Yargıtay 3. Ceza Dairesinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunda organik bağ ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarının değerlendirilmesine ilişkin itiraz incelemesi.
Özet: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, sanığın silahlı terör örgütüne üyelik suçunu oluşturup oluşturmadığına dair itirazı üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesi gereği yapılan incelemede, örgüt üyeliğinin örgütün amacını benimseme, hiyerarşik yapısına dahil olma, emirleri sorgusuz yerine getirmeye hazır olma ve örgütle organik bağ kurarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemlerde bulunma şartlarını detaylandıran yasal mevzuat ve yerleşik yargısal içtihatlar doğrultusunda, önceki bozma kararının yeniden değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.
3. Ceza Dairesi         2025/1495 E.  ,  2026/10509 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2020/773 E., 2021/99 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/923 E., 2020/66 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2024 tarihli ve 2022/29811 esas, 2024/15434 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2025 tarihli ve KD-3-2021/26711 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
İtirazın konusu, sanığın sübut bulan eylemlerinin .../PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Konuya ilişkin yasal mevzuat ve yerleşik yargısal içtihatlar incelendiğinde;
1- Silahlı terör örgütüne üye olma suçu ve suça konu delillerin takdir edilmesi ile ilgili mevzuat
TCK'nın "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220. maddesinin birinci fıkrası;"(1)Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir."
TCK'nın "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314. maddesi;
"(1)Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir....
(4)Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. "
Şeklinde düzenlenmiştir.
3713 sayılı TMK'nın "Terör tanımı" kenar başlıklı 1. maddesi;
"Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."
3713 sayılı TMK'nın "Cezaların artırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi;
"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur."
3713 sayılı TMK'nın "Terör örgütleri" kenar başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrası;
"Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1 inci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanunu'nun 314 üncü maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır."
Şeklinde düzenlenmiştir.
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, S. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu Özel Kısım S.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt S. 28, Özgenç Genel Hükümler S.280).
Terör örgütleri ideolojik amaçları olan suç örgütleridir. Terör örgütlerini, suç örgütlerinden ayıran bu ideolojik amaç; 3713 sayılı Kanun'un 1. maddesinde gösterilen Cumhuriyetin Anayasa'da belirtilen niteliklerine karşı olabileceği gibi, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Türk Devleti ve Cumhuriyetin varlığına, Devlet otoritesini zaafa uğratmaya veya yıkmaya ya da ele geçirmeye, Devletin iç ve dış güvenliğine, kamu düzeni veya genel sağlığa ya da temel hak ve hürriyetlere yönelik de olabilmektedir.
3713 sayılı Kanun'un "Terör örgütleri" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle, 1. maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır." hükmü ile TCK'nın 314. maddesine atıf yapılmıştır.
Örgütlü suçluluğun özel bir türü olarak öngörülen, TCK'nın "Silahlı Örgüt" başlıklı 314. maddesinde; TCK'nın ikinci kitap dördüncü kısmının dördüncü bölümünde yer alan Devletin güvenliğine karşı suçlar ile beşinci bölümünde yer alan Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine
karşı suçları işlemek amacıyla silahlı örgüt kuran, yöneten ve örgüte üye olanların cezalandırılmaları öngörülmüş ve maddenin son fıkrasında; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümlerin, bu suç açısından aynen uygulanacağı ifade edilmiştir.
2- .../PDY silahlı terör örgütüne ilişkin genel açıklamalar
.../PDY silahlı terör örgütü, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; Altın Nesil adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütüdür.
Söz konusu terör örgütü, nihaî amaçlarına ulaşmak gayesiyle öncelikle askeriye, mülkiye, emniyet, yargı ve diğer stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek için kendilerine engel olacaklarını düşündüğü bürokrat ve personelin sistem dışına çıkarılmasını sağlayarak örgüt elemanlarını bu makamlara getirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm Anayasal kurumlarını ele geçirmeye yönelik nihaî hedefi bulunan .../PDY silahlı terör örgütü, söz konusu ele geçirme süreci tamamlandıktan sonra devlet, toplum ve fertlere dair ne varsa ideolojisi doğrultusunda yeniden dizayn ederek oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomik, toplumsal ve siyasal gücü yönetmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç hâline gelmek amacıyla hareket etmektedir.
Örgütte sıkı bir disiplin ve eylemli bir işbirliğinin bulunduğu, örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak grup imamları tarafından emir talimat verilmesi ve üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için ... gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasa'da öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükûmet ve diğer Anayasal kurumları feshedip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla Emniyet, Jandarma, MİT ve Genelkurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan mensupları vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme ve yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiği, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüt
faaliyetleri kapsamında işlenen diğer bir kısım eylemlere ilişkin bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, bu davalarda verilen mahkeme ve Yargıtay kararları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında;
.../PDY silahlı terör örgütü, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzere kurulan bir maşa olarak; Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkıp ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri ... tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek için hareket etmiştir. Gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan yöntem, bir kısım örgüt mensuplarının silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkânlarının var olması ve örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi hâlinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314. maddesi kapsamında bir silahlı terör örgütü olduğu anlaşılmaktadır.
3- Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesine Dair Açıklamalar
Şüpheden sanık yararlanır ilkesi çerçevesinde yüklenen fiilin sanık tarafından işlendiği sabit görülmediğinde, bu durum sanığın lehine yorumlanması suretiyle atılı suçtan beraatine karar verilecektir (... , “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Sisteminde Adil Yargılanma Hakkının Temel Unsuru Olarak Masumiyet Karinesi”, 2004, 8 (3-4), ... Üniversitesi ... Hukuk Fakültesi Dergisi, s. 295-296). Bu ilke, suçsuzluk karinesiyle de bağlantılı olup, ceza muhakemesinde suçsuzluk karinesi, güvence niteliğinde bazı neticeler meydana getirmektedir. Bu neticeler, ispat yükünün iddia makamında olması, susma hakkı, şüpheden sanığın yararlanması, tutuklulukta makul süreye riayet edilmesi ve hukuka aykırı delillere dayanma yasağı olup, bu güvenceler sayesinde güvenli bir muhakeme neticesinde sanığın cezalandırılması veya aklanması söz konusu olmaktadır (... , “Suçsuzluk Karinesi”, 2012, (1), Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, s. 139).
Bu kapsamda amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşmak suretiyle adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit görülen sanığı cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzeninin yeniden tesisini sağlamak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri olarak şüpheden sanık yararlanır ilkesi kabul edilmektedir. Bu ilkenin esası, ceza yargılamasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi açısından dikkate alınması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi olup, oldukça geniş bir uygulama alanı olan bu ilke, yargılamaya konu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphenin bulunup bulunmadığı durumları yönünden söz konusu olmaktadır. Sanığın bir suçtan mahkumiyetine karar verilebilmesinin temel koşulu, suçun hiçbir şüphe söz konusu olmayacak kesinlikle ispat edilmesi olduğundan, gerçekleşme şekli şüpheli bulunan veya tam olarak aydınlatılmayan olaylar ve iddialar,
sanığın aleyhine yorumlanmak suretiyle mahkumiyet hükmü kurulamayacağı gibi ceza mahkumiyeti, herhangi bir ihtimale değil, açık ve kesin bir şekilde ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmının gözardı edilmesi suretiyle ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe ya da başkaca türlü oluşa olanak tanımayacak açıklıkta olmalıdır (YCGK 03.04.2024 tarihli ve 2018/1-1 62... /156 sayılı kararı). Bu sayede şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ceza muhakemesinde gerçekleştirilmesi söz konusu olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dosya kapsamına göre; örgütün esnaf mütevelli heyetinde yer aldığı, yıllık ortalama 2000 TL himmet verdiği, 2015 yılına kadar örgütün sohbet adı altında düzenlediği gizli toplantılarına katıldığı, haklarında .../PDY terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma yapılan çok sayıda kişi ile telefonla irtibat kurduğu ve yurt dışına girirş-çıkış yaptığı, örgütle irtibatlı ve iltisaklı olmaları nedeniyle kapatılan ... İş Adamları Derneği ve ... Dayanışma ve Yardımlaşma Derneğine üye olduğu, bir dönem örgüt içerisinde olduğunu ikrar eden ve örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonrada örgüt içerisinde ki faaliyetlerini devam ettirdiği sabit olan sanığın, örgütsel faaliyet olarak kabul edilen bu eylemlerinin, örgüt hiyerarşisine organik bağ ile dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, süreklilk ve yoğunluk içerdiği konusunda şüphe bulunmadığı ve sanığın sübut bulan eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu düşünüldüğünden, Yüksek Dairenin bozma kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurmak gerekmiştir.
II. GEREKÇE
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yazısı, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan .../PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında,
Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri ve tanık beyanları nazara alındığında; suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı kullandığı veya örgütsel iletişim ağına dahil olduğu saptanamayan, soruşturmanın en başından itibaren aksi kanıtlanamayan savunmalarında da görüleceği üzere içeriği belli olmayan sohbet toplantılarına katılma ve örgütle iltisaklı dernek üyeliği dışında hakkında delil bulunmayan sanığın bu haliyle dosya kapsamına yansıyan eylemleri hiyerarşik yapıya girip organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik göstermediğinden, eylemlerinin sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği şeklindeki Dairemizin bozma ilamında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından oy çokluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE,
2. Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2024 tarihli ve 2022/29811 esas, 2024/15434 sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine dair kararına iştirak edilmemiş olup itirazın yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İncelenen dosya kapsamında, sayın çoğunluk ile aramdaki ihtilaf, sanığın dosyaya yansıyan eylemlerinin .../PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne beyanları esas alınan ve duruşmada sanık ve müdafiinin huzurunda dinlenilen tanıklar ...., ...., ... ., ...., ... , ... , ... , ... ve ... 'nin beyanlarında özetle, sanığın örgütün esnaf mütevellisi içerisinde yer aldığını, düzenli olarak toplantılara katıldığını, örgüte himmet adı altında finans desteği sağladığını, mütevelli toplantıları dışında dini sohbet toplantılarına da katıldığını ve örgüte bağlı bağlı birisi olduğu beyan ettikleri, bununla birlikte sanığın kendisine ait olduğunu kabul ettiği sosyal medya hesabından, örgüte ve bir kısım örgüt mensuplarına karşı yapılan operasyonlar aleyhine, örgüte ve örgüt liderine bağlılığını açıkça gösterecek şekilde 2015 yılının Ekim ayına kadar paylaşımlarda bulunduğu, bu şekilde sanığın örgütle irtibatının bu tarihe kadar devam ettiğinin anlaşıldığı,
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;
Siirt il sorumlusu olan ...'nın ve mütevelli sorumlusu olan ... 'nin doğrudan mütevellilere yönelik olarak düzenlediği görünüşte "sohbet" adı verilen ancak içeriği itibariyle örgütsel eğitim ve bilinçlendirme toplantılarına uzun yıllar boyunca hem salı hem de perşembe günleri yapılan, katılan yıllık 2000 TL himmet veren, belirlenebildiği kadarıyla bu faaliyetlerini örgüte karşı operasyonel eylemler başladıktan sonra da ısrarlı bir şekilde sürdüren ve
örgütle irtibatını ortaya koyacak şekilde sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulunan sanığın silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemlerde bulunduğu sabit olduğundan sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen mahkumiyet kararının yerinde olduğu ve hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin yerinde olduğu düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine" karar verilmesi yönündeki kararına iştirak edilmemiştir.