacak olup işaretler arasında belirgin bir fonetik ya da görsel farklılık yaratamadığı değerlendirilmiştir. Çekişme konusu sözcük markaları ile karşılaşmış bir tüketicinin, bu markayı davalının markası altında yer alan aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde zihninde önceki markanın canlanma ihtimalinin kuvvetli olacağı değerlendirilmiştir. İşaretler arasındaki bu benzerlik düzeyinin, ilgili tüketici grupları nezdinde dahi işaretlerin karıştırılmaları sonucunu doğurabileceği, tüketicinin işaretlerin iktisadi – idari kaynakları bakımından yanılgı yaşayabilecekleri, tüketicinin her iki markayı her zaman aynı anda görüp detaylarını karşılaştırabileceğinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, bu haliyle ilgili tüketici kitlesi nezdinde dahi çekilme konusu olan “kian” ayırt edilemeyecek düzeyde önceki marka içerisinde kullanımı nedeniyle, bu tüketici kitlesinin dahi taraf markaları arasındaki iktisadi ilişkiyi sorgulayabileceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ilgili tüketici, dava konusu başvuru markasını davalı markasının yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi sanabilecek yahut davalı tarafından sunulan yeni bir hizmet olarak algılayabilecektir. Nitekim benzer şekilde iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilecek ve taraf markalarının farklı kaynaktan geldiğini anlamayabilecektir. Bu kapsamda bahsedildiği üzere taraf markalarını gören tüketicinin, markaları bir arada gördüklerinde birbiri ile ilişkili, birbirinin serisi olarak algılama ihtimali yüksektir. Nitekim taraf markalarında birbirinden farklılaşmayı sağlayacak ayırt ediciliği yüksek başkaca unsur da bulunmamaktadır. neticede, çekişme hizmetler yönünden taraf markalarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, çağrışımlarının ve bir bütün olarak uyandırdıkları kanaatin aynı olacak şekilde markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının Başvuru İbaresi Yönünden Gerçek Hak Sahipliği İddialarının Değerlendirmesi;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Buna göre; bir markayı ihdas ve istimal eden kimse, o markanın gerçek sahibidir ve açıklayıcı etkiye sahip olan tescile karşı üstün ve öncelikli hak sağlamaktadır. Bu ilke uyarınca, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte önceye dayalı gerçek hak sahipliği, tescil edilmiş bir markayı hükümsüz kıldırmadan, hak sahibine kendi markasını tescil ettirme hakkı vermeyecektir.
Tescilsiz markaya kanun ile sağlanan koruma hakkı, sadece tescilsiz markanın ilk kez kullanılması ile doğmaz. Aksine, bunun dışında markanın korunmasını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmak zorundadır. Bu sebep, tescilsiz olarak kullanıla gelen markanın; belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmiş olmasıdır. Yani hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir. Kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanma kavramının en temel unsuru işaretin ilgili tüketici kesimi tarafından marka olarak benimsenmesidir. Benimsenme ile kastedilen kullanıma konu işaretin ilgili tüketici çevresi tarafından teşebbüsün mal veya hizmetine işaret eden bir marka olarak algılanmasıdır.
İlgili çevre, ibarenin kullanıldığı mal veya hizmetlerin mevcut ve potansiyel tüketicileri ile bu alanda mal veya hizmet üreten, sunan ve dağıtan diğer kişilerden oluşmaktadır. Bu yönüyle ayırt edici niteliğin toplumun tüm kesiminde değil ilgili çevrede kazanılmış olması da yeterli görülmektedir.
Önceye dayalı kullanım hakkının değerlendirilmesinde, işaretin kullanıldığı coğrafi alan, kullanımın niteliği, süresi, işarete yapılan yatırımlar, işaretin pazar payı ve işaretten elde edilen ciro vb. hakkında olmalıdır. Sınırlı sayıda olmamakla birlikte markasal kullanıma ilişkin faturalar, sipariş formları, mali ve finansal tablolar, ticaret odalarının beyanları, medyaya yansıyan haberler, makaleler, reklam ve tanıtıma yönelik belgeler denetlenebilir olmaları kaydıyla delil olarak sunulabilmektedir. Söz konusu delillerin kullanımın yoğunluğu ve süresi ile etkilenen coğrafi alan, kullanımın süresi, pazar payı ve elde edilen ciro hakkında bilgi verebilir nitelikte ve sayıda olmalıdır.
Buna göre; davacının marka başvurusu yönünden önceye dayalı üstün hak değerlendirmesi yapılamamaktadır. Zira mevzuattaki düzenlemeye göre; bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır.
Mevzuat, gerçek hak sahipliği iddiasını “üçüncü bir kimse tarafından” aynı/benzer “marka başvurusu yapılmasında” “tescilsiz olarak o markayı yahut o markanın ayırt edilemeyecek düzeyde benzerini kullanan marka sahibi”ne karşı ileri sürülebilecek bir hak olarak düzenlemiştir.
Neticede, gerçek hak sahipliği iddiası davacının kendi marka başvurusu yönünden ... İptali davasında değerlendirilemeyecek olup, bu hakka dayalı başka bir markaya itiraz etme veya başka markaya karşı açılabilecek başka bir davanın konusunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Kurum aşamasında davacının başvurusundan çıkartılan “07.Sınıf: Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar.İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri: asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar.35.Sınıf: İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri ve 37. Sınıf: İnşaat hizmetleri, inşaat araç- gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri.” yönünden taraf marka ve işaretleri arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının kendi marka başvurusu yönünden kanunda düzenlenen gerçek hak sahipliği şartının sağlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır