Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında trafik kazası kaynaklı sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde, yabancı uyruklu davacının teminat yatırma yükümlülüğünün mütekabiliyet esası kapsamında değerlendirilmesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazasında yaralanan yabancı uyruklu bir yayının, sigortalı aracın trafik sigortacısından sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği davayı ele almakta olup, ilk derece ve itiraz hakem heyetleri davacının talebini kısmen kabul ederek tazminata hükmetmişken, davalı sigorta şirketinin temyiz başvurusu üzerine yüksek mahkeme, yabancı gerçek kişilerin yargılama giderleri ve karşı tarafın zararını karşılamak üzere teminat gösterme yükümlülüğünü (MÖHUK m.48) vurgulayarak, karşılıklılık (mütekabiliyet) esası bulunmadıkça bu teminatın bir dava şartı olduğunu ve yerine getirilmemesi halinde davanın reddi gerekeceğini belirtmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/1282 Değişik İş, 2024/1272 Kararİtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 10.03.2023 tarihinde davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla toplam talebini 503.102,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun olmayan başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faizin uygulanması gerektiğini, kusur raporu alınması gerektiğini, yasal faize hükmedilebileceğini, temerrüdün gerçekleşmediğini ve davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sunduğu 04.10.2023 tarihli maluliyet raporuna göre davaya konu trafik kazasından dolayı %5 oranında sürekli malul kaldığı, raporun usule uygun olduğu, hakemce alınan kusur raporuna göre davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %40 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulüne, 268.326,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 234.776,00 TL'nin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZUyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının yabancı ülke vatandaşı olduğu anlaşılmakla, teminat yatırması gerektiğini, usule uygun başvuru yapılmadığından usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun usulsuz olduğunu, kaza tespit tutanağı düzenlenmediğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, geçici taleplerden davalının sorumlu olmadığını, adli rapor ücretinin reddi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, uzlaşmanın araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini ve davacı lehine nisbi vekalet ücretinin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir. 1. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla İtiraz Hakem Heyetince verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.MÖHUK’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında ise “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup Hakem Heyetince başvurucunun teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.VI. KARAR1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.